Nevâl El-Seddavi

Nevâl El-Seddavi

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.7
2.389 Kişi
okuyor-dolu
7,2bin
Okunma
v3_begen_dolu
368
Beğeni
goz
11,1bin
Gösterim
Tam adı
Nevâl el-Saadavi, Naval Al Saadavi, Nevâl es-Saadavi, Nevâl El-Saddavi
Unvan
Mısırlı Feminist Yazar, Aktivist ve Psikiyatrist
Doğum
Kafr Tahla Köyü, Kahire, 27 Ekim 1931
Yaşamı
Neval El Saddavi (Arapça: نوال السعداوى) (d. 27 Ekim 1931) Mısırlı feminist yazar, aktivist ve psikiyatrist. Nil Nehri kıyısındaki Kafr Tahla köyünde doğdu. İslam'da kadının yeri üzerine pek çok kitap yazmıştır. Saddavi tüm dünyada feminist ve aktivist kişiliği ile tanınmaktadır. İslamiyet’te kadın başlığı altında birçok kitap yazan yazar ülkesinde kadın sünnetini engellemek amacıyla eylemlerde bulunmuş, bu eylemlerden ötürü hapse girmiştir. Kahire'de ve ülkesinin kırsal kesimlerinde doktor ve psikiyatrist olarak görev yapan Saddavi, eserlerinde Arap toplumunda kadının konumlanışını eleştirel bir dille ele almış ve bunu değiştirmeye çalışmıştır. Neval El Saddavi, uluslararası birçok ödüle sahip olmuş ve uluslararası ve ulusal birçok konferensa katılmış, eserleri otuzdan çok dile çevrilmiş bir yazardır. Yaşamı 1931 yılında Kafr Tahla adlı köyde doğan ve tıp eğitimi alarak psikiyatri doktoru olan El Saddavi, çeşitli şehirlerde çalışmış ve sağlık alanında birtakım yazılar yazmıştır. Arap kadınların sorunlarını ele aldığı ve 1972 yılında yazdığı "Woman and Sex" adlı kitabı, laik ve dini kesimler tarafından suçlanmıştır. İngiliz işgaline ve Camp David Sözleşmesi'ne karşı çıktığından dolayı tutuklanmıştır. Kocasından boşanma ve Mısır'dan atılma cezası almıştır. Kadınların yanında işçi sınıfının da sorunlarını da çekinmeden dile getirdiği için siyasi kesim tarafından tepki alarak işinden uzaklaştırılmış, hapse girmiş ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. Mücadelesi sonucunda ölüm cezasından kurtulan El Saddavi, hâlen yazmaya devam etmektedir. Kitapları birçok dile çevirilmiştir.
127 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kadın...
Gerçekten çok çaresizim… Kitabı iki saat kadar sürede bitirdim. Nasıl bittiğini bile anlamadan. Üstüne kaç defa daha içini karıştığımı, üstüne düşündüğümü bilmiyorum. Üç gündür ruhum inanılmaz yorgun. Bir şeyler yazmalıyım diyorum ama ne yazsam eksik kalacak sanki. İlk kez bu kadar yoğun yaşıyorum bu duyguyu. Kafamdakileri toparlayabilmeyi dileyerek başlıyorum… Son üç gündür ben, ben değilim. Ben Firdevs'im, ben Ayşe'yim, ben küçük yaşta o pis ellerin dokunduğu küçük Leyla'yım, daha 8'ne varmadan ergin sayılan hatun kişi olan kadın Ünzile'yim… Çocukken tacize uğradım, okutulmadım, evlendim kocamdan dayak yedim, yetmedi hırsıyla birlikte dayağının ardından tecavüze uğradım. Dışarıda hor görüldüm, ne sesim duyuldu ne fikrim! Görülen tek şeyim bedenim. Sadece bir beden. İhtiyaç görünmekten öteye gitmeyen. Hizmetten öteye gitmeyen. Köle bir beden. İçinde sıkışıp kalmış bir ruh. Tüm kadınların acısını yüreğini paramparça ederek hissetmis biriyim yalnızca şimdi. Elinden hiçbir şey gelmeyen sadece bomboş bakarak bir şeylerin değişmesini dileyen bir kadınım. Tıpkı diğer kadınlar gibi… Bilenler bilir bu toplumsal konularda ve kadınla ilgili olan her konuda biraz hassasım. Bununla da gurur duyuyorum -her ne kadar çoğu zaman göze batsam da-. Daha önce incelediğim Galeano’nun Kadınlar kitabında ağırlıklı (#31664853 ) , diğer birkaç kitabın incelemesinde de bu konulara değinmişliğim var. Bu konu benim hassas yaram. Bir nevi ameliyatlı yerim. Bunun böyle olmasında birçok etken var elbet,birçok kadın gibi benim de… Muhteşem Gatsby’nin filmini izlerken bir söz beni vurmuştu. Gatsby’nin sevgilisi Daisy güzel bir kızı olduğunu söyledikten sonra “Bir kızın bu dünyada olabileceği en iyi şey bu; güzel küçük bir aptal.” demişti. Gerçekten bunun zihnime kazındığını söyleyebilirim. Bunu söylerken ki yüz ifadesi bile zihnimde... Bazen bilinçli olmanın gerçekten insanı çok yorduğunu fark ediyorum. Acaba hiçbir şeyin farkında olmayan aptal biri olmak nasıl bir duygu. Sonra düşüncemin tiksinçliğiyle kendime gelip bunun yaşamak olmadığını görüyorum. Sahi.. görerek, bilerek, acı çekerek susmak da aptallığa dahil değil mi? Böyle yaşamak da yaşamak mı? Sıfır Noktasındaki Kadın, yazarımız Neval El Seddavi’nin nevrozlu kadınlar ilgili araştırma yaparken Kanatır Cezaevinde rastladığı bir kadın olan Firdevs’in hayat hikayesini anlatır. Kitabı bir kenara koyup yarın devam ederim düşüncesiyle masaya falan bırakamıyorsunuz, yanında çay kahve içeyim keyifle okuyayım gibi bir düşünce varsa kafanızda onu da atın. Kitabı okurken de bittikten sonra da keyif biraz size haram olacak, inanın. Bu kitap acı bir kitap, derin bir kitap. Rahatsız olacaksınız, olmalısınız da! İçeriği hakkında bilgi vereceğim, uyarılır! Firdevs çocukluğundan itibaren kadın olanlardan. Hani şu Aysel Gürel'in yazdığı insan dölü, Ünzile gibi. Küçücük çocukken hayvanlara bakıyor, ekmek yapıyor. Küçük birer köle olarak başlıyor hayatının yolculuğu. İlk başta amcası uzatıyor ona iğrenç ellerini. Hem de annesi ve babasından daha çok sevdiği amcası. Annesine nasıl dünyaya geldiğine dair sorular sormaya başlayınca bir ton dayak yiyor önce. Sonra annesi elinde jiletli bir kadını çağırıyor, sünnet ettiriyor kızını. Annesi! Almaya başladığı hazzı sorgulama yapmasına sebep olduğunu mu düşünüyor nedir bilmem. Elbet klitorisinden olan Firdevs sorgulama yetisinden de olmuyor. Fikrin önüne kimseler geçemez! Okumayı çok istiyor bu yüzden şu ilk ellerini uzatan amcası, üniversite okuyan amcasının yakasına yapışıp okula gitmek istediğini söylüyor, anne babası ölünce de götürüyor amcası. Ortaokul diplomasina sahip olan Firdevs için hayat, okulu bittikten sonra başlıyor. Amcası tarafından yaşlı iğrenç bir herifle evlendiriliyor. Daha küçücükken yemek yapıyor, tiksinç kocasına "karılık" yapıyor, dayağını yiyip susuyor. "Dayaktan uslanalı Hiçbir şey sormuyor…" En sonunda evden kaçıyor dışarıda da başına gelmeyen kalmıyor ve en sonunda hayat onu fahişe olmaya itiyor. ... Kitapta öyle vurucu yerler var ki okuduktan sonra ciddi anlamda uzunca düşündürdü beni. Başınıza aldığınız bir darbe sonrasındaki duraklama gibi bir etkiye sahipti bu cümleler… Bir kadına yalnız olmayı öğütler gibiydi, tek başına olmanın en üstün olduğunu bir erkeğe hiçbir zaman sarılmamanız gerektiğini öğütler gibiydi. Feminizmi hissettiren öğreten bir kitaptı benim için. Özellikle bu alıntı... "Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve cennetteki her iki dünyayı da erkeklerin ellerinde tuttuklarını biliyordum. Erkeklerin kadınların bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar öyle yada böyle, fahişeydiler" Üzerine tek kelime dahi etmeyeceğim. Yoruldum. Çok ama çok yoruldum. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini görüyorum çoğu zaman. Böyle geldik böyle gideceğiz galiba diyorum. Acıyor şuram… Küçükken taciz, tecavüz edilen yavrulara, Daha yeni regl olmaya başlamışken evlendirilen o kız çocuklarına, Kocasının her hizmetini görüp dayak yiyen kadınlara, kocası tarafından tecavüze uğrayan kadınlara, yok sayılan kadınlara, ağlayan kadınlara, çaresiz kadınlara yazıyorum tüm bu yazdıklarımı. N'olur susmayın! N'olur kabullenmeyin! N'olur ben buradayım, deyin! N'olur yıkın çığlıklarınızla bu dünyayı! Sesinizi çıkarın! Size ayıp diyenlerin ne çirkefmiş diyenlerin suratına tükürün! Bunu yapacaklar size, o senin kocan döver tabii, diyecekler! Susmanızı böyle kabul etmenizi isteyecekler yapmayın! Acımasız olun size acımasız olanlara! Yorgunum. Söyleyecek tek kelimem kalmadı artık bu düzene. Yaşadıklarınızın karşılığını bulmaniz temennisiyle! "Korkar durur gitmez Köyün en son çitine İnanır o sınırda dünyanın bittiğine Ünzile insan dölü Bilinmezlere gebe Sırların mihnetini Yükleyip de beline…" youtu.be/DmvfQOJtiOE
Sıfır Noktasındaki Kadın
Sıfır Noktasındaki Kadın
Nevâl El-Seddavi
Nevâl El-Seddavi
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.7/10 · 6,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
112 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Mısırlı feminist yazar Neval el Seddavi'nin 1987'de basılmış olan kitabı. Cinayet işlemekten dolayı idama mahkûm edilen Mısırlı fahişe Firdevs’in yaşamını anlatan biyografik romanı. Erkeksi iktidarın gölgesinde gerçek kimliğini bulamayan, böyle bir ortamda kadın olmanın, insan olmanın, fahişe olmanın ne anlama geldiğini üstüne üstelik bir kere değil, her seferinde nasıl öldürülüp devam etmek için direndiğini, direndikçe kadın olmaktan bıktığını ve erkeklerden ne kadar muazzam kelimelerle nefret ettiğini öğreniyoruz. Okudukça anlıyoruz ki bu kitap sadece Firdevs'in değil, milyonlarca kadının biyografisi. Hepimiz Firdevs'in penceresinden bakarken, kendi penceremizin de aynı yerlerden geçtiğini fark ediyoruz. Her satırda biz seniz Firdevs demeye başlıyoruz. Sanki bir çok kadının hayatından kesitler tek bir Firdevs'te toplanmış gibi. Bütün duygularını teker teker, itina ile kaybettirilmiş bir kadının sokaklarda yürürken hayattan hiç beklentisi kalmadığını anladığındaki gözlerini görüyoruz ve o andan sonra o gözlerle bakmaya başlıyoruz. Sevgisizlik, şiddet, cinsiyet ayrımcılığı hepsinin ince ince işlenmesi ve bir kadının maruz kalabileceği daha bir çoğunun özetini okuyoruz. Kadının nasıl israf edilmeden bir mal gibi kullanıldığını okurken bir yandan da bir kadının tüm aldanışları var kitapta. Yaşamı da ölümü de aşmıştı; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor, ne de ölümden korkuyordu.
Sıfır Noktasındaki Kadın
Sıfır Noktasındaki Kadın
Nevâl El-Seddavi
Nevâl El-Seddavi
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.7/10 · 6,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
eda
ucnokta_yatay-1
112 syf.
·
2 günde
"Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve gökyüzündeki her iki dünyayı da erkeklerin ellerinde tuttuklarını biliyordum. Erkeklerin, kadınların bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar, öyle ya da böyle, fahişeydiler. " Bu kitap sizi okurken oldukça rahatsız edecek. Etmiyorsa eğer o zaman insanlığınızı sorgulamanız gerekiyor. Bir kadın.. Firdevs.. Baba sevgisinden yoksun, baba şiddetine mahkum. Ensest bir amca kurbanı. Cahil ve korku içinde yaşayan, ona yardım edemeyecek bir annenin zavallı kızı. Her yanı eksik, hayatı kendinden çalınmış bir insan. Hala değişmeyen bu iğrenç düzeni okumak, en ufak ilerleme kat edemediğimizi görmek, tacize ve şiddete maruz kalmış kadınların hala var olduğunu bilmek insanın canını yakıyor. Firdevslerin bitmesi umuduyla..
Sıfır Noktasındaki Kadın
Sıfır Noktasındaki Kadın
Nevâl El-Seddavi
Nevâl El-Seddavi
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.7/10 · 6,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
112 syf.
·
5 günde
~SIFIR NOKTASINDAKİ KADIN~
Dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi bir insan sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşuyor: Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu yaşam öyküsünde. - Firdevs'in gerçek hayat hikâyesini ilk okuduğumda liseye (2009) gidiyordum, kitaptan çok ama çok etkilenmiştim ve etkisinden de kolay kolay çıkamamıştım. (Hâlâ da çıktığım söylenemez.) Bu harika kitabı, kaçıncı okuyuşum inanın ki hiç bilmiyorum, benden kitap önerisi isteyenlere ilk önerdiğim kitaplardan biridir... Ben bu kitabı, kadın erkek farketmeksizin herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum ama özelikle erkeklerin kadınlarla empati kurabilmesi için, okuması gerektiğini düşünüyorum... Dediğim gibi, Firdevs'in gerçek hayat hikâyesi beni çok etkiledi. Bir solukta bitirebileceğiniz bu harika ötesi kitabı, kesinlikle herkese tavsiye ederim. ( Size yazar hakkında duyduğum küçük bir bilgiyi vereceğim, tabii doğruluk payı ne kadar bilemiyorum, gelelim vereceğim bilgiye: Neval El Seddavi için Mısır'ın Duygu Asena'sı deniyormuş biliyor muydunuz?) ~KEYİFLİ OKUMALAR~
Sıfır Noktasındaki Kadın
Sıfır Noktasındaki Kadın
Nevâl El-Seddavi
Nevâl El-Seddavi
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.7/10 · 6,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
121 syf.
Kitapta kadınların Ortadoğu’da yaşadıkları sorunlardan çok, toplumsal yozlaşmanın boyutlarını, din ve inanç adı altında, doğruluğuna inanarak gerçekleştirilen zulümlerin psikolojik geri planını, politika ve buna bağlı olarak şekillenen bürokrasinin baskısını, haksız ceza ve işkenceleri konu edinerek, Mısır özelinde, Ortadoğu genelinde büyüyen toplumsal çürümeleri muazzam şekilde anlatmış yazarımız. Bu sorunların genelde muhatabı kadınlar olduğu için, toplumsal meselelere değinirken kadınların sorunlarına da değinmiş diyebiliriz. Zaten Ortadoğu’da sorun* demek eşittir kadının varlığı kapısına çıktığı için yaşama hakkı bile elinden alınmaya çalışılan/alınan kadının cennette yeri ‘’gerçekten’’ var mı? sorusunu iyiden iyiye düşündürüyor. Çünkü tasvir edilen cennet kadınların gözünden ‘’erkek cehennemi’’ olarak tanımlanabilir. Düşünün orada bile bir huri olarak 40 kişiyle birlikte bir erkeğe köle ediliyorsunuz. Konu buraya varmadan yazarımız önce bu dünyadaki cehennemi bir çok hikaye ışığında bizlere anlatıyor. Bir Ortadoğu toplumu olarak bizler bu hikayelerin neresindeyiz peki? Vah vah! Diye okuyacağımız acı hikayelerden ibaret bir edebiyat ürünü mü bizler için? Yoksa, ne yapalım bu dünya böyle diyerek kabulleneceğimiz acılardan mı ibaret sadece? Yoksa bir başkaldırının, itiraz edebilmenin, ezber bozabilmenin fitili midir ateşlenen? Neresinde olduğunuz kim olduğunuzdur. Keyifli okumalar.
Kadının Cennette Yeri Yok
Kadının Cennette Yeri Yok
Nevâl El-Seddavi
Nevâl El-Seddavi
ucnokta_yatay-1
yildiz
6.9/10 · 58 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
583 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.