Nili Bilkur

Nili Bilkur

Çevirmen
8.5/10
26 Kişi
·
82
Okunma
·
0
Beğeni
·
35
Gösterim
Adı:
Nili Bilkur
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
200 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10 puan
Hadrianus; Roma İmparatorluğunun Hatay ve Suriye valisi iken tartışmalı bir şekilde (Askerlerin maaşını artırma sözü vererek) Roma İmparatoru olarak tahta çıkmış en sevilen 5 imparatorundan üçüncüsüdür.

Roma imparatoru olarak görev yaptığı 21 yıl 11 aylık görev süresi boyunca kendisinden önceki ülkenin topraklarının genişletilmesinden ziyade stoacı yönetime karşılık getirdiği ciddi reformlar ve eserler sayesinde sevilen bir imparator olmuştur. Bu özelliğinden dolayı Marguerite Yourceanar'ın ilk kez 26 yaşında eseri yazmaya başlayıp daha sonra aradan yaklaşık 15 yıl sonra kitabı tekrar yazmaya başlaması İkinci dünya Savaşı'ndan çıkan bir dünya için haklı olarak çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Ülkesini savaşlardan ziyade reformlarla, yasalarla, şehirlerde yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak açısından yapmış olduğu eserlerle gelişimine önemli katkılarda bulunan bir imparatordur.

Hayatının tüm ihtişamına, gösterisine rağmen kendisinden sonra gelecek imparator için yazmış olduğu mektubun kendisi ile hesaplaşmasını, hatalarını ve kendi doğrularına yer vererek önemli tavsiyelerde bulunduğu monolog şeklinde ilerleyen bir devlet adamının yaşayacağı önemli anlara dair buna kendi ölümü de dahil olmak üzere çok kapsamlı bir anlatım üzerinden Yourcenar farkı ile kitabı sadece okumak değil kitapta bahse konu olan o döneme ait yerlerin bir kısmını da görerek okuduğum için kendimi şanslı hissettiğim bir okuma oldu benim için. Burdur Ağlasun da bulunan Hadrianus sayesinde bambaşka bir şehir olan, o dönemin gözde şehri Sagalassos Antik Kenti'ni görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitabı okumayı düşünen herkese keyifli okumalar, keyifli gezmeler dilerim şimdiden .
319 syf.
·9/10 puan
Marguerite Yourcenar’ın tarih ve felsefeyi edebiyatın içinde erittiği başyapıtı Hadrianus’un Anıları, en sevilen Roma imparatorlarından biri olan Hadrianus’un selefi Marcus Aurelius’a hayatının son demlerinde yazdığı anılarını kurgulayan bir roman. Yourcenar’ın oldukça ince eleyip sık dokuyarak, çok fazla araştırma yaparak yazdığınız söyleyebiliriz bu tarihi romanı. Fakat kitabın asıl zenginliği, anlattığı tarihi kurgudan ziyade edebi dili, gerçekçiliği ve yazım tekniğinde bence. Yourcenar’ın çok güçlü bir kalemi var. Birinci tekil şahıs anlatımını kullandığı monolog şeklinde ilerleyen romanda, Hadrianus’un zihninden hayatını anlatırken koca bir dönem gözlerinizin önünden geçiyor. Bir Roma imparatoruyla beraber 2.yüzyılda bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yourcenar, kendisinden yüzyıllar önce yaşamış bir erkek, üstelik bir imparator hangi durumlarda neler düşünür, neler hisseder, nasıl davranır, bunları zihninde olağanüstü bir şekilde canlandırabilmiş ve çok başarılı bir şekilde aktarmış. Kitabı okurken hep Hadrianus kendisi yazsa sanırım hemen hemen bunları yazardı diye düşündüm. Romanda dönemin tarihi olaylarının yanı sıra Hadrianus’un dünya görüşü; yemek ve uykudan tutun da sanat, insan hakları, inançlar, savaş gibi birçok konuda fikirleri var ki bunlar yine son derece gerçekçi bir bakış açısı ve zengin bir edebi dille sunulmuş, öyle ki bu kısımlar tarihi kurguyu gölgede bırakmış. Hadrianus ne yapmış, neler olmuş kısmını bırakıp, zihnini açtığı kısımlarda kaybolmak istedim okurken. Hadrianus barışçıl ve insancıl yönü,sanata olan tutkusu, mimariye, kitaplara, heykellere olan düşkünlüğüyle biraz farklı bir imparator. Kolay okunan bir metin değil, özellikle ilk 100 sayfası ağır ilerliyor, kalan kısımlar olay anlatımının artmasıyla beraber daha hızlı bir tempoda okunsa da genel olarak sabır isteyen bir okuma. O yüzden herkese tavsiye ederim diyemem; ama edebi açıdan doyurucu ve biraz zorlu modern eserlerden hoşlanan herkese mutlaka tavsiye ederim. Çok büyük keyif alarak okuduğum ve yıllar sonra tekrar okuyacağım kitaplardan biri oldu.
277 syf.
·26 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hadrianus'un Anıları bu yılki Marguerite Yourcenar okumalarımın son kitabı oldu.Yedi kitap okumuşum Yourcenar'dan.Dört kitabı kaldı sanırım,( Türkçe çevirisi olan) okumadığım.Adam Yayınları'ndan yayımlanmış kitabı, harflerin küçüklüğü nedeniyle okumakta zorlandım. Helikopter Yayınları'nda daha iyiymiş harflerin puntosu.Metnin doluluğu da eklenince hayli uzun ve zorlu okuma oldu benim için.
Marguerite Yourcenar, Hadrianus'un Anıları kitabını, daha 21 yaşındayken yazmaya başlamış.25 yaşına dek devam etmiş.( 1924-1929) Yazdıklarının hepsini yok etmiş.Flaubert'in mektupları cildini tekrar karıştırırken altını çizmiş olduğu " Tarihte, İsa'nın henüz ortaya çıkmadığı, tanrıların varlıklarının sona erdiği, Cicero'yla Marcus Aurelius dönemleri arasında, insanın tek başına direndiği benzersiz bir an vardır." cümlesini okuyunca 1934 yılında kitapla ilgili çalışmalarına yeniden başlamış.Uzun süreli bir yazma macerasına dönüşmüş. Bırakıp, tekrar yazma şeklinde.
İnsanın kırk yaşını aşmadıkça yazmaya kalkışmaması gereken kitaplar olduğunu düşünen Yourcenar 1934'teki yazdıklarından yalnızca bir tek cümleyi bırakmış.
1948 yılında savaş yıllarında İsviçre'de bıraktığı sandığı karıştırırken, daktiloyla yazılmış dört beş sayfaya rastlar Sevgili Marc... diye başlayan Yourcenar.Bir süre bu Marc'ın kim olduğunu düşünür.Marc'ın, Marcus Aurelius olduğunu anlayınca, ne olursa olsun bu kitabı yazması gerektiğine karar verir.
1951 yılında ilk kez yayımlanır Hadrianus'un Anıları.
İmparator Hadrianus tarafından (yaşamının son zamanlarında) selefi olan Marcus Aurelius'a yazılan mektuplardan oluşan kitap, Marguerite Yourcenar'ın başyapıtı olarak sayılıyor.Ölümünü bekleyen Hadrianus, gençliğinden başlayarak ,geçmişiyle yüzleşmeye çalışır.Sanata, tarihe meraklı, aynı zamanda güçlü bir komutan olan Hadrianus, Yourcenar tarafından bir kültür adamı olarak tanımlanır.Greko-Roman kültürünün yaygınlaşması için çalışan Hadrianus, Grek kültürüne büyük hayranlık duyar.Acımasız kölelik düzenini yumuşatmaya çalışır.Avcılığa, mimariye ama özellikle genç sevgilisi Antinous'a düşkündür.
Mektuplardan oluşmuş, tarihi roman olarak niteleyebileceğimiz Hadrianus'un Anıları'nda Marguerite Yourcenar'ın yarattığı Hadrianus'a hayranlık duymamak mümkün değil.Kesinlikle tavsiye ederim.️
200 syf.
·10/10 puan
Beş iyi imparatorun içinde en sevilen imparator olan Hadrianus 'un anıları kitabı kendisine olan ilgimi daha da arttırdı. Şöyle ki halk arasında öyle sevilen bir imparatorki heykelinin sadece kafası 2.5 metre (Heykeli Türkiye deki Sagalossos antik kentinde bulunmakta. Bir imparatorun kendi hayatının eleştirisini kendisinin yapması ve bunu kendinden sonraki krala aktarması ne kadar büyük bir imparator olduğunun göstergesi.
Tekrar tekrar okuyacağım bir kitap.
319 syf.
·127 günde·8/10 puan
Bu kitabı çok beğenmeme rağmen bir inceleme yazma niyetim yoktu. Kitabı bitirdim, yalnızca kitabın sonunda yazım aşaması ile ilgili olan notları okumamıştım. Bu kısım dahi etkileyici, yazma isteği oluştu içimde. Şahsen benim için bir kitabı okunulası kılan şey en başta edebi dilidir. İçerik ne kadar özgün olsa da güzel bir dili yoksa tamamlayamadan bırakıyorum. Bu kitap, bir Roma İmparoturunun ağzından kendinden sonra gelecek imparator için kaleme alınmış yaşam tecrübelerinin anlatıldığı uzun bir mektup gibi. Kitabın en çarpıcı yanı yazarın, imparatorun duygu ve düşünce dünyasını adeta yaşaması hatta yeniden yaşayıp okuyucuda hiçbir şüphe bırakmaksızın bunu hissettirebilmesi diye düşünüyorum. İmparator Hadrianus’ un görkemli hayatının altında nasıl içsel çelişkiler barındırdığını görüyoruz. Yazılanlar o kadar samimi ki, imparator kendi yazsa belki böyle etkileyici gelmezdi. Yourcenar beni kendine hayran bıraktı. Güçlü bir şiirsel dili var, sersemletecek tahlilleri insanı kendi hayatını da sorgulamaya itiyor. Roma İmparatorluğu hakkında neredeyse tarihsel hiçbir bilgim olmamasına rağmen çok keyif aldım. Güçlü bir kalem arayanlar okusun.  
318 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Hadrianus Roma imparatorları arasında en sevilenlerden biriymiş (ben de kitabı okuduktan sonra öğrendim). Kendini diğerlerinden ayıran birçok özelliği var, bunlardan en önemlisi savaş yerine barışı tercih etmesi. 22 yıldan fazla süren yönetimi sırasında bastırılan isyanlar haricinde savaş olmamış. Ayrıca çok fazla gezmiş ve çok fazla sanat ve mimari eser yaptırmış ki ülkemizde de bu eserlerden fazlaca varmış.
Roman, bu imparatorun, veliahtına yazdığı kendi hayat hikâyesi şeklinde kurgulanmış. Amaç yeni müstakbel imparatora yönetim tavsiyeleri vermek ama bu arada kendi kendisiyle de hesaplaşma olarak kabul edilebilir. Aslında anlatılanlar bugün için de yöneticilerin okuyup ders alacağı türden konular. Bunların içerisinde barışı zorlamak, adaleti sağlamak, tarımsal gelişmeyi desteklemek, sanatı geliştirmek ve şehirlerin inşası başta sayılabilir.
Yazar, romanında kahramanını doğal olarak idealleştirmiş. Hakkında tahta geçmesinden başlamak üzere birçok soru işareti bulunan bir imparatoru (neredeyse) kusursuz resmetmiş. Bu tercihin normal olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde romanın bütünlüğünün bozulacağını ve eserin bir tarih kitabına dönüşeceğini düşünüyorum. Yazarın bu okuduğum ikinci kitabı ve tarzını çok beğeniyorum. Kitabın tarihsel ve felsefi yanları kadar edebi yönden de güçlü olduğunu belirtmem gerekiyor. Monolog şeklinde yazılmış olması okuyucuyu bazen yoruyor ama alınan zevki azaltmıyor. Bitirdiğimde bir oh çektiğimi de söyleyeyim.
Kitabın sonuna eklenen romana ait not defteri, yazarın ne kadar emek harcadığını ispat ediyor. Yıllarca süren hazırlık aşamalarından sonra yazılabilen bu romanın, olayın kahramanının ülkemiz açısından çok da önemli olmamasına rağmen edebi anlamda önemli bir eser olduğunu düşünüyorum. Keşke bizde de bu kadar emek verilerek yazılan eserler olsa diye düşünmeden edemiyorum.
200 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Oldukça uzun zaman önce İzmir'e bir deplasmana gitmştim , Efes Oteli'nin yakınlarında küçük ama vitrininde bana hitap eden kitaplar sergileyen bir kitapçıya girdim ve "Marcus Aurelius anıları" kitabını aldım . Çok ilgimi çekti. Aradan yıllar geçtikten sonra Marcus'u yerine tayin eden ve Edirne'yi kuran ünlü Hadrianus'un bu kitabını bulunca gerçekten büyük şevkle okumaya başladım . Önce, monolog şeklinde yazılması bu şevkimi kırdı . Ancak kitabın arka kapağında yazan metini okuduktan sonra kitaptan çok tat aldım.

( Hadrianus, Marcus'u, oğlunun kızı ile evlendiriyor ve cesar olma yolunda engelleri bu yolla kaldırıyor )

LY tarafından yazılmış metinin bir bölümünü buraya geçiriyorum;
"Ama ben bu büyük imparatorların nasıl adamlar olduğunu hep merak etmişimdir. Düşünsenize , dünyanın en büyük gücü elinizde. Ne yaparsınız? Kendinizi kaybedip, çılgınlığa mı kapılırsınız ?
Tek lafınızla adamların kaybolabildiği , keyif için şehir yaktığınız , herkesin ayağınıza kapandığı dönemlerden söz ediyorum. Hayal etmesi bile bana zor gelirken, işte çıkıyor biri, mesela Yourcenar, kalakalmış tüm tarihsel belgeleri ,bilgileri didik didik ediyor ve roman yazıyor.
Elbette Hadrianus bu değil. Bu Yourcenar'ın Hadrianus'u. Ve işte görkem burada başlıyor : Bir imparatorun günlük çilelilerini ,acılarını , düşüncelerini düşünmeye çalışan yazara eşlik ediyorsunuz. Stoacı felsefe izi var mı? Belki. Hele de Hadrianus'tan sonra imparator olacak olan , ve romanın bir mektup gibi kendisine yazıldığı Marcus Aurelius'un anılarını düşünürsek. Okuyun , imparator neye benzermiş , bir düşünün derim.
319 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Fransız yazar Marguerıte Yourcenar , Roma İmparatoru Hadrianus'la ilgili yıllarca süren derin araştırmalar yaparak bu eseri meydana getiriyor. Beş iyi İmparatorun üçüncüsü olarak bilinir Hadrianus. Hadrianus'un hayatı bilinmeye ve anlatılmaya değer gerçekten. Eski Roma döneminde imparatorlar aynı zamanda büyük bir asker ve komutan oldukları için tarihte bu anlamda saltanat ve yönetim şekli karşılaştıralabilir. Hadrianus sıradan birisi değil elbette. Güçlü bir İmparator. Bu eserde de bunu görüyoruz. Bir imparator nasıl düşünür , nasıl davranır bu eser bunun yansıması. Hadrianus hakkında birincil bir kaynağa ulaşılamadığı için gerek özel hayatı gerek imparatorluk hayatı hakkında kitapta yazılan tüm bilgiler aslını yansıtmıyor. Yazarın da dediği gibi o zamana ait kaynaklardan esinlenilerek uydurulmuş bilgiler var. Hadrianus hayatı boyunca birçok yere de gidiyor ve bize gördüğü yerleri betimleyici unsurlarla anlatıyor. imparatorun birçok şeye de özel ilgisi var. Mesela yıldızlar... Gökyüzü onu bir hayli ilgilendiriyor. Hadrianus'un sorguladığı birçok konu var: Din, yaşam, ölüm... Çevresindeki yaşanan olaylara göre bunlara yanıt bulmaya çalışıyor. Yakınını kaybediyor ve ölüm hakkında zihninde uzun bir yolculuğa çıkıyor. Aynı zamanda felsefeye ve felsefecilere de ilgisi var imparatorun. Stoacı bir düşünceyi benimsediğini söyleyebiliriz. Şiiri de çok seviyor. Şiirin özgünlüğünü önemsiyor. Kitapta görüldüğü gibi Hadrianus halkını yönetirken kendisinden önce yaşayan Julius Caesar gibi imparatorlara özenip bir şekilde çıkarım yapmaya çalışıyor. Eser anı biçiminde yazılmış.Hadrianus 'un kendisinden sonra gelen Marcus'a geçmişini tanıtmak adına , yönetimi kolaylaştırmak adına yazıldığını anlıyoruz. Ancak elbette ki bu eser İmparator Hadrianus'un yazdığı bir eser değil. Şimdi eser zor bir eser mi? Evet, ciddi bir metin olduğunu söylemeliyim. Herkesin okuyabileceği bir eser degil. Ben okurken zorlanmadım ancak genel bir değerlendirmede zor bir eser diyebilirim. Ancak edebi anlamda oldukça doyurucu bir eser. Hadrianus kendi anılarını yazsa ancak bu kadar gerçekçi yazabilirdi. Ben çok severek okudum gerçekten.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nili Bilkur
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 82 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 153 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.