Giriş Yap

Novalis

Yazar
7.6
490 Kişi
Tam adı
Georg Philipp Friedrich Freiherr von Hardenberg
Unvan
Alman Yazar ve Filozof.
Doğum
Wiederstedt, Almanya, 2 Mayıs 1772
Ölüm
Weißenfels, Almanya, 25 Mart 1801
Yaşamı
Novalis", (2 Mayıs, 1772 - 25 Mart, 1801) erken Alman romantizmi'nden yazar ve filozof. Gerçek ismi "Georg Philipp Friedrich Freiherr von Hardenberg". Novalis ilk eğitimini özel öğretmenlerden aldı. Bu öğretmenlerin arasında Christian Daniel Enhard Schmid de vardır ki Novalis Schmid ile daha sonra üniversite eğitiminin başında tekrar karşılaşacaktır. Novalis daha sonra Eisleben'deki Luther gramer okuluna gitmiş, burada retorik ve antik edebiyata dair bilgi ve yeteneklerini geliştirmiştir. Novalis 1790'dan 1794'e kadar Jena'da hukuk okumuştur. Eğitimi sırasında Schiller ile tanışmış ve Schiller'in derslerine katılmıştır. Schiller'in hastalık döneminde ona dostluk göstermiştir. Ayrıca Goethe, Herder ve Jean Paul ile de tanışmış, Ludwig Tieck, Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling ve Friedrich ve August Wilhelm Schlegel kardeşler ile arkadaş olmuştur. Ekim 1794'te kamu hizmetinde çalışmaya başlayan Novalis bu sıralarda tanıştığı Sophie von Kühn ile 15 Mart 1795'te nişanlandı. Nişanlısı 1797'de öldü ve bu Novalis'i çok etkiledi. 1795-1796 arasındaki dönemde Novalis Johann Gottlieb Fichte'nin bilimsel doktriniyle ilgilenmiştir ki bu dünyaya bakış açısını büyük oranda etkilemiştir. Ayrıca, Fichte'nin felsefesindeki çeşitli kavramları geliştirmiş, bu konuda çalışmalar da bulunmuştur. Birkaç ay sonra Saksonya'daki Freiberg Madencilik Akademisi'ne jeoloji çalışmak için girmiştir. 1798'de ilk fragmanları Athenäum isimli dergide yayımlanmıştır. Novalis'in ilk yayınının ismi Blüthenstaub`dur ki bu aynı zamanda "Novalis" mahlasını da ilk kullandığı yerdir. Aralık 1798'te Novalis Julie von Charpentier ile nişanlanır. Ağustos 1800'de tüberküloz hastalığına yakalanır. 25 Mart 1801'de Weißenfels'de vefat eder.
107 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Hazzın yalnızca tek bir gecesi - Sonsuz bir şiir- Ve hepimizin güneşidir Tanrının çehresi. "Youth"izlerken orda çok genç yaşta hayatını kaybeden bir yazardan bahsedildi novalis 'ti. 29 yıllık kısacık yaşantısına rağmen yazdıkları ile romantizm akımını betimleyen öncülerden. Romantizm, ölüm ,ayrılık ,şiirsel metinler.
Geceye Övgüler
7.6/10 · 1.430 okunma
Reklam
104 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Gece...
Benim "Gece"yle sohpetlerim bir çoklarınız tarafından bilinir. Ben iletiler olarak "Gece"yle sohpetlerimi siz okurların huzurunda gerçekleştiririm. Ve bir iletimden sonra fikirlerine ve düşüncelerine çok önem verdiğim
Kaan Ata Önder
Novalis
'in
Geceye Övgüler
kitabını önerdi bana. Doğrusu, "Gece"ye olan sevgim, bende büyük bir merak uyandırdı. Hemen okuma listeme ekledim. Ve gönderimin yorumuna "pdf var mı?" diye yazdım. Sağ olsun 1000kitap.com/Siyahbeya_z link bıraktı yoruma. İkinize de minnettarım. Kitaba gelirsek, ön söz olarak kitabın içeriği hakkında uzunca bilgi verilmiştir. 6 bölümden oluşan ilahiler,
Novalis
'in vefat etmiş sevgilisine ithaf ettiği dizelerden oluşuyor. Kitap hakkında yeterli bilgiği zaten önsöz olarak yazmışlar. Benim bir şeyler söylemem yanlış olur. Alıntılarımda da kısa kesitler paylaşmışım zaten. Kısa ve anlamlı eseri okumanızı tavsiye ederim. Tekrar teşekkürler
Kaan Ata Önder
. Keyifli okumalar.
Geceye Övgüler
7.6/10 · 1.430 okunma
·
2 yorumun tümünü gör
71 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Romantizm Akımının Öncüsü Novalis'in Aşk Dolu Kısa Yaşamı: Mahrem Günce
“Şu düşünce o kadar berrak canlandı ki zihnimde: Artık bilimsel ve sair en güzel uğraşlar bile beni bu dünyada tutamaz. Ölümüm gerçek bir fedakârlık, en yüceye karşı duygularımın kanıtı olacak; bir kaçış ya da bir son çözüm değil. Ayrıca şunu da fark ediyorum ki, benim yazgım, bu dünyada ulaşmamak hiçbir şeye; tam tomurcuklanırken yaşam, marufta –ve de kendimde- en güzel şeyi keşfetmeye henüz başlamışken, ayrılmak her şeyden. Kendimi yeni keşfediyor ve bunun tadını çıkarıyorum; işte tam da bu yüzden gitmeliyim.” –
Novalis
Romantizm akımının öncülerinden ve geride bıraktığı eserleriyle klasikleşen bir yazar/şair Novalis. Gerçek ismi Georg Philipp Friedrich Freiherr von Hardenberg olan, eserlerinde Novalis mahlasını kullanan şair, 1772’de doğdu ve 1801’de öldü. Novalis’in 29 yıllık kısa yaşantısı oldukça çalkantılı geçti. Henüz 22 yaşındayken aşık olan şair, 1794’te tanıştığı 13 yaşındaki Sophie von Kühn’le birkaç ay sonra 1795’in mart ayında nişanlanırlar. Nişanlanmalarının ardından sevgilisi Sophie’de hastalık belirtileri başlar ve verem teşhisi konur. Babası Novalis’e tuz madeninin yönetiminde iş bulur fakat Novalis’in aklı her zaman biricik sevgilisi Sophie’dedir zira hastalığı daha da kötüye gitmekte ve Novalis bu durumdan bir hayli etkilenmektedir. Nişanlarının 1. yıl dönümünde yüzüğüne “Sophie, koruyucu ruhum” ifadesini kazıtır Novalis. 1796’nın ortalarında Sophie, dönemin hekimleriyle ünlü şehri Jena’ya giderek ameliyat olur fakat 1797’nin başlarında durumu ölümcül bir seviyeye ulaşır ve henüz hayatının baharındayken ölür. “Onunla birlikte bütün dünya öldü benim için. O zamandan beri ait değilim buraya.” Bu cümleden de anlaşıldığı üzere, Sophie’nin ölümü Novalis’i derinden sarsar. Duygusal bir kişiliğe sahip olan ve aşık olduğu kadınla bir ömür geçirme hayalleri kuran Novalis’in bütün hayatı darmadağın olur. Sevgilisinden 1 ay sonra ise kardeşi Erasmus’u da kaybeden Novalis, ancak o zaman Sophie’nin mezarını ziyaret edebilecek gücü kendisinde bulur. Mezarını somut bir şekilde görüp ölümünü iyice kabullenmesinin etkisinden midir bilinmez, bu ziyaretin hemen 2 gün sonrasında günlük tutmaya başlar Novalis ve uzun bir süre de bu “yaşama uğraşı”nı devam ettirir. Günlüğünün adı “
Mahrem Günce
”dir. Ülkemizde ilk defa 2017 yılında Kırmızı Kedi Yayınları tarafından
Mehmet Barış Albayrak
çevirisiyle yayımlanan bu günlük, şairin hayatına ışık tutar. Onu “
Geceye Övgüler
” isimli eşsiz şiiriyle tanıyan hemen herkesin büyük bir saygı duyduğu aşikârdır. Bu şiirinde Novalis geceye ve aşka övgüler düzer. Sevgilisi Sophie’yi kaybetmesinin ardından kaleme aldığı bu uzun şiirinde oldukça hisli bir şekilde sıralar dizelerini ve ortaya duygu yüklü bir metin çıkar. Romatizm akımının öncü eserlerinden olan Geceye Övgüler, bireysel acıların olağanüstü bir şekilde dışavurumudur şüphesiz. “Yalnızca onun hatırasında gerçekten iyi hissedebilirim kendimi.” Sophie’nin ölümünün ardından düzenli olarak günlük tutan yazarın bütün duygu değişimlerine tanıklık ederiz. Henüz acısı tazeyken daha yoğun duygularla yazdığı belli olsa da, bu durum, 1 yıl sonrasında değişecektir zira Novalis, Julie von Charpentier isimli başka bir kadınla nişanlanacaktır. Uzun bir süre günlüğünü tarihlerle değil, Sophie’nin ölümünün üzerinden geçen gün sayısıyla tutmaya devam eden Novalis’in sonradan bu rakamları kullanmadığını da görürüz. “Sophie’m olmadan ben bir hiçim. Onunla ise her şey.” diyen şair ilk zamanlarda daha günlük olaylara dayalı tuttuğu güncesini daha sonra daha edebi bir dille tutmaya devam eder. Bu süreçte yaşadığı her şeyi titizlikle aktarır. Edebiyat ve felsefe okumalarından bahseder, gün içinde yaptığı şeylerden, yazdığı metinlerden, konuştuğu insanlardan ve gittiği yerlerden bahseder. Günlükte dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise Novalis’in sürekli “karar” kelimesini kullanması. Bununla kast ettiği şeyin intihar olduğu eleştirmenler tarafından sıkça dile getirilir çünkü Novalis, sevgilisi Sophie’nin ardından artık yaşamak istemediğine karar vermiştir ve yaşadığı her gün, nihai hedefine yaklaştığının da habercisidir aynı zamanda. Sonrasında Julie ile tanışan şairin bu “karar”ından vazgeçip vazgeçmediği net olarak bilinmese de, tıpkı ölen sevgilisi gibi tüberküloza yakalanan Novalis de 1901 yılında Julie’yle de evlenemeden hayata veda eder. Güncesinin birkaç yerinde iyileşme ve hayata devam etme umudundan bahsetse de, psikolojik olarak yıprandığı belli olan Novalis’in verem tedavisine geç karar verdiği ve bu durumun da onu ölüme yaklaştırdığı söylenir genelde. “Acıyı ve kederi taşımayı daha iyi öğrenmeliyim.” der yine şair günlüğünün bir yerinde. Aslında intihar etmeyi kafasına koymasına rağmen, acıyla baş etmenin yollarını da aramayı sürdürür. Devam eden hayata bir yerlerden dahil olma çabasıdır bu kuşkusuz.
Johann Wolfgang Von Goethe,
Friedrich Schiller
ve
Friedrich Schlegel
başta olmak üzere Alman şair ve yazarlarla dostlukları olan Novalis bir yandan da şiir ve roman yazmaya devam eder, felsefi düşüncelerini geliştirmeyi sürdürür. “Sadakatim ve hatıralarımda mutlu olabilirim.” diyen yazarın hemen her gün Sophie'yi düşünmesi ve hatıralarında kaybolması muhtemelen günlüğü okuyan herkesi etkileyecek kısımlardan. Hatta aşk ve ayrılık yaşayanları daha fazla etkilemesi muhtemeldir. Günlük okumak her zaman zordur. Kültür dünyasına hizmet etmiş kişilerin geride bıraktıkları günlükler mahrem bilgilerle dolu metinlerdir ve tıpkı mektuplarda olduğu gibi yazan kişinin dünyasının en ince ayrıntısına dek gözler önüne serer. Novalis'in güncesi de işte yine bu güncelerden biridir. Keyifle okunmaz fakat okunduğunda yazar ve eserleri hakkında daha detaylı bilgiler elde edilir. “Genç bir şair gibi, sevinç içinde öleceğim.” cümleleriyle ölümü kucaklayam Novalis'i tanımanız dileğiyle. Geceye Övgüler'le başlayıp sonrasında günlüğünü okumanız daha iyi bir tercih olacaktır. Özel bir şiir olan
Geceye Övgüler
'den satırlarla son noktayı koymak istiyorum: "Yıldızların dünyası akar, Dönüşür yaşamın altın şarabına, Varacağız onun tadına Ve parlak yıldızlar olacağız. Özgür bırakıldı sevgi, Ve ayrılık da yok bundan böyle. Yaşam, tüm gücüyle, Dalgalanmakta sonsuz bir deniz gibi."
·
1 yorumun tümünü gör
76 syf.
·
9/10 puan
Sevgiliye dair
Alman romantizminin en önemli isimlerinden olan Novalis, 1795'te henüz 13 yaşında olan Sophie ile nişanlanır. Kendisi de 23 yaşındadır. Ancak Sophie iki sene sonra (1797) evlenemeden veremden ölür. Bu ölüm Novalis'i derinden sarsar. Sevdiğini kaybettiği ilk ayın sonunda ağırlıklı olarak bu kaybına dair olan bu günlüğü tutmaya başlar. Günlerin yanında "Ölümünün 35. Günü, 60. Günü" diye not düşer. Dört yıl sonra 1801'de sevgilisi gibi veremden Novalis bütün eserlerini bu birkaç yıl içinde kaleme alır. Eserde sevgilisini kaybeden Novalisin çektiği acıyı derinden hissediyoruz. Hayata dair tutunma çabasının olmadığı hatta intihar etmeyi dahi aklından geçirdiğini okuduğumuz günlükten anlayabiliyoruz. Eserin son bölümünde çoğu altı çizilmesi gereken önemli fikirler içeren aforizmalar var. Novalisi en çıplak ve saf haliyle gözler önüne seren bu tek oturuşta bitirilecek günlüğü okumanızı tavsiye ederim.
Reklam
87 syf.
~38° | Geceye Övgüler
Merhaba. - Ötelere yuvarlanıyorum, Ve her acı Günün birinde Dönüşecek şehvetin dikenine. Az zaman kaldı, Sonra kurtulacağım, Ve sarhoş, uzanacağım Aşkın kucağına. - Gelmiş geçmiş en güzel şiir kitaplarından biriyle karşı karşıyasın. Toplam 6 ilahiden oluşuyor. Her ilahide duygu yoğunluğu ve anlam derinliği bir tık daha artıyor. Okurken büyük bir acı hissediyorsun. Kalbinin orası... cız ediyor. Bir süre sonra soruyorsun... ''Bu nasıl bir acıdır ki henüz 20'li yaşlarındaki bu gence bu satırları yazdırabilmiş?'' Sahiden büyük bir acıyı deneyimlerken ve aklın evini terk ettiğinde, hemen orada duran ilham havasını solumanı sağlayan ruhun konuşmaya başlamaz mı?
Novalis
'in 1794 yılında biricik nişanlısı Sophie von Kühn ile tanıştığını biliyoruz. Sophie von Kühn bundan sadece üç yıl sonra ne yazık ki tüberküloz hastalığından ölüyor. 1797-1800 yılları da Novalis için bu muazzam eseri yazmakla geçiyor. Kitapta ''aydınlık = gündüz = yaşam'' ve ''karanlık = gece = ölüm'' olarak temsil ediliyor. Gündüz kederlerle seni solduran, geceyse tüm bu kederin uçup gittiği ve ruhunun özgürleştiği bir zaman dilimini temsil ediyor. Novalis de gündüze sımsıkı tutunmak istiyor ama gönlünü ona değil, gece ve onunla beraber gelen yaratıcı sevgiye ayırmak istiyor. Bu yüzden de bu güzelliğe sıradan insanların değil, sevginin dokunduğu insanların erişebileceğini söylüyor. Novalis biricik nişanlısı Sophie von Kühn ile tekrar bir araya gelmek için geceyi tercih ediyor. Zaten bu muazzam eseri yazmasının hemen ertesi yılı, yani 28 yaşındayken, o da tüberküloz hastalığından hayata gözlerini yumuyor... Bu muazzam eserin anlatmak istediğini anlayabilmek için önce o dönemin tarihini biraz incelemek gerekir. Şahsen ben de
Ahmet Cemal
tarafından hazırlanmış fevkalade ön sözü okuduktan sonra hemen gidip biraz araştırma yaptım: 1700'lü yılların sonlarındayız... Sanayi Devrimi, Aydınlanma Dönemi, Fransız İhtilali... her şey art arda gelişiyor. Romantizmin de temellerinin atıldığı bir dönemdeyiz. Peki neden bu dönemde atılıyor? ''İnsanın ekonomik işlevlerine göre sınırlandırıldığı, insanın yerine makinenin getirildiği ve küçük bir azınlığa büyük bir çoğunluğu eşi benzeri görülmemiş bir sefalete sürükleme olanağını veren'' bir dönemdeyiz. Bilgiye ulaşma yolumuz akıl. Ancak bu biraz abartılıyor. Diğer yollar göz ardı ediliyor. Bu noktada romantizm devreye giriyor. Romantizm, Aydınlanma Dönemi'ne karşı değil, sadece onun eksikliklerini kapatmaya uğraşıyor. Mesela ''bilgiyle bu bilginin dilsel söylemi arasındaki ilişkiyi'' ön plana çıkarmak gibi. Ayrıca ''dilin olanaklarını kullanarak dile getirilemeyen bir gerçeklik'' de söz konusu. Peki sadece akılla bu eksiklikleri kapatabilir miyiz? Romantikler ''Hayır!'' demişler ki bilgiye ulaşma yollarına duygu ve sezgiyi de katıvermişler. Diğer bir nokta eskiden dünyayla iç içe bütüncül bir anlayışa sahip olan insanın bu değişimlerin bir sonucu olarak kendi bireyselliğinin (öznelliğinin) farkına varması. Artık bütüncül bir dünya anlayışı yerine yeni bir algılama biçimi var: Ben. Bir kendini arayış söz konusu ve bu da ''kuşku kavramı''na yol açıyor. Romantizm de odak noktasına Ben'in yerleştirildiği bir sanatsal yaratıyla çevrelenmiş bir dünyada insanın kendisini bulabileceği, kuşku kavramının ortadan kalkabileceği ve tekrar bütüncül bir dünya anlayışına sahip olunabileceğini savunuyor. Novalis, ki gerçek adı Georg Friedrich Philipp Freiherr von Hardenberg, de bu erken dönem Alman romantiklerinden biridir. Bu kitapta da bir kendini arayış, özellikle de ruhunun derinliklerini, iç dünyasını tanımaya yönelik bir kendini arayış olduğunu düşünüyorum. Kitapta iki metin var: İlki August Wilhelm ve Friedrich Schlegel tarafından 1800 yılında Athenäum dergisinde yayımlanan ''Athenäum Metni''. Diğeri ''Elyazısı Metni'' olarak adlandırılan ve küçük düzeltmelerden geçmiş orijinal metin. Aralarında küçük farklılıklar var ama ben Elyazısı Metni'ni daha çok sevdim açıkçası. İlkinde biraz daha düzyazı şiir hâkimdi. Ayrıca sayfanın sol tarafı Almancasına, sağ tarafı da çevirisine ayrılmıştı. Kitabı anlamak gerçekten zor. Ben doğru anlayabildim mi emin değilim. Her yıl 25 Mart'ta, Novalis'in istediği üzere hayata gözlerini yumup Sophie von Kühn ile kavuşma günü olduğu için, onları burada anacağım. Keyifli okumalar!
Geceye Övgüler
7.6/10 · 1.430 okunma
·
2
8
78 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42