Nuran Akgören

Nuran Akgören

Çevirmen
9.0/10
69 Kişi
·
7
Okunma
·
1
Beğeni
·
61
Gösterim
Adı:
Nuran Akgören
Tam adı:
Türk Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
270 syf.
·4 günde·10/10
Çok güzel bir kitab'ın daha sonuna gelmiştim maalesef. Kitab'ın baş kahramanı Winston Smith. Kitab'ın konusuna kısaca değinecek olursam Büyük Birader liderliğinde olan bir parti halkın her şeyini izliyor her şeyine karışıyor insanlar istediği gibi düşünemiyor bile yahu hayatlarının her alanında baskı altında olduklarını bize hissettiriyorlar. Winston abimizde bu durumdan mutlu değil ve büyük biraderi sevmiyor dediklerine inanmıyor sonra bir de aşık oluyor bak sen yürek yemiş :) neyse sonra işte yasaları çiğniyorlar Julia ile birlikte. Sonra parti'nin gözünden kaçar mı? Kaçmaz tabi her yerde tele ekranlar var ve maalesef yakalanıyorlar. Birbirlerini satmalarına kadar giden işkencelerle partinin doğruluğunu kabul ettiriyorlar. İşkence kısımlarında gözlerimi kapattım :) Ama sonra mecbur açtım devam ettim arkadaş. Ciddi yaklaşayım birazda :) Kitap geçmişle beraber şimdiden ve hatta belki de gelecekten izler bulabileceğiniz bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum.



"Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar."
270 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Her halükarda güçlü ve sistemli olan kazanır. Bazen dirensen de faydadan çok zarar görürsün. Kişiliğini, varlığını ortaya koymuşsun, insan gibi yaşamaya çalışmış ama yaşayamamışsın. Sisteme, yalana dolana, dönen dolaplara, yüceltilmiş ama varlığı bile belli olmayan bir adamın kitlesel peşinde koşanların güç hırsına yenik düşmüşsündür. Güven olmayan bir toplumda yaşamanın inanılmaz zorluğu seni her saniye tedirgin etmeye yeter.Siyaset, savaş, içgüdü, fikir, inanç, yaşam, coğrafya ve güç bu kitabı ve Winston'ın yaşadıklarını tanımlayabilir. Ama aşk konusunda hiç emin değilim.
250 syf.
·Beğendi
1903'te doğan Orwell XX. yüzyılın belli başlı iki totaliter rejimlerin Stalin ve Hitler rejiminin yükselişine tanıklık etmişti. Her ikisine karşı da savaşmıştı önce İspanyol cumhuriyetçilerin yanında elinde tüfeğiyle, sonra da yazılarıyla savaştı. Nazizmin devrilmesinin keyfini yaşayabilirdi ama o öldüğünde -1950'de tüberkülozdan kaynaklanan vkitsiz bir ölüm- diğer totalirizm son derece sağlıklı görünüyordu. İkinci Dünya Savaşı'ndan zaferle çıkmanın itibarını taşıyan Stalin iktidar dizginlerini sıkıca elinde tutuyordu. Tüm orduları Avrupa'nın yarısını işgal etmişti ve atom bombasına da sahipti. Batı ile Sovyetler Birliği arasındaki çatışmanın sonucunun ne olacağı belli değildi yazarın betimlediği karabasan Stalinci bir diktatörlüğün tüm özellikle de İngiltere'ye egemen olduğu varsayımından yola çıkıyordu.

Eğer Akciğerleri daha iyi tedavi edilseydi Orwell eserine adını veren yıla ve onun da ilerisine Sovyet rejiminin yıkılışına kadar pekâlâ yaşardı. O zaman ölümünden sonra saygılarımızı ifade edeceğimize bu olayı O'nunda huzurunda kutlardık ki buna sevilmeye de hakkı olurdu. Zira benzerlerini uyardı tehdit o sırada tamamen bertaraf edilmiş gibi duruyordu.

Totalirizme düşman olan George Orwell gelecek zorba yönetimler ve onların her türlü insan haysiyetini ve özgürlüğünü yok etmek için modern araçları nasıl kullanabilecekleri konusunda çağdaşlarını uyarmak istiyordu. Bindokuzyüzseksendört romanının kurduğu güçlü imgesel dünyanın insanların zihnini sarsması ve onları düşünülmesi doğaldı. " Big Brother"ın en mahrem düşüncelerimize varıncaya dek her şeyi görüp duyacağı bir dünyaya doğru mu gidiyorduk? Dilin ancak resmi düşünceye uygun görüşlerini ifade edilebildiği şekilde denetim altına alınıp yozlaştırıldığı bir dünya mı olacaktı bu? İnsanlık türünün yüksek çıkarları adına hareket ettiği iddia eden kadir-i mutlak bir otorite tarafından her jestin her görüşün her duygunun izlenip yargılandığı bir dünya mı?



Okuduğumda 20 yaşındaydım.
250 syf.
·24 günde·Beğendi·9/10
açıkçası son zamanlarda okuduğum en iyi kitap diyebilirim. benim gibi zor beğenen biri dahi beğenmişse o kitap güzeldir...
60'ların dünyasına öyle bir bakış atmış ki Orwell bugün dahi yazdıklarının altına imza atılabilir...
tek tip insan yetiştirme, düşünmenin yasaklanışı, baştaki hayal gerçek arası kişi/kuruma körü körüne bağlılık, direnmenin zamanla ve işkenceyle kalkması ve daha neler...
tam bir başyapıt, tam bir efsane...
her kitaplıkta bulunması gereken, her okurun ömründe en az bir defa okuması gereken bir eser...
9/10 puan ile tavsiye olunan kitaplar listesine alınmıştır...
352 syf.
·51 günde·Beğendi·10/10
Tanrılaştırılmış bir devlet
Düşünsel ve siyasal özgürlüğü elinden alınmış birey/ler.
Eşitliği savunan bir beyini , aşkı ve cinselliği savunan bir bedeni felç edilmiş , bildiklerini unutup , iktidara tapınmayı tanrı saymayı ve gerekirse canın pahasına kendini unutturan bir devletin baskısı ile yeniden bir insan olmaya çalışmak .
Olmak ...
Evet olmak bildiklerini unutunca başka bir insan oluyorsun.
Bu belki de cinayetlerin en kötüsü dür.
İnsanın kendine bile yabancı olduğu bir düzenin ,düzlemin hikayesi...

Melo Biçim
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört George Orwell
352 syf.
·10/10
Bu kitap adamı öldürür. Hasar bırakır. Zihnimi altüst etti. Çift düşüncelere hazır ol.. Tekdüzelik çağından, yalnızlık çağından, Büyük Birader çağından, çiftdüşün çağından selamlar ;) Ama Goldsteinci de olabilir insan. En azından tele ekrana yakalanana kadar. Hele o evde yakalanış anlarında,resmin arkasından "siz ölüsünüz." sesi geldiğinde gerçekten sararmış olduğumu düşündüm. "Düşünce suçu ölüm tehlikesi yaratmaz. Düşünce suçunun kendisi ölümdür!" diyor kitap. Nasıl yani ? Çiftdüşün işte. Ayrıca "günlük tutmanın kendisi bir suç değildi. ama yakalanırsanız ölüm cezasına çarptırılırdınız". "Bilinçleninceye dek başkaldırmayacaklar. Başkaldırmazlarsa da hiç bir zaman bilinçlenemeyecekler." Herkes çevresinde olup bitenlere bakmalı, hayatı farklı pencerelerden yorumlamalı ve kafatasımızın içindeki birkaç santimetreküp dışında hiç bir şeyin bize ait olmadığını anlamalı!!!" der Parti. Ama eğer "bir umut varsa proleterlerdedir. Karanlığın olmadığı yerde buluşalım." ama Sevgi Bakanlığı olmasın mümkünse. "Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir. Eğer buna izin verilirse gerisi kendiliğinden gelir." ama buna Parti beş diyorsa ve sana da dedirtiyorsa ve bunu inanarak söylüyorsan yapacak pek bir şey kalmamış demektir.
Parti der ki : "Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir, Bilgisizlik Kuvvettir."
Çiftdüşün toplumu uyuturken, Yenikonuş dili fakirleştiriyor. Belki bir distopya ama bilmek lazım, bu altmış iki yıl önce yazılan kitap, şimdiyi düşününce hiç de distopya gibi görünmüyor.
Bakmayın yazdıklarımın sıkıcı durduğuna. Nasıl okuduğunu anlamıyor insan.
Çekiçli feylesof
Çekiçli feylesof Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü inceledi.
@Yezdanov·13 Ara 2018·Kitabı okumadı
Özgürlüğün ne denli önemli bir kavram olduğunu okuyunca sizin de anlayacağınız güzel bir çalışma doğrusu. İnsanların en büyük silahlarından biri olan beyinlerinin,düşüncelerinin ellerinden alınması yoluyla oluşturulan bu korkutucu distopya aynı zamanda insanların ne kadar kötü olabileceğini de bize gösteriyor. Bazı şeyleri sistematize edip insanlara hükmetmenin aslında belli bi zamandan sonra ne kadar kolay olduğunu da anlatıyor bize.  Bu eser aynı zamanda bize haddinizi bilin ve aşkınliga yeltenmeyin mesajını siz de okurken göreceksiniz. 

Kitabın en önemli yerlerinden biri de son kısımda ele alınan ek bölümü. Dili yok ederek geçmişi de yok etmiş olursunuz. Ve bu eserde bu konu çok güzel ele alınmış .

  Anlaşılmayacak düzeyde bir eser değil kesinlikle. Okunmasını tavsiye ederim. Ama yine de ister okuyun ister okumayın

  Esenlikle
250 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
George Orwell’in kült kitabı. Kitap okumayı sevip de bu kitabı hala okumayan var mıdır acaba ?. 1984 , bireyin devlet tarafından nasıl kontrole alındığının , nasıl baskılandığının, nasıl otomatik bir makine haline getirildiğinin en güzel kurgulandığı bir eserdir. 1984 ne ütopik ne distopik ne de hayal gücü romanıdır. 1984 günümüz gerçeğinin ta kendisidir. Herkese ve herkese tavsiye ederim. Tiyatrosunu da seyrettim emek verilmiş ama kitabın yerini tutamaz.
250 syf.
·Beğendi·9/10
Yazar içinde yaşadığımız coğrafyayı 1950 lerde anlatmış. Büyük kardeş her şeyin en iyisini, en doğrusunu, en güzelini bilir. Hatta her şeyi o bilir. Sanki yazar ülke ismini kitapta değiştirse anında pek çok ülke adı olayların geçtiği yerle özdeşleşir. Okurken çok etkilendiğim ironik ve bizden çok şeylerin olduğu roman. Yine hayvan çiftliği romannda olduğu gibi komünizmin eleştirildiği bir roman fakat gelin görün ki gerçekler komünizmden bağımsız hareket etmekte. Biraz kasvetli ve sizi bunalıma sokacaktır belki ama yaşadığımız bugünler sizi etkilemiyorsa bir solukta okuyacaksınız eminim.
250 syf.
1984 Londra'sının panoramasını çizen romanda yazar, her türlü duyguyu içeren insan beyninin bireysellikten kolektif bir hale getirilmesini tüm gerçekliğiyle ele alır. İnsanların hayatına hükmeden tele ekran ve düşünce polisi onları yaşamak için değil de ölmek için gün sayar hale getirir. Roman kahramanı Winston'un bireysellikten kolektifliğe evrimi Cengiz Aytmatov'un mankurt tipiyle benzerlik göstermektedir.
Yazılacak çok şey var fakat bu kadarla sınırlı kalsın. Mutlaka okunmalı diyebileceğim ve eser olarak adlandırabileceğim bir kitap..

Yazarın biyografisi

Adı:
Nuran Akgören
Tam adı:
Türk Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 5 okur okuyacak.