Nuran Durmaz

Nuran Durmaz

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
261
Gösterim
Okuduğum bir diyalogda insanlara alfabeyi ilk kez öğreten tanrı hakkında bir hikaye vardı. Theuth adlı tanrı hükümdara eserini sunarken,
"Ey Hükümdar, bu öğreti, Mısırlıları daha bilge ve hafızalarını daha güçlü kılacaktır. Hafızanın ve bilgeliğin ilacını buldum," diyordu.
Hükümdar ise ona şöyle cevap veriyordu,
"Ey ustaların ustası Theuth! Kimileri sanatları doğurma yetkisine sahipken, kimileri de onların kullanıcılarına zarar mı yoksa yarar mı vereceğini belirleme yetkisine sahiptir. Şimdi sen harflerin babası, iyi niyetinden ötürü, onların yapabileceği şeyin tam aksini söylüyorsun. Çünkü bu, kullanmayı öğrenenlerin ruhlarına hafıza tembelliği verir; artık kendilerine ait olmayan yazı işaretlerine güvenerek, içlerinde bulunan kendilerine ait hafızayı kullanmayı hepten unuturlar. Bu nedenle sen, hafızanın değil hatırlamanın ilacını bulmuşsun. Öğrencilerine bilgeliğin hakikatini değil, görüntüsünü sunuyorsun. Onlar senin sayende bir yol göstericileri olmaksızın bu kadar çok şeyi öğrenince kendilerini bilgili sanacak, fakat bilge olamayıp bilge gibi göründükleri için, pek çok konuda cahil ve geçimsiz kişiler olup çıkacaklardır."
"Günün durağanlığı, anı hissetmenin hazzı yerine sonsuza dek sürebileceğini düşündüren hüznün yorgunluğunu veriyor."
152 syf.
·Puan vermedi
"Salyangozun Yolculuğu, küçük bir kızken ailesini ve köyünü geride bırakıp, yeri sürekli değiştiği söylenen acayipliklerle dolu Ada'da bir yazı üstadının atölyesine katılan Egina'nın hikayesi."

Kitabın arka kapağında hikayenin özeti bu şekilde. İçerik de buna uygun ilerliyor. Kişisel gelişim, kendini bulma gibi konularla alakalı yazılmış sanki. Kurgunun süslemesi de antik dönemlere uygun şekilde, kehanetler, eski metinler, yazı sanatı gibi hem gerçekçi hem fantastik ögelerle yapılmış. Okunması kolay, yazımı gramere uygun, mantıklı bir olay akışı var.

Öncelikle, kitabın yabancı kişisel gelişim/kendini arayış kitaplarından geri kalır yanı olmadığını belirtmek istiyorum. Kişinin ne istediğini, niye istediğini, kim olduğunu, yürüyeceği yolu, bulunduğu yerdeki anlamını, geçmişini, bugününü, sonrasını sorgulayışını anlatan; yabancı muadilleriyle yarışacak düzeyde bir kitap. Bu yüzden, hem de kitap karakterlerinin yabancı isimlerden seçilmesinden ötürü, kitabı Batı edebiyatı yansıması olarak görüyorum. Dolayısıyla, kitapta yeni bir şey yok, her ne kadar bazı yerlerde ben de kendimi yazarla birlikte sorgulasam da.

İkinci olarak, kitapta çok fazla ucu açık alan olduğunu düşünüyorum. Bazı alanlarda ayrıntılara girilmişken, en gereken yerlerde açıklamaların kısa tutulması aklımdaki soru işaretlerini artırdı. Sonu da aynı şekilde yarım kalmışlık hissi uyandırdı.

Sonuç olarak, artıları ve eksileriyle kitap çok da kötü değil. Hele ki bu tarz kitaplar okuyanlar ama kolay anlaşılmadığından yakınanlar için güzel bir tercih olabilir. Kafanızı sakinleştirecek, bir şeylere çözüm bulamasa da (birçok kişisel gelişim ve kişisel arayış kitabında olduğu gibi) olayları daha karmaşık hale getirmeden sizi rahatlatacak bir şey arıyorsanız çok uygun. Ayrıca yazarın Türk olması çeviri kaynaklı muhtemel anlaşılmazlıkları da önleyecektir.

Not: Kendini bulmakla alakalı kitapların büyük çoğunluğunun Budizm dinine/felsefesine dayandığını düşünürsek, kitapta bu dine/felsefeye girilmemesi ve Budizm'e ait, her okuduğumda "Bu da ne demek ola ki?" dediğim kelime ve tanımların olmaması kocaman bir artı.

Keyifli okumalar.