Nuriye Yiğitler

Nuriye Yiğitler

YazarÇevirmen
7.7/10
119 Kişi
·
372
Okunma
·
0
Beğeni
·
34
Gösterim
Adı:
Nuriye Yiğitler
Unvan:
Türk yazar ve çevirmen
Doğum:
Edremit, 1943
1943 Edremit doğumlu olan ve 1962 Çapa Eğitim Enstitüsü Fransizca Bölümü’nü bitiren Nuriye Yiğitler, aynı yıl Enstitü'nün Edebiyat Bölümü'nü bitiren H. Zekai Yiğitler ile evlendi. Elbistan, Tarsus, Balıkesir, Edremit ve Ankara' da Fransızca öğretmenliği ve okul idareciliği görevinde çalıştı. 1984'te yirmi yıllık milli eğitim mensupluğunu ve idareciliğini emeklilikle sona erdirdi. Bu tarihten sonra yoğun bir yazarlık ve çeviri hayatına başladı. Okul radyosu için eğitim programları ve TRT radyosu için oyunlar yazdı. Çocuk romanları da kaleme alan yiğitler, aralarında Stendhal, Pierre Louys, Blaise Cendrars, Bernard-Henri Levy, Marek Halter, Irene Nemirovsky ve Antoine de Saint-Exupery'in de olduğu birçok Fransız yazarından çeviriler yapmıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
175 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Herkese iyi akşamlar. Karne haftasında okulun boş olmasından istifade ederek birkaç saatte bitirdiğim Jack London’un bu kitabının baş kişisi bir köpek ve bu köpek çok özel bir köpektir. Köpeğin adı Jerry’dir. Jerry duyguları güçlü, zekası keskin, sevgisi, sadakati sonsuz olan bir köpektir. Sahibi olan beyaz adamları tanrı olarak görüp, onlara taptığını; sevgisi ile sadakati ile aşırı belli eder. Kitap ilk tanrısı olan Bay Higgin’in, henüz altı aylık olan Jerry’i köle ticareti yapan ve Jerry’nin ikinci tanrısı sayılacak Van Horn’a vermesiyle ve ardından Jerry’nin Van Horn ile birlikte içinde siyahi kölelerin de bulunduğu bir gemi ile yolculuğa çıkması ile başlar. Jerry beyaz adamları tanrı olarak gördüğü dönemlerde siyahi adamlardan nefret etmiştir. Çünkü beyaz adamlar bu siyah adamları hor görmüştür, satmıştır, satın almıştır, onları köle olarak yok pahasına çalıştırmıştır; siyah adamlar da ötekileştirildikçe beyaz adamların bulunduğu ortamlarda hır gür çıkarmışlardır. Bunları gören Jerry’nin düşünceleri de buna göre şekillenmiştir. Kitap boyunca Jerry’nin yaşadıklarından o dönemde yaşanılan siyah adam beyaz adam çatışmalarına;beyaz adamların, siyah yerlileri köleleştirmelerini, siyah yerlilerin bu durum karşısındaki hoşnutsuzluklarını, yerlilerin ilkel bir şekilde yaşamlarını sürdürmelerini ve yerli halkın çoğu zaman yem olarak siyah beyaz farketmeksizin insan ırkından faydalanmalarına şahitlik edeceksiniz.
Kitabı okurken keşke benim de Jerry gibi bir köpeğim olsaydı diye düşündüm. Sonra düşündüm ve “bu imkansız” dedim. Bir köpeğimin olması için sanırım yaşadığım yeri değiştirmem gerekiyor.
Neyse herkese iyi okumalar diliyorum.
368 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Dört Fransız gencin, jeopolitik çıkarlar uğruna nasıl, kurban seçildiği , kime karşı ve neden olduğunu bilmeden savaşmasını anlatıyor. Yazar ülkeyi yönetenleri eleştirip savaşın saçmalığını, askerlerin yoksulluk yüzünden orduya katılmasının, idare edenlerin suçu olduğunu örneklerle açıklıyor. Çanakkale'de ne işleri olduğunu insan katliamı olarak anlatmış. Tarafsız anlatım, bizimde hep sorduğumuz soruyu ön plana çıkarıyor. Okyanus ötesinden Çanakkale'ye gelen gençlerin ne günahı vardı?
597 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın adı Saraydan Sürgüne yazarı ise Kenize Murat’tır.Kitabı 1999 yılında okumuştum.Bilinçli hayatım boyunca en kısa sürede okuduğum kitap diyebilirim.Hani derler ya trajik bir olay karşısında birisindeki değişimi anlatmak için ‘bir gecede saçları ağardı’diye..işte bir gecede ve bir solukta okudum ben bu kitabı..Aradan nerdeyse 20 yıl geçmiş ve beynimin dehlizlerinde halâ yaşamaya devam eden bir kitap..Kitabın yazarı Kenize Murat,Osmanlı padişahlarından V.Murat ın torunudur. Türk topraklarında hiç büyümemiş bir ziyaretçi gibi arkadaşlarını, kuzenlerini ziyarete İstanbul a gelip gitmiştir.Kitab’a hayatı konu olan Osmanlı prensesi Selma Sultan ile Hint Racasının kızıdır Kenize Murat.Selma Sultan ,Osmanlı hanedanlığı yurtdışına sürgün edilirken henüz 8 yaşındaydı ve bir gün vatanlarına dönecekleri ümidiyle çok uzaklaşmadılar Fransız mandasındaki Lübnan a gittiler..20 yıl içinde kitaba dair insanın hafızasında ne kalır ki ..Hatırımda kalan bazı anlatımlar şöyle;Selma küçük bir prenses iken annesi Hatice Sultan ve dedesi 5.Muratla beraber Çırağan Sarayında sürgün hayatı yaşarlar.Abdülhamid onları saraya hapsetmiştir çünkü muhaliflere her dönemde davranıldığı üzere ..Bir gün saray faytonuyla Halide Edip in Sultanahmet Mitingini izlemeye gider.Ve sarayın entrika kokan, siyasetsiz geçmeyen koridorlarında yürüyen her kadın gibi namı diğer ‘Gül’diye bahsedilen Mustafa Kemal’ e O da aşıktır.Selma Sultan sefil bir hayatı sürgün yıllarında Ortadoğu’da yaşarken yazgısını değiştiren bir kararla Hint racası ile evlenir ve İki koldan prenses oluverir.Hindistan ‘ın kapalı kültürüne dayanamaz karnındaki Kenize yi doğurmak bahanesiyle Paris’e gitmeye karar verir ardından raca eşi de gelecektir.II.Dünya Savaş’ ı patlak verince Selma Sultan Çırağan’dan beri yanında sadık hizmetkarı Zeynel ile Paris ‘te bir otel odasında yoksul günler yaşamaya başlar.Kenize’ yi dünyaya getirir ve bir yıl sonra ateşli bir hastalık yüzünden otel odasında ölür..Ölüm sebebi daha doğrusu tedavisinin basit bir antibiyotik bulunamadığı için olması benim içimde yer etmiş, o zamandan sonra aile hekimine her gittiğimde doktor un iki dakika da bir kalem darbesiyle olur olmaz her şeye antibiyotik yazmasıyla çoğu zaman içimde bir üzüntüyle Selma nın ölüm şeklini yeniden yeniden yaşamışımdır.(inanın abartmıyorum ciddiyim)Kitap dünyaca bilinen bir romandır.Yazar Kenize Murat ın bir yerdeki söyleşisinde söylediği önemli bir düşüncesini de buraya yazarak incelememi noktalamak niyetindeyim.Kenize Murat 20’ sinden sonra köklerini araştırmaya başlamış ,aksanlı konuşmayı kendine yediremediği için türkçe öğrenmemiş,Atatürk ün reformlarının Türkiye için çok iyi ve etkili olduğunu düşünürken kendi ailesine sert davranılmasını tasvip etmediğini söyler.Bir kültüre aidiyetten önce her şey’ in üstünde en önemli olanın ‘ insan olmak’ olduğunu söyler.İleri sürdüğü bir sav ‘a göre de eğer Mustafa Kemal Vahdettin’e damat olmayı başarabilseydi hanedanlığa bu kadar sert davranmaz ve monarşiye dayalı bir Cumhuriyet kurardı diye düşünür zatiâlileri..
251 syf.
·3 günde·Puan vermedi
yazar ın bir çok kitabını severek okudum ama bunu acikcasi sevmedim sanki yazılmış olsun diye yazılmış aceleye getirilmiş ne anlattığı bile belli degil acikcasi frona kime aşık oldu nasil aşık oldu gazeteci neden o kadar saçmaladı derken kitap bitti
597 syf.
·Beğendi·9/10
V.Murad'ın torunlarından Kenize Murad tarafından yazılmış olan eserde yazar,annesi Selma Sultan'ın hazin hayatını yarı kurgu yarı gerçek bir şekilde ele alır.Tabii ki Osmanlı'nın son dönemleri ve Cumhuriyet'in kurulduğu yıllardaki olayları da içerir.Çok etkileyici,sürükleyici ve görkemli bir eser.Tavsiye edilir.
175 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Bu romanda Jerry adında bir İrlanda köpeğinin başından geçenleri bir bir okuyoruz. Beyaz adamın köle ticaretiyle uğraştığı dönemlerde, Jerry'nin sürekli sahip değiştirmesi (ki sahipleri ya onu terk ediyor ya da öldürülüyor) bir çok şeyi alt üst ediyor. Jerry her değişimde yeni bir karaktere bürünmek zorunda kalıyor.
Beyaz adamın "Tanrı" siyah adamın ise "Köpek" olduğu bu  zamanlarda Jerry, çektiği büyük acılarla kendine ancak "Köpek"lerin arasında yer bulabiliyor. Ama onun derdi hep beyaz bir tanrının  kendine hükmetmesi.
Jack London bu romanıyla bir dönem eleştirisi yapmış.
Başta insanı bunaltan, hatta bıktıran, kitabı okumayı bıraktıracak kadar sıkan bir eser. Ama kitap ortasından itibaren okuyucuyu içine alıyor (tabi sabrını zorlayarak okumaya devam eden okuyucuları).
436 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
çok begendim yazarın betimlemeleri mükemmeldi insan gözünün önünde yaşanıyormuş izlenimini sıkmadan ve abartmadan başarmış yanlız elimdeki kitabın çevirmeninin biraz türkçe öğrenmesi lazim içkinin insan yaşamının içine nasil tükürdüğünü çok güzel anlatmış en çokta demirciye üzüldüm bu kitapta yazık oldu cocuga
464 syf.
·Puan vermedi
Mükemmel bir anlatım.Kaybeden insanların son derece gerçek olan hikayesini yazar müthiş bir kurguyla anlatmış..Sıkılmadan okunabilecek bir kitap.
464 syf.
İyi bir roman olacakken yarım kalmış bir romandır benim için. Sonunda olayların bağlanmasını beklemeyin. Okuyucunun olayların bağlanacağı beklentisini -yazarın toplama kampına alınmasıyla özgürlüğünü, hastalığı dolayısıyla da yaşamını kaybetmesi nedeninden- karşılayamıyor.
158 syf.
·6 günde·10/10
Kitabın baş kahramanı cesur İrlanda av köpeği Jerry. Bu köpekçik insanlar olan sevgisi uğruna canını verebilecek cesarette. Fakat Jerry sadece beyaz sahiplerine karşı böyle. O tam bir zenci düşmanı. İlk sahibi Bay Haggin'in ardından bir gemide yolculuk yapar ve buradaki sahibinin adı Van Horn dur kısa zamanda onu da çok sever. Ve bir olay olur ve gittikleri adada zenci halk tarafından saldırıya uğrayan gemiden sadece Jerry kurtulur ve olaylar gelişir....
Okumanızı tavsiye ederim ben büyük bir zevkle okudum. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Nuriye Yiğitler
Unvan:
Türk yazar ve çevirmen
Doğum:
Edremit, 1943
1943 Edremit doğumlu olan ve 1962 Çapa Eğitim Enstitüsü Fransizca Bölümü’nü bitiren Nuriye Yiğitler, aynı yıl Enstitü'nün Edebiyat Bölümü'nü bitiren H. Zekai Yiğitler ile evlendi. Elbistan, Tarsus, Balıkesir, Edremit ve Ankara' da Fransızca öğretmenliği ve okul idareciliği görevinde çalıştı. 1984'te yirmi yıllık milli eğitim mensupluğunu ve idareciliğini emeklilikle sona erdirdi. Bu tarihten sonra yoğun bir yazarlık ve çeviri hayatına başladı. Okul radyosu için eğitim programları ve TRT radyosu için oyunlar yazdı. Çocuk romanları da kaleme alan yiğitler, aralarında Stendhal, Pierre Louys, Blaise Cendrars, Bernard-Henri Levy, Marek Halter, Irene Nemirovsky ve Antoine de Saint-Exupery'in de olduğu birçok Fransız yazarından çeviriler yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 372 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 369 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.