Nuriye Yiğitler

Nuriye Yiğitler

YazarÇevirmen
7.9/10
275 Kişi
·
713
Okunma
·
0
Beğeni
·
197
Gösterim
Adı:
Nuriye Yiğitler
Unvan:
Türk yazar ve çevirmen
Doğum:
Edremit, 1943
1943 Edremit doğumlu olan ve 1962 Çapa Eğitim Enstitüsü Fransizca Bölümü’nü bitiren Nuriye Yiğitler, aynı yıl Enstitü'nün Edebiyat Bölümü'nü bitiren H. Zekai Yiğitler ile evlendi. Elbistan, Tarsus, Balıkesir, Edremit ve Ankara' da Fransızca öğretmenliği ve okul idareciliği görevinde çalıştı. 1984'te yirmi yıllık milli eğitim mensupluğunu ve idareciliğini emeklilikle sona erdirdi. Bu tarihten sonra yoğun bir yazarlık ve çeviri hayatına başladı. Okul radyosu için eğitim programları ve TRT radyosu için oyunlar yazdı. Çocuk romanları da kaleme alan yiğitler, aralarında Stendhal, Pierre Louys, Blaise Cendrars, Bernard-Henri Levy, Marek Halter, Irene Nemirovsky ve Antoine de Saint-Exupery'in de olduğu birçok Fransız yazarından çeviriler yapmıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Hayvanların bencillikten uzak ve özverili sevgileri, insan denen varlığın değersiz dostluğunu ve pamuk ipliğine bağlı sadakatini tecrübe etmiş kişinin kalbine işler.
-Edgar Allan Poe

Çoğu zaman düşünürüm: Hakaret olarak söylediğimiz, aşağılama niyetiyle kullandığımız "köpek" sıfatını. Köpek, it deriz; kötü bir şeymiş gibi. Hâlbuki bizim hor gördüğümüz o "köpek" bile, sokakta bizi görünce kaçacak delik arıyor. Daha ne kadar vahşi olabiliriz? Köpekler de bize sırt çevirdiyse...

Hayvanları çok severim, haddinden fazla hem de. Örneğin yolda kedi görsem, pis-temiz umrumda bile olmaz, hemen okşayıp öpmeye çalışırım. İnek, at, keçi, koyun, köpek vb. bütün hayvanları severim. Sevmemek için bir şart bulamıyorum çünkü. Ben onu seviyorum, o da bana sevgi gösteriyor. Hayatım boyunca hayvanların, insanları sebepsiz yere öldürdüğü bir habere, olaya rast gelmedim. Ama bakıyorum; evladını öldüren baba, amcasını öldüren yeğen, öğretmenini öldüren öğrenci... İnsanlar, hayvanlardan daha vahşi olabiliyor ne yazık ki. Bütün insanlık için geçerli değil bu elbette ama bütün hayvanlar için geçerlidir bu; siz hayvanlara bir şey yapmazsanız, onlar da size bir şey yapmazlar.

Dünyanın en sadık dostu olarak bilinir köpekler. Cana yakın, sevimli, korumacı ve daha birçok güzel özellikleri var bu minnoşların. Âmâ olan insanlara yardımcı olanlar mı dersin, hayat kurtaran mı dersin... Köpekler gerçekten insanlara çok iyi bir dost oluyorlar. Yazarımız Jack London da buna değinmiş kitap genelinde. Jerry isimli yavru bir köpek, o köpeğin gözünden insanları anlatmış. Köpek, insanları, yani sahiplerini, Tanrı gibi görüyor, o kadar bağımlı Tanrısına. Tanrısı ne derse onu yapıyor, onun övgüsünü kazanmaya çalışıyor. Hiç çıkar gözetmeden, sadece sevgi bekliyor karşılık olarak... Ayrıca zenci-beyaz gibi saçma sapan ırkçılığa da değinmiş yazarımız. Köpek bile yapıyor bunu, tanrısı öyle öğretmiş çünkü. Zenci bir insan gördü mü saldırıyor, tanrısı da onu destekliyor. Böyle olunca köpek de onlardan(zencilerden) üstün görüyor kendini. Zencilerden üstün, tanrısından aşağı.

Farklı bir kitap oldu benim için. Güzeldi, zevkliydi. Bir köpeğin insanlara ne kadar bağlı olabileceğini daha da net öğrenmiş oldum Jack London sayesinde.

Hayvanları hep sevin. Hayvanlardan size zarar gelmez, biz onlara zarar vermediğimiz sürece onlar da bize zarar vermez. Hayvanları mal gibi sahiplenmeyin, onlar da birer can taşıyor. Sevin, gözlerine bakın, gülümseyin, sarılın. Hayvan sevgisinin içinizde daim olması dileğiyle...
184 syf.
Bazı insanlar vardır, bulundukları ortama ayak uyduramaz, yabancı kalır bir çok şeylerine..
Onların amaçları ve araçları kendisine komik ve anlamsız gelir. Belki de, kendi gayesi, o toplumun gayesinden çok yüksek ve anlamlıdır bilemeyiz.
Ancak bir arayış içinde olduğu muhakkaktır. Zira hiç kimse boş yere boşluğa düşmez. Kendi içinde kurduğu dünyanın sakinleri ile dış dünyada muhattab olduğu kişilerin hiç bir alakası olmadığında insan, çaresiz bir şekilde kendini o boşlukta buluverir.
Ve o boşluk en ağır yüktür belki de.

Evet, Andrien de böyle biridir, çevresinde başıboş gezen bı aylak bilinen ve pek sevilmeyen biridir.
Bakmayın siz aylak aylak gezdiğine onun, bir dost arar da arar farkında olmadan.
Arkadaş demiyorum bakın, DOST diyorum; hataları düzelttiren/düzelten, sebepsiz yere değer veren, samimi seven, ben gittim bu sefer sıra onda demeyip vefanin somut adresi olan, ne kadar ayrı kalsa da tekrar bı buluşmada, yaptıkları son muhabbetin küllerinden alevler yükselten, yanındayken güvende hissettiren ve sevgisinden şüphe ettirmeyen kişidir.
Aynı dilden aynı soydan olan kişidir..
Aynı soydan diyorsam, aynı ırktan değil kastim.
Soydaş demek, aynı şeyleri sevmek demektir masumca..
Andrien'in farkında olmadan aradığı böyle biri var mıydı? Vardı. MİHAİL..

Mihail, pasmal, saçları bitli, belli olan düzene başkaldıran, son derece bilgi sahibi ve bunun yanında altı dil bilen ve ortamına aykırı olan biridir.
Bir fırında çalıyordur. Bir gün Fransız bir eseri okuduğu sırada Andrien'in göz izleri kalır üstünde. Ona hayranlıkla bakar durur ve sanırım ilk görüşte dostluk başlamıştır artık Andrien için. Başlar artık peşinden koşmaya MİHAİL'in kaçan kovalanircasina...
İlk başlarda Andrien'in samimiyetinden şüphe duysa da Mihail, sonrasında inanır o yüce muhabbete.


Hz Ali nin dediği gibi, "Gönül kendine benzeyen gönüle akar"
Bu cümlenin simgesel halidir Andrien ve MİHAİL'in dostluğu, alışılması, guvenilmesi için zaman istemez.
Zaten kendi oluşur o bağda ve ömürlüktür artık.

Yavaş yavaş ilerleyip bitmesin dediğim muhteşem bir yolculuktu benim için, bu kitabı okumak.
Sorular sordum kendime, örneğin;
Ben de bir Andrien olsam karşıma bir Mihail çıkar mı?
Yada bir Mihail olma yoluna girsem cesaret eder miyim buna?
Ahh Panait Istrati ! Nasıl bir dünyan var senin?
Eserinle sorunlara bogdun beni (:

Hadi hikaye ile pekissin diye bu dizeler de burda dursun:

"Dostluk zindanda belli olur.
Dost görünür düşmanların sofra başında.
Bolluk içinde sürerken safâsını
Sayma dost dostluktan dem vuranı.
Dost derim ona ki çekerken sıkıntıyı ben,
Gelir tutar elimden perişanken ben.
Dost kazanmak için şunu tavsiye eder:
Kazanmak için dostların gönlünü,
Sat gitsin babanın bağını.
Yoksa odunun dosta yemek pişirecek,
Yak ev eşyanı, işte ocak. "



"Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.

O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın"


Keyifli okumalar
280 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Cyrano, sahteliğe, yalakalığa, iki yüzlülüğe, dalkavukluğa her daim karşı gelip dik duran, boyun eğmeyen, insanlara çıkarı için yaklaşmayan, yalnız ama güçlü adam... aşka düşünce yaşadığın cesaretsizlik, kendini dipe çekme, bazen yüceltmen; hemen ardından yine bunu haketmeyeceğine inanman... burnunun başlayan kompleksinle senelerce susuşun... aşkını döktüğün satırların başka yüreklerin aşkına yaramasına ne demeli.. insan nasıl duygularını tüm aşkını dile söktüğü sözcükleri başkasına feda eder ki... ama Cryano Christian’ı çok sevdiğinden değil, burnunu hiç sevmediğinden, çirkinliğini benimseyip onunla balkon altlarına, satır aralarına, mektuplardaki aşk cümlelerine, sessiz ve habersiz gözyaşlarının arkasına saklanan ve tüm bunları maskeleyen dostluk, dürüstlük ve savaşçı, doğrularından şaşmayan bir tarafıyla gösterdi kendini insanlara...

psikolojik yönden Cyrano bir kaygı bozukluğu vakasıdır aslında (mesleki değerlendirmeye girmeden olmuyor :)) o toplumun içinde başı dik gezen, kendine güvenen cesaretli bir adamken aşık olduğu kadın karşısında aciz, sakin, susan, cesaretsiz, özgüvensiz birine dönüşüyor.. iki zıt ve bambaşka yönü olan bir adam...

Şiirlerine hayranlık duymamak zaten elde değil... filmini en yakın zamanda izleyeceğim daha önce kısa bir videosuna denk gelmiştim. Zaten videodan sonra hemen okuma listemde öne aldım bu kitabı... oyununa da gidebilmeyi çok isterim tekrar oynanır mı bilinmez ama bir şansım olursa ne ala!!! Muhteşem bir tiyatro okudum demeyecem, muhteşem bir tiyatro izledimmm gerçekten muazzamdı hayalimdeki bu tiyatro.. Keyifli okumalar dilerim..
175 syf.
jack london'un ölümünden sonra yayınlanan ilk kitabıdır. yanlış hatırlamıyorsam bunun dışında 5 kitap daha vardı ölümünden sonra yayınlanan.

ırkçılığın yükseldiği bir dönemde tanrıları beyaz adam köpekleri ise siyahilere atfeden ironik bir dil ile oluşturulmuş muazzam bir eser.

özellikle hayvanseverler ve ruh bilimcileri açısından tutulacak kitapların başında gelir. keza jerry'i sevmemek imkansız zaten.
126 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayatı boyunca çocukluğunda kaybettiği annesini ve ablasını arayan Stavro' nun öyküsü.. Osmanlı topraklarında yardım vaadiyle kandirilmasi, köle olarak bir subayın haremine kapatılması, kaçışı ve ona yardım eden sokak satıcısı Barba ile hayata yeniden tutunması.. Sürükleyici.
175 syf.
·10/10
İnsan ve hayvan ilişkisini bir hayvanın gözlerinden görme, onun bakış açısıyla anlamaya fırsat veren bir kitap. Kitabı okuduğunuz süre zarfı boyunca çok farklı bir bakış açısına sahip oluyor, dünyaya, karakterlere, insanlara bir o kadar farklı bakıyorsunuz ki... Çok güzel bir kitaptı, okumadan bu duyguyu anlayamazsınız. Mutlaka okuyun derim.
175 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Herkese iyi akşamlar. Karne haftasında okulun boş olmasından istifade ederek birkaç saatte bitirdiğim Jack London’un bu kitabının baş kişisi bir köpek ve bu köpek çok özel bir köpektir. Köpeğin adı Jerry’dir. Jerry duyguları güçlü, zekası keskin, sevgisi, sadakati sonsuz olan bir köpektir. Sahibi olan beyaz adamları tanrı olarak görüp, onlara taptığını; sevgisi ile sadakati ile aşırı belli eder. Kitap ilk tanrısı olan Bay Higgin’in, henüz altı aylık olan Jerry’i köle ticareti yapan ve Jerry’nin ikinci tanrısı sayılacak Van Horn’a vermesiyle ve ardından Jerry’nin Van Horn ile birlikte içinde siyahi kölelerin de bulunduğu bir gemi ile yolculuğa çıkması ile başlar. Jerry beyaz adamları tanrı olarak gördüğü dönemlerde siyahi adamlardan nefret etmiştir. Çünkü beyaz adamlar bu siyah adamları hor görmüştür, satmıştır, satın almıştır, onları köle olarak yok pahasına çalıştırmıştır; siyah adamlar da ötekileştirildikçe beyaz adamların bulunduğu ortamlarda hır gür çıkarmışlardır. Bunları gören Jerry’nin düşünceleri de buna göre şekillenmiştir. Kitap boyunca Jerry’nin yaşadıklarından o dönemde yaşanılan siyah adam beyaz adam çatışmalarına;beyaz adamların, siyah yerlileri köleleştirmelerini, siyah yerlilerin bu durum karşısındaki hoşnutsuzluklarını, yerlilerin ilkel bir şekilde yaşamlarını sürdürmelerini ve yerli halkın çoğu zaman yem olarak siyah beyaz farketmeksizin insan ırkından faydalanmalarına şahitlik edeceksiniz.
Kitabı okurken keşke benim de Jerry gibi bir köpeğim olsaydı diye düşündüm. Sonra düşündüm ve “bu imkansız” dedim. Bir köpeğimin olması için sanırım yaşadığım yeri değiştirmem gerekiyor.
Neyse herkese iyi okumalar diliyorum.
231 syf.
Jack London Baba'nın bende hatırı olmamış olsa bu kitabı çoktan yarıda bırakmış olurdum ammaaa yazara olan saygım ve sevgimden dolayı okumak zorunda kaldım...

Hani küçükken salya sümük hasta olup,
Bi an evvel iyileşelim diye annelerimizce tadı acımsı Bi şurup verilir,
Onu içmemek için ne kadar diretirsek diretelim sonunda içmek zorunda kalırdık ya,
Ahhh işte o öksürük şurubu gibi ne kadar bu kadar kitabı okumamak için dirensemde yapamadım,
Edemedim,
Yarıda bırakmaya gönlüm razı olmadı.
Okuduk işte.
Kötü mü ettik okuyarak?
Tabi ki hayır,
Amaaaa
Ne yalan ben beğenmedim bu eseri,
Jack London Baba'nın başka eserleri varken bu kitabın okunulmasını tavsiye etmem...
"Ya sana inat gidip bu kitabı alıp okuyacağım arkadaş" diyen varsa da, o arkadaşa cevabım :
Hadi git al da göreyim :)
Bu kitap piyasa da yok,
Satışı yok...
Bi bende var.
Bende de okuduğu kitabı kimseye hediye etmeme gibi kötü Bi huy var.
Herkese,
İyi okumalar, güzel paylaşımlar ‍️
251 syf.
·3 günde·9/10
Burada, bu romana getirilen olumsuz eleştirilerin, herhangi bir neden gösterikmeksizin yapıldığı için bu eleştirilerin geçersiz olduğunu iddia ederek, bunun bol serüvenli bol heyecanlı ve aynı zamanda ders verici özelliği olan bir roman olduğunu söyleyeceğim. Şimdi efendim, şehirlerdeki rahat yaşamlar ve monotonluklar içerisinde silinip gitmek istemeyen insanların, kuzeyde - Alaska'da, zorlu iklim - tabiat koşulları içerisinde giriştiği serüvenlerin anlatıldığı eğlenceli bir romandır. Siz de eğer bu romanı okursanız, eminim ki içinde yaşadığınız şehrin tekdüzeleğinden hayıflanacaksınız; demek istediğim tesiri yüksek bir roman olduğudur, yüksek etkisinden emin olabilirsiniz zira Jack London okuyorsunuz.
Jack London'un ilk 1902 senesinde yayınlanan bu romanının orjinal başlığı 'A Daughter Of The Snows' yani 'Karların Bir Kızı'dır. Jack London'ın ve Maksim Gorki'nin kitaplarını yayınlamayı misyon edinen, bizim emektâr yayınevimiz Oda Yayınları bunu, 'Kız, Kar ve Kan' başlığıyla yayınlamış, ilk 1989 senesinde. Bundan önce veya sonra bu roman ülkemizde çevrilmemiş ve yayınlanmış. Bu kesin bir bilgidir.
Dediğim gibi, doğaya karşı yapılan mücadelelerin tasvirlendiği eğlenceli ve düşündürücü bir romandır, bu.
Okumanız dileğiyle...
İyi okumalar...
125 syf.
·Beğendi·8/10
Yoksul bir köylü kızı olmasına rağmen insanları seven biri Minka. Doğanın ve hayatın acımasızlığına rağmen iyi kalmanın mücadelesini veren ve iyi olma savaşından vazgeçmeyen bir kahraman. İnsanlığın erdemleri üzerine çok güzel bir kitap. İyi okumalar. Var olun

Yazarın biyografisi

Adı:
Nuriye Yiğitler
Unvan:
Türk yazar ve çevirmen
Doğum:
Edremit, 1943
1943 Edremit doğumlu olan ve 1962 Çapa Eğitim Enstitüsü Fransizca Bölümü’nü bitiren Nuriye Yiğitler, aynı yıl Enstitü'nün Edebiyat Bölümü'nü bitiren H. Zekai Yiğitler ile evlendi. Elbistan, Tarsus, Balıkesir, Edremit ve Ankara' da Fransızca öğretmenliği ve okul idareciliği görevinde çalıştı. 1984'te yirmi yıllık milli eğitim mensupluğunu ve idareciliğini emeklilikle sona erdirdi. Bu tarihten sonra yoğun bir yazarlık ve çeviri hayatına başladı. Okul radyosu için eğitim programları ve TRT radyosu için oyunlar yazdı. Çocuk romanları da kaleme alan yiğitler, aralarında Stendhal, Pierre Louys, Blaise Cendrars, Bernard-Henri Levy, Marek Halter, Irene Nemirovsky ve Antoine de Saint-Exupery'in de olduğu birçok Fransız yazarından çeviriler yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 713 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 603 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.