Nurşen Kocamaz

Nurşen Kocamaz

Çevirmen
8.6/10
94 Kişi
·
24
Okunma
·
0
Beğeni
·
141
Gösterim
Adı:
Nurşen Kocamaz
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
76 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Dört gece ve bir gündüzün anlatıldığı, beyaz aşk dolu geceleri yağmurlu, üzgün bir sabahın takip ettiği, romantik ve coşkun duygulardan hayatın gerçekliğine dönüşü anlatan bu eser, Dostoyevski’nin diğer eserlerinden farklı olarak daha coşkun bir üslubu barındırmış. Gözlemleri ile tanınan Dostoyevski bu eserinde de gözlemlerini dile getirmiştir. Aşka bakış, yalnızlık, gerçek hayat ve hayal dünyası, St. Petesburg/şehir hayatı… yansıttığı gözlemlerden bazılarıdır.

Eserin en ilginç yönü, anlattığı aşk değil, hayal dünyasında yaşayan, yalnız ve kendini sosyal hayattan soyutlamış gencin, bu aşk ile kaçırdıklarını fark etmesi, gerçek hayat-hayal dünyası karşılaştırması yaparak, bilinçli olarak tercih ettiği hayâl dünyasının tahlilini yapmış olmasıdır. Bu tahlilde kahramanımız şunları der;

“…şimdiye kadar yaşadığım hayatın kendisi bir suç, günahtan başka bir şey değilmiş… Ama öyle zamanlar oluyor ki, acı ve çaresizlik içinde, neredeyse… İşte öyle zamanlarda, ölünceye kadar gerçek bir hayatın bana nasip olmayacağını zannediyor, gerçek hayatla olan ilişkimi tamamıyla yitirdiğimi hissediyor ve kendimi Tanrı’nın ve insanların sevgisinden mahrum kalmış kötü bir adam olarak görüyorum. Çünkü hayâl âleminde geçirdiğim gecelerin sarhoşluğundan bir an olsun ayılmak o kadar dayanılmaz oluyor ki! Aynı zamanda, etrafımı saran insan selinin çıkardığı gürültü patırtıyı duyuyor, benim gibi rüyada olmayanların nasıl yaşadıklarını görüyorum. Ve o zaman farkına varıyorum ki, onların hayatları uydurma değil, onların hayatları benim hayâllerim gibi birden paramparça olup gitmiyor. Bilâkis, hayatları her gün yenileniyor, renkleniyor; bir saatleri bir saatlerine uymuyor. Bir de benim gibi zavallı hayâlperestin hayatına bak! Öldüresiye monoton; gölgelerin, hayâllerin, uydurma düşüncelerin esiri bir hayat… İşin en acısı, en sonunda hayâl âlemi de o çok güvendiğimiz, bitimsiz sandığımız âlem yavaş yavaş yorgun düşmeye, eski canlılığını yitirmeye başlıyor. Bütün rüyalarımızı üstüne kurduğumuz düşünceler eskimeye başlayıp yerine yenilerini de koymayınca, hayâl âlemi de yıkılıp yerle bir oluyor.”

Hikâyenin sonunda, Nastenka’nın mektubunun ardından, kahramanın ruh hali, yaşadığı odanın ihtiyarlaması, pencereden görülen karşıdaki evin köhneleşmesi, kısaca beyaz gecelerin griye ve siyaha evrilmesi ile verilmesi;  hayatımıza bakışımızda, gördüğümüz her şeyde psikolojik halimizin nasıl etkili olduğunun göstergesidir ve bu kısım, çok başarılı bir tahlil olarak karşımıza çıkar ve son cümle ile hikaye, “Tanrım, bir anlık mutluluk! Ama bir ömür boyu sürecek gerçek mutluluk!…”, hikâyenin başındaki İvan Turgenyev’in -hikâyenin ana fikri de olan- alıntı cümlesi ile birleşir ve hikâye başladığı noktada biter.

“Ömrü boyunca, yalnızca bir an için, senin kalbine yakın olmak için mi yaratılmıştı?”
Ivan Sergeyeviç Turgenyev
377 syf.
·Puan vermedi
Dostoevsky, Karamazov Brothers and Ecinniler, which constitute one of his greatest works together with Crime and Punishment , aimed to present the intellectual and religiously troubled periods of the 19th century Russia to the reader, and in the 21st century it has created a work that does not lose its validity and timeliness. The work of the liberal, conservative, atheist conflicts that did not rest even after hundreds of years, has managed to address the 21st century thanks to its immortal subject and typical characters that can appear in every age.
424 syf.
·Beğendi·10/10
"Soylu olma durumu-Soyluluk" ne soydan ne varlıktan ne de kandan.. Sadece ve sadece kalpte var olandan gelir...

Ezilenler kitabı belki de bunu kavramamız için yazılmış bir eser diye düşünüyorum..

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
424 syf.
·28 günde·7/10
Aşk, körlüğün ve körelmenin cumhuriyetidir. Palazlanmadıkça acıyla meçhul bir anlamsızlığa gömülür. Kitabı Zizékin cümleleriyle de hünkar etmek isterim, "sevgi şiddet içeren bir eylemdir". Aldanmayla çalkanan bilincin nefesini sayfa sayfa kurutan bir roman. Defalarca yankılanan diri ancak bir o kadar solgun fedakarlıkların serüveni. İyi okumalar.
424 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Ezilenler, toplumdaki en alt kesimin sürekli soylular tarafından ezilenlerin çileli hayatını konu alan bir baş yapıt. Okurken olanlar beni öylesine içine çekti ki bazen kitapta ki Prens'e tüm benliğimle nefret duydum. Hele ki kitapta Alyoşa diye bir karakter var ki sizi tüm saflığıyla çıldırma noktasına getirecek. Öyle ki bazen kitabın içine girip Alyoşa'ya bizzat akıl vermek isteyeceksiniz.

Kitabın baş karakteri İvan Petroviç (Vanya) oldukça iyi niyetli bir yazar. Evleneceği kızın (Nataşa) başka birine (Alyoşa) aşık olup ailesini terk etmesi; Vanya'nın ise tüm saf kalpliliğiyle onlara yardım etmesi kitabın asıl konusu. Ama bunun etrafında dönen geniş bir olay örgüsü sizi adeta kucaklayacak.

Dostoyevski yolculuğuma bu kitapla başlayarak doğru bir karar vermiş olduğumu düşünüyorum. Dostoyevski'nin diline ağır diyerek beni korkutan çok fazla kişi oldu. Bu nedenle ilk olarak Suç ve Ceza'yı okumaktan çekindim. Ama anladım ki ilk olarak onu da okusam zorlanmazmışım.

Kitap şu ana kadar okuduğum en iyi yabancı kitap olabilir. Kesinlikle Dostoyevski okumaya devam edeceğim. Ezilenler Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
387 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Yaşam ile ölüm arasında fark olmazsa herkes kendini öldürür. Kendi canını alma yürekliliğine sahip olan yalanın sırrını açık etmiş demektir. Daha yüce bir özgürlük yoktur. Taşın kendisinde acı yok; ama taşın vereceği bir acı var. İnsan yaşamı severken aslında acı ve korkuyu seviyor. Yaşamak ve yaşamamak aynı anlama gelen insan için, acı ve korku yok olur ve insan Tanrı olmaya başlayacaktı.
kitap 2 cilt olmasından dolayı ilk başlarda biraz yoruyor ama konusunu anladıkça sizi içine çekiyor,1.cilt i bitirdiğimde 2.cildi okumak pek istemedim ama 2. cildi bitirdikten sonra hayran kaldım özellikle ana karakter olan mişkin bende hayranlık uyandırdı.kitabın konusu psikolojik sorunlar geçirmiş birinin insan içine çıkması, çeşitli ilişkiler yaşaması ,o zamanki toplum ve insan karakterlerini konu alıyor ,kitabın sonunda ana karakterimiz yine psikolojik sorunlar yaşıyor ve en başa geri sarıyor, kitaptaki betimlemeler de harika herkese tavsiye ederim.
1008 syf.
·Puan vermedi
Dostoyevski'nin ne kadar büyük bir yazar olduğunu bu detaylı eserde anlıyoruz. Çünkü anlatılan ana olayın çevresinde gelişen bütün olayların itinayla kurgulanmış olduğunu göreceksiniz. Bu eseri şaheser yapan tek etken bu değil elbette ama eserdeki her detayın sanki gerçekleşmiş bir olayın özeti olduğu izlenimi uyandırması eserin büyüleyiciliğini arttıyor. Okurken kendinizi bu şenliğin içindeki misafir olarak görmemek elde değil.
218 syf.
·21 günde·8/10
Dostoyevski den güzel bir Aşk Romanı diyebilceğimiz bir kitap. Hacmi az ama güzel bir eser. Dostoyevski den kitabın sonunda bizi ters köşe eden bir kitap...
76 syf.
·Beğendi·10/10
Okurken tane tane hissedeceğiniz, her bir sözün, bir annenin bebeğinin başını olsayan şevkatiyle yazilmiscasina içinize işlemesini görüceksiniz. Ayrica kitabin başındaki ilk sözü dikkatle okumanizi tavsiye ederim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Nurşen Kocamaz
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 24 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 22 okur okuyacak.