Ogier Ghislain De Busbecq

Ogier Ghislain De Busbecq

Yazar
8.3/10
14 Kişi
·
25
Okunma
·
0
Beğeni
·
451
Gösterim
Adı:
Ogier Ghislain De Busbecq
Unvan:
Flaman asıllı Avusturyalı diplomat ve yazar
Doğum:
Fransa, 1522
Ölüm:
Fransa, 28 Ekim 1592
Flaman asıllı Avusturyalı diplomat ve yazar Ogier Ghislain de Busbecq, 1522’de Flandre’da, Lille yakınındaki küçük bir köyde doğdu. Louvain, Padova ve Venedik üniversitelerinde öğrenim gördü. 1552’de Kutsal Roma-Germen İmparatoru V. Karl ile onun kardeşi Avusturya Kralı I. Ferdinand’ın hizmetine girdi. Kanunî Sultan Süleyman’ın hükümdarlığının son döneminde iki defa Avusturya elçisi olarak İstanbul’a gönderildi. Bu görevleri sırasında dostlarına gönderdiği dört uzun mektupta "Türk Mektupları" Osmanlılar hakkında edindiği izlenimleri kolay okunur bir üslupla dile getirdi. Bucbecq İstanbul’dan döndükten sonra Viyana’daki krallık sarayında çeşitli görevlere getirildi. 1582’den ölümüne kadar da (1591) Avusturya’nın Paris elçisi olarak görev yaptı.
Sultanın imparatorluğa dağılmış 12.000 kişilik yeniçeri gücü var. Bunlar düşmana karşı kaleleri, halkın tecavüzüne karşı da Hristiyanları ve Yahudileri korurlar.
Büyük küçük hiçbir köy, kasaba veya şehir yoktur ki Hristiyanları, Yahudileri ve diğer acizleri kötülere karşı korumakla vazifeli yeniçeri muhafızlar bulunmasın.
Bu arada yalnızlığım ve çektiğim sıkıntılar içinde eski dostlarım olan kitaplarla kendimi teselli ediyorum. Onlar hiçbir zaman güvenimi sarsmadılar ve bana daima gece gündüz ihtimamla hizmet ettiler.
Süvariler kasabanın kapısından çıkınca dörtnala oraya buraya dağılarak yere bir top attılar. Atlarını son sürat koşturup topu mızraklarının ucuyla yakalamaya çalışıyorlar ve benzeri oyunlarla kendilerini eğlendiriyorlardı.*

*Doğu dünyasında yaygın olarak oynanan bir top oyunu. İran ve Osmanlı dünyasında çevgan, Orta Asya'da buzkaşi adıyla anılırdı. İngilizler bu oyunu 19. yüzyılda Hindistan'da tanımış ve polo adıyla Avrupa'ya taşımışlardır.
“Türk orduları yağmurun kabarttığı nehirler gibidir. Kendilerini zapt eden seddin bir noktasından süzülüp geçebilirlerse, çok uzaklara yayılırlar ve tahminleri de geçen nihayetsiz tahribat yaparlar.”
Türklerde şan ve şöhret, yüksek idari mevkiler liyakat ve maharetin mükafatıdır. Tembel ve pısırık olanlar, kötü niyetliler için yükselme yolları kapalıdır, bunlar kenarda köşede önemsiz kişiler olarak kalırlar. Türklerin giriştikleri her işte başarı kazanmalarının, üstün bir ırk haline gelmelerinin ve gün geçtikçe devletin hudutlarını biraz daha genişletmelerinin sebebi bu olsa gerek.
Türk orduları baharda kabaran nehirlere benzerler.Kendilerine engel olan seddi bir noktadan yıkıp geçebilirlerse o yerden boşalır ve önlerine gelen her şeyi silip süpürürler.
Avusturya sefiri olan yazarımız, Kanuni Sultan Süleyman dönemin son zamanlarında ülkesinden İstanbul'a yaptığı seyahati, ailesine göndermek üzere dört uzun mektupta topluyor.
Bu eserde o döneme ait gerçekten çok ilginç bilgiler var.
Yazar mektupları yazarken önyargılı bir yaklaşım gütmemiş. Bununla beraber gereksiz övmelere başvurup methiyeler de düzmemiş. Ne gördüyse onu yazmış.
Padişahın huzuruna çıkışını anlattığı bölümde, sultanın azametini yazdığı gibi kendine davranışında büyük bir kibir sezildiğini de eklemiş.

"Türkler atlarını çok severler, o kadar severler ki onlarla uyurlar." diyor. O zamanlar da pilav üstü et yiyormuşuz mesela:)
Nostaljiye delicesine tutkun, kafası bazen geçmiş yüzyılara giden, oralarda takılıp kalan ve bunlardan büyük bir haz duyan okur arkadaşlarıma tavsiye ediyorum.

"Yerde bir beyaz kağıt bulduklarında, onu hemen kaldırır yüksek bir yere sıkıştırırlar." diyor... Acaba neden? :) Hadi biraz merak edin:)
Busbecq'in bu kitabını büyük bir keyifle okudum. Özellikle bir Avusturya elçisinden tarafsız bir biçimde Osmanlı döneminden bir kesit okumak beni keyiflendirdi. 1554-62 yılları arasında ülkemizde görev yapan Busbecq padişah Sultan Süleyman'ı, Meryem'e olan bağlılığını, imparatorluğun Viyana'ya kadar dayanışını ve oğulları arasındaki taht kavgalarını güzel bir dille anlatmış bize.

Busbecq, Türk insanının hayvan ve çiçek sevgisini, ok ve yaydaki başarısını, liyakati, dinimizin temsilcisi olduğunu ve Türk kadınından da bahsetmiş bize. Günümüzde birçok şeyi kaybettiğimiz gerçeği de insanı üzüyor kitabı okudukça. Aynı zamanda askeri alanlardaki disiplinliğimizden ve aza kanaat edişimizden hayranlıkla bahsediyor.

Kitabı okuyacak arkadaşlar çekinmeden okusunlar. İnsana hem keyif veriyor hem de bilgi katıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ogier Ghislain De Busbecq
Unvan:
Flaman asıllı Avusturyalı diplomat ve yazar
Doğum:
Fransa, 1522
Ölüm:
Fransa, 28 Ekim 1592
Flaman asıllı Avusturyalı diplomat ve yazar Ogier Ghislain de Busbecq, 1522’de Flandre’da, Lille yakınındaki küçük bir köyde doğdu. Louvain, Padova ve Venedik üniversitelerinde öğrenim gördü. 1552’de Kutsal Roma-Germen İmparatoru V. Karl ile onun kardeşi Avusturya Kralı I. Ferdinand’ın hizmetine girdi. Kanunî Sultan Süleyman’ın hükümdarlığının son döneminde iki defa Avusturya elçisi olarak İstanbul’a gönderildi. Bu görevleri sırasında dostlarına gönderdiği dört uzun mektupta "Türk Mektupları" Osmanlılar hakkında edindiği izlenimleri kolay okunur bir üslupla dile getirdi. Bucbecq İstanbul’dan döndükten sonra Viyana’daki krallık sarayında çeşitli görevlere getirildi. 1582’den ölümüne kadar da (1591) Avusturya’nın Paris elçisi olarak görev yaptı.

Yazar istatistikleri

  • 25 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 12 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.