Olcay Yılmaz

Olcay Yılmaz

8.3/10
6 Kişi
·
8
Okunma
·
2
Beğeni
·
455
Gösterim
Adı:
Olcay Yılmaz
Unvan:
Yayıncı, Yazar
2008 yılında Ziraat Mühendisliği'nden mezun oldu. Düşünbil Dergisi'ni çıkarttı. Ardından Libido Dergisi, onun ardından GodFather Dergisi. İki adet kitap yazdı. Bir adet “Evrim Sergisi” düzenledi. Son 6 yılda 50’ye yakın sempozyum, seminer, konferans ve panel organize etti. Psikanalizle ilgilenmektedir. Özellikle Lacanyen psikanaliz konusunda yazılar yazmaktadır. Ayrıca bilim, felsefe, sosyoloji, zihin, dilbilim, mizah vb. alanlara ilgi duymaktadır. Halen felsefe lisans eğitimine devam etmektedir.
İnsan iyi mi, kötü mü?
Marksist felsefede, “insan’ın ne iyi ne de kötü olduğu” görüşü hâkimdir. Georges Politzer, “Felsefenin Temel İlkeleri” adlı yapıtında şöyle der: “İnsan ne iyi, ne de kötüdür; koşullar nasıl yapmışlarsa öyledir.”
“Hiç bir insan kendi başına bir ada değildir. Hepimiz bir anakaranın parçalarıyız."
Makyavelist zekâ teorisine göre, zihinlerimiz yalan söyleme, aldatma, çalma ve birbirimizi kandırma gibi bencil nitelikler yönünde evrilmiştir.
Aslında her kitap, okuyucuya bilgi vermekle kalmaz aynı zamanda yeni bilgilerin üretilmesi ve bu üretilen bilginin gelişmesini de sağlar.
Erkek≡kadın+çocuk (İnsanda eş seçiminin evrimsel mekanizma formülü)
Bu formül birçok kişi tarafında kabul görmeyebilir. Ancak insan evriminde kadını erkeğe, erkeği kadına yönlendiren penis merkezli eşeysel seçilim böyle işlemektedir. Eğer kadınlarda penis arzusu olmasaydı, babaya yönelme olmayacak; babaya yönelme olmasaydı, babadan ve erkekten öç alma duygusu olmayacak, öç duygusu olmasaydı kadın erkeğe âşık olmayacak; aşk olmayınca kadın erkeğe yönelmeyecek; erkeğe yönelmeyince çocuk meydana gelmeyecek; çocuk meydana gelmeyince de insan evrimi böylesine karmaşık, böylesine dolambaçlı, böylesine seçici işlemeyecek ve insan soyu böylesine hızlı ilerlemeyecekti.
Kız çocuğu kendine eş seçerken kendi baba modeline göre eş seçer. Genetik temelde düşünüldüğünde çocuklar anne babalarına göre daha iyi genlere sahiptir. Eş seçiminde de bu genetik frekans arttırılma eğilimindedir. Yani seçilecek eş baba tipine uygun, ancak babadan daha güçlü genlere sahip eş yönünde olacaktır. İnsan evriminin böylesine hızlı ilerlemesinin başlıca nedeni böyle bir eş seçimi mekanizması olmalıdır.
Örneğin güdüsel bir davranışımız sosyal çevre tarafından kabul edilemez ise bu davranış bilinç tarafından bilinçaltına itilmektedir.
Penis bereketin yani yaşamın simgesidir. Biyolog William Eberhard erkek cinsel organlarının birçok türde sperm yayma gereksinimi kadar, dişilerin tercihiyle de biçimlendiğini söyler.
İnsanlarda erişkin erkekler, günümüzde yaşayan primatlara oranla en uzun ve en kalın ve en esnek penise sahiptir.
Uyarıldığında goril ve orangutan erkeklerinin ortalama 5 cm ve şempanzelerin de 7,5 cm penisleri vardır. Buna karşın insan türünde ortalama bir erkeğin penis uzunluğu uyarıldığında 13,5 cm’dir. Doktorlar tarafından görülmüş en uzun penis uyarıldığında 33 cm olarak ölçülmüştür ki bu uzunluk ortalamanın iki katından fazladır. Yine insanlarda penis kalınlığı kalem çapında olan öteki primatların penisine oranla daha kalındır. Ayrıca öteki primatlarda “baculum” denilen bir penis kemiği bulunmaktadır. İnsanda ise penis kan pompalanması sonucunda sertleşme sağlanmaktadır.
Örneğin 25-30 yaş arasındaki erkeklerin bıraktığı sakal ve bıyık, kadınlar için çekicidir; çünkü bilinçaltında babayı hatırlatmaktadır. Oysa bilinç bunun farkında değildir.
E-kitap arşivinde göz seyahatine çıktığım bir günde gördüm bu kitabı, ismi bana da absürt gelmişti. Kim neden böyle isimli bir kitap yazar hala da çözememişimdir ama isimde sonuçta tıbbi bir tabir kullanılmış, yani kötü algılayan biziz. Kitaba en başta sadece göz gezdiriyordum ama o zamanlar yeni Freud okuyucusu olduğum vakitler, özellikle de psikolojinin en temel parçalarını öğrenip çevremdeki türlü çeşit mahlukun davranış dinamiklerini açıklamaya çalışıp, analiz edip bundan korkunç derece zevk aldığım vakitler olduğundan bu kitaba devam ettim tabi ki. Kitapta özellikle kadın olmak üzere insan psikolojisi, 'işlenmemiş alıntılar' şeklinde ortaya dökülmüş. Sizin düşünmeniz, sizin o bilgiyi işlemeniz gerekiyor. O açıdan evet insana bir şeyler öğretiyor ama eserin niteliğine de ket vuruyor. Sanki freud ve jung kitaplarını okumuş sonra süzgeçlemeden papağancasına kopyala-yapıştır yapılmış gibi gelmişti bana. En azından üstüne az da olsabir şeyler konsa bu algı kırılabilirdi.

Kitaptaki bilgiler psikoloji okuması yapmamış kişileri çarpabilir. Çarpmak da nedir sayın Samet derseniz örnekle anlatayım: Penis'in gücü sembolize ettiğini ilkçağ uygarlıklarından duyanınız vardır, kadının erkekle birlikte olmasının temel sebeplerinden birisi güç elde etme isteğidir. Çocukluk döneminde bir şokla (elektra kompleksi burada anahtar kavram) penisinin kesildiğinden dolayı olmadığını zanneden dişi birey, onu karşı cinsten elde edebileceğini düşünür ve penisi bebekle özdeşleştirir. Bilirsiniz kültürel olarak erkek çocuk vermek gurur verici bir şeydir. Dişi bireyin en büyük orgazmını çocuk doğduktan sonra yaşadığına dair hipotezler vardır bu yüzden. Bu bilgiler size de garip geldi biliyorum, ama gerçekliğini test etmeyi size bırakıyorum.

Sonuç olarak kitabı taşımak ve birinin görüp sizin şuan baktığınız gibi kınayan ve merak eden bir bakışla soru yağmuruna tutması utanç verici bir deneyim olabilir evet , ama insan denen meçhule farklı bir bakış açısı kazanmak ve aslında hayvanlar aleminden kendimizi soyutlamak için her şeyi yapan bizlere, bir tokat niteliğinde olan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Fesatlıksız okumalar. :)
Bir eseri yorumlarken tasnif ederek değerlendirmenin daha adil olacağını düşünüyorum.
Okuduğumuz her eserde; örneğin psikanaliz için Jung, bilim felsefesinde Karl Popper, dilbilimde Noam Chomsky, fizikte Newton, Einstein, Max Planck gibi çalışmalar yaptığı bilime zemin oluşturan, büyük ölçüde geliştiren kuramcıların eserlerindeki performansı bekleyemez ve göremeyiz.
Ben de bu kitabı, adını hiç duymadığım bir yazardan "insanlarda eşeysel seçilimin ve aşkın evrimsel, psikanalitik kökeni" üzerine yorumunu merak ederek, beklentimi de fazla yükseltmeyerek okumaya başladım.

Anlatımının çok akıcı ve ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. İçerik bakımından da yazarın yorumlarından çok Darwin, Freud eserleri başta olmak üzere pek çok eserden alıntı içerdiği söylenebilir, hatta öyle ki normal bir benzetme yaparken dahi Aziz Nesin'in Çuvala Doldurulmuş Kediler kitabından alıntı yapmış.

Sözün özü karşınızda pek çok kitabın sade anlatımlı bir derlemesi var.İçeriği size çok bilgi katmayacak olsa bile henüz okumamış olduğunuz envai çeşit kitaptan alıntılar okursunuz. Eşeysel seçilime başlangıç yapmak isteyenler için de çerez niyetine okumak isteyen ileri okuma yapmış okurlar için de tavsiye edilir.

Keyifli okumalar.
Yine zekamız ve çeşitli yeteneklerimize göre tercihler yaparız. Örneğin okul seçimimiz veya yerleşim yeri seçimimiz. Bu tür seçimlerimiz de çoğunlukla cinsellikle ilgilidir. Yine okul seçimimiz uyum yeteneğimize göre seçilir. Eğer başarılı bir öğrenci iseniz iyi bir üniversite seçersiniz. Çünkü sizi orada uyum yeteneği yüksek eşler beklemektedir. Uyum yeteneği yüksek birinin uyum yeteneği düşük birini seçmesi hem evrimsel açıdan hem de sosyolojik olarak pek uygun görünmemektedir. Uyum yeteneği yüksek bir kadın uyum yeteneği yüksek erkeği seçer. Çünkü doğacak çocuk genetik olarak kadın ve erkekten uyum yeteneği daha yüksek biri olacaktır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Olcay Yılmaz
Unvan:
Yayıncı, Yazar
2008 yılında Ziraat Mühendisliği'nden mezun oldu. Düşünbil Dergisi'ni çıkarttı. Ardından Libido Dergisi, onun ardından GodFather Dergisi. İki adet kitap yazdı. Bir adet “Evrim Sergisi” düzenledi. Son 6 yılda 50’ye yakın sempozyum, seminer, konferans ve panel organize etti. Psikanalizle ilgilenmektedir. Özellikle Lacanyen psikanaliz konusunda yazılar yazmaktadır. Ayrıca bilim, felsefe, sosyoloji, zihin, dilbilim, mizah vb. alanlara ilgi duymaktadır. Halen felsefe lisans eğitimine devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 17 okur okuyacak.