Ömer Ertan Yurtseven

Ömer Ertan Yurtseven

Çevirmen
7.7/10
77 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
51
Gösterim
Adı:
Ömer Ertan Yurtseven
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
244 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Rus öykü ve roman yazarı Yevgeni İvanoviç Zamyatin, devrim hareketlerine katılmış olmasıyla, savaş karşıtı hareketleriyle olsun; (özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında) gerek çağdaşları gerekse önceki yıllarda yaşayan aynı düşüncelerdeki insanlarla kaderi aynı olmuştur: cezaevi ya da sürgün. Keza yazdıkları da payını almıştır. 1920 yılında yazılan Biz adlı eserinin Rusya'da, ancak 1988' de yani yazarın doğumunun 104. yılında olması, düşünürlerin ne kadar da korkutucu (Sistem çarkına - Çarlık Rusya'ya - Sovyet Rusya'ya) olduğunu göstermiştir.
.
.
George Orwell, Aldous Huxley, Ursula K. Le Guin ve birçok yazara ilham veren Biz adlı eserde, Tek Devlet adı altında bir sisteme şahit oluyoruz. Söz konusu bu devlette kişiler ya da isimler yoktur sadece sayılar vardır. Devlet için sadece bir sayıdan ibaretsin tıpkı kahramanımız D-503 gibi. Tabi bu sadece verilen sayıyla biten bir durum değil, doğa duvarın dışına itilmiş, duygular bastırılmış, hayal gücü rüyalar yok edilmiş. Çünkü hayal gücü bir hastalık çeşididir. 26. Yüzyılı konu alan Biz ilk distopya romanı olma özelliği ile beraber tamamen öngörü üzerine kurulmuş sistem eleştirisi ve bireysel özgürlük notlarıdır. Distopya severlere, başlamayı düşünenlere tavsiye edilir.
.
.
Distopya: (anti-ütopya Yunanca dystopia) çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum otoriter - totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir. Kelime ilk defa John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır.
244 syf.
·7/10
Distopyaların babası olmasını 1920'de Yevgeni Zamyatin'in hayal gücüne borçluyuz. Okurken kaybolduğumu ve D-503 gibi son sayfalarda bulunduğumu hissetmek beni çok etkiledi.
300 syf.
·Beğendi·10/10
Evet, Jules Verne bilimkurgunun pîridir. Ama distopik bilimkurgunun pîri de Zamyatin'dir. Hem de sırf bu romanıyla! Bununla birlikte bir edebî çalışma olarak, insanın insan olabilme macerasına ışık tuttuğu için esas yeri 20. yy klâsikleri rafıdır.

Biz, totaliter diktatörlüklerin ruhunu okuyucunun ellerine teslim ediyor. Oluşturduğu gelecek kurgusu modern çağdan çok daha fazlasına ışık tutuyor. Zamyatin'e Biz'i yazdıran şüphesiz Sovyet'in hayalkırıklığı ve Stalin'in karanlığı. Ve Stalin'in zevksiz, heyecansız, kalpsiz hırslarının orta çağ Hıristiyan enternasyonalizmiyle şaşırtıcı bağları...

Biz, aynı zamanda 1917'den Mao'ya, Pol Pot'tan Venezüela'ya zombileşmiş devrimlerin kısa bir özetidir.

Ayrıca kaleme alındığı 1920'ler şartlarında son derece başarılı bir fütürizmi var. (Koskoca Stanislaw Lem'in 60'larda uzay gemisi konsollarına mekanik gösterge kadranı yerleştirmesiyle -ki son derece normal- kıyaslayınca fark kendini belli ediyor.)

Tartışmaya açık bir iddia; Fahrenheit 451'in, 1984'ün, Cesur Yeni Dünya'nın Biz'in güzel türevleri olduklarıdır. Christian Bale'in oynadığı Equilibrium ise adeta bu kitabın filmidir.
244 syf.
·12 günde·3/10
Çok büyük bir beklenti ile başlamamış olsam bile hayal kırıklığına uğrattı beni bu kitap. Belki de bir nevi ilham olduğu diğer distopyaları misal ''Cesur Yeni Dünya'', ondan önce okuduğum için beni yakalayamadı ''Biz''.
Kırk kayıttan oluşuyor ve bunlar gayet normal hatta kısa sayılabilecek nitelikte. Ancak okuduğunuz 5 sayfalık bir bölüm (kayıt) sizi 20 sayfa okumuşsunuz gibi yorabiliyor maalesef. Konusuna gelince, özgürlüğü, kişinin kendine özel alanının olmasını, hayal etmeyi kabul etmeyen bir dünya sunuyor bize. Okura sorgulattığı kavramlar yok diyemem ama belki yazarın uslübundan ya da okuduğum çeviriden dolayı benim için zor hatta eziyete yakın bir okuma oldu. Yine de okuyacağım derseniz, başka bir yayınevinden olan baskısına bakın, belki o daha iyi çıkar.
244 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Siir gibi bir kitap, bazi benzetmeler zamani durduruyor. Cesur Yeni Dunya'ya benzerlikleri cok. Gelecekte, tek devletin, Velininet tarafindan yonetildigi, insanlarin düş gücunun calindigi, dusunmelerine dahi gerek olmayan bir dunya. Hersey velinimet tarafindan düşünülmüş. Yemek yeme saati uyuma saati, nasil yuruyecekleri, ne giyecekleri, ne zaman sevisecekleri herşey. İnsanlar harf ve rakamlardan ibaret. Matematiksel dusunuluyor. D-503, İ-330 a aşik oluyor hislerini hastalik saniyor ve hastalik gibi anlatiyor. En son Velinimetle buluşma,Velinimetin insanlari nelek yapmaya calismasi, sonrasindaki hissislik ve trajik son. Carpici, düşündürücü, siirsel, korkutucu bir distopya. Tavsiye ederim okuyun.
244 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Aldous Huxley, George Orwell, Ursula K Le Guin, Kurt Vonegut. Eğer bu yazarların kitaplarını okumuşsanız, Yevgeni Zamyatin'in onları nasıl etkilediğini de anlarsanız. Biz, Olmaması gereken olmazı, olması muhtemel kelimelerle anlatmayı başarmış ancak degeri, doğmuş olduğu topraklarda tam 60 sene sonra bilinmiş bir yazar. 1920 de yazılan Biz, yıllar sonra Rusya da basılmış daha önce farklı ülkelerce ve kendi dillerince tercümeri yapılmış bir antidistopik kurmaca. Makinelerin yükselişini ve insanlara yaptıklarını başkaca bir anlatımla okumak için şiddetle tavsiye olunur. Okumakguzeldir
280 syf.
1984 ve Cesur Yeni Dünya romanları yokken “Biz” vardı... Yazılmış en iyi distopya diyebilirim. Korkutucu bir etki bırakıyor. 26. geçen kitapta insanların adı bile yok. Hepsi harf ve sayılardan ibaret. Son bir operasyonla da ruhlarına, kişiliklerine son veriliyor.
244 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
" Şimdiye kadar yazılmış en iyi bilim kurgu kitabı " diyor Ursula K. Le Guin "Biz" için.
Kitap günümüzden çok ileri bir tarihte geçiyor. Zamyatin’in 26. yüzyılda Utopia'sının insanları bireysellikleri yoktur, isimleri sayılardan ibarettir. “Koruyucular” olarak adlandırılan devletin güvenlik birimleri tarafindan devamlı gözlemlenebilmeleri icin camdan evlerde otururlar ve tek tip giyinirler. Yasamlarini belli kurallara gore yasamak zorundalar ve bu kurallarin disina cikabilmek gibi bir lüksleri yoktur. Hatta bunlarin bir ruhlari yoktur hayal kurmak ise bir hastaliktir. "Velinimet" adi verilen biri tarafindan yönetilmektedirler ve kayıtsız şartsız iteat etmek zorundalar.
Bilim kurgu adına öyle kelli felli bir malumata sahip değilim ama okuduklarım içinde en iyisi diyebilirim. Bir kere ta 1920 'li yıllarda yazarın böyle bir konuyu düşünmesi ve kaleme alması bile muhteşem. Üstelik anlam bakımından da çok zengin. Ne gözle baksanız kitap hakkında sayfalarca yorum yapabilirsiniz. İsterseniz kitap bir diktatörlük rejimine gönderme yapıyor bireyselliği kaldırıyor. Tek tip, herşeye kayıtsız şartsız iteat eden insan istiyor, buna uymayan herkesi casuslar aracılığıyla buluyor ve cezalandırıyor diyebilirsiniz. İsterseniz gitgide gelişen teknoloji ile zamanla herşeyin makinelere bağlı olacağını hatta insanların bile duygu, düşünce ve ruhtan yoksun doğal güzelliklerden uzak robotik makinalar haline geleceğini düşünebilirsiniz. Bence yazar dahiyane zekası ile bu iki düşünceyi belki daha da fazlasını birleştirip her tarafa gönderme yaparak güzel bir eser ortaya çıkarmış iyi de yapmış bulmaca çözer gibi okudum çok zevk aldım. Tabi bu benim şahsi fikrim. Kitapta cümlelerin yarım kalması,konuların dağınık olması, matematiksel ifadelerin çok olması okuyucuyu yorabilir sıkabilir de... Takdir size kalmış...
244 syf.
·10 günde·8/10
Cesur Yeni Dünya’nın ve 1984’ün atası bu kitap.
Kitabı okumaya başladığınızda yazarın pek çok alanda yetkin olduğunu anlıyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe mitolojiden dinlere, matematikten fiziğe kadar birçok alanla ilgili atıflar mevcut. Benim okuduğum baskıdaki çevirmen notları bu açıdan okumayı daha anlamlı kıldı.
İçeriğe gelecek olursak distopyanın atası desem yanlış olmaz sanırım. İnsanların hayal gücünün yok edildiği bir evrende geçiyor.Distopyaların tümü gibi insanı epey sarsıyor kitap. Sonuyla da açıkçası beni şaşırttı.