Ömer Tuncer

Ömer Tuncer

Yazar
7.5/10
4 Kişi
·
10
Okunma
·
0
Beğeni
·
96
Gösterim
Adı:
Ömer Tuncer
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bursa, 1946
1946, Bursa doğumlu. 1961-1970 yılları arasında, kuruluşundan kapanışına kadar Bursa Halkevi Oda Tiyatrosu'nda çalıştı. 1966 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. 1967 yılında Bursa Sinema Derneğinin kurucu üyesi olarak çalıştı ve MİT engellemelerine karşın bir yıl süreyle yaşatılmasını sağladı. 1969 yılında İstanbul'da gerçekleşen olaylara seyirci kalmayarak ''Amerikan Filosu" filmini çekti. 1970 yılında düzenlenen 4. Hisar Kısa Film Yarışması'nda "Amerikan Filosu"na "İkincilik" ve "Jüri Özel Ödülü" verildi. Üniversiteden 1972'de mezun oldu. 1974 - 1993 aralığında M.E.B. Film Radyo TV ile Eğitim Merkezi'nde TV Yapımcılığı ve Belgesel Yönetmenliği yaptı. 1977 yılında "Anadolu'da Ayak Sesleri" 6 bölüm çocuklara yönelik Anadolu uygarlığı belgeseli çekti. Jenerik müziği Ruhi Su olduğu gerekçesiyle 1981 yılında TRT tarafından yayınına izin verilmedi. 1984 yılında "Anadolu Uygarlığı" isimli 8 Bölüm belgesel çekti. Film Radyo TV ile Eğitim Merkezi tarafından yayına gönderilmeyerek engellendi. 1988-2000 yılları arasında Ankara Film Festivali
çerçevesinde, yöneticilikten başkanlığa kadar çeşitli görevlerde bulundu. 1993 yılında "İşte Anadolu" ve "Anadolu Uygarlığı" adlı belgesel dizinin senaryosundan yola çıkılarak oluşan kitabın 2. Baskısı Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınlandı. 1993 - 1996 arasında, Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. 1996 senesinde Bursa'ya döndü ve "Şafağa Atılan İmza" Mudanya Mütarekesi isimli belgeseli çekti. Aynı yıl Mudanya'da eski bir evi onararak Sanat Evi'ni oluşturdu. Ancak ev, 1999'da resmi destek ve talep yokluğu nedeniyle kapandı. 2003 yılında Kadıköy Belediyesi tanıtım videosunu çekti. Tuncer, Bursa Sinema Derneği'nin kurucularındandır. Halen aynı derneğin yönetim kurulunda görev yapıyor.
Ahi örgütlenmesi içinde kadınların yeri de önemlidir. Tanrının yeryüzündeki görünümleri olan kadınlar ve erkekler birbirinden ayrı değerde değildir. Aralarında bir astlık-üstlük yoktur. Kadın­lar da, üretime, eğitime, dahası savunmaya bile, erkekler kadar katılmakla görevlidir.
Oysa her şeyden önce, bütün bilgilerimizin, değerlerimizin, kültürümüzün yargılanabilir, değişebilir, değiştirilebilir olduğu­nu bilmemiz gerekiyor.
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır

Köroğlu
...söz gelimi kasaplar bile, hayvanları öldürmek zorunda oldukları için, Ahi örgütüne alınmazlar. İn­sanları kandıran, bilerek kalitesiz mal satan esnaf, ya da sayrıla­rı iyileştirmek için girdiği evlerde ev sahibine kötü gözle bakan hekim, yeminine sadık kalmamış sayılacak ve mesleği elinden alınacaktır.
Şeyh Edebali'den başlayarak, Osmanlı Devleti'nin, Diyar-ı Rum erenleri çizgisinde, geleneksel feodal yapıya bağlı olmadan kurulmaya ve yönetilmeye çalışıldığı gözleniyor.
174 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabı Mesnevî incelemesini ( #60403786 ) yapacağım sıralarda dönemin toplumsal yapısını anlamamda alternatif kaynaklar ararken bulmuştum. Ne kitabı ne de yazarı daha öncesinden tanıdığımı söyleyemem. Tek ortak noktamız kitabı için yardım aldığı yazarlardan Mikail Bayram hakkında benim de bir kaç yazı okumuş olmam. Tanıyanlar varsa zaten tarihe adını yazdırmış bazı önemli kişiler hakkındaki "aykırı(!)" düşüncelerini de bilirler.

Çok fazla eleştiri almış olan birinin desteği söz konusu olunca bu kitap için de yazarımız giriş kısmında, eserinin sadece toplumsal bir inceleme olduğu, bilimsel bir sav içermediği hususunda özellikle uyarıda bulunmuş. Tahmin edersiniz ki kendisi de içinde yer alan bazı ifadelerden dolayı ziyadesiyle eleştirilmiş ve hatta TRT Belgesel kanalında yayınlanan programında
Nazım Hikmet Ran 'ın Şah İsmail ile ilgili yazdığı bir dörtlük de sansürlenmiş..!

Velhasıl eserimiz 13. yy Anadolu toplum yapısını ve hatta öncesinden itibaren süregelen sistemleri ele alarak, insanın nasıl bir evrilme süreci yaşadığına ışık tutma gayretine girmiş. Toplumu aristokrasi, burjuvazi ve proletarya şeklinde sınıflayarak; yapı, bilinç, örgütlenme, kültür ve hüküm sürdüğü çağlar olarak hem şema ile hem de detaylarla incelemeye çalışmış. Ziyadesiyle sosyolojik bir değerlendirme sunarak birçok isime de atıfta bulunmuş.

Yazar diyor ki:
"Bu kitap, Rönesans öncesini neredeyse bütünüyle yok sayan "Batı merkezci" anlayışa karşı, 300 yıl daha önce Anadolu'da oluşan toplumsal başlangıcın kültürünü ve kaynaklarını anlama denemesidir."
Bu sebepten, kitabın içinde; Yunus Emre, Mevlana, Hallacı Mansur, Şems, Nasreddin Hoca, Hacı Bektaşî Veli, Ahilik, Selçuklular, Moğollar, Osmanlı, Bizans derken Anadolu'da kim hüküm sürüp, nefes alıp da ilmini, fikrini, zikrini yaydıysa hepsinin birbiri ile olan bağları aşikar edilmiş. Yazar özellikle Tasavvuf ve Ahilik arasındaki farkı; birinin sadece dünya için, iş için var olduğunu ötekinin ise sadece ahiret için yaşayıp dünyayı boş verdiğini ifade ederken, acaba İslâm'ın yarın ölecek gibi ahiret için, hiç ölmeyecek gibi dünya için çalışın düsturunun da ayırdına varmış mıdır bilmiyorum.

Ama bunlar yetmemiş yazar geçmişin izlerini gelecekte de sürerek tüm bu toplumsal hareketliliği başka hiç örnek kalmamış gibi sadece "Gezi Olayları"na bağlayarak genel(!) bir analiz yapmaya çalışmış..! Olmuş mu¿ buna siz karar verirsiniz.

Sözün özü yazarın;
Anadolu'daki toplumsal başlangıcın kültür denemesi olarak ele aldığı bu eserde geleceğe ışık tutacak ulus/millet anlayışına temel oluşturan yönetim sistemlerini ve dinlerin bu bağlamda hem fikirleri hem de eylemleri şekillendirmesini farklı görüşlerin desteğiyle okuyabilirsiniz.
Gerçi eğer ki bir toplumsal hareketlilik konusu işliyor ve amaç olarak sadece dönemlere göre toplum yapısındaki değişimi ele alıyorsa bir yazar, tarafsız bir söylemle bunu gerçekleştirileceğini bilir, bilmeli(!).

Kitapta dikkatimi çeken bir görseli de buraya bırakıyorum:
https://hizliresim.com/smRwgC

Keyifli okumalar...
174 syf.
·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Beğendim. 13. yüzyıla dair detaylı bilgiler içeriyor kitap Gayet bilgilendirici olmuş.Okumanızı tavsiye ederim İyi okumalar var olun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Tuncer
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bursa, 1946
1946, Bursa doğumlu. 1961-1970 yılları arasında, kuruluşundan kapanışına kadar Bursa Halkevi Oda Tiyatrosu'nda çalıştı. 1966 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. 1967 yılında Bursa Sinema Derneğinin kurucu üyesi olarak çalıştı ve MİT engellemelerine karşın bir yıl süreyle yaşatılmasını sağladı. 1969 yılında İstanbul'da gerçekleşen olaylara seyirci kalmayarak ''Amerikan Filosu" filmini çekti. 1970 yılında düzenlenen 4. Hisar Kısa Film Yarışması'nda "Amerikan Filosu"na "İkincilik" ve "Jüri Özel Ödülü" verildi. Üniversiteden 1972'de mezun oldu. 1974 - 1993 aralığında M.E.B. Film Radyo TV ile Eğitim Merkezi'nde TV Yapımcılığı ve Belgesel Yönetmenliği yaptı. 1977 yılında "Anadolu'da Ayak Sesleri" 6 bölüm çocuklara yönelik Anadolu uygarlığı belgeseli çekti. Jenerik müziği Ruhi Su olduğu gerekçesiyle 1981 yılında TRT tarafından yayınına izin verilmedi. 1984 yılında "Anadolu Uygarlığı" isimli 8 Bölüm belgesel çekti. Film Radyo TV ile Eğitim Merkezi tarafından yayına gönderilmeyerek engellendi. 1988-2000 yılları arasında Ankara Film Festivali
çerçevesinde, yöneticilikten başkanlığa kadar çeşitli görevlerde bulundu. 1993 yılında "İşte Anadolu" ve "Anadolu Uygarlığı" adlı belgesel dizinin senaryosundan yola çıkılarak oluşan kitabın 2. Baskısı Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınlandı. 1993 - 1996 arasında, Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. 1996 senesinde Bursa'ya döndü ve "Şafağa Atılan İmza" Mudanya Mütarekesi isimli belgeseli çekti. Aynı yıl Mudanya'da eski bir evi onararak Sanat Evi'ni oluşturdu. Ancak ev, 1999'da resmi destek ve talep yokluğu nedeniyle kapandı. 2003 yılında Kadıköy Belediyesi tanıtım videosunu çekti. Tuncer, Bursa Sinema Derneği'nin kurucularındandır. Halen aynı derneğin yönetim kurulunda görev yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.