Orhan Akıcı

Orhan Akıcı

Çevirmen
8.4/10
5 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
37
Gösterim
Adı:
Orhan Akıcı
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
602 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Evet arkadaşlar başlarken zor ve uzun bir okuma olacak demiştim, uzun oldu ama zor olmadı. Bana oldukça ilginç gelen bir kitap. Yeni bir hastalık öğrenmiş oldum: Oblomovluk. Tıp dilinde bunun karşılığı var mı; bilmiyorum. Yoksa bile mutlaka olmalı. Çünkü bu kitaptaki durum normal bir insan davranışı değil. Liseden psikolog sınıf arkadaşıma ilk fırsatta soracağım.

Sanki bir insanın değil de bir kedinin hikayesini okuyorum zannettim. Hatta bir ara Garfield çıkmadı aklımdan. Çünkü o da geceleri rahat uyumak için akşama kadar dinleniyordu. Tembelliğin başka bir boyutu: Oblomovluk. Beyin sürekli çalışıyor hem de son derece aktif, beden hiç kımıldamıyor. dolayısı ile en güzel fikirler bile eyleme dönüşemediği için eriyip gidiyor.

Bir adam düşünün, hem varlıklı, hem zeki, hem de hiç bir şeyi eksik değil. Çok güzel projeler üretebiliyor, gücünün yeteceği ve gerçekleştirirken zorlanmayacağı hayaller kuruyor. Ama bunları başkasına anlatmayacak kadar tembel. Yatakta sağından soluna dönerken bile yorulacak kadar üşengeç. Sahip olduğu tek değerli şey ona değer veren çok sevdiği çocukluk arkadaşı. O da Tam tersi bir karakter, yerinde duramayıp ayak basmadığı yer bırakmayan bir gezgin. çevresindekilerin tamamı yiyici takımı. O hale gelmiş ki hizmetçisi bile onu adam yerine koymuyor.

Bu haline bakmadan bir de aşık oluyor ve bu durumdan çıkmaya çalışıyor. Lakin kuyu öylesine derin ki çıkmak ne mümkün. Dedim ya bu bir hastalık, öyle olunca da hastalık aşkı yeniyor ve yine kolayca mağlubiyet kabul edip yatağa çekiliyor. Yarı uyur yarı uyanık yarı hayal yarı gerçek o eski dünyasına dönmemek için direniyor.

Belki size saçma gelebilir amma buradan benim çıkardığım bir başka sonuç da: "Kalpler ancak Allah'ı anmakla mutmain (tatmin) olur." cümlesinin ispatı. Hiç bir eksiği olmamasına rağmen sadece düşünerek insan hem kendini hem çevresini ancak bu kadar huzursuz edebilir çünkü.

Bu kadar içerik bilgisi verdiğim yeter. İlya İlyiç Oblomov yaşamış mıdır bilmiyorum da içimden bir ses buradaki olayların abartısı varsa bile birçok yerinin yaşandığını söylüyor. Neden derseniz, yazar bize olayları öyle bir aktarıyor ki o psikolojiyi Oblomov ile birlikte yaşıyorsunuz. O kadar detaylı ve içten bir anlatım var ki bu hislerin yaşanmadan bu kadar derin, bu kadar ayrıntılı bilinemeyeceğini düşünüyorum. Kitabın bitiminde kiliseden Stolts ile beraber çıkan yazarın Gonçarov olduğunu bile düşündüm ben. Eminim okuyanların tamamı da düşünmüştür.

Bu arada bence tembellik ile üşengeçlik farklı şeylerdir. Tembellik yapmamak, üşengeçlik ertelemektir. Tembel asla yapmaz, üşengeç yumurta kapıya gelinceye kadar erteler sonra yapar. Oblomov'da hem tembellik hem üşengeçlik var. Varın gerisini siz düşünün. kendime çıkardığım pay, tembel değilim ama % 30 üşengeç biriyim. Ertelemek her zaman mutlu etmiştir beni.

Daha fazla uzatmadan beni etkileyen bu kitabın herkesi etkileyecek kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Tabi çeviri önemli. Duyulmamış bir yayın evinden okumuş olmama rağmen çevirisini de beğendim. Kitap okumak özgürlüğü sindirmektir. Herkese iyi okumalar diliyorum. Hoş ve esen kalınız.