Osman Bayraktar

Osman Bayraktar

Yazar
7.6/10
5 Kişi
·
18
Okunma
·
1
Beğeni
·
676
Gösterim
Adı:
Osman Bayraktar
Unvan:
Şair, Yazar
Üniversitede iktisat okudu. İşletme alanında yüksek lisans ve doktora yaptı. Yedi İklim dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Yazıları Yönelişler, Mavera, İlim ve Sanat, Yedi İklim, Hece, Türk Dili ve Mahalle Mektebi dergilerinde yayımlandı.

Kitapları: İzlek (1997), Şiir ve Hayat (2015), Kalem Hakkı (2015), Yol Hakkı (2011).
Çeviri: Modern Çağda Ulema (Ebubekir Bagader, Ed.; N. Tunalı, A. Kadıoğlu, M. Karlı ile birlikte)
O Müslümanlar ki Kudüs'ün, Peygamber izi taşıyan o kutlu mabedi barındıran şehrin korunması sorumluluğunu sadece Filistinlilere bıraktılar.
Sezai Karakoç, bütün bu birikimleri birbirine ekleyen, yeniden yorumlayan kurucu bir öge olarak çıktı ortaya. Yıkılış psikolojimizi Diriliş'e çevirdi. Yenilenmenin, yeniden doğuşun sadece şekil değişiklikleriyle değil, özle, bütünsel bir bakışla olabileceğini öğretti bize.
Mehmet Akif, büyük devletimizin dağıldığı, derin acıların yaşandığı bir süreçte kurdu şiirini. Kendisi de cephedeydi. Birlikte olduğu toplulukla birlikte öfkeye, heyecana kapıldı. Yenilgiler ve zaferler yaşadı. Bir muallim gibi kürsülere çıktı. Yaşanan büyük maceraların destanı oldu onun şiiri. Acılar da, umutlar da, umutsuzluklar da yer aldı onun eserinde. İnsanların kitleler halinde şehadete yürüdükleri bu hengâmede, Allah'a karşı;

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
"Yandık" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

demek yakınlığını hissetti kendinde.
Öfke, sadece bir tepki değil, sahiplenmenin de göstergesi. Ne var ki lanet okumak, kutlu burukta belirtildiği üzere, eylemin en düşük hali. Bir bakıma çaresizliği kabullenme.
Yahya Kemal de büyük yıkılışa tanıklık etti. Ama o, şiirini başka bir zamanda yaşar gibi kurdu. Çöken yana değil, sağlam yana bakmayı seçti. Büyük topraklar kaybettiğimiz bir süreçte Mohaç Türküsü'nü, Akıncı'yı, Selimname'yi yazdı. Yıkıma uğrayan İstanbul'un fakir semtlerinde, yıkılmayan ruhumuzun peşine düştü. Süleymaniye'de Bayram Sabahı'nda bir toplumun ruhunu anıtlaştırdı.
Necip Fazıl, bir toplumun yıkıntıları, külleri arasında metafizik bir gerilim çıkarttı. İnsan ruhunun en mahrem alanlarına götürdü bizi. Yeni bir atılım için duygu ve kavrayışımızı sonuna kadar zorladı. Çile'nin yanına Sakarya Destanı'nı koydu. Zindandan Mehmed'e Mektup yazdı. Esselâm kapısını açtı ruhumuzun esenliği için.
"Yaşadığımız her travma,karşılaştığımız her olay bize seçimimizi yenileme zorunluluğunu ihtar ediyor; ya bizi sıkboğaz eden,açmazda bırakan kavramlarımıza sıkı sıkıya sarılacağız -ki bunun sonucu daha da küçülmeye hazır olmaktır- ya da bize dayatılan sınırları aşarak kendi kavramlarımızı yeniden keşfedeceğiz"
224 syf.
·Beğendi·10/10
Kitapta çağın problemleri denemeler hâlinde ele alınmış. Akıcı bir dil ve sıkmayan bir anlatım var. Ayrıca yazar toplum tarafından aslında önemsiz gibi görülen bazı meselelere çok yönlü bakış açıları ile yaklaştığı için daha dikkat çekici hâle geliyor.
Osman Bayraktar pek bilinmeyen bir yazar, tanınmaya değer olduğumu düşünüyorum. Tavsiye ederim:)
216 syf.
·10/10
Kitap çok güzel bir yolculuk oluyor okur için. Ülkeleri yazarla birlikte geziyorsunuz. Bu gezintide tarihi doku ve geçmişe ait izlere rastlamak mümkün. Müslüman kaygısı da kitap boyunca görünüyor. Karantina günlerinde sıkılanlara tavsiyemdir.
224 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sevdim mi?Evet.
Kitap çok akıcı değil,onu en baştan söyleyeyim. Akıcı olmama sebebinin doluluğundan kaynaklandığını düşünüyorum. Her paragraf üzerine düşünülecek bilgi ve düşünce işleyiş metodu sunuyor okura. Yazar fikirlerini sunmada çok hassas ve narin davranmış. Kendisi zaten dergilerde yazıları yayınlanan bir edebiyatçı. Kitapta da ağırlıklı olarak edebiyatın İslâm ve İslâmî düşünce üzerindeki etkisinin büyüklüğünden bahsetmiş. Misâl; "Hakikat şudur: İslâm Milleti ve İslâm Ülkesi yaşayan bir olgudur. Evet,birtakım hastalıkları var,ama hâlâ canlı ve devingen. Esasta hastalık da,canlı olmanın bir işareti değil mi? Nasıl ki biyolojik organizmalar,kendilerine musallat olan yıkıcı etkilerle,kendi yetenekleriyle baş edebiliyorsa,bir toplum da bunu kolaylıkla yapabilir.
Biz buna inanıyoruz.
Edebiyat insanın bu sağlam yanını öne çıkarmak,güçlendirmekle yükümlü" demiş Bayraktar. Ayrıca "Müslüman Pazarında Salyangoz Satmak" başlıklı kısımdaki şu açıklaması da bir hayli yerinde; "Laiklik kavramının Arapçada,tam da tarihi birikimi yansıtan çok güzel bir karşılığı var: ilmaniye=dinsizlik. Hadi biz bunu kendi tarihimizdeki karşılığı ile yumuşatalım=din düşmanlığı.
Kavramlar,sadece sözlüklerde karşılarına parıltılı tanımlar yazmakla aklanamazlar. Tarih orada öylece duruyor: Kanlı sarıkları,kazınmış kitabeleri,çöpe atılmış alfabesi,kamu binalarının girişlerinde darağacına çekilmiş başörtüleriyle." Düşünmek lazım. Düşünmediğimiz için düştük. Düştüğümüz için de yenildik. Yenildiğimiz için vazgeçenlerden olmayız inşaallah.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Bayraktar
Unvan:
Şair, Yazar
Üniversitede iktisat okudu. İşletme alanında yüksek lisans ve doktora yaptı. Yedi İklim dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Yazıları Yönelişler, Mavera, İlim ve Sanat, Yedi İklim, Hece, Türk Dili ve Mahalle Mektebi dergilerinde yayımlandı.

Kitapları: İzlek (1997), Şiir ve Hayat (2015), Kalem Hakkı (2015), Yol Hakkı (2011).
Çeviri: Modern Çağda Ulema (Ebubekir Bagader, Ed.; N. Tunalı, A. Kadıoğlu, M. Karlı ile birlikte)

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 18 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.