Osman Cemal Kaygılı

Osman Cemal Kaygılı

Yazar
8.4/10
14 Kişi
·
32
Okunma
·
2
Beğeni
·
1000
Gösterim
Adı:
Osman Cemal Kaygılı
Unvan:
Asker, Yazar, Tiyatrocu, Öğretmen
Doğum:
İstanbul, 4 Ekim 1890
Ölüm:
İstanbul, 9 Ocak 1945
Osman Cemal Kaygılı (d. 4 Ekim 1890, İstanbul – 9 Ocak 1945, İstanbul), Türk yazar.

Roman, hikâye, oyun, sözlük ve araştırma-inceleme türlerinde eserler yazmıştır. Yaşadığı dönemde edebiyat dünyasının dışında kalmış Kumkapı, Kasımpaşa, Samatya, Hasköy gibi semtleri; bu semtlerdeki sosyal hayatı; çingeneler, tulumbacılar, hovardalar, akşamcılar, külhanbeyleri gibi tipleri; meyhâneler, kahvehâneler, gazinolar gibi eğlence yerlerini, eserlerine malzeme olarak seçmiştir. Ahmet Mithat’la başlayan Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim’le süren geleneğin son halkası olarak değerlendirilir. 1932’de tefrika edilen "Argo Lügatı" adlı eseri, Türkçe’nin ilk argo sözlüklerindendir.

1890 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası mahallenin bakkalı Mustafa Efendi, annesi Ülfet Hanım’dır. Orta öğrenimini Eğrikapı Merkez Rüştiyesi'nde tamamladıktan sonra Menşei Kuttab-ı Askeriye'yi (Askeri Kâtip Yetiştirme Okulu) bitirerek Erkan-ı Harbiye-i Umumiye dairesinde (1906), Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği kaleminde çalıştı (1909).İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra İttihat ve Terakki Fatih Kulübü’ne üye oldu. İlk yazısı Baha Tevfik'in Eşek adlı güldürü dergisinde yayımlandı. Yazarın bu dergide birkaç mizahî yazısı daha yayımlanır. Şebâb dergisinde e de mizahî manzumeler ve yazılar yazmaya başlasa da asker olduğundan bu yıllarda yazarlığı meslek edinemedi. 1912’de Tepebaşı Tiyatrosu’nda bir gösteride taşkınlık yapmasından ve Mahmut Şevket Paşa suikastına adının karışmasından sonra bir çok muhalif aydınla birlikte Sinop'a sürgün edildi. Sinop’ta üç yıl kaldı. Döndüğünde Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği’ndeki görevine devam etti.



I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla seferberlik ilan edilince bir süre kâtiplik göreviyle gezici tümenlerde bulundu. Hastalığı nedeniyle emekliye ayrıldı (1918). Geçimini sağlamak için pazarcılık, vapurlarda biletçilik gibi çok çeşitli işler yaptı. Geçimi için tiyatrculuk da yapan Osman Cemal’in ortaoyununda kavuklu, pişekar ve zenne rollerinde bulunduğu, karagöz oynattığı, çok sayıda taklit yapabildiği bilinmektedir. 1920 yılından itibaren devrin gazete ve dergilerinde yazılar yayımlamaya başladı. Sürgündeyken yazdığı ilk hikâyesi Çuvalcı Şeyhinin Halefi Alay dergisinde yayımlandı. 1921’de Güleryüz dergisinde O.C. imzasıyla hikâye ve mizahî şiirler yayımladı. 1922 yılında Aydede dergisinde yazmaya başladı. Asıl ünü Akbaba dergisinde yakaladı. Bazı yazılarında "Anber" takma ismini kullandı. 1923’te de ilk hikâye kitabı Altın Babası yayımlandı. Bunu diğer hikaye kitapları izledi.



Semih Lütfi’nin çıkardığı Zümrüd-i Anka’da (1923), daha sonra yayın hayatına giren Yıldız’da (1924), Papağan adlı mizah dergisinde (1924-1926) hikâye ve mizahî yazılar yazdı. 1928’den itibaren gazetelerde daha çok fıkra yazarı olarak tanındı. Sabah, İkdam, Payitaht, Alemdar, Akşam, Cumhuriyet, Yenigün, Son Saat, Vakit, Son Posta, Kurun, Haber, Açıksöz, Son Telgraf düzenli olarak yazdığı gazetelerdendir.



Cumhuriyetten sonra İstanbul İmam Hatip Okulu'nda, Çemberlitaş Ortaokulu'nda, Fener Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. 1926 yılında Leman Hanım’la evlenen yazarın bir oğlu oldu. Oğlunu üç yaşında iken kaybetmek onu derinden etkiledi. 1928 yılında Kaygılı soyadını aldı. Oğlunun ardından annesini, 1934’te eşi Leman Hanım’ı kaybetti. 1935’te ikinci eşi Sabriye Hanım ile evlendi.



1931’d Yeni Gün gazetesinde İstanbul’un Köşe Bucağı başlığıyla gezi yazıları yayımladı. 1932’de Haber gazetesinde "Argo Lügatı" adlı eseri tefrika olarak yayımlanmıştır. Bu eser, Türkçenin ilk argo sözlüklerindendir. 1935’te Tulunbacı Edebiyatı adıyla tefrika edilen halkbilim çalışmasını 1937’de kitap olarak yayımladı.



Midesinde kanser, ciğerlerinde verem tespit edilen yazar 9 Ocak 1945’te hayatını kaybetti.
Kim gelecekse gelse de ben de bu karışık ve yorucu hayattan kurtulup biraz başımı dinlesem!
Osman Cemal Kaygılı
Sayfa 233 - Can Yayınları
Her gün bu karmakarışık kafayla insan hiç böyle şeylerle ciddi olarak uğraşabilir mi?
Osman Cemal Kaygılı
Sayfa 232 - Can Yayınları
Şimcik bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de kasvetlenmeyesin öyle uzun uzun.
Osman Cemal Kaygılı
Sayfa 22 - Can Yayınları
- Ya duayı nasıl ettin?
- Duayı da ettim te büylece: ‘Neuzü şeytan, besmele rahman!’ Ondan başladım süylemeye:

Abe Allahım duyarsın ahım! Çoktur günahım!
Ayakta papuç başta külahım!
Açtım elimi, kırdım belimi! Tuttum dilimi!
Ziytin tanesi ekmek dilimi!
Yüreğim sızlar, kulağım vızla... okur hafızlar!
Bayılır buna çadırda kızlar!
Kusurum çoktur ... mangizim yoktur!
Halim bomboktur!
Ben aç gezerim: İrfan Bey toktur!
Çektim çok acı, sen bana acı!
Ethem duacı... olmuştur şinci: Mübarek hacı!
Âmin, âmin, âmin, Veledi Ali amin!

- Ulan bu nasıl dua, köpoğlu?
- Çingenecesi dua bu kadar olur. Diyilim ben Saçaklı Molla ki edeyim daha kibarcasını!
256 syf.
·30 günde·Beğendi·7/10
Sait Faik'in röportajında Osman Cemal'in ismini görmemle kitabını almam bir oldu. Kitapta sanatçı ruhlu bir beyzade olan İrfanın çingenelerin arasına karışması ve çingenelerle yaptığı ahbaplıklar anlatılıyor. Çingeneceyle yazılmış cümleler ve kullanılan jargon yavaş okumama sebep olsa da çoğu çingenece kelimenin tüm ülkelerin çingeneleri tarafından biliniyor olması gerçekten hoşuma gitti. Genel olarak harmancı çingenelerle çalgıcı çingenelerin yaşayışları ve aralarındaki farkları ele almış Kaygılı. Eğer Neyzen Tevfik ve İrfan'ın sohbetlerine yer verilse çok daha keyifli olurdu okuması ama abimiz böyle uygun görmüş. Bize de okuması düşüyor.
256 syf.
·7 günde·10/10
Kitabı okurken Türk sinemasından “gırgıriye”yi izliyormuş gibi oluyorsunuz. Ama aslında kitap gırgıriyeden çok daha önce ve edebi bir dille yazılmış. Hayatında hiç çingene tanımamış bşri olarak söyleyebilirimki bu kitaptan sonra yolda gördüğüm çingeneden bile arkama bakmadan kaçarım. Zira kitapta yolunacak kaz arayan buldu mu bırakmayan vs. Ne kadar kötü özellik varsa o şekilde anlatılmış. Dediğim gibi hiç çingene tanımadığım için kafamda şekillenen çingene imajı bu. Aslında tvlerde filmler ve dizilerde görüyorduk salon beyefendilerine dolar işareti gözlerle bakan çingeneleri ama sonuçta dizi- film mutlaka abartma kurgu var diyordum. Ama osman Cemal bile böyle anlattıysa çingenelik tam olarak “te büyle bişi”
Ethem karakteri aslını inkar etmeye çalışıyor öz be öz çingene değilim diyerek. Bunu o kadar ileri götürüyorki benim dört ayaklı süt anam diye bi eşekten bahsediyor. Sırf bir çingene tarafından emzirilmediğini kanıtlmak isterken aslında kendilerinin de kendilerinin farkında olduklarını görüyoruz yani çingene olmayayım da gerekirse “eşşoğlueşşek” bile olurum diyor.
Çingene kültürüne dair verdiği birçok bilginin dışında alınacak bir başka “hazıra dağ dayanmaz” ana temalı kahramanınızın hayatının nasıl mahvolduğudur.
Hızlı akan, sıkmayan, eğlenceli bir kitap. Okunur.
254 syf.
·3 günde
Kaygılı edebiyatımızda önemli bir yazar. Önemi edebi gücünden gelmiyor. Tarzından ve konularından kaynaklanıyor. İstanbul' un gündelik hayâtından, sıradan, küçük insanlarından bahsediyor. Bunu ondan çok daha iyi yapanlar var. Ahmet Mithat, Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi. Ancak bunlar bu kitaplarını gözlemleyerek yazmışlar. Hikâyesini anlattıkları insanları uzaktan tanımışlar. Çünkü onlardan değiller. Oysa Kaygılı o insanlardan biri. Gerçekten o mahallelerde yaşamış, yazdıklarını yaşayarak bilen biri. Tahmin edilebileceği gibi Kaygılı eğitimsiz biri. Bu yazısından da anlaşılıyor. Kitap hazırlanırken yazarın orijinal imlasına dokunulmamış. Bu yüzden pek çok yazım hatası ve düşük cümle var. Ve pek çoğu eski yazıdan aktarılmış. Çok basit öyküler sade bir dille anlatılmış. Bu da çok gerçekçi, konular ve kişilere tam uyan bir ifade tarzı ortaya çıkarmış. Fakat edebi bir eser beklemeyin.
Umut Ök
Umut Ök İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri'ni inceledi.
70 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bilim Avrupa'da Rönesans ile gelişmekte iken bizimkiler mani, şiir , taşlama gibi boş işler peşinde koşmuş, padişaha kulluk etmişler ve edebi eserlerinde bunları yansıtmışlar.Kahve kültürü halen devam etmekte ve yine kültürden uzak, futbol ve siyaset konuşularak Türk milleti tekrardan eski günlerine dönmek için can atmaktadır.
304 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Çingeneler kitabı aslında merak ettiğim bir kültürü anlatmasına rağmen, genellikle durağan bir roman.Açıkçası kitaba ilişkin heyecanımı 150. Sayfasından sonra kaybettim.Yine de göçebe , yerleşik çingenelere ilişkin derinlemesine inceleme yapan ilk kitap olması sebebiyle değerli bir yapıt.
Levent Göven
Levent Göven İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri'ni inceledi.
70 syf.
·1 günde
Kitabın adı içeriğini veriyor. Derleme yazılardan oluşan bir kitap. Beş kişinin makalelerinden oluşuyor. Derleyen ve hazırlayan Abdullah Akan. Nedendir anlamadım kitabın yazarı olarak Osman Cemal Kaygılı' nın adı verilmiş. İçinde Kaygılı' dan sadece bir yazı var. Saçma olmuş. Derleyenin adıyla çıkabilirdi.
70 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eserin yazarı her ne kadar Osman Cemal Kaygılı diye yazsa da içinde Mehmet Bayrı, Sermet Muhtar, Ahmet Cevat, Ahmet Rasim gibi yazarların çeşitli yerlerde Semai Kahveleriyle ve Meydan Şairleriyle ilgili yazılmış yazıları bulunuyor.

Semai Kahveleri, 1906 ile 1914 yılları arasında yaşamış, kış mevsiminin cuma günleri ve Ramazan aylarında teravih namazından sonra işlermiş. Bunlara "çalgılı kahve" de deniliyormuş. Çalgının yeri bir kenarda, yerden bir karış kadar yüksekte çardakımsı bir bölmeymiş.

Buraya gelen meydan şairleriyse halkın içinde yaşayana alelâde kişiler. Birçoğu tulumbacılık yapan kişiler. Şiirlerini, manilerini, destanlarını, koşmalarını bu kahvelere gelerek irticalen(doğaçlama) söylüyorlar. Hatta bu kahvelerde şiirli bilmeceler de sorulup bilene para ödülü de varmış.

Nerede gününüz kahvehaneleri nerede eskinin semai kahveleri...

Yeri gelmişken bir şiirli bilmece (muamma) de biz soralım. Cevabı bulan yoruma yazsın.

Bak şu fellâha âlemde gezer
Aşıkın bağrını ezer
Tahtı Yemen, mülkü beden
Neden Âşık oldum bu fellâha ben

İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Cemal Kaygılı
Unvan:
Asker, Yazar, Tiyatrocu, Öğretmen
Doğum:
İstanbul, 4 Ekim 1890
Ölüm:
İstanbul, 9 Ocak 1945
Osman Cemal Kaygılı (d. 4 Ekim 1890, İstanbul – 9 Ocak 1945, İstanbul), Türk yazar.

Roman, hikâye, oyun, sözlük ve araştırma-inceleme türlerinde eserler yazmıştır. Yaşadığı dönemde edebiyat dünyasının dışında kalmış Kumkapı, Kasımpaşa, Samatya, Hasköy gibi semtleri; bu semtlerdeki sosyal hayatı; çingeneler, tulumbacılar, hovardalar, akşamcılar, külhanbeyleri gibi tipleri; meyhâneler, kahvehâneler, gazinolar gibi eğlence yerlerini, eserlerine malzeme olarak seçmiştir. Ahmet Mithat’la başlayan Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim’le süren geleneğin son halkası olarak değerlendirilir. 1932’de tefrika edilen "Argo Lügatı" adlı eseri, Türkçe’nin ilk argo sözlüklerindendir.

1890 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası mahallenin bakkalı Mustafa Efendi, annesi Ülfet Hanım’dır. Orta öğrenimini Eğrikapı Merkez Rüştiyesi'nde tamamladıktan sonra Menşei Kuttab-ı Askeriye'yi (Askeri Kâtip Yetiştirme Okulu) bitirerek Erkan-ı Harbiye-i Umumiye dairesinde (1906), Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği kaleminde çalıştı (1909).İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra İttihat ve Terakki Fatih Kulübü’ne üye oldu. İlk yazısı Baha Tevfik'in Eşek adlı güldürü dergisinde yayımlandı. Yazarın bu dergide birkaç mizahî yazısı daha yayımlanır. Şebâb dergisinde e de mizahî manzumeler ve yazılar yazmaya başlasa da asker olduğundan bu yıllarda yazarlığı meslek edinemedi. 1912’de Tepebaşı Tiyatrosu’nda bir gösteride taşkınlık yapmasından ve Mahmut Şevket Paşa suikastına adının karışmasından sonra bir çok muhalif aydınla birlikte Sinop'a sürgün edildi. Sinop’ta üç yıl kaldı. Döndüğünde Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği’ndeki görevine devam etti.



I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla seferberlik ilan edilince bir süre kâtiplik göreviyle gezici tümenlerde bulundu. Hastalığı nedeniyle emekliye ayrıldı (1918). Geçimini sağlamak için pazarcılık, vapurlarda biletçilik gibi çok çeşitli işler yaptı. Geçimi için tiyatrculuk da yapan Osman Cemal’in ortaoyununda kavuklu, pişekar ve zenne rollerinde bulunduğu, karagöz oynattığı, çok sayıda taklit yapabildiği bilinmektedir. 1920 yılından itibaren devrin gazete ve dergilerinde yazılar yayımlamaya başladı. Sürgündeyken yazdığı ilk hikâyesi Çuvalcı Şeyhinin Halefi Alay dergisinde yayımlandı. 1921’de Güleryüz dergisinde O.C. imzasıyla hikâye ve mizahî şiirler yayımladı. 1922 yılında Aydede dergisinde yazmaya başladı. Asıl ünü Akbaba dergisinde yakaladı. Bazı yazılarında "Anber" takma ismini kullandı. 1923’te de ilk hikâye kitabı Altın Babası yayımlandı. Bunu diğer hikaye kitapları izledi.



Semih Lütfi’nin çıkardığı Zümrüd-i Anka’da (1923), daha sonra yayın hayatına giren Yıldız’da (1924), Papağan adlı mizah dergisinde (1924-1926) hikâye ve mizahî yazılar yazdı. 1928’den itibaren gazetelerde daha çok fıkra yazarı olarak tanındı. Sabah, İkdam, Payitaht, Alemdar, Akşam, Cumhuriyet, Yenigün, Son Saat, Vakit, Son Posta, Kurun, Haber, Açıksöz, Son Telgraf düzenli olarak yazdığı gazetelerdendir.



Cumhuriyetten sonra İstanbul İmam Hatip Okulu'nda, Çemberlitaş Ortaokulu'nda, Fener Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. 1926 yılında Leman Hanım’la evlenen yazarın bir oğlu oldu. Oğlunu üç yaşında iken kaybetmek onu derinden etkiledi. 1928 yılında Kaygılı soyadını aldı. Oğlunun ardından annesini, 1934’te eşi Leman Hanım’ı kaybetti. 1935’te ikinci eşi Sabriye Hanım ile evlendi.



1931’d Yeni Gün gazetesinde İstanbul’un Köşe Bucağı başlığıyla gezi yazıları yayımladı. 1932’de Haber gazetesinde "Argo Lügatı" adlı eseri tefrika olarak yayımlanmıştır. Bu eser, Türkçenin ilk argo sözlüklerindendir. 1935’te Tulunbacı Edebiyatı adıyla tefrika edilen halkbilim çalışmasını 1937’de kitap olarak yayımladı.



Midesinde kanser, ciğerlerinde verem tespit edilen yazar 9 Ocak 1945’te hayatını kaybetti.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 32 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.