Osman Deniztekin

Osman Deniztekin

YazarÇevirmen
8.2/10
854 Kişi
·
2.426
Okunma
·
5
Beğeni
·
531
Gösterim
Adı:
Osman Deniztekin
Tam adı:
Osman Ç. Deniztekin, Osman Çetin Deniztekin
Unvan:
Çevirmen
422 syf.
·Puan vermedi
Önce kendi evinde başarılı ol.
Rabbinin yardımını iste ve buna layık ol.
Dürüstlüğünden ödün verme.
Ilgili kişileri unutma.
Bir yargıya varmadan önce her iki tarafı da dinle.
Başkalarına akıl danış.
Orada bulunmayanları savun.
İçten ama kararlı ol.
Her yıl yeni bir konuda yeterlilik kazan.
Yarının işini bugünden tasarla.
Beklerken elini çabuk tut.
Her zaman olumlu tavır takın.
Mizah ve Hoşgörü anlayışını kaybetme.
Kişi olarak da iş yerinde de düzenli ol.

Hatalardan korkma, sadece o hatalara yaratıcı, yapıcı ve düzeltici tepkiler gösterememekten kork..
568 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Davranışlarımızın nedenleri , karar alma kriterlerimiz, ahlak anlayışımız neye göre değişir? Beni bana anlatan kitapları her zaman sevmişimdir. Bu kitap kesinlikle onlardan biri.Konuları istatistiki açıdan ele alıyor ve karar alırken nasıl kolay manipüle edildiğimizi acı bir şekilde anlatıyor.
Kitaptan bir örnek ;
600 kişiyi öldürmesi beklenen sıra dışı bir salgın olduğunu düşünün. Hastalıkla savaşmak için iki alternatif program önerilmiş. Programın sonuçlarına ilişkin kesin bilimsel tahminlerin şunlar olduğunu varsayın :
Program A benimsenirse ,200 kişi kurtulacak
Program B benimsenirse , üçte bir olasılıkla 600 kişi kurtulacak ve üçte iki olasılıkla kimse kurtulamayacak .
Hangisini seçerdiniz?
Deneye katılanların çoğu A' yı seçiyor, kesin seçeneği kumara tercih ediyor.

Peki şu şekilde sorulsaydı:
Program A seçilirse 400 kişi ölecek
Program B seçilirse üçte bir olasılıkla kimse ölmeyecek ve üçte iki olasılıkla 600 kişi ölecek .

ihtimaller iki önermede de aynı. Fakat ikinci bölümde deneklerin büyük bir bölümü kumarı seçiyor.
422 syf.
Kişisel gelişim kitaplarının hayatınızda bir mucize yaratamayacağına inanlardanım.. Lâkin kişisel gelişim kitaplarını hayatımdaki insanlardan, işimden, hayatın adaletsiz düzeninden sıkıldığımda beni gazlaması için tercih ediyorum.

Şöyle bir bakındım herkes çok beğenmiş aman efendim böylesi yok!, harika! bestsellere girmiş! falan filan. Hemen okumaya başladım. Benden kaynaklı birşey sanırım... Bende herkeste bıraktığı intibayı bırakmadı.

Ders kitabı niteliğindeki bölümleri beni çok sıktı, o yüzden baya ağır ilerledi. Akıcılık anlamında zayıf yani. Fazla realist olması da ekstrası sanki küçükken andımız okunmadan önce okul müdürü konuşma yapardı ya 'şöyle yapın böyle olursun' adamı sıkardı tam bu yazara uyan örnek benim için. Aynı o tarzda bir dili vardı.

Kusura bakmasın okuyan okur arkadaşlar ben bundan daha iyisini okudum, daha iyilerini izledim! İş dünyasında verdiği örnekleri dünyanın, ülkemizin en iyi ceolarının konuşmalarını dinlediğinizde hak verirsiniz ve hayatını sil baştan yazan ilkokul mezunu bile olmayan bir kadının sosyal hayatının tecrübeleri sizin gelişiminize daha fazla destek olur bu kitaptan.

İngilizceniz varsa "goalcast" adlı siteyi incelemenizi, ordaki kişisel gelişim koçlarının videolarını tavsiye ederim.
Kitabı okuyup okumamak size kalmış, kişisel gelişim kitaplarına ihtiyaç duymadan enerjiniz hep var olsun!
422 syf.
·Beğendi·9/10 puan
İçten Dışa...
'İyi insan olmanın-olabilmenin' temeli olarak gösterilen “karakter etiği” kavramı –dürüstlük, tevâzû sâhibi olmak, bağlılık, ölçülülük, cesaret, sabır, çalışkanlık, samîmiyet, vefâ vs.- zamanla yerini “sâdece görünüşü kurtarmaya” bıraktı. Çoğu kişisel gelişim kitapları da bu sürece maalesef olumsuz anlamda çok büyük katkıda bulundu. İnsanlar karakter etiğine uygun davranıp pozitif anlamda olumlu iyi insanlar olmak yerine, 'mış gibi' yapıp 'insan olmak'tansa, 'insanmış' gibi davranmayı tercih ettiler! Bilinçli bir tercih diyemem, ama tamâmen bilinçsiz de değil. Bu tercihlerin insanlığı getireceği uçurumun farkında değildiler ama, iyi bir şeyler olmak için gereken samimi çaba ve gayreti de göstermiyorlardı...

Neden ortada o kadar laf uçuşuyor, insanların kendilerini ifade ettiği kadar güzelse, iyiyse, erdemliyse herkes, bu üzüntüler niye var hâlâ o zaman?.. Samimiyetsizlik, toplumu saran bir kangren gibi...

Böylece başarı daha çok, kişiliğin toplumdaki imajın, tavır ve davranışların, insanlar arası etkileşim sürecini kolaylaştıran beceri ve tekniklerin sonucunda elde edilir oldu.

Samîmiyetin olmadığı, görüntü olarak doğru insanmış gibi görülen ama aslında doğru insan olmaktan çok uzak insan yığınları... Toplumdaki yılgınlığın, rûhlarımızın tükenişinin-bezginliğinin ana nedeni gibi...
422 syf.
Kişisel gelişim kitaplarının mucizevi etkiyi tam da o kitapla oluşturacağınız saçmalığına getirdiği muhteşem eleştirileriyle yazar, eyleme geçmezseniz ve okuyup da hak verdiğiniz her şeyi üzerinize alınmazsanız bu kitap da yararsız bir kitaptır diyor, ana fikir olarak.İlke merkezli yaşam için sunduğu örnekler gerçekçi ve uygulanabilir.Yöntem değil bakış açısı vermeyi önemseyen yazarın tüm eserleri okunmaya değer nadide kişisel gelişim kitaplarındandır.
568 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Daniel Kahneman beynimizdeki karar mekanizmaları üzerine yaptığı araştırmalar ile 2002 Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülmüş bir psikolog. Kitabında da birçok psikolog ve araştırmacının deneylerinden örnekler vererek bu karar mekanizmalarını açıklamış. Örnek verdiği pek çok karar mekanizması ufkunuzu açacak cinsten. Okumak isteyenlere mutlaka öneririm.
488 syf.
·10 günde·8/10 puan
Kitap beklentilerimin çok üzerinde çıktı. Sosyal zeka, toplum psikolojisi, karşılıklı psikolojik etkileşimler çok güzel aktarılmış. Konular sadece teoriler üzerinden açıklanmayıp, nörolojik alt yapıya da yer verilmiş. Eserde bahsedilen görüşlerin çok sayıda deney, araştırma ve gözleme dayanıyor oluşu kitabı ciddi bir seviyeye çıkartmış. Nörolojiyle alakalı olarak bahsedilen ayna sinir hücreleri, beyinin yapısı, algılama biçimleri gibi konularda kitapta üst düzeyde veri ve bilgi bulunuyor. Konuyla ilgilenenlerin mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
hatice
hatice Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı'ı inceledi.
787 syf.
1. Proaktif ol
2.Sonunu düşünerek işe başla
3.Önemli işlere öncelik ver
4.Kazan\kazan diye düşün
5.Önce anlamaya çalış sonra anlaşılmaya
6.Sinerji yarat
7.Baltayı bile

Zaten bu alışkanlıklarda eksiksiz olduğunuzu düşünüyorsanız sizi çok da etkileyecek bir kitap değil. Ben bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum.
Normalde kişisel gelişim kitaplarının içerikleri aynı oluyor diye okumayı tercih etmiyorum. Fakat bazı dönemlerde insanı motive ediyor ve harekete geçiriyor.
567 syf.
Hepimizin bildiği gibi hayatımızda yeteri kadar tekrar ettiğimiz çoğu hareket otomatikleşiyor ve tekrar yapmamız gerektiğinde ilk denememizdeki kadar zihinsel odaklanma ihtiyacı hissetmiyoruz.

Yeni bir eve taşındınız, ilk defa bakkala gideceksiniz. Kapıdan çıktınız etrafı inceleyerek ilerliyorsunuz, ilk köşeden sola mı yoksa sağa mı dönmelisiniz? Yola odaklanmanız şart. Ancak aynı evde 4-5 yıl geçirdiğinizi hayal edin. Evden çıktınız, her zaman ekmek aldığınız bakkala doğru ilerliyorsunuz, yolda son kavganızda söyleyemeyip sonradan aklınıza gelmiş cevaplar dönüp duruyor. Kavga alevlenmiş, tam birine ağzının payını verirken bir bakmışsınız bakkalın kapısındasınız. O köşeyi ne zaman döndünüz, kafanızda bir sürü düşünce varken yolu nasıl şaşırmadan gideceğiniz yere ulaştınız?

Bu durumun sebebiyle ilgili çeşitli araştırmalar var. Beyin, diğer organlarla kıyaslanınca, hacmine oranla fazla enerji harcıyor. Tekrar eden olayları en kısa sürede otomatikleştirerek enerji harcamayı en aza çekmeye çalışıyor. Sürekli verimli çalışmak için mi uğraşıyor yoksa tembellik mi ediyor bilemiyorum. Ancak bildiğimiz bir şey var, hareketlerimiz bizim isteğimiz dışında otomatikleşiyor. Oluşan boşluğu da pek hayırlı şeylerle doldurmuyoruz ya neyse! Peki aynı şey bizim kararlarımız veya duygusal tepkilerimiz için de geçerli oluyor mu?

Bir soruya cevap verirken veya bir karar vermeye çalışırken gerçekten yeterince düşünüyor muyuz? Yoksa otomatikleşmiş bir cevap verip aslında düşündüğümüzü mü sanıyoruz? Çoğu insan hayatında tamamen rasyonel davrandığını düşünüyor ancak bu kitabı okuyunca aslında o kadar da rasyonel davranmadığımız ortaya çıkıyor.

Yazar, kitaba başlarken bizlere insan doğasındaki iki temel sistemi tanıtarak başlıyor. 1. sistem kolaya kaçan, direk sonuca giden, elde olan verilerin yeterliliğini çok göz önüne almayan hızlı yanımız. 2. sistem ise, enine boyuna inceleyen, tüm verileri hesaba katmaya çalışan, ancak yavaş çalışan tarafımız.

Bu iki sistem hayatımızın her alanında sürekli bizimle. Tahmin edebileceğiniz üzere, zor bir matematik problemi çözmeye çalışırken 2. sistem devrede. Kitapta geçen ilginç bir araştırmaya göre, beyin zorlu bir problemin üstesinden gelmeye çalışırken duygusal bazı tepkilerimizde olduğu gibi göz bebeklerimiz büyüyor. Sonuca ulaştığımızda veya pes ettiğimizde ise hemen eski halini alıyor. Yazar bu araştırmayı ikinci sistemi açıklamak için kullanıyor.

1. sistem ise en basit açıklaması ile, internet aleminde fenomen olmuş "fotoğraftaki nesne hareket ediyor mu, çizgiler paralel mi değil mi, ya da bu çubuklardan hangisi uzun?" gibi aslında olmayan ancak bizim oluyormuş gibi gördüğümüz durumlarda devrede olan sistem. İşin ilginç yanı o nesnelerin hareket etmediğini bilseniz bile, farklı bir zamanda baktığınızda yine hareket ediyor gibi hissediyorsunuz ancak gerçeği bildiğiniz için hareket etmediklerini rahatlıkla söyleyebiliyorsunuz. İşte 1. sistemin kötü yanı bu, bu tip hatalara düşmemek için sürekli tetikte olmak gerekiyor ki, bu hiç de kolay değil. Ya ne anlatıyor bu değişik demeyin lütfen bkz: "Muller-Lyer İllüzyonu" :)

Kitapta kararlarla ilgili o kadar çok deney var ki, içlerinden birinde kendinizi bulacağınızı düşünüyorum. Sadece verdiğimiz kararların mantıklı olup olmaması değil, aynı zamanda bize ne hissettirdiği ile ilgili de detaylı çalışmalar var. Bu konuyla ilgili kitaptan bir örnek:
Syf: 429
"Bir kadın tiyatroya iki 80 dolarlık bilet almış. Tiyatroya geldiğinde, cüzdanını açıyor ve biletlerin kaybolduğunu fark ediyor. Oyunu izlemek için iki bilet daha alacak mı?"

"Bir kadın, her biri 80 dolarlık iki bilet almak niyetiyle tiyatroya gidiyor. Tiyatroya varıyor, cüzdanını açıyor ve hayretler içinde bilet almak için ödeyeceği 160 doların kaybolduğunu fark ediyor. Kredi kartını kullanabilir. Biletleri alacak mı?"

Bu örnekte ilk durum için hayır, ikinci durum için evet yanıtı çoğunlukta, rasyonel olarak değerlendirince ödenen ücret aynı olmasına rağmen ilk seçeneğe verilen duygusal tepki daha yoğun.

Karşımıza bir seçim çıktığında ilk yaptığımız şey zarardan mümkün olduğunca kaçınmak ve mevcut durumumuzu korumaya çalışmak oluyor. Bu sebeple bazı fırsatları görmezden geliyoruz veya yeterince risk alamadığımız için fırsatları kaçırıyoruz. Ayrıca şans faktörünün hayatımızdaki rolünün aslında düşündüğümüzden daha fazla olduğunu ancak rasyonellik yanılgısı ile bu durumu görmezden geldiğimiz ifade ediliyor. Girişimcilikle ilgili bir araştırma okuduğumu hatırlıyorum, bir girişimin başarılı olması için en önemli konulardan birisi doğru zamanlama. Yani piyasanın ürüne veya hizmete hazır olup olmaması. Ancak ufak belirtiler dışında bence bunu anlamanın net bir yolu yok. Çoğu konuda şans dememek için farklı terimler kullanıldığını ve ortaya çıkan sonucun başarı hikayeleri olarak allanıp pullanarak pazarlandığını düşünüyorum.

Kitapta çok değerli ve çok detaylı birçok araştırma sonucu kaynaklarla mevcut, uzun soluklu olduğu için okuması biraz yorucu. Yazar, biz okurlarla sohbet edermiş gibi yazsa da, akademik çalışmalarını ve sonuçlarını anlattığı için bir yerden sonra baygınlık hissi veriyor. Kendisini tekrar ettiği bölümler ve aynı sonuçları elde ettiği farklı deneyler de düşünüldüğünde yer yer sıkılmanın normal olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple araya farklı kitaplar da sıkıştırarak uzun süreli bir okuma gerçekleştirdim. Akademik bir amacım olmadığı için, bilgi edinme adına biraz kayıplar yaşasam da kitabın sonuna ulaşabildiğim için memnunum. :)

O kadar şey yazdım ancak kitabı yeterince anlatamadığımı, yazarın önem verdiği noktaları ıskaladığımı hissediyorum. Sanırım çok uzun soluklu okumalarda yeterince not almayınca baş kısımlardan fazla kayıplar olabiliyor. İşlenen konu önemli, yazarın çok etkileyici çıkarımları da var ancak kitaba dingin bir kafayla başlamak ve yeterli zamanı ayırmak gerekiyor. Eğer bu imkanlar varsa bir şans vermelisiniz, keyifli okumalar.

Buraya kadar gelebilen okurlara benden müzik. :)
https://www.youtube.com/watch?v=NNiie_zmSr8

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Deniztekin
Tam adı:
Osman Ç. Deniztekin, Osman Çetin Deniztekin
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 2.426 okur okudu.
  • 504 okur okuyor.
  • 4.009 okur okuyacak.
  • 244 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları