Osman Mayapetek

Osman Mayapetek

Yazar
8.9/10
9 Kişi
·
26
Okunma
·
3
Beğeni
·
591
Gösterim
Adı:
Osman Mayapetek
Tam adı:
Ahmet Osman Mayatepek
Unvan:
Türk Diplomat ve İş Adamı
Doğum:
Cenevre, İsviçre, 1950
Türk diplomat ve iş adamı. Enver Paşa'nın kızı Türkân'ın oğlu ve Enver Paşa'nın torunudur. AnneannesiOsmanlı Hanedanı'ndan Naciye Sultan'dır. Babası diplomat Hüveyda Mayatepek, 1930'lu yılların Meksika büyükelçisi Tahsin Mayatepek'in oğludur.

 

Georgetown Üniversitesi'nin Dış İlişkiler bölümünden mezun olmuş, dedesi ve babası gibi diplomat olmuştur. Babasının diplomatlığı nedeniyle hayatının önemli bir kısmı yurt dışında geçen Osman Mayatepek, 1983'ten itibaren Ankara'da yaşamaya başlamıştır.

Mayatepek daha sonra iş adamı olmayı seçti. Smith Wesson'un Türkiye temsilciliğini yaptı ve savunma sanayii, telekomünikasyon gibi alanlarda danışmanlık verdi.

1998 yılından beri Peru'nun diplomatik misyonluğunu yürütmektedir ve Peru Fahri Başkonsolosu unvanı da almıştır.

2007'de kurulan Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı'nın kurucu üyelerindendir.

 Enver Paşa'ya ait anı defterleri, günlük notlar, belgeler, raporlar, mektuplar, fotoğraflar, özel eşyalar ve silahlardan oluşan geniş bir arşivi bulunmaktadır. Osmanlı'nın son dönemindeki ve özellikle genç subaylar arasında yaygınlaşan yoğun not tutma, günlük ve anı yazma alışkanlığının Enver Paşa'da da bulunması ve başta kardeşiNuri Killigil tarafından iyi korunması sayesinde bu arşiv tarihe ışık tutabilecek bir zenginlikte kalabilmiştir. Bu arşiv yayınlanacak bir kitapta kullanılması amacıyla gazeteci-yazar Murat Bardakçı ile paylaşmıştır.
Bir gün dönemin TRT Genel Müdürü odaya giriyor. Annem o zaman dalmış işini yapıyor, hiç farkında bile değil. Adam, "Kızım, sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben Genel Müdürüm, niye ayağa kalkmadın?" diyor. Annem'in cevabı kısa ve net, "Şu anda işim var onun için ayağa kalkmadım, çalışıyorum. İkincisi ben sizin kızınız değilim. Lütfen, kızım diye değil, hanımefendi diye hitap ediniz,"diyor.
I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere bahriye nazırı olan Churchill'e, Enver Paşa'nın pilot yüzbaşı olan oğlu Ali Enver, Rauf Orbay tarafından tanıtılınca, "Baban Çanakkale'de politik kariyerime 10 yıllık sekte vurdu," demiştir. Bir de espri ile karışık, "Yine mi bir Enver karşıma çıktı!" diye ilave etmiştir.
Naciye Sultan anılarında, "Abdürrahim Efendi'yle (II. Abdülhamit'in oğlu) bir kere çok yakın akrabayız, evlenmem doğru olmaz, evlenirsem sıkıcı olarak gördüğüm saray hayatına başka bir sarayda devam edeceğim. Halbuki bu genç 'hürriyet kahramanı' binbaşıyla evlenirsem beni başka güzel maceralar bekliyor," diyor.
Osmanlı ordusunun perişanlığı karşısında, Alman ordusunu görüp de hayran olmamak mümkün değildi. Disipliniyle ve eğitim kalitesiyle, Avrupa'da herkesin birinci sınıf olarak gördüğü bir orduydu. Bu hayranlık meselesi, Enver Paşa'nın dönemindeki subaylarımız arasında sıradan bir şeydi. Bizimkiler zaten ya Fransız ya İngiliz ya da Alman hayranıydı. Kendilerine hayranlık dönemini maalesef kaybetmişlerdi.
Enver Paşa'nın mektuplaştığı bir Alman dostu vardır. Mektuplarda ona, "Seninle biz dostuz, bu dostluğumuz hep devam edecek ama devletler arasında dostluk olmaz, bunu unutma. Devletler arasında menfaat ilişkileri vardır. Bugün Almanlarla iyiyiz, yarın kötü olabiliriz. Kötü olduğumuz zaman da bizim kişisel dostluğumuz devam eder ama devletlerimiz arasında bu olmaz," diyor.
Bir sene babam ayrıldığı için papazların oturduğu mekânda oturmaya mecbur kaldım, hiçbir zaman, "Sen Müslümansın, Hristiyanlığa geçmeyi düşünür müsün, Hristiyanlık Müslümanlıktan iyidir," gibi tartışmalara ne girildi ne de ikna edilmeye çalışıldı. Bu büyük saygıyla karşılanacak bir noktadır.
"Enver Paşa kendisi için değil, evvela memleket, sonra benim için yaşadı. Bunu söylemekle kendime bir paye vermek istemiyorum. Bu adam kiminle evlenmiş olsaydı, muhakkak sürekli sevdiği ve beraber yaşadığı kadını bahtiyar ederdi. Dünyada Enver Paşa kadar memlekete ve ailesine bağlı erkek az vardır. En meyus zamanlarında bile eve geldiğinde dışarıdaki dağdağalı ve üzüntülü havayı beraberinde getirmezdi. Herkes tarafından mağrur ve haşin olarak tanınan kocam, dünyanın en munis ve mütevazı insanıydı. (...)"

Naciye Sultan
Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Talat Paşa'nın makamında bulunan Halil Menteş, Enver Paşa'nın cephe teftişinden sonra ziyarete geldiğini belirtir. Paşa sorar, "Enver sen atak bir adamsın. Bir gün cephede kalabilirsin. Biz de bu badireye girmiş bulunuyoruz. Öyle bir emrivâki karşısında orduyu kime emanet edelim? Bu hususta fikrini bilmek isterim..." Enver tereddüt etmeden, "Mustafa Kemal'e," der. O dönemde unutmamalı ki Mustafa Kemal miralaydır. Enver Paşa ise başkomutan vekili, harbiye nazırı ve feriktir.
Hasan İzzet Paşa mizaç olarak fazla temkinli bir insan ve mağlup ettiği Ruslara son darbeyi vurmak yerine askeri 15 kilometre geri çekiyor. Bu tabii stratejik bir hatadır. Hatta biraz spekülatif olabilir ama şayet Rusları takip etseydi zaten Sarıkamış Harekâtı'na ihtiyaç kalmayacaktı. Çünkü Ruslar yenilmiş ve şaşkın durumdaydı. Yani öyle bir durumdayız ki Ruslar Erzurum'a kadar gelmişler. 3. Ordu onları Köprüköy ve Azap'ta yenmiş ve Sarıkamış'a çekilmeye zorlamış ama taarruza devam edip tamamen mağlup etmek yerine geri çekiliyoruz.
Almanlar trenlere "Enverland" diye yazarmış. Osmanlı İmparatorluğu değil Enverland. Harp döneminde, İttihat Terakki'nin içinde Talat Paşa'yla Enver Paşa'nın hakim oldukları anlaşılıyor. Biri sadrazam diğeri harbiye nazırı.
368 syf.
·32 günde·Puan vermedi
Ben kitabı beğendim. Güzel bir röportaj olmuş. Osman Mayatepek'in tutumunu ve duruşunu çok begendim. Eğitimli bir insan. Ömrünce çalişmiş didinmiş, okumuş. Gerçek bir osmanli torunu.
O yüzden bizim kefen efektli, güneşlik perdeyle gezen çakma Osmanli Torunları sevmez bu insanları.

Sorular özenle seçilmiş. Boş sorular değildi. Güzel bir sohbet olmuş. Osman Mayatepek de olabildiğince sorulara objektif yanitlar vermiş.
En çok Ermeni meselesi ve Atatürk ile Enver Paşa ilişkisinin anlatildiği bölümler ilgimi çekti. Detayli bir şekilde açiklayiciydi.
Kitapta fotograflar var. Bu fotograflarin içinde en çok sevdiğim enver paşanin eşi ve köpeğiyle oldugu fotografti. Ayrica Enver Paşanın kara kalem çalişmalari da var.

Benim için tek sıkıntılı taraf trablusgarp'dan baslayarak 1. Dünya savasinin detayli anlatilmasi. Yavuz ve midilli olayi ve Almanya ile ittifak süreci. Bunlari zaten bildiğimden çok sıkıldım. Ama bu süreci bilmeyip, abdülhamidin tahtan indirilmesiyle Osmanlinin çöküp yıkildiğini sanan veyahut işine öyle gelen arkadaşlarin bu bölümleri iyice okumasini temenni ediyorum. Çünkü karinca kadar beyninizle ve ideolojik saplantilarinizla bana tarih öğretmeye kalkmaniz sadece sizi benim gözümde rezil edip, değersizlestiriyor.
Tşk.
368 syf.
·2 günde
Enver Paşa,Türkiye'de halen tartışılan ve tartışılmaya devam edecek olan abidevi şahsiyet....Belki bizim ülkemizde dahala tartışılıyor fakat Orta Asya onu bizden daha bir minnet ile anıyor.Kendisi hakkında çok fazla eser malesef mevcut değil.Son zamanlarda çıkan bu kitap arkasından Murat Bardakçı'nın yayınladığı ''ENVER'' kitabı son dönemde en iyi eserler.Daha öncesi için Enver Paşa için yazılan eserlerden kayda değer olan beş kitap vardır.Onları da paylaşmak isterim ilgilenen arkadaşlarım için kaynak olacaktır.
1-Şevket Süreyya Aydemir kaleme aldığı dahala ana kaynak olma özelliğini koruyan 3 ciltlik eseri ''MAKEDONYA'DAN ORTAASYA'YA ENVER PAŞA'' sı
2-Masayuki Yamauchi'nin ''HOŞNUT OLAMAMIŞ ADAM ENVER PAŞA'' sı
3-Kazım Karabekir'in ''İSTİKLAL HARBİMİZDE ENVER PAŞA VE İTTİHAT TERAKKİ ERKANI'' isimli eseri
4-Arı İnan'ın ''ENVER PAŞA'NIN ÖZEL MEKTUPLARI'' bu mektupların çoğu Naciye Sultan ile yazışmalarıdır.
5-Ali Bademci'nin TÜRKİSTAN MİLLİ İSTİKLAL HAREKATI,KORBAŞILAR VE ENVER PAŞA'' sıdır.

Bunlar bugüne kadar yazılmış olan Enver Paşa'yı objektif,olduğu gibi anlatan ve en önemlisi kaynaklar ışığında anlatan kitaplarıdır.

Enver Paşa'nın bir özelliği de kendisinden günümüze birçok eşyası,yazışmaları kalması ve daha önemlisi bunların çok iyi bir şekilde saklanmasıdır.Bu durum oldukça nadirdir.

Osman Maytepek,Enver Paşa'nın tek erkek torunudur ve elinde ki kaynaklar,eşyaların çok iyi saklayabilmesinden dolayı kendisine teşekkürü bir borç biliyorum.

Bu eser soru cevap şeklinde hazırlanmış sorulabilecek hemen hemen tüm sorular sorulmuş.Benim de ilk defa öğrendiğim bilgiler çok fazla var idi.En çok hoşuma giden bilgi şu oldu.Milli mücadele dönemi başladığında kullanılan ilk silahlar Enver Paşa'nın Anadolu'nun belli yerlerine gömdürdüğü silahlar ile başlıyor.Ve Enver Paşa neden milli mücadele yoktu diyenler için şunu diyebilirim.Kendisi gelmek istiyor fakat Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir engel oluyorlar.O dönem için doğru bir hareket idi çünkü ikililik çıkma ihtimali olabilirdi.Bu ikililiği Enver Paşa değil düşman kuvvetleri kullanabilirdi.Buna bir şekilde mani oluyorlar.Fakat Enver Paşa Mustafa Kemal'e eğer SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ kazanılmazsa Anadolu'ya geleceğini de açıkça bildiriyor.

Kısacası,ülkemizde hala hakkında çok fazla şey bilinmeyen İsmail Enver Paşa bizim övünç kaynağımız olan Çanakkale Cephesi'nin de komutanı idi ve bu çok fazla bilinmemesi acı verici bir durum.Herkes Paşa'yı Sarıkamış Harekatı için suçluyor fakat arka tarafta yaptığı yenilikleri kimseler görmüyor.Balkan Harbinden yenik çıkan ordunun subaylarının %90'nını değiştiren ve yerlerine genç subayları atayarak ileride ki milli mücadele döneminde faydasını göreceğimiz bu yeniliğin sahibi Enver Paşa'dır.

Kendisi hiç bir dönem mücadeleyi bırakmamıştır.Ve hayatı haritalarda bile gözükmeyen bir tepe de Tacikistan'da Çeğen Tepesi'nde hayalleri peşinde koşarken can verdi.

Kendisini büyük bir saygı ile anıyorum.
368 syf.
·6/10
Ilk cıktıgında bu kitabı alıp okumuştum. Dedesi hakkında bir kac mektuba dayanarak birazda kişisel düsüncelerini katmış torunu. Kıtapta Mustafa Kemalin Enveri kıskandığını söylüyor. Ama tarihe bakarsak Mustafa Kemal hayati boyunca çarpıstığı bütün cephelerde basari kazanmış aldığı rütbeyi sonuna kadar haketmiştir. Enverin vatan sevgisine diyecek birseyim yok ama Enverin düzenli bir ordu yönettigi yoktur. Ve bir düzenli ordu yönetmeden baskumandan vekili olmustur. Sonucta savasin sonun da yanlis politika ve hameleler neticesinde savas kaybedilmistir. Ama yasayarak didinerek kendini gelistiren bjr Mustafa Kemal vardir. Ataturkün Enveri kiskanmak gibi bir durumu oldugunu sanmiyorum. Ornek aldigi bir adam degil sonucta ustelikte yaptiklarini onaylamiyor. Kiskanmak diye birsey soz konusu degildir.
239 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Osman Mayatepek, şehit dedesini objektif olarak güzel anlatmış. M. Kemal ile Enver Paşa arasında ki münasebetleri hep merak etmişimdir. İkisi de memleketin büyük ataları ama Enver Paşa bana daha yakın geliyor. Tabii kıyaslamak benim haddim değildir. Bu önemli şahsiyeti okumamak için hiç bir sebebiniz yok.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Mayapetek
Tam adı:
Ahmet Osman Mayatepek
Unvan:
Türk Diplomat ve İş Adamı
Doğum:
Cenevre, İsviçre, 1950
Türk diplomat ve iş adamı. Enver Paşa'nın kızı Türkân'ın oğlu ve Enver Paşa'nın torunudur. AnneannesiOsmanlı Hanedanı'ndan Naciye Sultan'dır. Babası diplomat Hüveyda Mayatepek, 1930'lu yılların Meksika büyükelçisi Tahsin Mayatepek'in oğludur.

 

Georgetown Üniversitesi'nin Dış İlişkiler bölümünden mezun olmuş, dedesi ve babası gibi diplomat olmuştur. Babasının diplomatlığı nedeniyle hayatının önemli bir kısmı yurt dışında geçen Osman Mayatepek, 1983'ten itibaren Ankara'da yaşamaya başlamıştır.

Mayatepek daha sonra iş adamı olmayı seçti. Smith Wesson'un Türkiye temsilciliğini yaptı ve savunma sanayii, telekomünikasyon gibi alanlarda danışmanlık verdi.

1998 yılından beri Peru'nun diplomatik misyonluğunu yürütmektedir ve Peru Fahri Başkonsolosu unvanı da almıştır.

2007'de kurulan Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı'nın kurucu üyelerindendir.

 Enver Paşa'ya ait anı defterleri, günlük notlar, belgeler, raporlar, mektuplar, fotoğraflar, özel eşyalar ve silahlardan oluşan geniş bir arşivi bulunmaktadır. Osmanlı'nın son dönemindeki ve özellikle genç subaylar arasında yaygınlaşan yoğun not tutma, günlük ve anı yazma alışkanlığının Enver Paşa'da da bulunması ve başta kardeşiNuri Killigil tarafından iyi korunması sayesinde bu arşiv tarihe ışık tutabilecek bir zenginlikte kalabilmiştir. Bu arşiv yayınlanacak bir kitapta kullanılması amacıyla gazeteci-yazar Murat Bardakçı ile paylaşmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 26 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 21 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.