Osman Yüksel Serdengeçti

Osman Yüksel Serdengeçti

Yazar
8.6/10
292 Kişi
·
953
Okunma
·
319
Beğeni
·
5,9bin
Gösterim
Adı:
Osman Yüksel Serdengeçti
Tam adı:
Osman Zeki Yüksel
Unvan:
Türk Siyasetçi Gazeteci, Yazar
Doğum:
Akseki, Antalya, 15 Mayıs 1917
Ölüm:
İstanbul, 10 Kasım 1983
Gazeteci-yazar (1917 Akseki-10 Kasım 1983 İstanbul).Asıl adı Osman Zeki Yüksel’ dır. Serdengeçti dergisinde bu imzayla çıkan yazılarından dolayı bu soy adla tanındı. Aralarında Ahmet Hamdı Akseki, eski müftülerden Hacı Salih Efendi’nin de bulunduğu alimler yetiştirmiş bir aileye mensuptur. İlkokulu Akseki’de, ortaokulu yatılı öğrenci olarak Antalya’da okudu. Ankara’da Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra girdiği Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde 2. Sınıf öğrencisi iken Mayıs 1944′te meydana gelen olaylara karıştığı için öğrenimi yarıda kaldı. Nihal Atsız ve Alpaslan Türkeş’le birlikte bir süre tutuklu kaldı. Serbest bırakılınca fakülteye başvurarak öğrenimine devam etmek istediyse de kendisine izin verilmedi. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’ e hitaben Yüksek makamın alçak vekiline sözleriyle başlayan bir dilekçe yazdı. Dilekçe’yi bakana verme cesaretini kimse bulamadı, Osman Yüksel yeniden hapishaneye gönderildi.

Hapisten çıkınca ünlü Serdengeçti dergisini çıkarmaya başladı. Pek çok sayısı toplatılan bu dergide çıkan yazıları nedeniyle hakkında çok sayıda dava açıldı ve sık sık tutuklanıp serbest bırakıldı. Başlığının altında ‘Allah, Vatan, Millet Yolunda’ cümlesi sürekli yer alan dergideki yazılarında sık sık kullandığı ‘Açın kapıları Osman geliyor’sözü yeni tutuklanmalara hazır olduğunu bildiriyordu. Kendisine Serdengeçti unvanını kazandıran bu dergi, sık sık kapanması ve çıkan yazılarından dolayı çok sayıda mahkumiyet kararı çıkması nedeniyle 33 sayı çıkabilmişti. (1947-Şubat 1962)

Tek parti yönetiminin İslamiyet ve müslümanlar üzerindeki ağır baskılarını protesto eden aydınların önde gelenlerin arasında yer alan Osman Yüksel ‘Kalemini Hak yolunda bir kılınç gibi kullandı, bu nedenle de Anadolu’da efsanevi bir kahraman gibi tanındı.’(Mehmet Ateşoğlu). 1952 yılında Bağrı Yanık adlı bir mizah gazetesi çıkardı. Başlığı altında ‘Hak yolunda bağrı yanık yolcular’ sözü yer alan bu yayınında da inancının mücadelesini zengin esprilerle dolu yergileriyle sürdürdü. Bir ara politikaya atıldı, Adalet Partisi listesinden Antalya milletvekili seçilerek, parlamentoda görev yaptı (1965-1969). Batılılaşmayı protesto için meclise kıravatsız milletvekili olarak da ün kazandı. Partisinin politikası ve parti ileri gelenlerine yönelttiği eleştiriler yüzünden AP’den ihraç edildi. Sonraki yıllarda mücadelesine yine yayınladığı yazı ve kitaplarla devem etti. Son olarak Yeni İstanbul gazetesinde ‘Selam’ başlığı altında günlük fıkralar yazdı.

ESERLERİ: Mabetsiz Şehir, Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bu Millet Neden Ağlar, Gülünç Hakikatlar, Ayasofya Davası, Türklüğün Perişan Hali, Mevlana ve Mehmet Akif, Kara Kitap, Radyo Konuşmaları, Müslüman Çocuğun Şiir Kitabı.
Vaktiyle Çanakkale'yi topla tüfekle geçemeyen kuvvetler, şimdi başka kanallardan kolayca geçmesini bildiler. Türkiye'miz bir uçtan bir uca yabancı zevklerin, yabancı eserlerin, yabancı fikirlerin bir panayırı hâline gelmiştir. Biz buna kültür emperyalizmi diyoruz. Kültür emperyalizmi, siyasî askerî emperyalizmden daha tehlikelidir. Çünkü milletler topla, tüfekle, zorla yok edilemezler. Fakat yabancı ideolojilerin, yabancı zevklerin propagandası içinde kendilerini kaybeder, erir giderler.
136 syf.
·6 günde·8/10
"İstiyorum yeniden bir hilkat istiyorum,
Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.."

Bu sözleri ile kendisini araştırmaya başladığım Serdengeçti, gün yüzüne çıkması gereken bir şahsiyet ve dava adamı imiş. Asıl adı Osman Zeki Yüksel'dir, çıkarmış olduğu "Serdengeçti" dergisi ve mücadelesi sebebiyle zamanla bu lakabı almış ve soyadı olarak kalmış.

Bu kitabı beş bölümden oluşuyor;

İlk bölümü kitaba adını veren 'Bir Nesli Nasıl Mahvettiler' adlı kısa roman yani şimdilerdeki ifadesi ile novella .
Bu kısmı gerçekten sevdim, zaten zamanında da halk tarafından çok rağbet görmüş. Kuvvetli bir dil ve akıcı bir üslup ile o dönemin vahim durumunu yansıtmış.
Kitabı okurken "Gül Yetiştiren Adam" kitabı geldi aklıma; aynı dert, farklı teknik, birbirinden değerli iki eser.
Bu kısımda eğitmenler-öğretmenler vasıtasıyla temiz dimağların nasıl dumura uğrayabildiğini, neslimizi teslim ettiğimiz kişilerin ne kadar dikkatli seçilmesi gerektiğini anlıyoruz; bu süreçte nasıl can çekişmelerin olduğunu, değişimin acı yüzünü, bataklığa adım adım nasıl girilebildiğini görüyoruz.
Yeniden ayağa kalmayı ancak bozulmanın nasıl olduğunu anlayabilirsek sağlayabileceğimizden, bu yazısını okuyun derim.

İkinci bölümü Serdengeçti'nin siyaset içerisinde iken yaptığı radyo konuşmalarını içeriyor.
Siyasetin kirli yüzünün kendisini de etkilediğini itiraf ediyor. Ama kendi partisinden ihraç edilecek kadar da inandığı gerçekleri savunuyor.
Dosdoğru diyemesek de heyecanlı ve halka coşkuyu verip harekete geçirebilen zeki, hazır cevap bir siyasetçi olduğu aşikar.
Bu kısım dönem hakkında fikir edinmemizi de sağlıyor.

Üçüncü bölümde Ayasofya için yazdığı duygusal bir metin ve bu metinden dolayı kendisine açılan davaya reddiyesi yer alıyor.

Dördüncü bölümde Mevlâna'ya methiyelerini sunuyor. Mesnevi'den hikayeler paylaşıyor.

Beşinci yani son bölümde ise muhterem Mehmet Akif'i ifade ediyor. Şiirlerinden alıntılar yapıyor.

Kitapta Serdengeçti'yi anlayabiliyor; mücadelesini, bakış açısını, inandığı davayı net bir şekilde görebiliyoruz.
Benim kendisini eleştirdiğim bazı konular hasıl oldu ama samimiyeti ve çabası bu topraklarda güzel bir değer ifade ediyor, şiirleri coşkusuna ortak olmamızı sağlıyor.

Son olarak Serdengeçti'nin kendisine ve bize yönelttiği şu sözü de bilinmeye değer;
"Şu tükenen yıllara sor, gecelere gündüzlere sor: Kiminleyim ben?"
Evet, kiminleyiz biz?
136 syf.
·7/10
Serdengeçti demek bir ülkü uğruna canından geçmek demek, yazarın bu gaye ile yola çıktığını düşünüyorum ki zamanla bu lakap ile anılmaya başlanmış. Osman Zeki Yüksel'in düşünce dünyasını anlamak için okunabilecek iki eserden biridir diyebiliriz.

Kitap beş bölümden oluşuyor. İlk bölüm "Bir Nesli Nasıl Mahvettiler" adlı kısa romanından oluşuyor. Bu kısa romanı okurken bir milletin ne şartlarda kurtarıldığını ve devrim sonrasında nasıl değişimler yaşandığını yazarın gözünden görmüş oluyorsunuz. İkinci bölüm Serdengeçti'nin siyasetçiyken yapmış olduğu radyo konuşmalarını içeriyor fazla dikkate almadığım bir kısım oldu açıkçası çünkü siyasetin insanı değiştirdiğini yazarın kendisi her fırsatta ifade ediyor ancak dönem hakkında fikir sahibi olunabilir. Üçüncü kısım Ayasofya hakkındaki görüşlerini ifade ediyor. Dördüncü bölüm ise Mevlanayı anlatıyor. Beşinci bölüm ise Mehmet Akif için ayrılmış. Son üç bölümün toplumumuzda önemli yer edinmiş konuları ele alması takdir edilesidir.

"İstiyorum yeniden bir hilkat istiyorum,
Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum."
136 syf.
·Puan vermedi·
Esselamu aleykum
Nasıl mahvolduğumuzu ve halen nasıl gizliden gizliye mahvedildiğimizi öğren, bil ey müslüman! Gizliden gizliye hiç farkettirmeden, gönüllerimizden vurmaya çalışarak mahvettiler bizi. Yalan yanlış bilgilerle kandırdılar. Bizi bizim içimize girerek vurdular. Hala yapıyorlar,. Hala devam ediyorlar. Uyan ey müslüman! Kal artık. Ebedi olara uyuyacaksın zaten.
Şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap...
197 syf.
·Beğendi·10/10
SEVDÌĞÌM VE ÖNEM verdiğim HÜSEYİN NİHAL ATSIZ'ın arkadaşı SERDENGEĆTİ . ..Ölen bedendir RUH değil . ...Fikirler ve Ruhlar ölmez . ..36. Senei devriyesinde rahmetle anıyorum. ..
300 syf.
·4 günde
Ahmet Kabaklı’nın dediği gibi “Osman Yüksel'ler bu milletin ruh, iman, gelenek kökleri­ne bağlı taşkın zekâlı çocuklarıdır.” Onlar gibi şuurlu nesiller yetiştirmek için mutlaka kitapları okutulmalı, gençler onlarla erken yaşta tanışmalıdır.
Devlet, millet bekası ve inandığı değerler uğruna hapisten, başına geleceklerden korkmadan fikirlerini söylemiş ve cesurca savunmuş dava adamıdır. Hatta çok istediği öğretmenlikten bile vazgeçmiştir. Rahmet olsun.

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti milletvekili olduğu dönemde radyoda yaptığı konuşma esnasında "Allah'ın, vatanın ve milletin yolundayız." dediği için tutuklanır. Hakim sorar, "Hakkında böyle bir suçlama var. Ne diyorsun?" Serdengeçti'nin cevabı müthiştir,- Vallahi hakim bey, günlük konuşmalarımızda Allah kelimesini kullanmak o kadar normal bir şeydir ki. "Allah yolunu açık etsin" deriz, "Allahaısmarladık" deriz, "Allah'a emanet ol" deriz. Allah kelimesini kullanmak bu kadar normal bir şey iken, benim Allah demem suç sayılıyorsa, benim buna karşı söyleyeceğim söz sadece şudur: Allah Allah!
136 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap; bir roman, bir öykü ya da bir deneme değildir.
Bu kitap; bir haykırış, bir feryat, bir uyanış çağrısıdır. Bu kitap; uyutulmuş bir neslin gözleri kapalıyken mahvını çırpınarak anlatan, gençliği ter kan içinde uyandıran bir çığlıktır!
Bu kitap; uyuyan milletin yüzüne çarpılan soğuk gerçektir, yalanlarla pışpışlandığımız yeter diyerek!
300 syf.
Zamanin üniversite hayatı ve ideolojik çekişmeleri anlatılıyor. İnandığı değerleri çıkar amacı gütmeden sadece devletin ve milletin bekasını isteyen çok değerli bir aydınımızın hapisten sürgünden korkmadan cesurca fikirlerini savunma gayretinin bir ispatı olan bir eser..
136 syf.
Esselamualeyküm,
Asıl adı Osman Zeki Yüksel. Serdengeçti isimli dergisi sayesinde “Serdengeçti” ismi kendisiyle bütünleşmiştir. Yazdıkları yüzünden 108 kez mahkemeye verilmiş. Ama yine de o yazmaya devam etmiş. İyi ki de devam etmiş.
Okuduğum ilk kitabıydı. Okuduktan sonra neden bu kadar geç kaldım ki dedim kendi kendime.
Kitabın içeriğine gelecek olursak kitap esasen beş bölümden oluşuyor. Kitabın isminin hakkını asıl olarak ilk bölüm vermektedir. Diğer bölümler yazarın radyo konuşmaları, Ayasofya yazıları, Mevlâna ve Mehmet Akif Ersoy’ dan oluşmaktadır.
Gerçekten de bir nesli nasıl mahvetmişler? Biz fark etmeden nasıl da içlerimize girmişler. Nasıl da ciğerlerimize kadar işlemişler. En çok da çocuklara yapmışlar yapacaklarını. Zor güç evlatlarını gönderdikleri mekteplerin dönüşünde analar evlatlarını tanıyamaz hale gelmişler. Bu ne kadar acıdır kim bilir?
“ Onları bu hâle düşürenleri, neslimizi mahvedenleri gör, tanı, anla! Unutma ve affetme.”
Osman Yüksel Serdengeçti

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Yüksel Serdengeçti
Tam adı:
Osman Zeki Yüksel
Unvan:
Türk Siyasetçi Gazeteci, Yazar
Doğum:
Akseki, Antalya, 15 Mayıs 1917
Ölüm:
İstanbul, 10 Kasım 1983
Gazeteci-yazar (1917 Akseki-10 Kasım 1983 İstanbul).Asıl adı Osman Zeki Yüksel’ dır. Serdengeçti dergisinde bu imzayla çıkan yazılarından dolayı bu soy adla tanındı. Aralarında Ahmet Hamdı Akseki, eski müftülerden Hacı Salih Efendi’nin de bulunduğu alimler yetiştirmiş bir aileye mensuptur. İlkokulu Akseki’de, ortaokulu yatılı öğrenci olarak Antalya’da okudu. Ankara’da Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra girdiği Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde 2. Sınıf öğrencisi iken Mayıs 1944′te meydana gelen olaylara karıştığı için öğrenimi yarıda kaldı. Nihal Atsız ve Alpaslan Türkeş’le birlikte bir süre tutuklu kaldı. Serbest bırakılınca fakülteye başvurarak öğrenimine devam etmek istediyse de kendisine izin verilmedi. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’ e hitaben Yüksek makamın alçak vekiline sözleriyle başlayan bir dilekçe yazdı. Dilekçe’yi bakana verme cesaretini kimse bulamadı, Osman Yüksel yeniden hapishaneye gönderildi.

Hapisten çıkınca ünlü Serdengeçti dergisini çıkarmaya başladı. Pek çok sayısı toplatılan bu dergide çıkan yazıları nedeniyle hakkında çok sayıda dava açıldı ve sık sık tutuklanıp serbest bırakıldı. Başlığının altında ‘Allah, Vatan, Millet Yolunda’ cümlesi sürekli yer alan dergideki yazılarında sık sık kullandığı ‘Açın kapıları Osman geliyor’sözü yeni tutuklanmalara hazır olduğunu bildiriyordu. Kendisine Serdengeçti unvanını kazandıran bu dergi, sık sık kapanması ve çıkan yazılarından dolayı çok sayıda mahkumiyet kararı çıkması nedeniyle 33 sayı çıkabilmişti. (1947-Şubat 1962)

Tek parti yönetiminin İslamiyet ve müslümanlar üzerindeki ağır baskılarını protesto eden aydınların önde gelenlerin arasında yer alan Osman Yüksel ‘Kalemini Hak yolunda bir kılınç gibi kullandı, bu nedenle de Anadolu’da efsanevi bir kahraman gibi tanındı.’(Mehmet Ateşoğlu). 1952 yılında Bağrı Yanık adlı bir mizah gazetesi çıkardı. Başlığı altında ‘Hak yolunda bağrı yanık yolcular’ sözü yer alan bu yayınında da inancının mücadelesini zengin esprilerle dolu yergileriyle sürdürdü. Bir ara politikaya atıldı, Adalet Partisi listesinden Antalya milletvekili seçilerek, parlamentoda görev yaptı (1965-1969). Batılılaşmayı protesto için meclise kıravatsız milletvekili olarak da ün kazandı. Partisinin politikası ve parti ileri gelenlerine yönelttiği eleştiriler yüzünden AP’den ihraç edildi. Sonraki yıllarda mücadelesine yine yayınladığı yazı ve kitaplarla devem etti. Son olarak Yeni İstanbul gazetesinde ‘Selam’ başlığı altında günlük fıkralar yazdı.

ESERLERİ: Mabetsiz Şehir, Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bu Millet Neden Ağlar, Gülünç Hakikatlar, Ayasofya Davası, Türklüğün Perişan Hali, Mevlana ve Mehmet Akif, Kara Kitap, Radyo Konuşmaları, Müslüman Çocuğun Şiir Kitabı.

Yazar istatistikleri

  • 319 okur beğendi.
  • 953 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 630 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları