Oya Özen Mungan

Oya Özen Mungan

Çevirmen
9.0/10
1.346 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
16
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
En çok alıntı yaptığım kitaplardan biriydi. Öyle ki her cümlesi alıntı yapmaya değer zaten. Belki bir çocuk kitabı ama biz büyüklerin çocukluğumuzdan bu yana neler kaybettiğini anlatıyor.
Çocukluğumuzdan gelen masum bir yürek bizim Küçük Prensimiz...
Onun gülü ise hepimiz için başka başka şeyler...
Ve tilki.. Tek bir ifade ile "dost" umuz...
104 syf.
·4 günde·10/10
Küçük prens ,
seninle güzel bir yolculuğa çıktım diyebilirm. Kitapta iki ayrı dünyadan bahsediyor aslında biz büyüklerin ve küçüklerin dünyası bakış açısı ..
İşte mesele şurda biz büyükler şu hayatı yaşanılmaz, dayanılmaz hale getiriyoruz. Küçük prensin dediği gibi "şu büyükler çok tuhaf"

Kitap elimdeydi ama bu kitaba hiç öncelik vermiyordum .Büyük hata!!! Olaki elinizdeyse hemen başlayın yoksa temin edin .Bu kitap insanın hayatının her bir döneminde okuyacağı ve kendinde birçok şey bulacağı bir kitaptır diyebilirim. iyi okumalar şimdiden :)))

Hoşça git, dedi tilki.
Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: Gerçeğin mayası gözle görülmez.


Beni en etkileyen kısımlardan biri ...
104 syf.
·1 günde·9/10
Küçük Prens kitabı her ne kadar çocuk kitabı olarak geçse de yetişkin insanlara çocukluğunu hatırlatmak için yazılmış bir kitap olduğunu düşünmekten kendimi alı koyamıyorum.
İnsanlara çocukluklarının önemini, hayal gücünü ve farklı bakış açılarını göstermekte oldukça başarılı bir kitaptır. Kitabı 2 kere okudum; ilk okuduğumda çocuk gibi bir şey anlamadan ve "öylesine" okudum. Bunu fark ettiğim zaman tekrar "bilinçli" bir şekilde okudum. Ve kitabın kalitesini daha iyi anladım. Tüm ebeveynlerin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çocukluğunu unutan herkesin okuması gereken bir kitap bile diyebilirim.
Kitap, yazarın çocukluğuna yazılmış bir kitap sonuçta ve ince ayrıntılar gerçekten çok fazla. Umarım verilen mesaj en güzel şekilde anlaşılır :)
104 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitap bir pilotun uçağıyla kaza yaparak sahra çölüne inmesiyle başlıyor ve pilotumuzun yolu Küçük Prens ile kesişiyor. Kitap hakkında yaptığım araştırmalar sonucu farkettim ki, asıl mesleği pilot olan yazarımız Küçuk Prens kitabındaki kahramanımız pilot ile bize iç dünyasının kapılarını açıyor. Aslında pilotun karşılaştığı “küçük kişi” hepimizin içinde saklı duran çocuk belki de yetişkinliğin verdiği ağırlıkta ihtiyaç duyduğumuz özümüzdür.

Kitabımız bu “Küçük” kahramanımızın kendi gezegenini hatta gülünü bırakarak tek tek diğer gezegenleri dolaşmaya başlamasıyla devam ediyor. Küçük prens gittiği gezegenlerde yeni insanlarla tanışır. Bunlar sırasıyla Kral, Kendini beğenmiş adam, sarhoş, iş adamı, bekçi, kaşif, demir yolu makasçısı ve satıcıdır. Bu insanlar aslında günlük hayatımızda hepimizin karşılaştığı belki bizlerin de onlardan biri olduğumuz yetişkin tiplerini temsil ederler, bencil, materyalist, hükmetme arzusuyla yanan…

Kitabın en çok sevdiğim yanı ince bir dille “büyüklerin” monoton, bencil ve hayal gücünden yoksun hayatlarını eleştirmesidir. Bunu kitapta çok beğendiğim bir paragrafı alıntılayarak açıklamak istiyorum. “Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: “Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.” Yazarın bu paragrafta anlattıkları bana o kadar tanıdık geliyor ki, öyle ya da böyle benim de bu düzenin parçası olduğumu farkediyorum.

Kitap her paragrafında o kadar derin anlamlar taşıyor ki insan kendini durup bir dakika o paragrafın üstünde düşünmekten alıkoyamıyor. Üzerine uzunca düşündüğüm bir paragraf da şöyle idi; “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de insanların arkadaşları yok artık. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” Uğrunda emek harcadığın, tanımaya anlamaya çalıştığın kişi sende yeniden anlam kazanır, onu diğer milyonlarca insandan ayıran şey sendeki anlamıdır. Büyükler -bizler- tek düze hayatımızda bir düzenin çarklısı olmuşuz, bu düzen içinde kaçımız çıkar ilişkisi olmadan gerçek dostlara sahip diye sorgulamadan edemiyor insan.

Küçük bir çocuğun gözünden paranın ünvanın ve mevkinin dünyada değer verilen her şeyin aslında ne kadar değersiz olduğunu gözler önüne seriyor yazar. Küçük Prens; bütün bu değersiz varlıkları ardında bırakarak, aslında yeni insanlar tanımak için geldiği bu çölde yorgun düşerek, geldiği yere, -ondan milyonlarca olsa da- kendi yetiştirip üstüne titrediği için ona ait olan gülüne dönüyor.

İnsan kendini bu çölde bazen gerçekten yalnız hissediyor, böyle hissettiğim zamanlarda artık Küçük Prens’in şu sözleri aklıma gelecek; “Çölü güzelleştiren bir yerlerde bir kuyu saklıyor olmasıdır.”
104 syf.
‪Küçük prens’i her okuduğumda içimi burkan çok ince bir yer var; “ben onu zaten hiç anlayamadım. Sözlerine değil hayatımdaki yerine göre değerlendirmeliydim. Onu yapayalnız bıraktım. Yaptığı kaprisin bana olan sevgisinden kaynaklandığını düşünemedim. Çiceklerin günü gününü tutmaz.”‬
104 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Son zamanlarda adını sık sık duyunca okumak istedim bu kitabı. Bir çocuk kitabı olarak bu kadar sanatsal olmasını beklemiyordum açıkçası. Küçük Prens'i okumak için geç kaldım ama yazarın anlatımındaki masumiyet beni çocukluğuma götürdü sanki. Çok naif, masumane duygular uyandırdı bende. Bazı duygular hep çocukluğumuzda kaldığı gibi kalsa, kimin ne dediğini umursamadan, hayallerimizi ve düşüncelerimizi standart bir kalıp içinde oluşturmayı bir kenara bırakıp doya doya yaşamanın, insanları olduğu gibi kabul edip isteklerine saygı duymanın güzelliğini keşfedebilsek ne güzel olurdu. Sadece çocukların değil büyüklerin de dünyasına çok şey katacağını düşündüğüm anlamlı bir eser. Mutlaka okunmalı.
104 syf.
Ama yaa ben neden okumak için bu kadar beklemişim ki..Senin gözünden baktığın dünyaya bence biz çok küçük kaldık prens..
Herkese Günaydın diyeceğim.Evimdeki çiçeğe,kapımdaki kedime,benim için gökyüzünde parlayan yıldıza..ordan bakıp bana da gülümse ️️Küçük Prens..
Okuması o kadar zevkli,akıcı,anlaşılır(ama tabii biz büyükleri anlamak zor),herkesin okuması gereken bir kitap
166 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İnsana sorgulamayı hatırlatan masumane bir kitaptır. Masumane dediysem yanlış anlaşılmasın; aynı zamanda bir eleştiri kitabıdır bu. Maalesef kendine genellikle çocuk kitapları rafında yer bulur. Yetişkinlerin görmezden gelmeye alışmış gözleri bu şahane eseri de görmeden geçer.