Özden Saatçi-Karadana

Özden Saatçi-Karadana

Çevirmen
8.6/10
20 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
158 syf.
·Beğendi·10/10
Hiçbir şey bilmeyen,hiçbir şeyi sevmez.
Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.
Oysa anlayan biri,
Hem sever hem fark eder hem de görür...
Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa,
O kadar büyük sevgi vardır...
Bütün meyvelerin çileklerle
Aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri,
Üzümleri hiç tanımıyor demektir.
PARACELSUS

Dizeleriyle başlıyor kitap , ne kadar anlamlı.... Erich Fromm ' Sevme Sanatı ' kitabında ilk başta 'Sevmek bir sanat mıdır ? ' sorusuna cevap veriyor . Daha sonra 'Sevgi Kuramı'n dan ,sevgi nesnelerinden (insan sevgisi,anne sevgisi,cinsel sevgi,kendini sevme,tanrı sevgisi) ,'sevgi ve çağdaş batı toplumunda sevginin çöküşünden' ve sevginin uygulanmasından bahsediyor. Sevmenin sanat olduğunu ve öğrenilecek bir kavram olduğunu ifade ediyor. Köklerinin sağlam olmasının anne ve baba da bittiğini açıklıyor. Sağlıklı bir sevginin tanımı yapıyor.Bana göre herkesin mutlaka okuması ve kütüphanesinde bulunması gereken kitaplardan.... Okuyunuz kitap dostları.
158 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Herkes sevdiği kİşi tarafından tabi ki sevilmek ister ama gerçekte sevmek ve sevilmek neydi?
Sanırım bu sorunun cevabını unuttuğumuz günleri yaşıyoruz şu sıralar. Özellikle kurduğumuz zoraki arkadaşlıklar gibi bir çok yerde... Aslında sevmek sadece o kişiye ya da nesneye bağlanmak değil aynı zamanda bir çok şeyi ifade ediyor. Kişi sevdiği şeylere emek harcar ve uğruna emek harcadıklarını sever. Kitapta sevginin dört temel özellİkten oluştuğu söylenİyor, bunlar: ilgi, bilgi, sorumluluk ve saygıdır. Örneğin bir insanı seversen onun hakkında bi şeyler öğrenmek istersin ve bilgi devreye girer. Ona karşı kendini sorumlu hissedersin yaptıklarından ve yaşadıklarından İşte o zaman sorumluluk devreye girer.Onunla ilgilenirsin ve en son da saygı.Sevgi mi yoksa saygı mı sorularına yıllarca maruz kaldık ve en son “Saygı şart, sevgi kafaya göre dedik” bu kitapta da sevginin temeli saygıdır diyor yani birine saygı duymazsanız zaten onu sevmekte güçlük çekersiniz ama farklı görüşleri savunanlarada saygımız sonsuz. Gerçek sevgiyi bulmanız dileğiyle..
158 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Eric fromm kitabın sonunda yer alan kısımda ;
"Sevginin, yalnız bireysel, sıra dışı bir olgu olarak değil, toplumsal bir olgu olarak olabileceğine inanmak, insan yaradılışını iyi bilmekten kaynaklanan usa dayalı bir inançtır " der.
Gerçekten sevmeye dair tüm bildiklerinizi bir kenara koyun ve Erich fromm bir okuyun derim.
Çok güzel yazılmış çok güzel bilgilere yer verilmiş. Bu kitapta O kadar çok yerin altını çizip not aldım ki sanırım daha önce bu kadarını yapmamıştım
Keyifli okumalar.
141 syf.
·12 günde·6/10
Bu kitap öncelikle sevginin kuramsal yapısını analiz eden teoriye dayalı bir eser. Yazara göre sevgi kolay elde edilemeyen, zaman içerisinde olgunlaşan ve pratik gerektiren bir sanat. Hiçbir sanatın kolay elde edilemeyeceğini savunan yazar "sevme sanatı" içinde bol uğraş verilmesini ve fedakarlık yapılmasını gerektiğini söylüyor. Altı çizilecek bir çok cümle barındıran kitap yer yer kuramsal yapısı dolayısı ile ağırlaşsa da, okunduğunda zihinde belirgin bir iz bırakıyor. İnsanın sevgiden yaratıldığını düşünecek olursak bu kitap günümüz insanının sık sık okuması gereken bir eser olabilir. Erich Fromm, bilimsel kaynaklar kullanarak yazdığı bu eserinde, sevginin ne olduğunu, nasıl elde edileceğini ve muhafazası için nelerin gerektiğini anlatmış.

Bu kitabı okuduktan sonra çevremizde gerçekten sevmeyi bilen kaç kişi olduğunu sormak gerekiyor.
158 syf.
·Puan vermedi
Sevginin tam anlamıyla nasıl bir şey olduğunu anlatan mükemmel bir kitap. Okuduktan sonra bana birçok şey kattığını söyleyebilirim. Aşk vs yada nesneyi sevmek le ilgili okuyacaksanız yanılırsınız. Sevginin aslında görmediğimiz çok fazla ayrıntıları var. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim
158 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Standart benlik+ stabilize eşitlik+manipüle edilmiş insanlık=Beşeriyet
Kapitalizm bizi giydiriyor sanıyoruz ama çırılçıplak ortadayız.
Çıplaklık meselesi insanın varoluşundan beri devam eden bir meseledir.
Tanrı bizi çıplak yaratıyor ve biz zamanla kendimizi inşa ediyor ve örtüyoruz. İnsan sürekli bir inşaat alanıdır ve dasein/onlar(Heidegger'in kullandığı kavramdır) insanın inşasına malzeme taşıyan mekanizmadır. Din, kültür, ahlak,tarih, bunların hepsi insanın inşasında çimento, kum, briket, demir niteliğindedir.
İnsan inşa edilme sürecinde örtünür, saklanır ve kendine dair şeyleri başkalarından sakınır burada ki sakınır ibaresini avret, ahiret, maneviyat, mahremiyet babında kullanıyorum
Günümüz post-insanlık diye tabir ettiğim bu çağda tek düzeleşme, merkezleşmenin altında yatan herkesleşme ve ardından gelen hiçleşme evresi. İşte bunların hepsi kapitalizm'in insanı ojeleştirme çabasının büyük başarılarından dır.
Kapitalizm'in başlangıcı insanın çöp ürettiği çağa tekabül ediyorsa o halde insanlığın da sonu çöpleştiği bu çağa denk düşüyor. Evet dünyanın sonu gelmeyebilir, gelsede boş ay da ülkeler var gider beşer beşer yaşanılır, hatta kıyamette kopmayabilir. Ama mutlak bir sondan bahsedebileceksek o da insanlığın sonudur.