Özlem Gültekin

Özlem Gültekin

Çevirmen
7.9/10
2.726 Kişi
·
10.376
Okunma
·
0
Beğeni
·
444
Gösterim
Adı:
Özlem Gültekin
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
360 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
"En sevdiğin yazarlar kim?" sorusuna cevap verirken ismini ilk sıralarda söylediğim birkaç yazardan biri de Tess Gerritsen. Polisiye ve gerilimin ustaca bir araya getirildiği, kitaplarını hemen okuyup bitirme dürtüsü yaratan, akıcılığın tavan yaptığı birbirinden mükemmel kitaplara sahip Gerritsen'in Bıçak Sırtı'na kadar sekiz kitabını okumuştum. Bu sekiz kitabın tamamı yazarın en popüler kitaplarını içinde barındıran Rizzoli&Isles Serisi'ne aitti. Bıçak Sırtı ile hem Rizzoli&Isles Serisi dışındaki Tess  Gerritsen kitaplarına bir giriş yaptım hem de yazarın yine aksiyon dolu, heyecanlı bir kitabını daha okumuş oldum. Bıçak Sırtı'na başlarken acaba serideki tadı bulabilir miyim, ya seriden dolayı beklentilerimin yükselmesi nedeniyle bu kitap yavan gelirse gibi düşüncelerim vardı ancak kitabı okumaya başladıktan kısa bir süre sonra bu tür düşünceler zihnimden uzaklaştı.  Zaman zaman gözlerimin Jane ve Maura'yı aradığını inkar edemeyeceğim. Jane olsa olayı ne şekilde ele alırdı, Maura olsa otopsiyi daha iyi yapardı diye düşünmedim değil. :)

Yazarımız Gerritsen tıp diploması ve antropoloji lisansını bir araya getirip ardından bu alanları yazma yeteneğine katarak ortaya harika polisiye-gerilim romanlarının çıkmasını sağlamıştır. Belki de polisiyenin içine tıbbi öğeleri en çok katan yazardır kendisi. Bence bu durum cinayetlerin ardındaki sır perdesi aralanırken soruşturmanın daha sağlam temellere dayandırılmasını sağlıyor. Neden mi?  Çünkü insan yalan söyler, ancak maktül yalan söylemez. Gerritsen kitaplarında otopsi sonuçlarının anlatıldığı sayfalar benim açımdan her zaman çok heyecanlı ve şaşırtıcı olmuştur.

 Gelelim Bıçak Sırtı'nın konusuna. Ana karakterimiz Kate Chesne tıp kariyerinin henüz başında olmasına rağmen parlak bir geleceğe sahip olacağının sinyallerini temiz ve başarılı özgeçmişiyle göstermektedir. Mid Pac Hastanesi'nde anestezi uzmanı olarak çalışan Kate, hastane personeli ve arkadaşı olan hemşire Ellen'ın geçireceği küçük bir operasyonda yer alacak hastane görevlilerinden biridir. Kolay geçmesi beklenen ameliyatta gerçekleşen komplikasyon sonucu Ellen hayatını kaybeder. Ellen'ın ailesi ve hastane yönetimine göre ölümün sorumlusu Kate Chesne'den başkası değildir. Arkadaşını kaybetmesinin ardından bu kez kariyerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan Kate, bir taraftan da hastane çalışanlarını teker teker öldüren bir katilin listesindeki isimlerden sadece biridir.

Tess Gerritsen kitabın başında yaptığı girişle yine merak duygusunu zihnimize bırakıp gidiyor. İlk sayfalarda başlayan tempo neredeyse kitap boyunca hiç düşmüyor. Kitabın sonlarına doğru "Ben zaten bu kişide bir terslik olduğunu anlamıştım" dememin üstünden birkaç sayfa geçmeden yanıldığımı anladım ve yazara bir kez daha saygı duydum. Olaylar tamamen beklemediğim bir şekilde sonuçlandı.  Bıçak Sırtı'nda romantizm yazarın diğer kitaplarına göre daha fazla olsa da bu durum beni rahatsız etmedi.

Gerritsen'in okuyacağım bir sonraki seri dışı kitabı Kan Gölü olacak gibi görünüyor. Hepinize keyifli okumalar.
501 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Her şey onyedi yaşında bir genç kızın üç ay önce kaybolmasıyla başlar. Neredeyse kitabın yarısına kadar birbiri ile alakasız görünen kişiler karmaşaya neden oluyor gibi görünse de, bir noktadan sonra her şey bir yapbozun parçaları gibi yerine oturuyor. Finalini tahmin edemediğim ender kitaplardan biri.
568 syf.
·12 günde·8/10
Konusu karmaşık olması basit olmaması açısından takdirimi kazandı. "Basit bir polisiye" demek kitaba hakaret olurdu lakin efsane de değildi. Vasatın üzerinde çok iyinin altında bir kitaptı sanırım. Yani aslında kitaba 8 puan cok 7 puan az gibi bir durum var. Ama yazarin üslubuna, emeğine 8 verdim. Polisye severleri uzmeyecek bir kitaptı diyebilirim. Bazı sayfalar çok sıkıcı bazıları ise cok heyecanlıydı. Sonuc olarak kitabı okudum pişman degilim.
352 syf.
·Puan vermedi
Bir adam düşünün, hayatını sinemaya adamış. Mükemmeliyetçiliğiyle tanınan. Saygı duyulan, örnek gösterilen bir oyuncu ve insan. Örnek bir aktivist. Sinemacı bir ailenin içinde olduğundan daha çocukken başlayan sevdası yönetmenliğe kadar uzanıyor. Gerçekten de Hint sineması ona çok şey borçlu, kalıpları yıkan, yeniliklere daima açık ve işinde bir numara. Bollywood un gözdesi. Ben onun hakkında bir sürü şey, bi dolu övgü yazabilirim, her filminde özellikle son dönemlerdeki en bilinen filmlerinde mutlaka bir mesaj , eğlenirken insanı düşünmeye sevk eden filmler yaparak, hiç değilse bir insanın hayatına dokunsa yeter düşüncesiyle hareket edip, ticari kaygiyla film yapmıyor. Müthiş bir disipline sahip, Ghajini için aylarca durmadan yorulmadan çalışıp kas yapıp o görünüme ve karakterin ruh haline bürünüp tatmin olana kadar yılmayan hemen sonrasında çekilecek 3idiots filmi için 25yaşında bir öğrenci görünümüne sahip olması gerekince tekrar kilo vermek için her gün sabahın 5inde aksatmadan badminton oynayan motivasyonu tam ve işine aşık bir aktör. Sayfalarca yazılabilir onun hakkında, Bollywood un kralı o.
340 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
On altıncı Tess Gerritsen kitabımı da bitirdim. Bu kitaplardan on biri Rizzoli&Isles serisine ait kitaplarken beşi de seri dışında tek kitaplardı. Ben Tess Gerritsen ile Rizzoli&Isles serisi aracılığıyla tanışmıştım. Polisiye
kitapları okumayı gerçekten çok seviyorum ve en sevdiğim polisiye kitap serilerinin ilk sıralarında geliyor bu seri. Rizzoli&Isles serisi toplamda on iki kitaba sahip ve on birini okuyan ben bu on bir kitabın tamamını
beğenmiştim. Durum böyle olunca seri dışında olan Gerritsen kitaplarını okuduğumda ister istemez seri içindeki kitaplarla karşılaştırıyorum ve bu da diğer kitapların bana biraz yavan gelmesine sebep oluyor maalesef.
Rizzoli&Isles serisi gibi bir seriyi yazmış yazardan daha iyi şeyler bekliyorken ortalama bir polisiye kitap okumuş gibi hissettim Proje: Ölümcül Virüs'te. Aynısını bundan önce okuduğum diğer Gerritsen kitabı olan
Ruhundaki Zehirle Yüzleş'te de hissetmiştim. Bir yazarın en iyi kitaplarını önden okuyup geriye daha sıradan kitaplarını bırakmanın azizliğine uğruyorum sanırım. Tabii Proje: Ölümcül Virüs kötü bir kitap değildi ancak
söz konusu sevilen yazarlar olunca insan ister istemez her kitabının aynı güzellikte olmasını bekliyor.

Kitabımızın ilk yarısı yani ilk yüz altmış sayfalık kısmı bende ikinci sınıf Amerikan filmi havası uyandırdı diyebilirim. Bu bölümlerde sanırım hayal kırıklığına uğrayacağım diye de düşünmedim değil. Neyse ki belirttiğim
sayfalardan itibaren kitap beni biraz daha içine almayı başarabildi ve ilk kısma göre olaylar da toparlanmış bir hale geldi. Aslında kitabımız başından sonuna tamamen kedi-fare kovalamacası şeklinde ilerliyor. Bir
tesadüf sonucu yolları kesişen iki karakterin ellerinde ölümlerine yol açabilecek bir bilgiyle neler yaptığını okuyoruz bütün bir kitap boyunca. Başında bir cinayetin işlendiği ve katilin ortaya çıkarılmaya çalışıldığı bir
kitap değil yani Proje: Ölümcül Virüs, en başından her şeyin belli olduğu bir polisiye-aksiyon kitabı diyebilirim. Kitapla ilgili genel düşüncelerim ne çok iyi, ne çok kötü ama yine de bu kitap sanırım o bildiğim Tess
Gerritsen tarzına yakıştıramadığım bir kitap oldu. Tess Gerritsen benim gözümde son derece başarılı bir polisiye yazarıyken bu kitap ortalama bir yazarın ortalama bir kitabı izlenimi uyandırdı bende. Bunların yanında
yine de sürükleyici bir kitap, klişe bir konuya sahip olmasına rağmen okuru sıkmayıp bir çırpıda bitirilebilecek bir kitap diyebilirim Proje: Ölümcül Virüs için. Ve bir de son olara Tess Gerritsen kitaplarında aşk görünce
ordan koşarak uzaklaşasım geliyor, Ruhundaki Zehirle Yüzleş'te de bunu yaşadım. Yazarımız bence kesinlikle aşka, sevgiye pek fazla girmeden yazmalı kitaplarını, ben onun genel tarzına bunu yakıştıramıyorum sanırım.
Bir Sonraki Tess Gerritsen kitabım Gece Yarısından Sonra olacak, ne zaman okurum bilmiyorum ama umarım o kitabını daha çok severim.
340 syf.
Bazı kitapları okuduğumda tek tesellim "Neyse, kötü bir kitabın nasıl olduğunu görmüş oldun, dert etme." oluyor.
Kitabı yarım bırakmamak için epey çaba harcadım. Birkaç kez direkten döndüm.
Ama hakkını da yemeyeyim. Misal, sadece aşk hikayeleri okuyan bir okura, farklı türlere geçiş için bir seçenek olabilir.
Veya 12-18 yaş grubuna okuma alışkanlığı kazanması için hitap edebilir.

Kitabın 50'li sayfalarında, ki sabrımı test etmeye başladığım yerlerdi, yahu bu ilk romanı falan mı yazarın, diye düşünerek araştırdım, dördüncüsüymüş.
İyi olarak niteleyebileceğim tek özelliği vardı; gerilimin yükseldiği son bölümlerdeki bazı sayfalarda(sayıca az) yazarın dilinin ortanın üstüne çıkabilmiş olması.

Her şeyden önce; yazar bir tıp doktoru imiş, kitabın iddialı isminden de umutlanarak teknik bilgilerin güzelce hikayeye yedirildiği bir kurgu olabileceğini düşünmüştüm.
Kitaptaki en teknik ifade 'RNA virüsü' idi. Pardon bir kere de kahraman laboratuvarda 'santrifüj' dedi.
Eğer yazar bu kadar ortalama bir kurguya, merak uyandıramayan hikayeye, duygu geçiremeyen aşk pasajlarına, çevre betimlemelerindeki başarısız dil kullanımına, vasat karakter yaratımlarına kendi teknik bilgisini karmaşık olmayan bir dille ekleyebilmiş olsa kitabın hakkı en kötü 7 veya 8/10 olurdu.

Bir şeyi kabul etmek gerekir. Bu ve benzeri kitaplar çok açık bir şekilde göstermektedir ki bu dünyanın tek bir gerçeği vardır: Pazarlama.
En kötü işleri veya ürünleri bile bir pazarlama gücü ve becerisiyle uluslararası satılan haline getirebilirsiniz. Bu her alanda böyledir.
344 syf.
·Puan vermedi
Tess Gerritsen sevdiğim bir yazar. Ama bu kitap yazarın kitaplarına hiç benzemiyor. Okurken farklı bir yazarın kitabını okuyormuşum hissine kapıldım. Konusuna gelince; Roman kahramanının babası yirmi yıl önceki Vietnam savaşı kayıplarının arasında yer almaktadır. Genç kadın pilot olan babasının hayatta olduğuna dair bir takım ipuçları ele geçirince, adamı bulmak için Vietnam'a uçmak kaçınılmaz olur ve macera başlar. Güzel bir kitap.
568 syf.
Ahabajsirmdjdndjdksksmsjmsjsmjssksmjsnsjdnsjndjdnndjdndjsmsmksmsksmsksmsmndnjdndndnndnjdndmdmkdmdkskskdkdmkdmsmlekrjurorkdnnfnfkdmddm
dm


:D şaka şaka. Tabii ki de incelemem siteyi kullanmayı bilmeyen acemi tarzı olmayacak:) Eveet ne diyordum? İnceleme... Yeni bir incelemeye hazırsanız başlayalım...


Kitap, siteye geldiğim günden beridir radarımdaydı. Ama maalesef kaç kitapçı gezmeme rağmen bir türlü bulamamıştım. Beni mutlu etmek için bana bu kitabı hediye eden bir tanecik arkadaşım (kendisi sitede pek aktif değildir) https://1000kitap.com/Hayalperestcik e teşekkür ediyor ve incelememi ona ithaf etmekten gurur duyuyorum. Artık kitapla ilgili konuşabiliriz...


Sadece zekilerin girebildiği, özel bir deliler hastanesinde (evet efenim, yanlış okumadınız:)) bir deli olduğunuzu düşünün. Hemen çekimser yaklaşmayın canım, deli dediğimiz bu kişi öyle toplum içinde, pantolonunu indiren, cenaze vb. topluluklarda yüksek sesle gülen bir deli değil tabii ki. Bu delimiz (!!!) sadece değişik fobileri olan biri. Ha gayet aklı başında tabii. Aksi halde ileri zekalı deliler hastanesine giremezdi zaten:) Evet efenim ne diyorduk? Deli olmayan bir delisiniz ve FBI ın size ihtiyacı (evet yanlış duymadınız koskocaman FBI) var. Emin olun buna siz bile inanamazdınız. Peki neden bu polis teşkilatı size ihtiyaç duyar ki? Tabii ki de cinayeti çözmek için:)

Spoiler

Gelin Koleksiyoncusu... Güzel kadınları (6 tane) ayaklarından matkapla delip tüm vücudundaki kanı boşaltan, onları duvara yapıştırıp makyaj yapan ve gelin duvağı takıp cesedi polislerin bulmasını bekleyen bir seri katil. Aslında deli olan bu seri katil, bir deli doktoru:) Nasıl olur bu derseniz cevaplayayım; bu dünyada her şey mümkün hacı:)

Spoiler sonu

İnsan neden "Katil" olur sorusuna verilebilecek birçok cevap var. Birincisi; düzenli olarak gördüğü şiddet bunda en büyük etmen. Anneler babalar, lütfen bu konuda biraz duyarlı olalım. Onlara öfkemizi değil, sevgimizi verelim. İkinci olarak Tanrı korkusuzluğu, yahut yanlış Tanrı sevgisi. Kendini Tanrının elçisi olarak tanıtıp cinayet işleme düşüncesine giren kişi sayısı azımsanamaz. Ben Allahla konuşup görüşüyorum tarzı biriyle tanışırsanız, mutlaka doktora götürmenizi tavsiye ederim:) Son olarak üçüncüsü ise; ahlak, verilen eğitim. Adam doktor ama her haltı yiyen biriyse kusura bakmayın aldığı eğitim onu kötü biri yapmaya yeter de artar bile. Keşke her anlamda mükemmel olabilseydik:\ ama galiba bu mümkün değil?


Kitap hakkında düşüncelerim ise tam belirgin değil. İlk başlarda heyecanlı başlayıp ortalarda aksiyonun azalması pek de iyi olmadı. Ha son 100 sayfası muhteşemdi ama bu da pek yeterli değil benim için. Bir puanı durağanlıktan, bir puanı ilk 4. cinayetten başladığı için (keşke ilk cinayetten başlasaydı daha iyiydi. Bir puanı da katilin dilinden de yazdığı için (katilin belli olması bence aksiyonu düşürür) kırdım. Onun dışında iyiydi. Ama ben yine de Agatha Christie yi öneririm size. Ted beni bu kitabınla kendine hayran bırakamadın, üzgünüm:)

Herkese Keyifli Cinayetler Okumalaar:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Özlem Gültekin

Yazar istatistikleri

  • 10.376 okur okudu.
  • 128 okur okuyor.
  • 3.651 okur okuyacak.
  • 162 okur yarım bıraktı.