Pasi Sahlberg

Pasi Sahlberg

Yazar
8.4/10
164 Kişi
·
517
Okunma
·
15
Beğeni
·
445
Gösterim
Adı:
Pasi Sahlberg
Doğum:
Oulu, Finlandiya, 26 Ekim 1959
Eğitmen
Doğum tarihi: 26 Ekim 1959 Oulu, Finlandiya
Finladiya'daki tüm öğretmenler yüksek lisans derecesine sahip olmak zorundadır. (...) Finlandiya'da öğretmenlik diplomasını elde etmenin başka bir yolu yoktur.
Pasi Sahlberg
Sayfa 141 - Sola Yayınları
Müfredat planlaması hükümetin değil öğretmenlerin, okulların ve belediyelerin sorumluluğundadır. Bugün Finlandiya'daki birçok okul kendine özgü müfredata sahiptir. Bu müfredatlar hem yerel eğitim yetkilileriyle koordineli olarak hazırlanmakta hem de onlar tarafından onaylanmaktadır.
Pasi Sahlberg
Sayfa 159 - Sola Yayınları
''Her çocuğun bir cevher olduğuna inansak, hiçbir çocuğun başarısız olmasına izin vermeyiz. Çocukları yalnızca başarması gereken küçük insanlar olarak değil; hem mutlu olması gereken, hem de ülkenin geleceğini elinde tutan bireyler olarak görürüz.''
Bazen insanlar tüm öğrencilere birebir aynı eğitimi verip ardından aynı hedeflere ulaşmalarını beklemenin hakkaniyet anlamına geldiğini düşünüyorlar.
''Benim iddiam şu: Zihinlerini ve beyinlerini dinlendirebilmeleri için öğrencilere ve öğretmenlere ders aralarında boş zaman vermek gibi basit bir uygulama, esas işlerinin başına döndüklerinde, yani öğretim ve öğrenim vakti geldiğinde, daha derin, daha kapsamlı ve daha cesur düşünmelerini sağlıyor.''
Cesur olun ve Finlandiya'daki meslektaşlarınızı örnek alın: Ders aralarında her öğrenciye ve öğretmene 15 dakika mola hakkı tanıyın. Daha azı kurtarmaz.
Yüksek lisans, Finlandiya'daki okullarda öğretmen olmak için temel bir vasıftır. Eşzamanlı olarak, bilimsel içerik ve eğitimsel araştırmalar öğretmen eğitimi müfredatını zenginleştirmeye başladı. Finlandiya'da öğretmen eğitimi şu anda akademiktir, yani bilimsel bilgiye dayanır, bilimsel bilgiyle desteklenir ve eğitimsel araştırmaları tasarlamak ve yürütmek için ihtiyaç duyulan düşünce sürecine ve bilişsel becerilere odaklanır. Finladiya'daki araştırma temelli öğretmen eğitiminin istisnai ilkesi, eğitimle ilgli bilimsel bilginin ve didaktiğin (ya da pedagojik alan bilgisinin) sistematik bir bileşimidir.
Pasi Sahlberg
Sayfa 139 - Sola Yayınları
128 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Sinan Küfeoğlu: 7 yıldır Finlandiya'dayım 70 tane Türk heyeti gördüm. Her sene geliyorlar ama bir şey almıyorlar. Yaptıkları tek şey bol bol yemek yemek, fotoğraf çekip eve dönmek.
(Cambridge'te akademisyen)

“Küçük bir kuzey ülkesini eğitimde zirveye taşıyan temel ilkeler ve uygulamalar”dan bahseden bu kitap, bir matematik öğretmeni olan Pasi Sahlberg'in kendi eğitim sistemleri hakkında kısmen nesnel kısmen de öznel satırlarla bilgi vermeye çalışıyor.

Öğretmenim diyen kişilerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Çünkü dünya üzerinde Şangay, Japonya, Finlandiya gibi ülkelerin sürekli ilk sıralarda yer aldığı PISA'da Türkiye, yıllardır son sıralara yakın yerlerde geziniyor. Üstelik PISA, kendi dilinde okuduğunu anlama, fen ve matematik okur-yazarlığı üzerinden sınavlar yapıyor. Kendi dilimizde okuduğumuzu anlamada bile 40 ve üzeri sıralardayız. Üstelik bütün dünya ülkeleri de katılmıyor bu uygulamaya.

Peki Finlandiya, adını bir sistem yaptıracak kadar ne mi yaptı? Uzun süreli, öngörülü, kararlı bir DEVLET projesiyle gelişim kaçınılmazdı. Finlandiya da Japonya gibi 60'ların 70'lerin başlarından beri uyguladıkları sisteme sadık kalarak bugün bu sadakatin meyvesini topluyor.

"Finlandiya’daki okullarda verilen eğitimin temel felsefesinin ögelerini şöyle sıraladım: Öğrenme sürecini her bir öğrenciye uyacak şekilde kişiselleştirmek, çok yönlü öğretim metotlarına başvurarak karmaşık bilgi ve becerileri muhtelif biçimlerde öğretmek ve uygun yöntemler ile öğrenim destekleri olduğu sürece herkesin her şeyi öğrenebileceğini kabul etmek.”

-...herkesin her şeyi öğrenebileceğini kabul etmek..."
İnsanların ta en baştan uygulamaya çalıştıkları felsefe bu: Herkes için eğitim, hakkaniyet.

Kitabın da özünü yaratan Finlandiya'nın bu sağlam sistemi, asla bir mucizeye dayanmıyor. Nedir peki bu sistemin ilkeleri?

“1.Sağlam bir öğrenme deneyimi için düzenli teneffüs ve fiziksel aktivite kritik önemdedir.

-Teneffüs nedir ya da tatiller niçin vardır? Kişiler, zihinlerini ve bedenlerini dinlendirsin diye vardır. Bu sistemde teneffüs, bizimkine yakın bir seviyede. Ders 45 dk teneffüs 15 dk. Fakat teneffüs hakkı tamamen ciddi bir biçimde öğrenciye verilmiş durumda. 'Oğlum atlama, zıplama, kaçma, düşme!' diyen öğretmenler yok. Bu yüzden sorumluluk alan bireylere teneffüsün bittiğini bildiren zil de yok.

2. Eğitim alanında yapılacak kapsamlı değişiklikler için küçük veri, büyük veriye kıyasla genelde çok daha etkili bir araçtır.

-Büyük veri, istatistik... Küçük veri ise öğretmenin anlık gözlem yoluyla edindiği bilgilerdir. İstatistiklerin uygulamada yetersiz kalacağını savunan bir sistem var. Ve bu savunma sayesinde de bölgeselleştirilmiş programlar mevcut. Her okul kendi müfredatını hazırlayıp uygulamaktan sorumlu. Çünkü bir okulun ihtiyacını ancak o okulda yaşayan öğretmenler, öğrenciler, veliler daha iyi bilir.

'Küçük veriyle yönetmezseniz büyük veri tarafından yönetilirsiniz.' der Sahlberg.

3. Eğitim kazanımlarını daha nitelikli kılmanın yolu hakkaniyeti sağlamaktan geçer.

-Ah... Hakkaniyet ne güzel bir kelime... Lakin hayatımızın çoğu alanında uygulamakta müthiş bir zorluk çektiğimiz doğrusu da mevcut. Bunu eğitimde kaçınılmaz bir madde olarak görüyor Kuzeyliler. Bir karikatür anımsadım. Sınav: ağaca tırmanmak. Sınava girecekler: maymun, fil, zürafa, horoz... Hakkaniyet bunun neresinde? İşte, bunun farkında olarak bu hakkaniyeti sağlamak isteyen kişiler, bugün dünyanın 1 numarası.

'Finlandiya’da bir okul hakkaniyete ve zorluklar karşısında esneklik kültürüne ne ölçüde sahipse o derece iyi bir okul sayılıyor. - Bir eğitim sisteminde hakkaniyet tesis edilmediğinde, öğrencilerin bilişsel ve kişisel potansiyellerini bütünüyle değerlendiremezsiniz.'

4.Finlandiya eğitim sistemine dair uydurma bilgiler ve şehir efsaneleri, daha iyi bir eğitim sistemi kurma yolunda verilen çabaları akamete uğratabilir.”

-Bu sağlam sistemin altında yatan mucizevi sebepler yok. Efsanelere inanmamız gerektiğini söyleyen Sahlberg, Finlandiya'nın tek yaptığı şey sözüne sadık kalıp istikrarlı biçimde kararlarını uygulamaya koymak. Üstelik bunu yaparken de sistemi olabildiğince esnek tutmaya çalışıyor. Yani eyaletler hatta okullar, kendi müfredatlarından sorumlu. Herkeste bir sorumluluk hissi var. Beyaz Zambaklar Ülkesinde bahsedildiği gibi, bu ülkede gerçekten bir kenetlenmişlik var. Kenetlenmek için savaşmaya gerek olmadığını, illaki ölmemiz gerekmediğini gösteren güzel bir ülke. Üstelik coğrafi şartları göz önüne alındığında oldukça soğuk ve güneye sıkışmış bir ülke. Ya eşsiz güzellikteki Anadolu? Sanırım rahatlık yoruyor insanı. Atalet veriyor konfordan olma korkusu.

Ve bunu da ekleyip bitirmek istiyorum: Finlandiya'da en popüler meslek, öğretmenlik. Kendi uyguladıkları standartlaştırılmış bir sınavdan sonra (bizdeki AYT-TYT gibi) bir de öğretmenliği tercih eden kişilere ayrı bir sınav uygulanıyor. Bu sınavda da daha çok kişinin iletişim becerisi, kişilik özellikleri gibi kıstaslar göz önüne alınıyor. Yani Finlandiya'da en yüksek puanı da almış olsanız öğretmen olmak için iyi bir iletişim gücünüzün olması gerekir. Yüksek puanlarla yıllarca öğretmenlik fakültelerine gidemeyen kişiler var.

Bizde nasıl dersiniz? :) En düşük puanlar bir yana, başka bölümlerden mezun olup kısa bir pedagojik formasyon eğitiminden sonra öğretmen olduğunu iddia eden ya da daha doğrusu öğretmen olduğuna inandırılan yüz binlerce kişi var. Üstelik çoğu da işsiz...
128 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
*** Eğitimde yenilik yapmak isteyenler için ideal bir formül kitabı*** Umuyorum ki bir gün ülkemizin çocukları da gerçek eğitimle tanışacak ve bu aptal eğitim sisteminden kurtulup zekalarını ve yeteneklerini tam olarak gösterebilecekler***


Türkiye'de son zamanlarda eğitim konusunda en çok tartışılan ve örnek alınmasını istenen ülke hiç şüphesiz ki Finlandiya'dır. Finlandiya'nın eğitimde ki gelişimi birçokları tarafından da merak edilmektedir. İşte bu kitapta Finlilerin eğitimde ki başarılarının sırlarını bulacaksın. Finli eğitimci Sahlberg bu konuda Dünya Milletlerine yardımcı oluyor. Finlandiya'da eğitimin ve eğitimcilerin önem verdikleri :
- Çocukların ruhsal,bedenen ve zihinsel gelişimine önem verilmesi ve her şeyden önce sağlıklı,mutlu bireyler olmaları hedefi
- Standartlaşmış eşitlik anlayışı değil hakkaniyete önem verilmesi
- Hiçbir çocuğun eğitim konusunda diğer çocuklardan farklı eğitim almaması. Ekonomik ve aile sebeplerinin buna engel olmaması
- Okulları şirket gözüyle bakmayıp onları rekabete sürüklememesi
- Küçük verilerden faydalanma
- Eğitimin hayatla ilişik olması ve öğrenilen bilgilerin toplu bir şekilde en az bir kez dönem içerisinde uygulanması
- Okullara özerklik verip okulun seviyesine göre müfredat hazırlanması ve bütçe planlanması
- Öğretmenler arası işbirliği olduğu kadar bu işbirliğinde öğrencilerinde yer alması
- Teneffüse önem verilmesi
- Standart ölçmeleri baz almayıp doğrudan çocuğun yeteneğine göre gelişimine odaklanması
- İlkokullar ile Yüksek Öğrenim Kurumlarının ortaklaşa çalışması
- Öğretmene güven
- Öğretmen seçiminde test başarısına değil; karakter ve isteğe daha fazla önem verilmesi
- Devlet okullarının ağırlığının olması özel okul adı altında kimsenin ayrışmasına müsaade etmeme
- Akran koçluğuna ve eğitim liderliğine önem verilmesi vs
Gördüğünüz üzere insan ve hayat odaklı kısaca önem verdikleri eğitim. Ve çocukların birey olarak yetişmeleri. Onların rekabet anlayışı içinde olmamaları ise ayrı bir güzellik. Belirtmek gerekir ki yazarımız diyor ki Finlandiya bir örnek teşkil etse de ülkeler kendi hayat şartlarına göre eğitim planlamalarını yapmalıdırlar.Aksi takdirde yine sonu hüsran olacaktır.
Not: PISA testi ile ilgilide bilgilere yer verilmektedir.
128 syf.
·6 günde
Beklentimin altında bir kitaptı ancak verdiği bazı mesajlar açısından ilham alınabilir.Genel olarak Finlandiya eğitimi ve PISA sınavlarının ülkelerin eğitim politikalarına etkisi hakkında yüzeysel bilgi içeriyor.
128 syf.
·7 günde
Eğitimci arkadaşlara daha çok yardımcı olacak bir kitap. Okurken gerçekten öğretmen ve okullara verdikleri değere imrendim. Bir kere daha anladımki, hızla küreselleştiğimiz bu zamanlarda kalite için tek yol özele ve farklılıklara daha çok değer vermekte. Eğitimde hakkaniyet kavramı kitapta üzerinde en çok durulan konu.
128 syf.
Kitap genel olarak "aslında biliyoruz ama uygulamıyoruz" teması üzerinden ilerliyor.
Finlandiya'da uygulanan yöntemler Amerikalı eğitimciler tarafından ortaya atılan teorilerle oluşturulmuş.
Yazar Amerika eğitim sistemindeki hataları belirtip bunların Finlandiya'da nasıl çözümlendiğinden bahsetmiş.

••Özellikle öğretmenin daha özgür ve yaratıcı olması eğitimde büyük bir gelişim sağlıyor.
••Finlandiya'da ödevler öğrencinin en fazla yarım saatini alacak şekilde veriliyor.
••Derslerin günde 5 saat olması verimi daha da arttırıyor. Amerika'daki 7-8 saatlik eğitim öğrencilerde yorgunluğa ve odaklanma sorununa yol açtığından öğrenilen bilgilerin hazmedilmesini zorlaştırıyor.

Genel olarak kitap pek fazla yeni bir şey söylemedi bana.

Kitap: 4
Kapak: 9
Çeviri: 8
128 syf.
·10/10 puan
Eser Finlandiya Eğitim Sisteminin bilinmeyen gerçeklerini öne seriyor. PISA da yıllardır birinci olmasının altında yatan etkenleri anlaşılır bir dille açıklıyor. Ayrıca günümüzde birçok ülkenin eğitim sistemininde olan hataları anlatıyor. En önemlisi de Finlandiya Eğitim Sistemini baz alarak eğitim ve öğretime dair öneriler sunuyor. Konuşma havasında geçen akıcı kitabı eğitimciler, okul idarecileri, sistem yöneticileri mutlaka okumalı desek abartmış olmayız.
128 syf.
·3 günde·9/10 puan
Pisa başarı ölçeğinde ilk sıralarda yer alan Finlandiya'nın eğitim modelinde bilmediğimiz yeni bir şey yok aslında. Eğitim kuramlarının yabancısı değil ülkemiz. Lakin Finlandiya'nın başarısı eğitim kuramlarını başarıyla hayata geçirmek olmuş. Öğrencilerine bilgi yüklemek yerine mutlu etmek, öğretmenlerini iyi yetiştirip onlara güvenmek, eşitliği değil hakkaniyeti ön plana çıkarmak ve başarmak için değil öğrenmek için eğitim vermeyi hedeflemiş her ülke Finlandiya gibi başarılı olabilir.
128 syf.
Kitabı bütün eğitimcilerin okuması yerine karar verici makamların ciddi anlamda okumasından yanayım. Öğretmenler için öğretme tekniklerinden ziyade Finlandiya’yı eğitimde başarılı kılan eğitim politikaları anlatılmış.
Bizde bu sistem tutmaz yaa, demek işin kolayına kaçmaktır. Çünkü görüldüğü gibi aslında sistemin temelleri ABD’li kuramcıların ortaya koydukları teorilere dayanıyor fakat başarıyı Finlandiya sağlıyor. Neler yapıyorlar bunlar bizlerden farklı olarak? İlk önce eğitimde adalete eşitlikten daha çok değer veriyorlar. Her bireyin öğrenme hızı, öğrenme kapasitesi veya genel anlamda bir derse olan ilgisi aynı değildir. Çoklu Zeka Kuramı eğitimlerinin tam merkezinde. Gerçekten de birçok eğitim sisteminde “zeki öğrenci” diye adlandırılan öğrenci profili neden matematik veya fen derslerinde başarılı olanlar için söylenir? Dünyanın en iyi bestesini matematikçi mi yapmıştır? Veya girdiği toplumda iki kelimeyi biraraya getirip sohbet edemeyen, sorunlarını kendi başına çözemeyen insan sırf matematiksel problemlerde iyi diye “zeki” olma sıfatını almaya neden hak kazanıyor? Sadece bu kadar değil tabii ki onlara başarıyı sağlayan şey. Eğitimcilerine güveniyorlar ve müfredat merkezden emredilen şekliyle değil, öğretmenin eğitim verdiği bölge ve okula göre şekilleniyor. Aslında eğitimde neden başarısızız konusunu bana göre Sahlberg iki cümle ile öyle güzel özetlemiş ki...
“Siyasetçilerin genel olarak eğitimcilere güvenmemesi, halkın da öğretmenlere güvenmemesine yol açıyor; bunun sonucunda öğretmenler de öğrencilere güvenmiyor. Bu güvensizlik kısır döngüsü, bütün eğitimi esir almış durumda.”

Siz ne kadar iyi eğitimci olursanız olun, sistemde karar alıcılar(siyasiler, sistem yöneticileri) en önemli unsur. Sadece performansa dayalı, çocuğu okulda daha fazla tutunca daha başarılı olacağını sanan veya zaten zorlanıp yapamadığı dersi daha fazla verince işlerin düzeleceğini sanan tüm sistemlerin modası geçti. Aslında Finlandiya bunu başarmış. Eğitim insana kuru bilgi ezberletmemeli. Biz ne yapıyoruz? Edebiyatı bilmeden şair, yazar ezberletiyoruz. Tarihsel bağlantı kuramadan savaş tarihi ezberletiyoruz. Bu cidden önemli mi? Bilmem ne savaşının kaç yılında yapıldığını bilmek? Bizim ilk önce ezber sisteminden ciddi anlamda vazgeçmemiz gerekir. Dünya artık eski dünya değil ve en karmaşık bilgiye ulaşmamız bile saniyeler sürüyor. Ezberletmek yerine bağlantı kurduran, özümseten bir eğitim sistemine acilen geçmemiz lazım. Bunun için öncelikle artık bilgi veya bilmek tanımını değiştirmemiz gerekir. Bir şeyi bilmek ezberlemenin çok ötesinde bir şeydir. Bilgiyi günlük hayata entegre edemiyorsan, farklı kullanmıyorsan ve diğer olaylarla bağlantı kuracak şekilde yeniden yapılandıramıyorsan bu bilmek veya öğrenmek değildir. Ezberle iş yürüttüğümüz için de merkezi sınavlarımızda sadece hafızası güçlü gençler başarı sağlayabiliyor. Ben merkezi sınav kaldırılsın diye ütopik şeyler ortaya koymayacağım. Sınavlar ezber ölçmek yerine, yoruma dayalı soruların ağırlıklı olduğu şekilde yeniden yapılandırılmalı.
Finlandiyadaki müfredat değişkenliğini merkezi sınavdan ötürü belki uygulamayız ama neden biraz değiştirmeyelim? Mesela ücretsiz dağıtılan kitap olayına karşı değilim ama tek bir kitabı her liseye (ilkokul veya ortaokul) dayatma fikrine karşıyım. Fen lisesinde eğitim gören bir genç ile meslek lisesinde eğitim gören bir gencin anlama kapasitesi veya hızı bir olmayabiliyor. Çıkartın 4-5 tane farklı seviyede kitap ve her sene mayıs ayında ilgili branşın öğretmenine verin incelesin. Sonra bu öğrencilerime daha uygun diye seçtiği kitabı haziran ayında bakanlığa bildirsin ve okullar açıldığında gönderin. Bu ne kadar zor olabilir acaba?
Eğitimdeki sorun bizde çok çok fazla. Ama aynı ABD’nin yaptığı hata gibi sorunu öğretmene atıp kendi vicdanımızı rahatlatmaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz. Türk eğitim sisteminin hataları ve çözünlerini yazmaya kalksam bir kitap da ben yazarım :-)
Aslında Finlandiya eğitim sisteminin içinde uygulanmayacak ütopik hiçbir şey yok. İnsan haliyle acaba uygulanmak mı istenmiyor bizde diye soruyor...
128 syf.
·6 günde·Puan vermedi
'Finlandiya' da eğitim harika' evet hatta dünyadaki en iyi eğitim sistemlerine sahip ülkelerin başında gelir ama nasıl olduğunu hiç araştırdınız mı?. Bunu pek çoğumuz biliriz. Ama bununla ilgili ne bir makale ne de bir kitap okumuşuzdur. Finlandiya' yı farklı klan nedir?
Onlarda olup da bizde olmayan bir şey var mı?
İyi bir eğitim sistemi için neleri yapmalı neleri yapmamalıyız?
Bu soruların cavabı ve eğitim hakkında neler yapabileceğiniz hakkında oldukça önemli bilgiler mevcut.
He şunu beklemeyin sihirli sözcük veyahut iksir gibi şıp diye mükemmel olabileceğiniz şeyler yok zira Finlandiya ülkesinde de sihirli değnek veya başka bir şey yok. Aslında bildiğimiz bazı şeylerin uygulamada nasıl yetersiz kaldığını görünce hayal kırıklığı yaşayabilir, duymadığınız farklı metodları görünce heyecana kapılabilirsiniz.
Bu sitede genel olarak fark ettiğim şey; kitap okumanın önemi vurgulanması evet çok kayda değer ve önemli bir vurgu ama hangi tür kitaplar okunmalı? Tabii gelişim için ülkenin kalkınması ve birilerine bir şeyler katabilmek adına diyorum, yoksa öteki türlüsünün ne önemi var ki ? Güzel olan her şey okunabilir lakin her kitap bir şeyler katar mı?
Bu harika mı harika kitabın sadece 4 okumasının olduğunu görünce hayal kırıklığına ugradığımı belirtmek isterim. Zira eğitim sistemi bu kadar kötü olan bir ülke vatandaşı buna çözüm olabilecek kitaplar okuması gerekmez mi? Hadi benim gibi görevi öğretmenlik olmayan insanları geçelim bizim en fazla 3, 5 çocuğa dokunabilriz onlar da kendi çocuklarımız olur. Tabii bu da önemsiz değil zaten ben o yüzden okuyorum.
Ama ve lakin görevi öğretmenlik olan arkadaşlarımızın böyle bir kitaptan uzak kalmaları nasıl bir elem verici bir durumdur. Onların dokunabileceği çocuk sayısı binlerken.
Şahsi fikrim bu tür kitaplar hakettiği ilgiyi görmüyor.
Çok okuyoruz ama bencilce okuyoruz

Yazarın biyografisi

Adı:
Pasi Sahlberg
Doğum:
Oulu, Finlandiya, 26 Ekim 1959
Eğitmen
Doğum tarihi: 26 Ekim 1959 Oulu, Finlandiya

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 517 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 472 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.