Peter Hawkins

Peter Hawkins

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Adı:
Peter Hawkins
Tam adı:
Peter Hawkins
Unvan:
Yazar
Gregory bateson ise, çoğumuzun hayatı yaşayış biçimini, restorana gidip menüde olanları yiyen ve hala neden aç olduğunu merak eden insanlara benzeterek, çok iyi şekilde tasvir eder.
Nasrettin Hoca, yeni genel müdür arayışındaki bir şirkete danışmanlık yapıyordu. Şirkettekiler bir akşam, yemekte bir araya geldikleri Nasrettin Hoca'ya kendisiyle ilgili sorular sormaya başladılar. Evli olmadığını keşfedince, hiç evlenmeyi düşünüp düşünmediğini sordular. Hoca da gençken mükemmel bir kadınla evlenmeyi çok istediğini belirterek, "Onca araştırmadan sonra Hindistan'da onu buldum. Güzeldi, akıllıydı, cazibesi karşılaştığı herkesin kalbini çalıyordu. Mükemmel eşi bulduğumu düşündüm" dedi. Üst yöneticilerden biri, "Neden evlenmediniz?" diye sordu. Hoca cevapladı: "Yazık, mükemmel kocayı bekliyordu.
Nasrettin hoca 1208 yılında Seferihisar'ın Hortu köyünde, imamın oğlu olarak dünyaya geldiği ve 1284 yılında şu anda mezarının hem de ona ithaf edilmiş bir müzenin bulunduğu Akşehir'de öldüğü kabul edilir.
algıladıklarımızla gerçekleri karıştırmamızı, bazı algılarımızın ve şaşkınlıklarımızın saçmalığını göstererek engelliyor..
Eğer bir lider olmak istiyorsak, Nasrettin Hoca bizi , kendimizden ve bize liderlik edenlerden mükemmellik beklememe konusunda uyarıyor. Bunun yerine, kendimizi kabullenme ve başkalarının bağışlama duygumuzu geliştirmemizi öğütlüyor.
Haritalar, yerinde kullanıldığı zaman çok yararlıdır; dağa tırmanmaya başlamadan önce ana kampta haritayı incelemek veya yolculuğun bir sonraki etabını kontrol etmek mantıklıdır.Fakat bir tipide veya ormanda vahşi hayvanlarla çevrilmiş durumdayken haritaya bakarak zaman harcamak, kendini boş yere tehlikeye atmaktır.
Liderliğin var olabilmesi için ortada en azından bir lider, bir taraftar ve bir de ortak gayret olması gerekir- anlatılan öykünün ilişkinin dili olmasıdır.
136 syf.
·5 günde
Liderlikle ilgili bir çok akademik kitap sonrası okuduğum kitap tam Nasrettin Hoca misali hazırlanmış ve Nasrettin Hoca’nın bakış açısıyla güncel yönetim sorunları, liderlik kavramları değerlendirilmiştir.Yazar hocanın bakış acısı ve bilgesiyle modern zamanın yönetim anlayışının güzel bir sentezini yaparak okuyucu için eğlenceli anlaşılması kolay bir kitap hazırlamıştır.
Liderlik kavramının fıkra anlatımı yoluyla yapılması, bu kavramların dinlenilmesini kolaylaştırmış ve anlattığı konunun kolaylıkla anlaşılmasını sağlamıştır.
Kitap genel olarak güzel ancak çeviri konusunda bazı yerlerde sıkıntı olduğunu söyleyebilirim. Bu kitabı okurken gerçekten Nasrettin Hoca fıkralarına ve Nasrettin Hoca’nın evrensel düşüncesine daha ilgi duydum ve bazı değerlendirmeler yapma gereğini hissettim..
Nasreddin Hoca bir lider midir?
Bu soruya verebileceğimiz cevap şudur: Hayatı boyunca böyle bir niyetle¸ amaçla hareket etmemiş olmasına karşın o¸ yaşadığı devrin olayları¸ yaşadıkları sıkıntılarla ne yapacağını bilemez duruma düşmüş olan halk¸ ona böyle bir nitelik yüklemiş ve fıkralarından bu anlamda yararlanmıştır.
Hocaya göre insanlar¸ yeni düşünme biçimlerini kazanabilmek için aklı¸ zekâyı ve nükteyi önemsemek ve bunları günlük hayatlarına katmak durumundadırlar. Nasreddin Hoca¸ bu anlamda en uygun isimdir. Zira Hoca bir fıkrasıyla evimize girdiğinde eşyaların yerini değiştirir. Duvarlara yeni pencereler açar. Bizi izlediğimiz yoldan çıkarır ve bakış açımızı yenilemeye çağırır.
Aslında Hoca bir lider değildir; lider olmak için de çaba göstermemiştir. Onu lider olarak gören bizleriz. Bunu rağmen onun fıkralarından yola çıkarak liderlik vasıflarının olduğunu görüyoruz. Burada, hepimizin aklına, onun Timur’dan filini geri almasını istemesiyle ilgili fıkrası geliyorsa da Hoca ile Timur’un çağdaş olmamaları görüşümüzü engelliyor. Burada, Hoca’yı biz bir lider olarak görmek istiyoruz.
Hoca sakin bir mizaca sahiptir. Olumsuzlukları bile sükunetle karşılar; öfkelenmez. Hoca, bilemediği konularda, zorda bile kalsa, süre isteyerek doğruyu bulmaya çalışır. Günümüzdeki bazı politikacıların (Elbette lider durumunda olanları kasdediyoruz.) altta kalmamak için verdiği cevapların daha sonra yanlış olduğu ortaya konulmaktadır. Hoca, kendisini takdir edemeyenleri farklı bir davranış biçimiyle hem uyarır, hem de cezalandırır. Böylece karşı taraf yaptığının yanlış olduğunu algılar. Hoca, günümüze kadar değişerek gelse bile, bölge ağzının inceliklerinden yararlanarak herkese anlayabileceği bir dille seslenebilen bir insandır.
Bir liderin ve önderin belirgin özelliklerinden biri de düşünerek hareket etmesidir. Hoca’da bu nitelik çok belirgindir. Hoca, kararlarını verirken öncelikle düşünür, sonra en uygun olan cevabı verir. Biz bu düşünme payını, “Sakalını sıvazlayarak der ki…” şeklinde belirtmeyi uygun görüyoruz. Onun, “Pat” diye cevap vermesi bile bir düşünme payından sonradır. Zira her fıkrası ilk planda bizi güldürse bile ardından derin bir düşünmeye sevk eder. Bu yüzden Hoca¸ her mesele karşısında düşünerek hareket eder¸ önünü¸ ardını görmeden ne söz söyler ne de harekete geçer. Mesela¸ ağaca çıkarken pabuçlarını yanına alması onun düşünerek hareket etme özelliğinin bir örneği olarak görülmelidir. Yine bu özelliğe bağlı olarak Hoca’da son derece sakin bir kişilik söz konusudur. Bu da bir liderde bulunması gereken vazgeçilmez özelliklerden biridir. Zira yönetim¸ olaylar karşısında sakin davranmayı¸ akl-ı selimle hareket etmeyi gerektirir. Sakinlik ona aynı zamanda tatlı dillilik¸ güler yüzlülük vasıflarını da kazandırır ki¸ bunlar da bir liderde bulunması gereken özelliklerdendir. Bu özellikler hep birlikte olayları değişik açılardan görebilen¸ hiçbir olumsuzluktan yılmayan bir lider portresini karşımıza çıkarır.
Hoca bir lider olarak insanları da çok iyi tanır. Çünkü insanı tanımadan onu eğitmek¸ ona önderlik etmek¸ onu değiştirmek mümkün değildir. Bir toplum içinde yaşayan kişiler çok farklı karakterlere sahiptir. Onların bu yönlerini dikkate almadan onları yönetmek¸ birlik içinde yaşatmak söz konusu olamaz. Mesela “Ye kürküm ye!” fıkrasındaki mesaj bir anlamda bu durumu izah içindir. Yani insanlar¸ öze değil söze¸ içe değil dışa önem verirler. Onları yönetirken bu durum dikkate alınmalıdır.
İnsanların en ciddî sorunlarından biri yine bu anlamda tembelliktir. Hoca¸ bir lider kimliğiyle bunun farkındadır. Tembelliği huy edinenlere “Un¸ şeker¸ yağ varsa neden helva yapmıyorsun?” diye sorar. Bu fıkra¸ tembelliğe yöneltilmiş bir eleştiri olduğu kadar¸ insanlara girişimcilik ruhu da kazandırmak isteyen bir liderin tavrını yansıtır.
Bir liderde adalet duygusu son derece gelişmiş olmalıdır. Hoca¸ bazı fıkralarında kadı¸ yani hukuk adamı sıfatıyla liderlerin bu özelliğine vurgu yapar. Kendini düşünen liderlerin toplumlarını yönetemeyeceklerini pek çok fıkrasında eleştirel bir dille ele alır. Mesela “Kara kaplı kitaba bakmak”la ilgili fıkrası olumsuz liderliğe bir eleştiridir. Yine “yemeğin buğusu “ için para isteyen aşçıya para kesesindeki akçelerin sesini dinlettikten sonra “Al akçenin sesini de git.” demesi ardından durumu anlamayan aşçıya¸ “Yemeğin buğusunun parası ancak akçenin sesi olabilir.” şeklinde bir hüküm vermesi bir liderdeki adaletli olma özelliğinin tipik bir göstergesidir.
Mesela iktidarda yönetici olarak görev almış siyasi bir liderin toplumu için yapması gereken şeyler¸ bugünkü terimlerle söyleyecek olursak sadece yol¸ su¸ elektrik… gibi maddî şeyler değildir. Lider toplumunun mânevî ihtiyaçlarını da düşünmeli ve toplumu bu anlamda bozulmaya uğratan olumsuzluklara mücadele etmelidir. Hoca¸ bir lider vasfıyla böyle hareket eder. Kötü huylu kişilerin topluma ne denli zararlı olacaklarının bilgi ve bilinciyle onlara karşı çıkar ve düzelmeleri için çaba harcar. Yani bir lider¸ iyi olanı yaygınlaştırmak¸ kötü olanı ortadan kaldırmak konusunda da tavır sahibi olmalıdır.
Örnekler çoğaltılabilirse de durum değişmez. Nasreddin Hoca¸ bir liderdir. Üstelik onun liderliği geniş boyutludur. Hemen her konuda yapar bu önderlik görevini… Dinî meseleler ona sorulur¸ sağlık konusunda ondan çözümler istenir. Hukukî meseleler¸ ekonomik meseleler¸ yani insanı ilgilendiren her konuda Hoca kendisine müracaat edilen kişidir. Ama o sadece sorulanlarla da yetinmez. Toplulukta gördüğü olumsuzlukları bir vesile bularak mutlaka eleştirir.
Nasreddin Hoca’nın bütün bunları yaparken hedeflediği gaye toplumu olumlu anlamda değişime uğratmaktır. Bu da ancak¸ insanları düşündürerek¸ alışkanlıklarından oluşturdukları dünyanın dışına çıkararak sağlanabilir. Nitekim evinin güneş almadığını¸ fakat tarlasının güneş aldığını söyleyen birine “O zaman evini tarlaya taşı.” demesi böyle bir değişimi gerçekleştirmek içindir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki¸ Nasreddin Hoca’nın her fıkrasında toplumsal bir önderde bulunması gereken özelliklerin tamamını görmek mümkündür. Bu özellikler düşünerek hareket etmekten¸ sözü espri katarak anlatmaya; iş bölümün öneminden¸ çözüm üretici olmaya; değişimlerin farkında olmaktan yararlık ilkesini gözetmeye… kadar uzamaktadır. Önemli olan Nasreddin Hoca’yı bu gözle de okumak ve ondan yararlanabilmektir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Peter Hawkins
Tam adı:
Peter Hawkins
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.