Philip H. Stoddard

Philip H. Stoddard

9.0/10
4 Kişi
·
9
Okunma
·
0
Beğeni
·
213
Gösterim
Adı:
Philip H. Stoddard
Unvan:
ABD’li İstihbaratçı, CIA Görevlisi, INR/RNA Görevlisi
Philip Stoddard’ın kimliği ve bu kişinin Teşkilat-ı Mahsusa isimli çalışmasını hazırlama süreci ile ilgili olarak M. Ali Eren tarafından 11.11.1995 tarihinde Aksiyon dergisinde yayımlanan “Cumhuriyeti Teşkilat-ı Mahsusa Kurdu” başlıklı yazıda şu bilgiler yer almaktadır: “50’li yıllar… Türkiye’nin genel görüntüsü Tek Parti dönemine göre daha bir güllük gülistanlık. Demokrat Partinin ülkeye getirdiği demokrasi ve özgürlük havası, devlet ile halk arasındaki gerilimi oldukça azaltmış. CHP döneminin Dışişleri Bakanı Hasan Saka’nın öncülüğünde başlayan Türk-Amerikan ilişkileri “Marshall Yardımı” ile biraz daha rayına oturmuş gözüküyor. Gelişen ilişkilerin aslında Amerika’nın işine yaradığı da su götürmez bir gerçek. Yüklü bir Osmanlı mirasına sahip Türkiye’de, Amerika’nın yararlanabileceği çok şey var. Türkiye’nin yeniden yapılandığı bu yıllarda esrarengiz bir Amerikalı, Ford Foundation’ın da desteğiyle Washington-Ankara-İstanbul ve Washington-Mısır arasında mekik dokuyor, Türkiye ve Mısır’da eski bir gizli örgütün üyeleri ile sık sık görüşmeler yapıyordu. Yerli araştırmacılara kapalı tutulan bazı gizli kapılar Türk-Amerikan ilişkilerinin yüzü suyu hürmetine bu kişiye ardına kadar açılıyordu.

Philip H. Stoddard adlı bu esrarengiz Amerikalı bunca zahmete Osmanlının istihbarat örgütü niteliğindeki Teşkilat-ı Mahsusa hakkında ayrıntılı bilgi edinebilmek amacıyla katlanıyordu.

Trablusgarb Savaşı sonunda kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın birçok görevlisi hayattaydı o yıllarda. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz Eşref Kuşçubaşı idi. Aziz el Mısri, Zübeyde Şaplı, Ahmet Salih Harb, Hilmi Musallimi, Satvet Lütfi Tozan ve Hamza Osman Erkan gibi her biri adeta “yaşayan tarih” niteliğindeki Teşkilat-ı Mahsusa üyeleriyle Türkiye ve Mısır’da defalarca biraraya gelen “esrarengiz Amerikalı” Stoddard, hayatının hazinesini bulmuştu. Elde ettiği önemli bilgileri, 11 Mayıs 1963’te Princeton Üniversitesinde doktora tezi olarak sundu. Çalışmada 1911-1918 yılları arasında Osmanlı hükümetleri ile Arapların münasebetleri inceleniyor, Teşkilat-ı Mahsusanın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki faaliyetleri araştırılıyordu.

Stoddard’ın bu kapsamlı çalışması sonunda örgüt ve faaliyetleri hakkındaki bütün bilgiler Amerika’nın eline geçmiş oldu. Teşkilat-ı Mahsusa gibi bir gizli örgüt, geniş ufuklu ve büyük devlet felsefesi ile düşünen Osmanlı devlet adamları için ne kadar önem taşıyorsa tıpkı Osmanlı gibi büyük oynayan Amerika için de o denli önem taşıyordu. En azından, dünya hakimiyetinin pekiştirilmesi bakımından bir gizli örgütün dünya ölçeğinde nasıl çalışması gerektiğine dair önemli dersler veriyordu Teşkilat-ı Mahsusa. Stoddard’ın Teşkilat-ı Mahsusa hakkında elde ettiği bilgiler CIA’nın ufkunu bir hayli genişletmiş ve işine oldukça yaramış olmalı. İşin ilginç yanı, Teşkilat-ı Mahsusanın birikiminden Türkiye’nin bir türlü yararlanamaması. Çünkü Misak-ı Milli sınırları içerisine sıkışıp kalmış “dar ufuklu” bir Türkiye, o beğenmediği Osmanlı kadar bile büyük düşünemiyor. Stoddard’ın Teşkilat-ı Mahsusa hakkındaki çalışmaları 1963’te tamamlandı. Ama Türk kamuoyuna Teşkilat-ı Mahsusa’yı tanımak Amerika’dan tam 30 yıl sonra 1993’te nasip oldu.” M. Ali EREN, “Cumhuriyeti Teşkilat-ı Mahsusa Kurdu”,
Aksiyon, 11.11.1995.
"Şehit olanlar, daha önce şehit düşenlere zaferin iyi haberinin taşıyıcısı olsun. Hayatta kalanların mücadeleleri kutlu ve kılıçları keskin olsun!"
"Hasta adam, o kadar hastaydı ki, onun acılarına son vermek, İngilizlerin dört senesini aldı... Bizim işimiz hastayı mümkün olduğu kadar uzun yaşatmaktı."
"Osmanlı askerleri olarak şerefimizi, yenebileceğimiz bir düşmana rehin verircesine teslim etmenin ayıbını taşıyamazdık."
Eşref Kuşçubaşına göre Süleyman Askeri Beyin sorumlu olduğu bu örgüt 1911-1913 yılları arasında bir tarihte Teşkilatı Mahsusa adıyla gayri resmi olarak adlandırılmaya başlandı.
"Henüz, bir mermiyi durdurabilecek bir bildiri görmedim. Osmanlı Türkleri, cihad veya cihadsız, istendiğinde, hiç tereddüt etmeden ölüme giderlerdi. Ateş açılmadan kaybedilen savaşlarda bile ölmeye alışkınız... İmparatorluk içindeki Araplara gelince, ne kadar çok cihad çağrısı yapılırsa yapılsın, ancak pek azı bize yardımcı olmaya razıydı."
Enver Paşanın özel gücü olan Teşkilatı Mahsusa hem Sultan 2. Abdülhamidin kişisel casusluk sistemi Hafiyeyi hem de İttihatçıların farkında olmadan kullandıkları kısmen Osmanlı Devletinde yeni bir istihbarat sistemini temsil eder. Ayrıca bu örgüt askeri ve yarı askeri operasyonlarda düzensiz çete birimlerini eğitmek ve yönetmek gibi askeri bir rolü de üstlendiğini söylenebilir.
Teşkilatı Mahsusa, daha çok Osmanlı devlet sistemini kendi gördükleri haliyle ayakta tutup gönülden desteklemeye çalışan maceracı cesur vatanperverlerin dağınık düzensiz bir konfederasyonu idi.
Yazar kitabı dört bölüme bölmüş ve girişte Teşkilât-ı Mahsusa hakkında kısa bir bilgi vermiş, girizgah yapmış. Ardından İslam Birliği ve Cihadı mukaddese değinerek Almanların cihad hevesini konu almış. İkinci bölümü direkt Teşkilât-ı Mahsusa'ya detaylı bir şekilde ayırmış. Üçüncü bölümü ise Teşkilât-ı Mahsusa ve faaliyetlerine ayırmış, Trablusgarb ve Bingazi, Mısır Harekatı ve Kuşçubaşı, Irak ve Süleyman Askerî'yi incelemiş. Dördüncü ve son bölümde ise Arap topraklarında Osmanlı politikasını, ayrıyeten Cemal Paşa'nın politikasını incelemiş. Ek olarak da kitabın sonuna kısa bir Kuçşubaşı biyografisi eklemiş.

Kitabın en önemli özelliği yazarın vaktiyle Kuşçubaşı Eşref ile birlikte ropörtaj yapması ve mektuplaşmasından kaynaklanan birinci derece ehemmiyet arz eden malumatları içermesidir.

Bunların dışında yayınevinin kitabı hazırlayış şekli çok absürd olmuş. Çok önemli ve okunması gereken tüm dipnotları (takribi 350 adet kadar) kitabın son sayfasına eklemiş ve adeta kitabı okurken başıyla sonu arasında sizi tavaf etmeye mecbur bırakmış. Ancak her şeye rağmen alanında ''kesinlikle'' okunması gereken kitapların başında gelen bir eser.
Teşkilat-ı Mahsusa hakkında onlarca kitap vardır. O kitaplar bir yana, bu kitap bir yana bence. Tamamiyle gerçek ve kaynakçaları belirten, çevirisi ile sıkılmadan okutan meraklısına baş ucu kitabı. Teşkilat 'ın ne olduğu, hangi bölgeler de ne tür faaliyetler sağladığı, bunların oluşumu ve organize edilişi tek tek 'olabildiğince' bahsetmiş yazar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Philip H. Stoddard
Unvan:
ABD’li İstihbaratçı, CIA Görevlisi, INR/RNA Görevlisi
Philip Stoddard’ın kimliği ve bu kişinin Teşkilat-ı Mahsusa isimli çalışmasını hazırlama süreci ile ilgili olarak M. Ali Eren tarafından 11.11.1995 tarihinde Aksiyon dergisinde yayımlanan “Cumhuriyeti Teşkilat-ı Mahsusa Kurdu” başlıklı yazıda şu bilgiler yer almaktadır: “50’li yıllar… Türkiye’nin genel görüntüsü Tek Parti dönemine göre daha bir güllük gülistanlık. Demokrat Partinin ülkeye getirdiği demokrasi ve özgürlük havası, devlet ile halk arasındaki gerilimi oldukça azaltmış. CHP döneminin Dışişleri Bakanı Hasan Saka’nın öncülüğünde başlayan Türk-Amerikan ilişkileri “Marshall Yardımı” ile biraz daha rayına oturmuş gözüküyor. Gelişen ilişkilerin aslında Amerika’nın işine yaradığı da su götürmez bir gerçek. Yüklü bir Osmanlı mirasına sahip Türkiye’de, Amerika’nın yararlanabileceği çok şey var. Türkiye’nin yeniden yapılandığı bu yıllarda esrarengiz bir Amerikalı, Ford Foundation’ın da desteğiyle Washington-Ankara-İstanbul ve Washington-Mısır arasında mekik dokuyor, Türkiye ve Mısır’da eski bir gizli örgütün üyeleri ile sık sık görüşmeler yapıyordu. Yerli araştırmacılara kapalı tutulan bazı gizli kapılar Türk-Amerikan ilişkilerinin yüzü suyu hürmetine bu kişiye ardına kadar açılıyordu.

Philip H. Stoddard adlı bu esrarengiz Amerikalı bunca zahmete Osmanlının istihbarat örgütü niteliğindeki Teşkilat-ı Mahsusa hakkında ayrıntılı bilgi edinebilmek amacıyla katlanıyordu.

Trablusgarb Savaşı sonunda kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın birçok görevlisi hayattaydı o yıllarda. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz Eşref Kuşçubaşı idi. Aziz el Mısri, Zübeyde Şaplı, Ahmet Salih Harb, Hilmi Musallimi, Satvet Lütfi Tozan ve Hamza Osman Erkan gibi her biri adeta “yaşayan tarih” niteliğindeki Teşkilat-ı Mahsusa üyeleriyle Türkiye ve Mısır’da defalarca biraraya gelen “esrarengiz Amerikalı” Stoddard, hayatının hazinesini bulmuştu. Elde ettiği önemli bilgileri, 11 Mayıs 1963’te Princeton Üniversitesinde doktora tezi olarak sundu. Çalışmada 1911-1918 yılları arasında Osmanlı hükümetleri ile Arapların münasebetleri inceleniyor, Teşkilat-ı Mahsusanın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki faaliyetleri araştırılıyordu.

Stoddard’ın bu kapsamlı çalışması sonunda örgüt ve faaliyetleri hakkındaki bütün bilgiler Amerika’nın eline geçmiş oldu. Teşkilat-ı Mahsusa gibi bir gizli örgüt, geniş ufuklu ve büyük devlet felsefesi ile düşünen Osmanlı devlet adamları için ne kadar önem taşıyorsa tıpkı Osmanlı gibi büyük oynayan Amerika için de o denli önem taşıyordu. En azından, dünya hakimiyetinin pekiştirilmesi bakımından bir gizli örgütün dünya ölçeğinde nasıl çalışması gerektiğine dair önemli dersler veriyordu Teşkilat-ı Mahsusa. Stoddard’ın Teşkilat-ı Mahsusa hakkında elde ettiği bilgiler CIA’nın ufkunu bir hayli genişletmiş ve işine oldukça yaramış olmalı. İşin ilginç yanı, Teşkilat-ı Mahsusanın birikiminden Türkiye’nin bir türlü yararlanamaması. Çünkü Misak-ı Milli sınırları içerisine sıkışıp kalmış “dar ufuklu” bir Türkiye, o beğenmediği Osmanlı kadar bile büyük düşünemiyor. Stoddard’ın Teşkilat-ı Mahsusa hakkındaki çalışmaları 1963’te tamamlandı. Ama Türk kamuoyuna Teşkilat-ı Mahsusa’yı tanımak Amerika’dan tam 30 yıl sonra 1993’te nasip oldu.” M. Ali EREN, “Cumhuriyeti Teşkilat-ı Mahsusa Kurdu”,
Aksiyon, 11.11.1995.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.