Pınar Dua Deveci

Pınar Dua Deveci

Çevirmen
8.4/10
468 Kişi
·
1.322
Okunma
·
0
Beğeni
·
273
Gösterim
Adı:
Pınar Dua Deveci
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
<< Oysa insanlar da ağaç gibidir. Ne kadar yükseğe ve aydınlığa çıkmak isterse, o kadar kuvvetle toprağın altına inmek ister kökleri, karanlığa, derinliğe - kötülüğe... >>

Bu sözleriyle Nietzsche edebiyatın sırrını izhar etmiş. Edbiyatçı gözüyle bu kıskanılmalı. Tabii ki, bunu amaçlayarak söylemiş olduğunu söyleyemem, şahsi fikrimdir. Belki de filozofların da sırrı budur. Peygamberlik vahye dayalı, filosof aklını konuşturur, bilim insanı maddeyi/eşyayı konuşturur, İslam alimi vahiy ve hadis rehberliğinde ilhamını/aklını konuşturur, edebiyatçı ise?!
O, aydınlık için karanlığı, iman için küfrü, ahlak için ahlaksızlığı, edep için edepsizliği irdeler ve konuşturur. Bunun için onun hayatı ya ihtiyari ya da ızdırari kaderle feda edilir. Izdırari kader içinde ihtiyari kader olarakta gözükebilir ama bunu değiştiremez. Değiştirmeye kalkışacağı anda hayatının feda edildiğinin de farkına vardığı için değiştirmez. Siyah üzerinden beyaza ulaşmanın hatta beyaza anlam kazandırmanın yolunun o siyah içinden geçmek olduğunu çoktan farketmiştir. Dahası beyazın en beyaz noktasının, siyahın en siyah noktasının hemen yanında başucunda olduğunu hissetmiştir. Nietzsche'nin ifade ettiğindeki gibi...gece-gündüz misalindeki gibi... Felsefe sadece var'dan bahsederse kuru kalır, bir de var "hatrına" yok'tan bahsederse, var konusu ne kadar cazip hale gelir değil mi!? Edebiyat da aynı şekilde; ahlaktan bahsedince kuru, yavan kalıyor, çünkü amaç bunu yazmak değildir - ahlaksızlık üzerinden ahlaka giden yolu buldurmaktır. Yol göstermek, bakış açısı sunmak, kurtarmak... Kurtulmuşsan sana niye edebiyat yazayım ki!?

Tüm bunları, Oscar Wilde'ın hayatı hakkında birazcık ama epey denilecek kadar olumsuz bilgiler edindikten sonra yazma ihtiyacı duydum. Amacım Oscar'ı aklamak değil, anlamaktır. "Her azizin bir geçmişi olduğu gibi, her günahkarın da bir geleceği vardır." derken Wilde, alabilecek olana mesajını vermiştir zaten. Ne "yazık ki", gerçek anlamda edebiyat(çın)ın çarkları bu şekilde dönüyor. Hoşumuza gitse de gitmese de. Güzel için çirkini irdelemek kaçınılmazdır. Bu noktada gerçek anlamda edebiyatçı aynı zamanda fedaidir.

"Önemsiz Bir Kadın"la, yıllardır liste 1'mde zirvenin sahibi Tolstoy'un tahtını sallayacak bir yazarla tanıştığımın sinyalini aldım. Daha önce de bu zirveyi Çehov sallamıştı. Kafka da öyle izlenim bırakmıştı.

Gelelim esere. Kadın konusu. Hemen yanında parantez açıp ingiliz kadını yazmam lazım. Çünkü kadın konusu bir yanıyla üniversel/global, bir yanıyla da milli/lokal konudur. İngiliz ahlak kuralları kadın-erkek ilişkilerini nasıl şekillendirmiştir veya nasıl şekillenmesine engel olmuştur, gerçekte doğal olarak nasıldır piyes boyunca diyaloglara yansıtılmıştır. Erkeğin bakışında kadının anlatımını geçtim de kadının bakışında erkeği anlatımını nasıl bu kadar tespitsel ince ayarda yazabilmiş hala anlayamadım. Çok kaliteli, önemli, güzel bir piyes okuduğumun farkındayım...

https://youtu.be/uly0GKlbtH0
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
İrlandalı şair, sanat eleştirmeni ve oyun yazarı Oscar Wilde. Hem dış görünüşü hem siyasi fikirleri hem de cinsel tercihleri nedeniyle yaşadığı dönemde fazlaca dışlanmış bir isim. Fiili livata ve ahlaksızlık suçlamalarıyla 2 yıl cezaya mahkum edilmiş. Bu suçlamalarda bulunan ise eşcinsel sevgilisinin babası olmuş. Kendisine yöneltilen tüm eleştirilere rağmen fikirlerini ortaya koymaktan hiç çekinmemiş. Daha çok yazdığı oyunlarla tanınmış ancak kitaplarının yayımı ahlaksızlık yarattığı gerekçesiyle bir dönem yasaklanmış.

Tek romanı Dorian Gray'in Portresi'dir. (okumadıysanız mutlaka okumanızı öneririm) Tuncel Kurtiz' den dinlediğimiz  "herkes öldürür sevdiğini" dizeleri de Oscar Wilde'ye aittir. Eşcinselliğinin yanı sıra sosyalizm yanlısı olmasıyla da okların hedefi olmuştur.

Şimdi gelelim Önemsiz Bir Kadın'a.

Kitap bir oyun olduğu için okumakta biraz zorlandım açıkçası. Çünkü birçok isim vardı ve hem isimleri kafamda telaffuz etmek hem de kimin kim olduğunu anlamaya çalışmak zorladı. Tam hepsini öğrendim derken de kitap bitti zaten. Kitabın konusu oldukça basitti hatta küçükken izlediğimiz Türk filmlerine benziyordu diyalogların çoğu. Ama bence Oscar Wilde kitaplarında dikkatleri çeken aforizmaları oluyor.  O kadar çok alıntı paylaştım ki kitabı okumanıza gerek bile kalmamıştır sanıyorum. Bunun için özür dilerim ama cidden aşırı iyi tespitleri var ve insan herkes görsün, okusun istiyor. Bu yüzden de anasayfanızı birazcık boğmuş olabilirim. :)

Kitabın isminden kaynaklı olarak kadınlara taş atmalı bir içerik bekliyordum ancak tam tersi ile karşılaştım diyebilirim. Hatta kitabın sonunda içimin yağlarını eriten bir cümleye de yer verilmişti. Onu da kitabı okumak isteyenlere bırakıyorum.
Hanımların muhabbetlerinde çok ilginç gelen şeyler de vardı ama nedendir bilmiyorum beni pek rahatsız etmedi bu durum. Herhalde tespitlerin çoğunun güzelliğinden aradaki pürüzlerin üzerinde durmadım bile.

Mesela "ideal erkek" ile ilgili şöyle bir ifade vardı:

"Ah! ideal erkek bizimle bir tanrıçaymışız gibi konuşmalı ve bizi sanki çocukmuşuz gibi idare etmeli.  Bütün ciddi taleplerimizi reddetmeli ve şımarıkça istediğimiz her şeyi yerine getirmeli. Bizi kapris yapmamız için teşvik etmeli ve hayatta bir amaç edinmemizi engellemeli."

Bunları okurken "oldu paşam" dedim içimden yalan yok.
Ama bana öyle geliyor ki iğneleme maksatlı bu sözlere yer verilmiş. Çünkü Oscar Wilde'nin alaycı bir üslubu var. Konuya ilişkin şu alıntı hoşuma gitmişti mesela:

" Ne kadar zekisiniz tatlım! Ağzınızdan gerçekten kastettiğiniz tek kelime çıkmıyor."

Aralarda laf dokundurabilme yeteneği olan insanlara bayılıyorum.  :))

Son olarak bu kitapla aklıma kazınan alıntı da şu oldu:

 "Kadın için utanç kaynağı olan erkek için de alçaklık addedene kadar asla adil olamayacaksınız."

Bu anlamda adil olacağımız günleri de görmeyi ümit ediyorum.

E anladığınız üzere kitabı da kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
128 syf.
·2 günde·9/10 puan
Bir tiyatro metni bu kitap. Roman olmadığı için okuması biraz daha zor , sadece karşılıklı konuşmalardan ilerlemek hayal gücünü daha zorluyor ama ben çok keyif alarak okudum. Zaten kısacık 100 sayfa kadar...

Oscar Wilde' ni hayatını bu esere kadar hiç incelememiştim. Eşcinsel olduğu gerekçesiyle hapis cezası alıp. serbest kaldıktan çok kısa bir sonra vefat etmiş olmasına hem şaşırdım hem de üzüldüm.

Çok farklı ve çok cesur bir kalemi var , korkusuz biri ve bu korkusuzluğu nedeniyle başı çok sık derde girmiş.

İngiltere'de seçkin bir hanımın (Lady Hunstanton) evinde başlıyor olaylar. Lord İllingworth'ün genç Gerald'ı yanına katip olarak alması , ve diğer seçkinlerin bunu kutlamak için Gerald'ın annesini de yemeğe davet etmesi ile farklı bir akşam yemeğine dönüşüyor.

Amerikalı genç bayan Hester Worsley'in çok katı ahlak anlayışı ile Amerika' yı adeta küçümsemiş Oscar Wilde... Hatta bir yerde Amerika' nın kültürü için henüz çocuk diyor. Ama İngiliz sosyetesine de , Lordlar Kamarasına da çok ağır göndermeler yapıyor.

2. Perdede kadınlar ve erkekler ayrı odalarda oturuyorlar ve kadınların bu odada tam anlamıyla kahkahalar atarak okuyacağınız bir sohbet yapıyor. Bir erkeğin kaleminden , kadınların kendi aralarında ki sohbette erkekleri nasıl çekiştirdiklerini okumak inanılmaz keyifliydi.

Bana çok ilginç gelen nokta eserin kaleme alındığı 1890 larda İngiltere'de kadınların 2. Sınıf vatandaşlar olarak görülmesi oldu. Kadınların pek çoğu da bunu kabul etmişti.

Neredeyse tüm cümleler çok derin ve altı çizilmeyi hakkediyor .

Mutlaka okunması gereken bir kitap bence, hem kadın erkek ilişkilerine bakış için, hem de o tarihte Avrupa'nın ahlaki değerlerini görmek içiin.
128 syf.
·2 günde·8/10 puan
Başlığa sadık kalıp çokta önemli olmayan bir inceleme yapacağım. Sadece Dorian Gray'in Portresi kitabına benzerliği hakkında bir iki şey yazıp bırakacağım. Okumayabilirsiniz ama okumayanın kitabının kapağı kıvrılır umarım.


Öncelikle bu kitap yazardan okuduğum ikinci kitaptı, birincisini tahmin etmek zor olmasa gerek. Benzerliğe gelince, her iki kitabın aforizma ve karakterleri açısından neredeyse birbirinin aynısıydı diyebilirim. Hatta yaklaşık 5-10 tane aynı aforizmayı farklı olay kurgularında karşımıza çıkarmış. Bu sebepten hangi kitap daha önce yayımlanmış diye baktım ve Dorian Gray'in Portresi 1891, Önemsiz Bir Kadın'ın ise 1893'te yayımlandığını gördüm. Yani anlayacağımız şey şu: Yazar o aforizmalarını bir oyununda da yaşatmak istemiş. Kitabı okurken aynı aforizmaları tekrar tekrar okumak pek hoş gelmese de bir oyunda izlemek hiçte fena olmazdı.
Karakter benzerliğine gelince; Lord Illıngworth karakteri, Dorian Gray'in Portresi kitabının Lord Hanry karakterinin sadece ve sadece isim değiştirmiş haliydi. Bu karakterden de bahsettiğim Dorian Gray'in Portresi incelememi de okuyabilirsiniz.

#76430256

Kitabınızın kapağının kıvrılmasını istemiyorsanız tabi :)
128 syf.
·2 günde·10/10 puan
Oscar wilde harika bir oyun yazmış. 4 perdelik. İlk gösterimi 19 Nisan 1893'te gerçekleşmiş. Bakmayın 2 günde değil, gün olmadan maymun istahla okudum. Oscar wilde eserlerini alay ederek anlatmayı ele almış bir yazar. Burda da böyle. Dönemin yani 1800 'lerin toplum yapısını, kadın erkek eşitsizliğini, aşk, evlilik, ahlak anlayışı gibi konuları mizahsen anlatmış. Amerika ve İngiliz toplumunu da yermiş kısmen. Okuyup bittiğinde kitap, çok feminist hissettim kendimi nedense. Çok akıcı bir kitap. Yazar kendini size sevdirecek eminim. Bol aşk dolu günler efenim
128 syf.
·2 günde
Oscar Wilde’dan şimdiye kadar sadece Dorian Gray’in Portresi’ni okumuştum. Arkadaşımın önerisi üzerine başlamıştım ilk eserine,iyi ki de önermiş.Hani bir yazarın kitabını okuyunca çok beğenirsiniz ve “Ben bu yazarın bütün kitaplarını okumalıyım.” dedim. ikinci kitap ise Önemsiz Bir Kadın adlı tiyatro eseri oldu.Normalde diyalog şeklinde olan kitapları okumayı pek sevmem,ama Oscar Wilde eşsiz bir yorum katmış esere,hiç sıkılmadan okudum.Dört perdeden oluşuyor içeriği.

Önemsiz Bir Kadın yazarın zenginlik ve yoksulluk, aşk ve evlilik, masumiyet ve erdem konusunda dönemin muhafazakâr zihniyetine karşı tavır alışının dikkat çekici bir kitabıdır.

Yazarın yarattığı ilginç karakterler ve altı çizilesi cümleleri için okunması gerektiğini düşünüyorum.

Sevdiğim Alıntılar:

İnsan her zaman âşık olmalıdır. Tam da bu sebeple asla evlenmemesi gerekir.

Dünya akıllı adamlar tadını çıkarsın diye ahmaklar tarafından kurulmuştur.

Çocuklar anne babalarını severek başlarlar. Bir süre sonra onları yargılarlar. Nadiren affeder, hatta hiç affetmezler.

Her kadınla onu seviyormuşsun gibi, her adamla da ondan sıkılıyormuşsun gibi konuş. İlk turunun sonunda görgüsünün, nezaketinin üstüne yok diye üne kavuşursun.


İyi okumalar sevgili okurlar....
128 syf.
·1 günde·9/10 puan
Kitabı iki saat içinde okudum ve bitirdim. Bir solukta okunabilir bir kitap aşırı dram içeriyor ve çok sürekleyici, açıkçası tam bana göre . Üstelik yazarın dili oldukça sade, sürükleyici, cümleler çok yerinde ve düşünceleri çok güzel ifade edilmişti.
128 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10 puan
Türk filmi çeviren yönetmenlerin veya senaristlerin bu kitabı okuduklarına kesinlikle eminim. Okuyunca bana hak vereceksiniz. :)) Yine bilindik beylik sözler Wilde'in düşünce dünyasının zenginliğini çok iyi yansıtmış. Dorian Gray'in Portresindeki o muhteşem akış bu eserde de mevcut. 4 perdelik tiyatro oyunu olan Önemsiz Bir Kadın bir İngiliz malikanesinde geçiyor. İlk başlangıçta Amerikan ve İngiliz atışmalarını okuyacaksınız. Sonrası ağır dram içeriyor. Baba oğul ve annem kavramlarını yeniden tanımlayan Wilde'ın kadınlar ve erkekler hakkındaki söylediği etkileyici sözler kitabı çok çekici kılıyor. Kitaptan Shakespeare tadıda aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Keyifli Okumalar :)
128 syf.
·2 günde·10/10 puan
Çoook çok çok çokkkkk güzeldi. Gerçekten kelimenin tam anlamıyla mükemmel bir kitaptı ve favori kitaplarım arasında yerini hemen ilk sayfalarından almıştı. Oscar Wilde’ı genel olarak Dorian Gray’in Portresi kitabıyla görüyordum ama Önemsiz Bir Kadın ile tanıdım ve bundan aşırı memnunum şu an. Bu kitabı 2 ay önce sepetime “öylesine” ekleyerek aldım aslında, konusuna ve ne anlattığına hiç bakmadan (iyi ki de almışım hssjshshsk) Kitapta çok gençken bir adama kanıp ondan bir çocuğu olarak daha sonra ne kadar evlenmek istese de adamın bir kadını reddetiği ve sonrasında da adamın bir anda çocuğunun sevgisiyle dolması anlatılıyor. Wilde bu eserinde, yüksek mertebeden, kadınların ve erkeklerin arasındaki ahlak kurallarından da bahsediyor. Dolu dolu aslında hemencecik bir günde bitebilecek muazzam bir eserdi benim için. İlk başlarda kim ne anlatıyor ne diyor diye afalladım ama bu benim ilk kez bir tiyatro-piyes tarzı bir kitap okumamdan ötürüydü. Eğer önceden bu tarz bir kitap okuduysanız hiç zorlanmazsınız. Kesinlikle tavsiyemdir.
128 syf.
·37 günde·Beğendi
Oscar Wilde "Dil" 'ini çok sevdigim yazarlardan biri. Kullandığı cümleler, olay örgüsündeki bütünlük ve sürükleyicilik... Onun için söylenebilecek herşey eminim eksik kalacaktır. "Önemsiz bir kadın" Oscar Wilde'ın kendisini yansıttığı bir eser olmuş. Her azizin bir geçmişi olduğu gibi, her günahkarın da bir geleceği vardır, sözü ile kitabını neredeyse özetlemiş. Yalnız bırakıldığını düşünen bir kadının duygusal serzenişi, yılların ondan götürdükleri ve elinde kalan tek sermayesi oğlu.. ve bir adam.. Bir kadını yalnız bırakıp arkasına bile bakmamış olan. Ancak gerçeklerle karşılaştığında ise sorumluluk hisseden.. ve gerekeni yapmak için çabalayan bir adam. Yıllar ikisi için de ayrı senaryolar yazmış ancak yolların kesiştiği yerde acı, tatlı, ekşi bir çok tat var.. Kadını tanımlarken sarfedilen sözler erkeği tanımlarken de aynı melodiyle geliyor kulağa. Can yakmadan can yakmak. Acıtmadan acıtmak. Garip, özgün, gerçek..

Yazarın biyografisi

Adı:
Pınar Dua Deveci

Yazar istatistikleri

  • 1.322 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 927 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.