Poyzan Nur Taneli

Poyzan Nur Taneli

Çevirmen
8.4/10
2.394 Kişi
·
7,3bin
Okunma
·
2
Beğeni
·
560
Gösterim
Adı:
Poyzan Nur Taneli
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
456 syf.
·23 günde·9/10 puan
Sizce 21. yüzyılda insanlığa yönelik başlıca tehdit nedir: kamusal/kişisel finansal erimeler, ülkeler arası nükleer savaşlar veya altından kalkılamayacak kadar etkileyici olan ekolojik felaketler veya epidemik hastalıklar? Yazar Yuval Noah Harari'ye göre cevap, yukarıdaki seçeneklerden hiçbirisi değil. Tüm bunların yerine, en büyük varoluşsal mücadelemize yönelik tehdit bugünkü adıyla “Dataizm” olarak bilinen (tekno-din) den gelecektir. Hala ikna olmadınız mı? O zaman hep birlikte incelemeyi okumaya devam edelim.

Yola “önemsiz bir hayvan” olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor?

İsrailli bir profesör olan Harari, dünyada en çok satan Homo Sapiens kitabıyla, biz insanların dünyayı fethetmek için 6 bin yıllık hikâyeler ile bilinçli bir şekilde, kolektif mitleri (tanrılar ve para gibi) kullandığımız konusunda dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştır. Şimdi, Homo Deus kitabında, bu eski mitler, yapay zekâ ve genetik mühendisliği gibi yeni “tanrısal” teknolojiler ile birleştirildiğinde neler olabileceğini ihtimallini araştırıyor. Unutmayın; olasılıklar, onu hafifletmekten daha da ürkütücüdür.

O zaman önce iyi haber ile başlamaya ne dersiniz? Biz insanlar binlerce yıldır esas olarak kıtlık, veba ve savaş hakkında endişelere sahiptik. Bu yazdıklarımın üçü günümüzde hala var, ama o zaman ile bu zaman arasında olan değişim (evrim) süreci sayesinde, bu az önce yazdıklarım biz insanlar için artık “yönetilebilir/çözülebilir” birer problem oldular. Benim için kitabı mükemmel bir şekilde ifade eden, etkileyici pasajlardan birisi: “Tarihte ilk defa çok yemekten ölen insan sayısı, gıdasızlıktan ölen insan sayısından daha fazla. Enfeksiyona bağlı ölümler azalırken yaşlılığa bağlı ölümler giderek artıyor; askerler, teröristler ve suçlular tarafından katledilenlerin toplamından fazlası kendi canına kıyıyor”. Eğer gerçekten hayatımızda böylesi endişelerimiz olmasaydı, bu temel konulara olan dikkatimizi, becerilerimizi ve sağduyumuzu nasıl keşfedecektik? Ve bunlardan daha da önemlisi, biyoteknoloji ve bilgi teknolojisinin bize vermiş olduğu bu muazzam güçleri nasıl ele acaktık?

Harari, binlerce yıldır biz insanlar için otoritenin tanrılardan geldiğini düşündüğünü; daha sonra, modern çağda, bu otoritenin, insanlık olarak bilinen felsefeyle (insan deneyiminin tüm anlayışların anahtarı olduğuna dair inanç) giderek tanrılardan insanlara kaydığını ifade etmektedir. Şimdi, günümüzde yüksek teknolojili yeni değişimler yaşanmakta ve Silikon Vadisi peygamberleri olarak bilinen tüm bu uzmanlar, algoritmaların ve büyük verilerin otoritesini meşrulaştıran yeni bir evrensel anlatı yaratmayı amaçlıyorlar. İşte bu yeni akımın adı: Dataizm’dir.

“Bilgi en önemli iktisadi kaynak haline geldikçe savaşların karlılığı da azaldı; ve savaşlar, hala eski usul hammadde ekonomileriyle yürüyen Ortadoğu ve Orta Afrika gibi belirli bölgelerle sınırlanmaya başladı” (s.27)

Ya da Harari'nin ifade ettiği gibi: “21. yüzyılın başında ilerleme treni bir kez daha perondan ayrılmak üzere. Bu belki de Homo Sapiens isimli perondan yapılacak son sefer olacak ve treni kaçıranların ikinci bir şansı olmayacak. Trende bir yeriniz olsun istiyorsanız bu yüzyılın teknolojisini, özellikle de biyoteknolojiyi ve bilgisayar algoritmalarının gücünü kavrayabilmeniz gerekiyor.” (s.286). Eğer bunu başarabilirseniz, “yaratılışın ve yıkımın ilahi yeteneklerinden” daha az bir şey elde edemezsiniz (dolayısıyla kitabın başlığı), geride kalanlar “yok olmaya gerçeği ile yüzleşecek”. İşte tam bu noktada aklıma Elysium filmi gelmedi değil. Hollywood aslında burada biz insanlara geleceğe dair bilgileri ve olacakları önden paylaşan bir messenger (haberci) gibi görünüyor. Çoğumuz belki bunu kabullenmek istemesek de, yıllar öncesinde izlediğimiz tüm bilim-kurgu ve buna yakın tarz filmlerde gördüğümüz o teknolojiler ya da senaryolar bir bir gerçek olmadı mı???

“Tarih boyunca tanrıların her şeye muktedir olmaktan çok, canlı varlıklar tasarlamak ve yaratmak, kendi bedenlerini değiştirmek, çevreyi ve havayı kontrol etmek, uzaktan iletişime geçebilmek ve zihin okumak, yüksek hızlarda seyahat etmek ve tabii ki ölümden kaçarak sonsuza kadar yaşamak gibi belirli süpergüçlere sahip olduğuna inanılırdı. İnsanlar da tüm bu kabiliyetlere, hatta daha fazlasına sahip olmanın peşindeler” (s.59).

Tüm bunlar biz insanlara biraz hayalperest bir düşünce gibi geliyorsa da, Harari ürpertici senaryolarını zor gerçekler ve en son bilim örnekleri ile destekliyor ve biz okurlarına sunuyor. Beynimizin ve bedenlerimizin çalışması ilgili yapılan bilimsel araştırmalar, duygularımızın manevi bir niteliğinin olmadığını, aksine, binlerce yıllık evrimin programladığı biyokimyasal algoritmaların sonucu olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, biyolojik anlamda hayatımızın akışını değiştiren önemli kararları vermek için “özgür irade”’mizin olmadığını ifade ederler. Bu nedenle, bilimsel araştırmacılar ve veri sahipleri, gelecekte her şeyi kapsayan bir veri işleme sistemi oluşturmamız gerektiğine, “her türlü bilgi ve kaynağa internet üzerinden erişerek” ve insanlığı bu şekilde birleştireceğine inanırlar. Türkiye’de yaşıyor olsak da, son zamanlarda sıklıkla neyi duyuyoruz: “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet İçin Evet”. Böylesi bir sloganın ileride düşünülen ve istenilen yeni bir dünya düzeni için biz insanların önüne tercih olarak gelmeyeceği ne mümkün?!

Bakın, zaman zaman farkında olmadan neler yapıyoruz. Çevrimiçi olarak olağanüstü miktarlarda önemli kişisel verilerimizi, resimlerimizi isteyerek ve kendi rızamız ile ikinci, üçüncü şahıslara ve hatta genel kitlenin kullanımına açıyoruz. Hayatımız ile ilgili aldığımız en önemli tıbbi kararları, giderek artan hastalıklara ait bilgileri doktorlarımızın bilinçli tahminlerine bırakmıyor, ama hiç bilmediğimiz bir bilgisayar yazılımına danışarak, sonuca varmaya çalışıyoruz ve o sanal yazılıma daha çok güveniyoruz. Neler yediğimize kadar paylaşıyor, yer bildirimlerinde bulunuyoruz. Amazon ve benzeri siteler hangi kitapları sevdiğimizi bazit bir kodlama ile daha iyi biliyor. Sosyal davranış, düşüncelerimiz ve cinsel ilgilerimizden dolayı Google ve Facebook ne tür aktivitelerden hoşlandığımızı, hangi partiye oy vereceğimizi ve hatta evlilik partnerimizin nasıl birisi olabileceğini bile tahmin edebiliyor, bizlere buna göre tekliflerde bile bulunuyor. Tüm bu yaptıklarımızın farkında olmadan, sosyal olarak bir nevi sanal profil oluşturuyor ve gelecekte bize karşı olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecek kişisel veri tabanı izleri bırakıyoruz !!! Bu resimlerin, görüşlerin, düşüncelerin, davranışların ileride bir iş başvurusu esnasında ya da emin adımlar ile tırmandığımız kariyer basamaklarında önümüze olumsuz bir şekilde servis edildiğini düşünsenize… Korkunç değil mi?! Gerçekten korkunç! Homo Sapiens üzerinde total kontrol…

“Bu beklenmedik teknolojik bolluk içinde hiç çaba göstermeseler bile işe yaramayan kitleleri beslemek ve desteklemek mümkün olacaktır. Peki hepsini nasıl meşgul edip memnun edeceğiz? İnsanlar bir şey yapmazlarsa delirirler. Tüm gün ne yapacaklar? Sunulan çözümlerden biri uyuşturucu ve bilgisayar oyunları olabilir” (s.340).

Bir tarihçi olan Harari aslında, insanlığın nereye gittiği konusunda parlak, özgün, düşündürücü ve önemli bir çalışma yapmak için birçok disiplini -felsefe, teoloji, bilgisayar bilimi ve biyoloji dâhil- teorileri ve verileri bir araya getiren entelektüel bir yazardır. Geleceği tahmin edemeyeceğimiz konusunda biraz olsun ısrarcı davranıyor ve senaryoları tahminlerden ziyade, olasılıklar olarak bizlere aktarıyor. Ayrıca, kısa ve orta vadede mülteci krizi ve küresel ısınma gibi konulara odaklanmamız gerektiğini biz okurlara işaret ediyor. Bu sebeptendir ki, yakın coğrafyamızda olanlara da ufak dokunuşlar yapmaktan kaçınmıyor.

“Allah’tan korkan Suriye, seküler Hollanda’dan çok daha şiddet dolu” (s.233)

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
456 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar yazarın okuduğum ilk kitabı gibi iki gün içinde rahatlıkla bitirebileceğiniz bir kitap.Kitap akıcı düşündürücü ve didaktik bir eser.Geleceğe yönelik pek çok soru işareti yaratıyor insanın kafasında okurken olur olmaz sorguluyorsunuz.Homo Sapiens'in 70.000 yıllık evrimini tarihi bilgiler ve belgeler ışığında anlatan ilk kitabın ardından, yarının dünyasında insanın adeta sürümünü yükseltecek olan genetik bilimi, yapay zeka ve algoritmalar ile nasıl bir canlıya evrileceğini, bu evrimin güç ve varlık sahibi elitler ile bu güce sahip olmayanalar arasında son derece adaletsiz koşullar doğuracağını, belki de Homo Sapiens'in sonunun kendisinden geleceğini anlatan bir kurguya yer verilmiştir Okunması gereken bir eser.
456 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10 puan
Yuval Noah Harari'nin bu kitapta kullandığı anlatım şekli, aslında okuyucularının bugünün toplumu hakkında düşünmelerini sağlamak için kullandığı bir taktik. Kitap görünüşte insanlığın geleceği ile ilgili, ancak gerçekte insanlık, bilim ve teknoloji gibi mevcut eğilimlerin nasıl ilerleyebileceğini vurgulamanın bir yolu olarak kullanılmış ve işlerin gerçekten böyle olmasını mı istediğimizi sorarak bize belli sorgulamalar yapmamızı sağlamayı amaçlıyor.

Çağlar boyunca kullanılan bu büyük soru: nasıl yaşamalıyız? Kitapta anlattığı hipotezlerinin sadece geleceğin ortaya çıkarabileceği potansiyel yollar olduğunu açıkça ortaya koyuyor, ancak vurgulanan ve anlatılanlardan ötürü okurken hepimiz için bir uyarı olarak algılanması çok muhtemel.

Benim için en ilginç ve düşündürücü kısmı: Hayvanlara daha iyi davranılması konusundaki düşünceleriydi. Kendimizi dünyada bulunan tüm türlerin tepesine yerleştirmiş olsak da teknolojideki yeni gelişmeler bizim bir numaralı noktada ki yerimize bilgisayar teknolojilerini getirebilir.

Modern teknoloji, hayvanların duygusal ve entelektüel karmaşıklıklarını, onlara daha az “mal” olarak muamele etmemizi zorlaştıracak şekilde anlamamıza yardım etti. Bu uzun süredir aklımda olan bir konuydu. Neredeyse her hafta bir selfie için habitatından kopartılan ve sonuç olarak ölen başka bir hayvanın haberlerini görüyoruz. Hayvancılık sektörü yüzünden hayvanların oturamayacakları kadar küçük kafeslerle taşındığını ve işkence çektiğini görüyoruz. Sosyal medya akışım; bir çöp parçasından daha fazla düşünülmediği için kötü muamele edilen, terk edilen, zulüm ettirilen, dövülen, çeşitli işkencelere maruz bırakılan, öldürülen ve tecavüz edilen hayvanlarla dolu.

Harari her hayvan sever gibi vegan ve kitabında kendine özgü inanç seti ile karşımıza çıkıyor. Vegan olma yolunda adım adım ilerleyen bir vejeteryan olarak beni çok derinden etkileyen bir kitap oldu ve eminim et yiyici insanlar içinde yeni bir bakış açısı ve belki yaşam tarzında bir değişikliğe gitme nedeni olabilecek bir kitap.

Genel olarak, beni bu kitapta en çok çeken şey Harari tarzı oldu. Kitaplarını ve anlatım şeklini çok sevdiğim bir yazar. Bu kitabı çabucak bitirebilirsiniz çünkü en karmaşık konular bile anlaşılır dilde ve yumuşak bir tonda ele alınmış.

Bu harika kitap için Yuval Noah Harari’ye , yayın evi Kolektif Kitap’a ve çeviren Poyzan Nur Taneli’ye çok teşekkür ediyorum. Umarım okuyan herkesin içine bir kıvılcım düşürmeyi ve egolarından kurtulup gerçekliklerle yüzleştikten sonra bütün canlıların eşit olduğu bilinciyle hareket etmeye başlamasına vesile olur. Yuval Noah Harari Poyzan Nur Taneli Kolektif
NigRa
NigRa Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi'yi inceledi.
456 syf.
·67 günde·9/10 puan
Son zamanlarda Sapiens sebebiyle adından çok bahsettiren Yuval Noah Harari'nin, Sapiens kadar müthiş bir diğer eseri.

Sapiens biterken yazar bize "Neyi istemek istiyoruz?" diye sorar. Homo Deus'a geldiğimizde isteyebileceğimiz muhtemel arzu ve yaşantıların Sapiens toplumu ve bireylerini ne şekilde etkileyebileceğinden bahseder. Kitap başlarken yazarın anlattıkları bize biraz Sapiens'i anımsatır. İnsanların önemsiz bir hayvan olarak tarih sahnesine çıkmasından,hayali gerçekler ve işbirliği yeteneğiyle gezegenin hakim türüne dönüşmesine hızlı bir hatırlatma yaparak,bundan sonra işlerin nasıl bir hal almaya başladığına geçer. Düşüncelerimiz,iç güdülerimiz,davranışlarımız gerçekten bizim kendi elimizde mi yoksa kendimizi mi kandırıyoruz sorusunu uzun uzun irdeler.(Büyük oyuna değil,biyolojiye odaklı irdelemeler.)

Harari'nin web sitesine girdiğinizde sizi “History began when humans invented gods, and will end when humans become gods” (Tarih insanlar tanrıları icat ettiğinde başladı,ve insanlar tanrılara dönüştüğünde son bulacak.) cümlesi karşılar. Başlı başına bu cümle bile pek çok tepkiyi üzerine çekecekken,kitabın içeriğinin doğuracağı rahatsızlıklar hakkında tahmin yürütmek pek de zor değil.

Kitapta o kadar çok bilgi var ki nasıl toparlasam da bahsetsem,mümkün olsa da tamamına yakınını alıntılayabilsem.

"Biyomühendislik doğal seçilimin bütün hünerini sergilemesini sabırla beklemeyecektir. Biyomühendisler eski Sapiens bedeninin genetik kodunu baştan yazacak, beynindeki devreleri yeniden bağlayacak, dengesini değiştirecek, hatta yeni uzuvlar geliştirecektir." Tüm o sayborg uzuvlar,üstün kan kavramları size fantastik-distopik romanlardan fırlamış gibi geliyorsa işitme cihazından,protez organlara ufaktan bir başlangıç yaptık bile diyor Harari. Daha ileri gidilmesinin önündeki tek engel yine biz ve hayali gerçekliklerimiz(yasalar,hükümetler,devletler gibi. ) olduğu gibi gelecek yine bu hayali gerçekliklerin isteğine göre şekillenmeye başlayacak şeklinde öngörüyor. Kitapta verdiği örnek verilerle de pekiştiriyor bu savını.Eskiden tıp sadece hastalıkları tedavi etmeye uğraşıyordu şimdi ise daha iyi özellikler için çabalıyor dediğinde,aklınıza ilk başta estetik geliyor ve neden olmasın mümkün olabilir diyorsunuz.

"İnsanlar sağlık, mutluluk ve gücün peşinde bir bir özelliklerini değiştirecekler, ta ki artık insan olamadıkları güne dek." cümlesi kadar tüyler ürpertici kaç kehanet var?Sapiens incelememde bu özellikler için herkesin alım gücü aynı olmayacağı için eşitsizlik artacak şeklinde bir cümle kurmuşum,yazar da aynı öngörüye sahip. Bu durumda geçmişte nasıl ki Sapiens dışında farklı insan türleri de mevcutsa gelecekte de aynısı olacak diyor. Sapiens nasıl ki Neandarthel kuzenlerini tarihe gömdüyse,belki de Homo Deus da Homo Sapiens'i ortadan kaldıracak diyor. Belki de gelecekte işkence gören kedi,köpek durumuna düşeceğiz üst insanların hakimi olduğu dünyada.

"21. yüzyılda ilerleme trenine yetişenler, yaratmanın ve yok etmenin ilahi kudretini elde ederken, geride kalanlar yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacaklar."

İnsanların Tanrı mertebesine yükselmesinin yanında izin verdiğimiz taktirde yapay zekanın yapabileceklerinin sınırının olmadığı,işlerimizi elimizden alacağı hatta bizim de bu verileri gönüllü olarak sunacağımızı anlatıyor.Üzerine şimdilik hükümetlerin,gizli güvenlik teşkilatlarının elinde pek çok verinin mevcut olduğunu fakat bunlarla ne yapabileceklerini bilemediklerini ifade ediyor.

Hümanizm ve dinlere,kapitalizm,komünizm gibi tüm görüşlere vermiş veriştirmiş en kaba tabirle. Özellikle hümanizm ve dinler konusunda bu kitabında çok daha cesur ve agresif buldum kendisini. Belki de ilk kitabıyla rüştünü ispatlamaktan gelen bir öz güven söz konusudur. Din,devlet,görüş aklınıza ne gelirse hepsine savaş açmış adeta,açın gözünüzü uyanın bunları biz uydurduk ve şimdi uydurduklarımıza tapar olduk diyor. Pek çok zümreyi aşırı derecede rahatsız edeceği kesin.

Kendi adıma mest olarak okudum, değindiği konuları çok yalın ve açıklıkla anlattığı için sıkılmadan okuyabilirsiniz. Kitap bittiğinde elimizdeki farkındalıkla kalıp, kitabın bitiş sorusu üzerinde uzun uzun düşünüp çıldırabiliriz. :)

"Bilinci olmayan ama yüksek zekalı algoritmalar bizi bizden daha iyi bilecek duruma geldiğinde toplum, siyaset ve gündelik hayat ne olacak, neye benzeyecek?"
456 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabı bitirdim sonunda!
Evet, kitabı bitirdim ama burada hislerim birazcık gurur ve çokça üzüntüdür. Nedenini kısaca anlatayım. Kitap okuduğum en güzel kitaplardan birisidir(Diğeri de aynı yazarın Sapiens kitabı :D)
Kitabın her sayfasında değil her cümlesinde ayrı bir bilgi birikimi ediniyorsunuz ve bu sözümün gerçekten arkasında durabilirim. Gururlu olmamın nedeni kitabı bitirmem, kelime ve bilgi haznemi geliştirmemdir.
Üzüntü duymamın nedeni ise her cümlenin ayrı bilgi barındırmasına rağmen bazılarını telefonuma kaydetmem, youtube videosu şeklinde izlememizi söylediği yerleri izledim. Sizlerin de izlemenizi tavsiye ederim. Çokça bilgiyi telefonuma kaydettim notlar aldım okumam gereken kitaplar ve makaleler var. Yine de keşke yanımda not defteri bulundurup kitapta hoşuma giden ve ilginç bilgileri ilerde düşünmek ve birileri ile tartışmak için keşke yazsaydım.
Son söz olarak bu kitabı kesinlikle OKUMALISINIZ!
Yanınızda not defterini,bilgisayarı ve telefonu eksik etmeden okumaya başlayınız hemen :D
İyi okumalar dilerim.
456 syf.
·5 günde
Yuval Noah Harari'nin Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi isimli kitabının her sayfasında şüphesiz çok büyük emek ve bilgi birikimi var. Yazar anlaşılması zor konuları örneklerle ve basite indirgeyerek okadar güzel anlatmış ki, okuyan herkes bitirdiğinde kitabın ana fikrine vâkıf olabilir.

Eserden kısaca bahsetmek gerekirse insanlığın geçmişten günümüze kadar olan evrim sürecini başta sosyal, kültürel, teknolojik ve daha birçok açıdan geniş bir yelpazede ele alarak gelecekte karşımıza çıkması muhtemel gelişmeler hakkında tahminde bulunuyor.

Homo sapiens'ın biyoteknolojik gelişmelerin ışığında bir sonraki evre olan homo deus'a evrilişini anlatan ve tahminden de öte açıklamaları sizi heyecanlandıracak.

Bu kitabı okurken yanınızda not alabileceğiniz telefon, defter, tablet vs. bulundurmanızı tavsiye ederim.
Ragif
Ragif Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi'yi inceledi.
456 syf.
·39 günde·10/10 puan
Sapiens gibi Homo Deus da mükemmel bir kitap. Harari'nin gözlem yeteneğine, fütüristik fikirlerine, olaylara bakış açısına hayran kaldım. Bilim kurgu romanlarını veya bizi bekleyen geleceğin ne olabileceğini tahmin eden yazarları ayrıca seviyorum. Bu yüzden kitaba pozitif önyargıyla başladım. Kitapta o kadar çok bilgi ve istatistik var ki, kağıt kalem eşliğinde okunması gerektiğini düşünüyorum.
Pek çok konu mevcut ama kitaptaki bir konuya değinmek istedim. Yazar yer yer insanların hayvanlara bakış açısına değinmiş. Bu konu kitabı okuyacak arkadaşların da dikkatini çeker umarım.
Gezegenin sahibi olmadığımızı, bizimle birlikte sayısız canlı türlerinin de bu dünyanın sakinleri olduğunu anlamaları ve onlara hak ettikleri saygıyı göstermeleri dileğiyle...İyi okumalar
456 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Yuval Noah Hararı' den muhteşem bilgilerle dolu harika bir kitap daha.

Yazar, ilk kitabında Homo Sapiens adı verilen, günümüz insanının ilk atalarının, yüz binlerce yıl süren gelişimini ve dünyaya yayılmasını anlattıktan sonra, bu kitabında da, Homo Sapiens'in, gelecekte nasıl Homo Deus'a dönüşebileceği konusu hakkındaki tezini ayrıntılarıyla açıklıyor. Tabii ki bütün bunları da bugüne kadar olan bilimsel çalışmalardan örnekler vererek bize aktarıyor.

Bilim insanlarının boş durmadığını, 21.yüzyıl dünyasının çok daha farklı bir dünya olacağını o kadar çok örneklerle bize anlatıyor ki insan düşündükçe adeta ürperiyor. Daha şimdiden başarılan o kadar çok şey var ki örnek vermek doğru olur mu bilemiyorum ama bir kaç tanesini sıralamadan da geçemeyeceğim. Örneğin: İnsansız arabalar, Watson yapay zeka sistemi, bebeğin hastalığını teşhis eden bezler, beyine istenen uyarı gönderen miğferler....vs. Daha yüzlerce, yapılan çalışmalarda başarı sağlanmış sistemler anlatılıyor. Bir o kadar da henüz hazırlık safhasında olan gelecekte başarılması olası yeni bilimsel buluşlar ve sistemlerden bahsediliyor. Bütün bunlar Homo Deus 'a dönüşmenin aşamaları olarak aktarılıyor.

Yazar, başlangıçta kısa bir geriye dönük açılış yaptıktan sonra, Homo Deus' a dönüşmenin sosyal,ekonomik,siyasal,psikolojik,ekolojik ..vs, olarak geniş bir değerlendirmesini yapıyor ve esas konuya gelip bu konudaki gelişmeleri anlatıyor. Kitabı okuduğunuzda, yazarın, ''Homo sapiens'in emeklilik günleri de muhtemelen yaklaşıyor '' sözü , gerçekten öyle mi acaba ? sorusuyla birlikte zihninizde yer ediyor.
456 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazarın ilk kitabı olan sapiens'in insanlığın , toplumun, dinlerin oluşumundan ve gelişmesinden bahsettiği gibi bu kitabında da insan ırkının geleceğini nasıl etkileyeceğini, gelişen teknolojiyle insanların nasıl bir geleceğin beklediğini tahminler ve teorilerde bulunarak bizlerede aktarmıştır.
İlk kitabıyla kıyaslarsak objektiflikten uzak, kendi fikirleri evrensel doğrularmış gibi bizlere örnekler vermiş. Tabi bunlada kendisiyle çelişkiye düşülmüş. Bu kitabda ilk kitabın çoğu bölümlerinin tekrarı niteliğindeydi. Sürekliyici akıcı kitap.
Son olarak alıntıyla bitireyim;

Bilgisayarlar olarak beyinler, beyinler olarak bilgisayarlar. Yapay zeka insan zekasını geçmeye hazır....
456 syf.
Sonsuz olma, ölümsüz olma arzusu...

İnsan dedik mi varoluşunun özü bu arzuya dayanıyor demektir.

Homo sapiensler sonsuzluk anlamında tarihi kişilikler dışında pek de bir şey yapabilmiş değiller. Ancak günümüz insanı hem toplumsal hem de bireysel (burada önemli olan bireysel sonsuzluk) ölümsüzlük konusunda varlığını teknolojik gelişmelerle birlikte sonsuzluğa ulaştırmayı neredeyse başardı diyebiliriz. En nihayetinde bir profil sayfanız bile gelecek kuşaklardaki torunlarınız tarafından bilinecek, nesiller boyu sizin anlık çekimleriniz onlar tarafından anılacak ve varlık olarak olmamış olsanız bile varoluşsal anlamda sonsuzsunuzdur artık. Kitapta bu kadar detay örneğe inmemiş olsa da yazar Harari, kavramsal anlamda anlattığı şey tam olarak bu ve insanların benmerkezci dünyalarından girerek onları yakalayan bir arzulama biçimi olması insanın sonu anlamına geldiğini de ortaya koymakta.

Ben merkezci dünyamız yüzünden hayvanlar ve doğa başta olmak üzere tüm evrenin bizim için yaratıldığı sanrısı, her şeye egemen olma, egemen oldukça dönüştürme, arzulanan dönüşüme ayak uyduramayanları yok etme/sayma durumuna kadar ilerletiyor insanı. Yaptığı dijital oyunlarda bile bir tanrı gibi oyuna hakim bir pozisyonda görev veriliyor olması bile bunun için çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Çünkü insan, tanrı olmak istiyor. Tanrısal özellikleri arzuluyor. Ben merkezci insanın ve bu insanı psikososyal anlamda destekleyen sistemin toplumu götürdüğü nokta bir yükselişten ziyade bir çöküşün adresidir diyor Harari. Bu noktada Nietzsche'nin, en büyük yıkımlardan en büyük yükselişler gerçekleşir sözü insana dair ne denli doğru sonuçlar verir bilemeyiz ancak mevcut sistem ve arzulanan insan profili ile yola çıkmak buna devam etmek, suç ortağı olmak insanın varoluşu için en büyük sorunu doğuracaktır. Mutuluğunu ve umudunu hızla yitiren insan, homo-sapiens'ten homo-deus'a doğru evriliyor. Yani durumun türkçesi İnsan-tanrı'ya...

Keyifli okumalar diliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Poyzan Nur Taneli

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 7,3bin okur okudu.
  • 629 okur okuyor.
  • 6,4bin okur okuyacak.
  • 309 okur yarım bıraktı.