Rabi Nisim Behar

Rabi Nisim Behar

0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
327
Gösterim
Adı:
Rabi Nisim Behar
Unvan:
musevi yazar
Doğum:
1913
Ölüm:
24 Eylül 1990
Türkiye Yahudiliği yaklaşık 18 yıl önce çok önemli bir değerini kaybetti. Türk Musevilerinin unutulmaz öğretmeni Rabi Nisim Behar, 24 Eylül 1990’da İsrail’de aramızdan ayrıldı.

Eserleri hâlâ yaşayan büyük din adamı Nisim Behar 1913 tarihinde dünyaya geldi. Ailesi o daha çok küçükken Bursa’dan İstanbul Hasköy’e taşınan küçük Nisim, burada Alyans Mektebine yazdırıldı. Aile, 1923 yılında Hasköy’den Kuledibi’ne taşınır. Nisim’in ailesi baba tarafından Bursalı, anne tarafından Silivrilidir. Dindar bir ailede yetişen Nisim’in anne tarafı Silivri’de dindarlıklarıyla bilinen bir ailedir ve hatta soyadı kanunu çıkınca “Sofu” soyadını almışlardır.

Küçük Nisim’in hayatı Bar Mitzva yaptıktan sonra tümden değişecektir. Bu tarihten sonra neredeyse kendini tümden dine verir. Daha 7-8 yaşındayken Hasköy Talmud-Torasında ve Rabi Yakir Maya’dan aldığı dersler hayatının geri kalanında ne ile meşgul olacağının bir işaretidir aslında. Bar Mitzva’sını hazırlayan Rabi Şimon Asayas, Behar’a gösterdiği özel ilgiye, lise döneminde Musevi Lisesi müdürü ve Aşkenaz Cemaati Hahambaşısı Dr. David Markus’un öğrencisi olmak da eklenince hem geleneksel hem de modern anlamda bir Musevi dini eğitimi alması mümkün olur. Ancak bir dönem Türk-Musevi Cemaati için efsaneleşen bir isim olan Rabi Nisim Behar’ın dine ve din eğitimi konularına yönelmesiyle ilgili kimi başka hikâyeler de anlatılır. Rivayete göre yer azlığından dolayı o yıllarda Knesset İsrael Sinagogu’na çocuklar alınmadığı için küçük Nisim, uzun bir bekleyişten sonra bir yolunu bulup Sinagog’a girmeyi başarır. İçeri girdiğinde tevanın boş olduğunu görüp “hahamlık” etmeye kalkar. Dua bittikten sonra cemaatin bütün memnuniyetine rağmen, Sinagog’un hahamı Nisim’i kulağından tutup dışarı atar. Dışarı atılan Nisim kapının önünde “bir haham ordusu yetiştirmeye” and içer ve yetiştirir de.

Genç yaşlarında hem Türkiye’de hem de Aliya’dan sonra İsrail’de birçok ortak şey yapacağı arkadaşı Rafael İllel ile tanışır. Bu iki genç 18 yaşına kadar dönemin Hahambaşısı Rabi Rafael Saban, Rabi Moşe Benhabip, Rabi Yaakov Arupete gibi seçkin din adamlarından dersler alırlar. Bir yıl sonra ise artık iki arkadaş kendi öğrencilerini yetiştirmeye karar verirler. Bugün müze olarak kullanılan Zülfaris Sinagogu’nda, Musevi okulu öğrencilerinin yönlendirdiği öğrencilere dini eğitim vermeye başlarlar. Bu dershaneyle Mahazike Tora’nın da temelini atmış olurlar. Bu gayretleri ise dini-muhafazakâr çevrelerden büyük takdir görecektir. Hatta hocalarından Rabi Şimon Asayas dönemin Cemaat gazetelerinden La Boz De Türkiye’ye Behar ve İllel’i övecek onlara bu hayırlı işte başarılar dileyecektir. 1939 yılında ise o zamanın cemaat ileri gelenlerinden Mihael Çikvaşvili, Yomtov Benbasat, Bohor Alfandari ve Yermiya Varon önderliğinde Mahazike Tora kurulacaktır.

Behar ve arkadaşı İllel, Mahazike Tora’daki eğitimin kalitesini ve kendi donanımlarını arttırmak üzere 1942 yılında İsrail’e gider ve 1945 yılına kadar burada Magdiel Kibbutzu’nda felsefe ve teoloji seminerlerine katılırlar. Arkadaşı İllel’i orada bırakarak Türkiye’ye dönüşünün ardından ise Rabi Nisim Behar, neredeyse ölümüne kadar sürecek yayın faaliyetine tam anlamıyla başlar. Aslında ilk kitabı “More Adereh – Silaberyo Para Embezarse A Meldar En Ebreo Sin Profesör (Öğretmensiz İbranice Okumaya Başlamak İçin Hece Kitabı)”u 1942 yılında yayınlamıştır; ancak uzun yıllar ardı arkasına gelecek, bir çok dünya diline çevrilecek eserlerini yazmaya 1946 yılında başlayacaktır.

Nisim Behar, Türkiye’de din ve İbranice öğretmeliliğine devam etmenin yanı sıra çok sayıda eserin de sahibidir. Eserlerinde özellikle en basit ve en günlük ifadelerle en derin ve karmaşık bilgileri kolayca verebilmesi dikkat çeken özelliklerindendir. İlk eserleri Ladino Diliyle yazdıktan sonra zamanla Ladino-İbranice çift dilli ve Türkçe eserler de vermiştir. Eserlerinde, Yahudi Tarihinden, bir Musevi kadınının dikkat etmesi gerek hijyen ve kaşer kurallarını anlattığı Kaza Cudia (Yahudi Evi) ve Mesa Cudia (Yahudi’nin Yemek Masası) gibi çalışmalara, İbranice öğretenlere, İsrail’e giden Türk Yahudileri için hazırladığı konuşma kılavuzlarına kadar çok zengin bir donanım göze çarpar. Ancak şüphesiz en çok bilinen ve hem dünyadaki tüm Sefarad cemaatlerince Şulhan Aruh ile kıyaslanacak kadar önemli bulunan hem de birçok dünya diline çevrilen ve kaba tabirle Yahudi Dini İlmihali sayılabilecek El Gid Para El Praktikante (Dini Uygulama Rehberi) adlı çalışmasıdır. Bu çalışmasında Behar bir Musevi’nin doğduğu andan hayata gözlerini kapattığı ana kadar uyması ve dikkat etmesi gereken dini emirler, bayram kutlamaları, Şabat adetleri, dua metinleri gibi çok sayıda bilgiyi Yahudi Klasikleri’nden derleyerek okuyucuya sunar. Aramice, İbranice, Ladino ve Türkçe dışında Almanca, İngilizce ve Fransızca gibi dünya dillerine de hakimiyeti ona hem dünya çapında Yahudi Dini ile ilgili basılı kaynaklardan yararlanma imkânı tanımış hem de pedagoji eserlerini takip edebilmesini sağlayarak öğrencilerine dini en doğru şekilde anlatabildiği eserler bırakmıştır. Hahamların hocası olarak da bilinen Rabbi Nisim Behar bugün Türkiye Musevi Cemaati’nin 40 yaş üstü üyelerinde silinmez izler bırakmıştır.

Rabbi Behar, kendi ifadesiyle “çalışmalarının birinci devresini tamamlayarak” 1969 yılında hayatının geri kalan kısmını geçireceği İsrail’e yerleşecektir. Burada da gider gitmez bir cemaat toplayacak, yine eserler yayınlayacak ve faaliyetlerine devam edecektir. Önce Dostluk Yurdu Derneği’nin düzenlediği bir kokteyl, ardından Hahambaşılık’da, Knesset İsrael ve Neve Şalom Sinagoglarında düzenlenen merasimlerle Türkiye’ye veda edecektir. Türkiye Musevi Cemaati’nin İbranice’de “öğretmen” anlamına gelen “Amore” namıyla hatırladıkları Rabbi Nisim Behar için ölümünden iki-üç ay önce Hahambaşılık İcra Kurulu’nun teşebbüsleriyle İsrail’de Hilton Oteli’nde bir tören düzenlenmiş, burada kendisine bir şükran plaketi sunulmuştu. Ne yazık ki Yahudi Takvimi’ne göre 5 Tişri 5751 tarihinde hayatını kaybettiğinden bir sonraki tören Şişli Bet-İsrael Sinagogu’ndaki anma amaçlı dini merasim olacaktır. Türkiye Yahudiliği kadar Türkiye’de son derece sınırlı olan Yahudi Teolojisi çalışmaları da bugün 18 sene önce kaybettiği bu büyük din adamı ve öğretmeni saygıyla anmaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rabi Nisim Behar
Unvan:
musevi yazar
Doğum:
1913
Ölüm:
24 Eylül 1990
Türkiye Yahudiliği yaklaşık 18 yıl önce çok önemli bir değerini kaybetti. Türk Musevilerinin unutulmaz öğretmeni Rabi Nisim Behar, 24 Eylül 1990’da İsrail’de aramızdan ayrıldı.

Eserleri hâlâ yaşayan büyük din adamı Nisim Behar 1913 tarihinde dünyaya geldi. Ailesi o daha çok küçükken Bursa’dan İstanbul Hasköy’e taşınan küçük Nisim, burada Alyans Mektebine yazdırıldı. Aile, 1923 yılında Hasköy’den Kuledibi’ne taşınır. Nisim’in ailesi baba tarafından Bursalı, anne tarafından Silivrilidir. Dindar bir ailede yetişen Nisim’in anne tarafı Silivri’de dindarlıklarıyla bilinen bir ailedir ve hatta soyadı kanunu çıkınca “Sofu” soyadını almışlardır.

Küçük Nisim’in hayatı Bar Mitzva yaptıktan sonra tümden değişecektir. Bu tarihten sonra neredeyse kendini tümden dine verir. Daha 7-8 yaşındayken Hasköy Talmud-Torasında ve Rabi Yakir Maya’dan aldığı dersler hayatının geri kalanında ne ile meşgul olacağının bir işaretidir aslında. Bar Mitzva’sını hazırlayan Rabi Şimon Asayas, Behar’a gösterdiği özel ilgiye, lise döneminde Musevi Lisesi müdürü ve Aşkenaz Cemaati Hahambaşısı Dr. David Markus’un öğrencisi olmak da eklenince hem geleneksel hem de modern anlamda bir Musevi dini eğitimi alması mümkün olur. Ancak bir dönem Türk-Musevi Cemaati için efsaneleşen bir isim olan Rabi Nisim Behar’ın dine ve din eğitimi konularına yönelmesiyle ilgili kimi başka hikâyeler de anlatılır. Rivayete göre yer azlığından dolayı o yıllarda Knesset İsrael Sinagogu’na çocuklar alınmadığı için küçük Nisim, uzun bir bekleyişten sonra bir yolunu bulup Sinagog’a girmeyi başarır. İçeri girdiğinde tevanın boş olduğunu görüp “hahamlık” etmeye kalkar. Dua bittikten sonra cemaatin bütün memnuniyetine rağmen, Sinagog’un hahamı Nisim’i kulağından tutup dışarı atar. Dışarı atılan Nisim kapının önünde “bir haham ordusu yetiştirmeye” and içer ve yetiştirir de.

Genç yaşlarında hem Türkiye’de hem de Aliya’dan sonra İsrail’de birçok ortak şey yapacağı arkadaşı Rafael İllel ile tanışır. Bu iki genç 18 yaşına kadar dönemin Hahambaşısı Rabi Rafael Saban, Rabi Moşe Benhabip, Rabi Yaakov Arupete gibi seçkin din adamlarından dersler alırlar. Bir yıl sonra ise artık iki arkadaş kendi öğrencilerini yetiştirmeye karar verirler. Bugün müze olarak kullanılan Zülfaris Sinagogu’nda, Musevi okulu öğrencilerinin yönlendirdiği öğrencilere dini eğitim vermeye başlarlar. Bu dershaneyle Mahazike Tora’nın da temelini atmış olurlar. Bu gayretleri ise dini-muhafazakâr çevrelerden büyük takdir görecektir. Hatta hocalarından Rabi Şimon Asayas dönemin Cemaat gazetelerinden La Boz De Türkiye’ye Behar ve İllel’i övecek onlara bu hayırlı işte başarılar dileyecektir. 1939 yılında ise o zamanın cemaat ileri gelenlerinden Mihael Çikvaşvili, Yomtov Benbasat, Bohor Alfandari ve Yermiya Varon önderliğinde Mahazike Tora kurulacaktır.

Behar ve arkadaşı İllel, Mahazike Tora’daki eğitimin kalitesini ve kendi donanımlarını arttırmak üzere 1942 yılında İsrail’e gider ve 1945 yılına kadar burada Magdiel Kibbutzu’nda felsefe ve teoloji seminerlerine katılırlar. Arkadaşı İllel’i orada bırakarak Türkiye’ye dönüşünün ardından ise Rabi Nisim Behar, neredeyse ölümüne kadar sürecek yayın faaliyetine tam anlamıyla başlar. Aslında ilk kitabı “More Adereh – Silaberyo Para Embezarse A Meldar En Ebreo Sin Profesör (Öğretmensiz İbranice Okumaya Başlamak İçin Hece Kitabı)”u 1942 yılında yayınlamıştır; ancak uzun yıllar ardı arkasına gelecek, bir çok dünya diline çevrilecek eserlerini yazmaya 1946 yılında başlayacaktır.

Nisim Behar, Türkiye’de din ve İbranice öğretmeliliğine devam etmenin yanı sıra çok sayıda eserin de sahibidir. Eserlerinde özellikle en basit ve en günlük ifadelerle en derin ve karmaşık bilgileri kolayca verebilmesi dikkat çeken özelliklerindendir. İlk eserleri Ladino Diliyle yazdıktan sonra zamanla Ladino-İbranice çift dilli ve Türkçe eserler de vermiştir. Eserlerinde, Yahudi Tarihinden, bir Musevi kadınının dikkat etmesi gerek hijyen ve kaşer kurallarını anlattığı Kaza Cudia (Yahudi Evi) ve Mesa Cudia (Yahudi’nin Yemek Masası) gibi çalışmalara, İbranice öğretenlere, İsrail’e giden Türk Yahudileri için hazırladığı konuşma kılavuzlarına kadar çok zengin bir donanım göze çarpar. Ancak şüphesiz en çok bilinen ve hem dünyadaki tüm Sefarad cemaatlerince Şulhan Aruh ile kıyaslanacak kadar önemli bulunan hem de birçok dünya diline çevrilen ve kaba tabirle Yahudi Dini İlmihali sayılabilecek El Gid Para El Praktikante (Dini Uygulama Rehberi) adlı çalışmasıdır. Bu çalışmasında Behar bir Musevi’nin doğduğu andan hayata gözlerini kapattığı ana kadar uyması ve dikkat etmesi gereken dini emirler, bayram kutlamaları, Şabat adetleri, dua metinleri gibi çok sayıda bilgiyi Yahudi Klasikleri’nden derleyerek okuyucuya sunar. Aramice, İbranice, Ladino ve Türkçe dışında Almanca, İngilizce ve Fransızca gibi dünya dillerine de hakimiyeti ona hem dünya çapında Yahudi Dini ile ilgili basılı kaynaklardan yararlanma imkânı tanımış hem de pedagoji eserlerini takip edebilmesini sağlayarak öğrencilerine dini en doğru şekilde anlatabildiği eserler bırakmıştır. Hahamların hocası olarak da bilinen Rabbi Nisim Behar bugün Türkiye Musevi Cemaati’nin 40 yaş üstü üyelerinde silinmez izler bırakmıştır.

Rabbi Behar, kendi ifadesiyle “çalışmalarının birinci devresini tamamlayarak” 1969 yılında hayatının geri kalan kısmını geçireceği İsrail’e yerleşecektir. Burada da gider gitmez bir cemaat toplayacak, yine eserler yayınlayacak ve faaliyetlerine devam edecektir. Önce Dostluk Yurdu Derneği’nin düzenlediği bir kokteyl, ardından Hahambaşılık’da, Knesset İsrael ve Neve Şalom Sinagoglarında düzenlenen merasimlerle Türkiye’ye veda edecektir. Türkiye Musevi Cemaati’nin İbranice’de “öğretmen” anlamına gelen “Amore” namıyla hatırladıkları Rabbi Nisim Behar için ölümünden iki-üç ay önce Hahambaşılık İcra Kurulu’nun teşebbüsleriyle İsrail’de Hilton Oteli’nde bir tören düzenlenmiş, burada kendisine bir şükran plaketi sunulmuştu. Ne yazık ki Yahudi Takvimi’ne göre 5 Tişri 5751 tarihinde hayatını kaybettiğinden bir sonraki tören Şişli Bet-İsrael Sinagogu’ndaki anma amaçlı dini merasim olacaktır. Türkiye Yahudiliği kadar Türkiye’de son derece sınırlı olan Yahudi Teolojisi çalışmaları da bugün 18 sene önce kaybettiği bu büyük din adamı ve öğretmeni saygıyla anmaktadır.