Ramazan Karakale

Ramazan Karakale

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
1
Beğeni
·
446
Gösterim
Adı:
Ramazan Karakale
Unvan:
Bilim Adamı, Yazar
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi – İzmir Yüksek Öğretmen Okulu – Kimya- Fizik Bölümümezunuyum.

Şu anda da kimya öğretmenliği ve yazarlık yapıyorum. Bu mesleği isteyerek ve severekyapıyorum.

Hani denir ya bir kez daha dünyaya gelirsem -eğer seçme olanağım varsa- yine kimyaöğretimini seçeceğim.

Bana göre kimya, matematik, fizik ve biyolojiden oluşan üç temel disiplinin merkezinde bulunuyor. Yani hem onlardan birşeyler öğreniyor, hem de onlara bir şeyler veriyor. Ayrıca kimyanın insana verdiği entellektüel haz, hem tarihsel, hem debilimsel merakla besleniyor. Her alana kolayca bakabilme olanağı var. Onun için kimya bana doyumsuz bir zevkveriyor.1948 doğumluyum. Aklımın erdiği o ilk yıllarda 300 kadar keçi, 20 koyun, 20 deve, 20 sığır sahibi, bir ya da ikiçadırlı bir aileydik. Sonra birden hırsızlık, uğursuzluk, hastalık sonucu hayvanlar yok oluverdi. Kapitalist ilişkilerin kırdakibüyük yangınından bizim aile de nasibini almıştı. Eğer böyle olmasaydı, kimbilir şimdilerde ben de cep telefonlu bir çobanolacaktım. Elde mal kalmayınca, ailemin aklına beni okutmak gelmişti. Daha doğrusu, bunun önemini bilecek aydınlık kafalıbir anne ve babaya sahiptim. Annem Selver Karakale ve babam Mehmet Karakale, beni her bakımdan vareden iki güzelinsandır.

Isparta'nın Gelendost kazasının Akdağ Köyü'nde ilkokulu bitirdim. Ailemin beni okutma istemesinde mal mülkün eldengitmesinin yanısıra ilkokul öğretmenlerimin, babama önerilerinin de büyük katkısı olduğunu belirtmeliyim. İlkokulubitirdikten sonra Isparta - Gönen İlköğretmen Okulu sınavlarını kazandım. O beş yıllık yatılı okul yaşamındaöğretmenlerimiz, bizi mücevher gibi işledi. Öğretmenlik sanatını ve aşkını aşıladılar. Zamanın kuralları ışığında bu okulun 5.sınıfının sonunda İzmir Yüksek Öğretmen Okuluna seçildim. Hazırlık sınıfında oldukça nitelikli bir eğitim öğretim gördük. Oyılların Ege Üniversitesi de üniversite sıfatını hakkıyla taşıyordu. Yüksek Öğretmen Okulu Kimya-Fizik Bölümünü bitirdiktensonra- benle Mili Eğitim Bakanlığı karşıt kutuplarda bulunduğumuz için- beni Kastamonu Milli Eğitim Müdürlüğü MemurVekilliğine atadılar. Anlaşılan zamanın Milli Eğitim Bakanlığı, bende öğretmenlik yeteneği görememişti. Oysa son dereceidealist öğretmenler olarak yetişmiştik. Benim de başarılı bir öğretim yaşamım vardı;ama öyle de olsa görüşlerimizuymuyordu ya. Uzatmayayım. Ben de istifa ettim; ama özel kuruluşlarda (dersane, özel okul, özel ders) ders vererek kimyaöğretmenliği yapmaya başladım. 1985 yılında modern kimya adlı, lise 1., 2.ve 3. sınıflara yönelik kitabımı çıkardım. Bukitabım üç baskı yaptı. Sonra onun soruları kimya soru bankası adıyla yeni baskılar yaptı. Kitaplarımı, Talim ve TerbiyeKurulu'na bir türlü kabul ettiremedim. Müfredatı hazırlayanlar ve kitapları gözden geçirenler, her şeyi bilen bir eda ileyazıyorlardı. Yanlış bildiklerini bile buyurgan bir eda ile bu böyledir diye savunuyorlardı. Hangi konuyu hangi sıradayazacağınız, hangi kavramı nasıl tanımlayacağınız, hangi deneyleri nasıl vereceğiniz belirlenmişti. Yüzyüze görüşme fırsatıbulduğum eleştirmenler, önce beni bir övdüler ; sonra da öğüt verdiler: " Efendim siz İzmir öğrencilerine göreyazıyorsunuz. Düzeyi yüksek tutuyorsunuz. Hakkari'deki öğrenciyi de düşünmek zorundasınız" dediler. Ben de onlaraAristoteles'in (MÖ 384-322) öğrencisi Büyük İskender'e söylediğini anımsattım. İskender, henüz büyük bir komutanolmadan önce Aristo'dan matematik dersi alıyor ; ama bu dersi pek iyi anlayamıyor. Aristo' ya bunu öğrenmenin dahabasit bir yolu olup olmadığını soruyor. O da " matematiği öğrenmenin krallara özgü bir yolu yoktur" yanıtını veriyor.Eleştirmenlerime bu öyküyü anlattıktan sonra örneğin atomun yapısının İzmir'de de Hakkari'de de aynı doğru özde anlatılması gerektiğini söyledim. Yaklaşılacak bir yer varsa Hakkari'deki öğrencilerin İzmir'deki öğrencilere yaklaştırılmasıgerektiğini belirttim. Ne söylediysem kabul eder göründüler ; ama bir ara " Ne yapalım, yönetmelik böyle" deyincesaatlerce yapılan konuşmanın hiçbir işe yaramayacağını anladım. Sonuçta yazarı farklı olsa da birbirinin tıpkısı olankitaplar çıktı ortaya. Ruhsuz, kişiliksiz hale getirilmiş kitaplar! Ben de yeni bir anlayışla karşılaşıncaya kadar - ömrümyeterse -" resmi" kimya kitabı yazma işinden vazgeçtim. Ancak sitemizde Genel Kimya adıyla kimya konularını işlemeyebaşladım. Ayrıca bilim tarihi ve bilim felsefesi konuları öteden beri ilgimi çeken konular. "http://www.atominsan.net" adlı site de bunun bir göstergesi. Atomun "peşinde" ve atomun "içinde" gezintiyi sürdürüyorum. Sizi de bu gezintide görmek negüzel...
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ramazan Karakale
Unvan:
Bilim Adamı, Yazar
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi – İzmir Yüksek Öğretmen Okulu – Kimya- Fizik Bölümümezunuyum.

Şu anda da kimya öğretmenliği ve yazarlık yapıyorum. Bu mesleği isteyerek ve severekyapıyorum.

Hani denir ya bir kez daha dünyaya gelirsem -eğer seçme olanağım varsa- yine kimyaöğretimini seçeceğim.

Bana göre kimya, matematik, fizik ve biyolojiden oluşan üç temel disiplinin merkezinde bulunuyor. Yani hem onlardan birşeyler öğreniyor, hem de onlara bir şeyler veriyor. Ayrıca kimyanın insana verdiği entellektüel haz, hem tarihsel, hem debilimsel merakla besleniyor. Her alana kolayca bakabilme olanağı var. Onun için kimya bana doyumsuz bir zevkveriyor.1948 doğumluyum. Aklımın erdiği o ilk yıllarda 300 kadar keçi, 20 koyun, 20 deve, 20 sığır sahibi, bir ya da ikiçadırlı bir aileydik. Sonra birden hırsızlık, uğursuzluk, hastalık sonucu hayvanlar yok oluverdi. Kapitalist ilişkilerin kırdakibüyük yangınından bizim aile de nasibini almıştı. Eğer böyle olmasaydı, kimbilir şimdilerde ben de cep telefonlu bir çobanolacaktım. Elde mal kalmayınca, ailemin aklına beni okutmak gelmişti. Daha doğrusu, bunun önemini bilecek aydınlık kafalıbir anne ve babaya sahiptim. Annem Selver Karakale ve babam Mehmet Karakale, beni her bakımdan vareden iki güzelinsandır.

Isparta'nın Gelendost kazasının Akdağ Köyü'nde ilkokulu bitirdim. Ailemin beni okutma istemesinde mal mülkün eldengitmesinin yanısıra ilkokul öğretmenlerimin, babama önerilerinin de büyük katkısı olduğunu belirtmeliyim. İlkokulubitirdikten sonra Isparta - Gönen İlköğretmen Okulu sınavlarını kazandım. O beş yıllık yatılı okul yaşamındaöğretmenlerimiz, bizi mücevher gibi işledi. Öğretmenlik sanatını ve aşkını aşıladılar. Zamanın kuralları ışığında bu okulun 5.sınıfının sonunda İzmir Yüksek Öğretmen Okuluna seçildim. Hazırlık sınıfında oldukça nitelikli bir eğitim öğretim gördük. Oyılların Ege Üniversitesi de üniversite sıfatını hakkıyla taşıyordu. Yüksek Öğretmen Okulu Kimya-Fizik Bölümünü bitirdiktensonra- benle Mili Eğitim Bakanlığı karşıt kutuplarda bulunduğumuz için- beni Kastamonu Milli Eğitim Müdürlüğü MemurVekilliğine atadılar. Anlaşılan zamanın Milli Eğitim Bakanlığı, bende öğretmenlik yeteneği görememişti. Oysa son dereceidealist öğretmenler olarak yetişmiştik. Benim de başarılı bir öğretim yaşamım vardı;ama öyle de olsa görüşlerimizuymuyordu ya. Uzatmayayım. Ben de istifa ettim; ama özel kuruluşlarda (dersane, özel okul, özel ders) ders vererek kimyaöğretmenliği yapmaya başladım. 1985 yılında modern kimya adlı, lise 1., 2.ve 3. sınıflara yönelik kitabımı çıkardım. Bukitabım üç baskı yaptı. Sonra onun soruları kimya soru bankası adıyla yeni baskılar yaptı. Kitaplarımı, Talim ve TerbiyeKurulu'na bir türlü kabul ettiremedim. Müfredatı hazırlayanlar ve kitapları gözden geçirenler, her şeyi bilen bir eda ileyazıyorlardı. Yanlış bildiklerini bile buyurgan bir eda ile bu böyledir diye savunuyorlardı. Hangi konuyu hangi sıradayazacağınız, hangi kavramı nasıl tanımlayacağınız, hangi deneyleri nasıl vereceğiniz belirlenmişti. Yüzyüze görüşme fırsatıbulduğum eleştirmenler, önce beni bir övdüler ; sonra da öğüt verdiler: " Efendim siz İzmir öğrencilerine göreyazıyorsunuz. Düzeyi yüksek tutuyorsunuz. Hakkari'deki öğrenciyi de düşünmek zorundasınız" dediler. Ben de onlaraAristoteles'in (MÖ 384-322) öğrencisi Büyük İskender'e söylediğini anımsattım. İskender, henüz büyük bir komutanolmadan önce Aristo'dan matematik dersi alıyor ; ama bu dersi pek iyi anlayamıyor. Aristo' ya bunu öğrenmenin dahabasit bir yolu olup olmadığını soruyor. O da " matematiği öğrenmenin krallara özgü bir yolu yoktur" yanıtını veriyor.Eleştirmenlerime bu öyküyü anlattıktan sonra örneğin atomun yapısının İzmir'de de Hakkari'de de aynı doğru özde anlatılması gerektiğini söyledim. Yaklaşılacak bir yer varsa Hakkari'deki öğrencilerin İzmir'deki öğrencilere yaklaştırılmasıgerektiğini belirttim. Ne söylediysem kabul eder göründüler ; ama bir ara " Ne yapalım, yönetmelik böyle" deyincesaatlerce yapılan konuşmanın hiçbir işe yaramayacağını anladım. Sonuçta yazarı farklı olsa da birbirinin tıpkısı olankitaplar çıktı ortaya. Ruhsuz, kişiliksiz hale getirilmiş kitaplar! Ben de yeni bir anlayışla karşılaşıncaya kadar - ömrümyeterse -" resmi" kimya kitabı yazma işinden vazgeçtim. Ancak sitemizde Genel Kimya adıyla kimya konularını işlemeyebaşladım. Ayrıca bilim tarihi ve bilim felsefesi konuları öteden beri ilgimi çeken konular. "http://www.atominsan.net" adlı site de bunun bir göstergesi. Atomun "peşinde" ve atomun "içinde" gezintiyi sürdürüyorum. Sizi de bu gezintide görmek negüzel...

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.