Giriş Yap

Recaizade Mahmut Ekrem

Yazar
7.2
3.526 Kişi
21,3bin
Okunma
487
Beğeni
22,3bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

Edebiyatımızın yenileşme ve gelişmesinde büyük emeği olan Recaizade Mahmut Ekrem, Mart 1847'de İstanbul'da doğdu. Babasından Süryanice ve Farsça öğrendi. 1858'de ilköğrenimini tamamladı, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan'ı bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi'ndeki öğrenimini sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Resmi görevle Trablusgarp'a gönderildi. 1908'de 2. Meşrutiyet'ten sonra kurulan Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Namık Kemal'le tanışmasının ardından Encümen-i Şuara'ya katıldı. İlk yazıları Namık Kemal yönetimindeki Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlandı. 1870'lerden sonra kendisini tümüyle yazılarına verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870'te ilk oyunu Afife Anjelik, 1871'de ilk şiir kitabı Nağme-i Seher yayınlandı. Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i Âyan üyesiydi. Edebi Hayatı Recaizade Mahmut Ekrem, tüm edebi hayatı boyunca gençlere edebiyatı öğretme gayreti içinde olmuştur. Edebiyatın yenileşmesi üzerinde yoğun çalışmaları olan sanatçı, Servetifünun edebiyatının da temellerini atmıştır. Bu edebiyatın kurucusu olan Tevfik Fikret, onun Galatasaray Lisesi'nden öğrencisidir. Şinasi ve Namık Kemal gibi birçok edebi türde eserler veren Recaizade Mahmut Ekrem, şiir için her güzel şey şiirin konusu olabilir görüşünü savunmuş ve şiirin konusunu genişletmiştir. O döneme kadar Divan şiir geleneğinin temel ilkelerinden biri olan 'göz için kafiye' anlayışını terk ederek 'kulak için kafiye' anlayışını benimsemiştir. Bu meseleden dolayı da dönemin eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundaki Muallim Naci ile sert tartışmalara girmiştir. Divan şiiri biçimlerini kullanmış; ancak bu biçimlerde zaman zaman değişikliklere gitmiştir. Nesir yönü şiirlerine göre daha başarılı olan sanatçının özellikle eleştirileri önemlidir. Eski edebiyat taraftarlarına yaptığı eleştirilerle o dönemde yeni edebiyatın sesi olmuştur. Edebiyat bilgilerinin yer aldığı Talim-i Edebiyat ve edebiyatımızdaki ilk realist roman olan ve yanlış Batılılaşmayı eleştirdiği Araba Sevdası onun önemli düz yazı eserleridir.
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 1 Mart 1847
Ölüm:
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 31 Ocak 1914
Reklam
·
Reklamlar hakkında

İncelemeler

Tümünü Gör
294 syf.
·
5 günde okudu
·
Beğendi
·
Puan vermedi
''Bir amaca bağlı olmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.'' Tam da bu tabire uygun batı hayranı, bir o kadar da serseri ruhlu ama hayalperest ve saf Bihruz Bey in yalan ile gerçek arasında geçen heyecanlı ve ızdırap dolu günlerini konu alır Araba Sevdası. 1886 yılında yazılıp, 1895 yılında yayınlanan Türk Edebiyatının ilk realist romanı olarak kabul edilen Araba Sevdası, alafranga, züppe tipli, gösteriş meraklısı bir gencin, okuduğu Fransızca romanlarının etkisi altında kalarak kendi hayal dünyasında can verdiği derin aşkını Sarışın bir hatunda yaşatmaya çalışmasını ve bu uğurda verdiği mücadeleler, temasıyla şekillenir. Soylu ve tahsilli bir ailenin çocuğu olmasına rağmen, düzenli bir eğitim hayatı olmayan Bihruz, her ne kadar özel Arapça, Fransızca ve Farsça dersleri alsa da lakaytlığının kurbanı olarak adam akıllı cahil kalmıştır:)) Hatırı sayılır variyeti onu zaten gözde bir delikanlı haline getirirken, dışarıdan bakıldığında da giyim kuşamı ve arabası ile entellektüel bir genç profili sergilemektedir. Fakat kitapta da geçtiği tabirle ''Görünüş aldatıcıdır'' Okuduğu romanların ve Perviş'in cezbedici cazibesinin etkisi ile zamanla Romantik bir aşık kimliğine bürünen Bihruz Bey, Perviş için beslediği derin aşkı, arkadaşı Keşfi Bey'in ona söylediği bir yalan ile daha da dayanılmaz olarak yaşamaya başlayacaktır. Perviş 'in artık yaşamadığı düşüncesi ile kendini iyiden iyiye kitaplara vererek, orda yaşanan ızdırap dolu aşk olaylarını kendi dünyasında aks ettirmeye başlayan Bihruz, fakat tesadüf eseri bir pazarda gördüğü Perviş'i kardeşi zannederek yanına gitmesi ve aslında Perviş' in ölmediğini ve zannettiği gibi de bir soylu hatun olmadığını anlamasıyla da kalbinde yanan ateşin birden kora dönüşmesine de karşı koyamayacaktır. Nietzsche' nin de dediği gibi ''Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.'' tabiri Perviş için hissettiklerine tam tercüman olur sanırım. Bihruz'un aslında Perviş e değil de onun arabasına ve sergilediği havalı duruşuna aşık olduğunu, yada aslinda hayalindeki kadinin onda hayat buldurdugunu anladığında çok acı çekmiş ve sahip olduğu mal varlığının da çoğunu kaybetmiş olacaktır. Aslında dürüst ve iyi niyetli olan Bihruz Bey, hikaye boyunca arkadaşı Keşfi, Fransıca öğretmeni Mösyö Piyer, Araba Fabrikasının sahibi Mösyö Kondoraki, Kitapçı Vik ve kayıkçının Bihruz'un iyi niyetinden ve saflığından sürekli faydalanarak kendi çıkarları ve eğlenceleri için türlü düzenbazlıklar yaptıklarına da şahit olacaksınız. Recaizade Mahmut Ekrem'in hayat verdiği Bihruz karakterinde okuyucuya, dönemin iç çözümleme, iç konuşma ve bilinç akımı teknikleri ilk defabu eserle yansıtılmıştır. İyi Okumalar. Nur...
Araba Sevdası
7.1/10 · 20,3bin okunma
·
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.14