Refi Cevad Ulunay

Refi Cevad Ulunay

Yazar
7.5/10
11 Kişi
·
29
Okunma
·
4
Beğeni
·
413
Gösterim
Adı:
Refi Cevad Ulunay
Tam adı:
Refi Cevat Ulunay, Refii Cevad Ulunay
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Şam, Suriye, 1890
Ölüm:
4 Kasım 1968
 

1890'da Şam'da doğmuştur. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, aynı zamanda Galatasaray Lisesi'nden mezun olduğu yıl olan 1909 yılından itibaren Alemdar gazetesini yayınlamaya başlamıştır. Mahmut Şevket Paşa suikastinden sonra İttihat ve Terakki'ye karşı artan muhalefetinden dolayı 1914-1918 yılları arasında Sinop, Çorum veKonya'da sürgün hayatı yaşamıştır.

I. Dünya Savaşı sonrasında yeniden yayınlamaya başladığı Alemdar gazetesinde İngiliz Muhipleri Cemiyeti lehinde yazılar yazmış, İngiltere ile yakınlaşmayı savunmuş, bu arada Milli Mücadele'ye karşı çıkmıştır.

Cumhuriyet'in ilanı ile Yüzellilikler listesine dahil edilmiş ve 1924'de yurtdışına sürgüne gönderilmiştir. 1938'de Yüzellilikler'in affedilmesi üzerine Türkiye'ye dönüşündeYeni Sabah ve (1953 sonrasında) Milliyet gazetelerinde yazılar yazmıştır. 4 Kasım 1968'de ölmüş ve vasiyeti üzerine Konya'da Mevlana Türbesi'nin karşısındaki Üçler Mezarlığı'na gömülmüştür.

Romanlar
Köle (1945)
Dağlar Kralı: Balçıklı Edhem (1955)
Eski İstanbul Yosmaları/Mermer Köşkün Sahibi (1959)
Bir Başka Âlem (1964)


İncelemeler
Rıza Tevfik: Şiirleri ve Mektupları (1943)


Anılar
Enkaz Arasında (1945)
Eski İstanbul Kabadayıları/Sayılı Fırtınalar (1958)
Konuşan Kalemler (1968)
Sürgün Hatıraları/Menfâlar Menfiler (haz. Hüsnü Kılıç, 1994)
Bu Gözler Neler Gördü (2002)
Gezi yazıları[değiştir | kaynağı değiştir]
İhtişam Diyarı Hindistan (1962)

 
Bir adamı tehdit etmek için ona gücü yetmemek icâb eder. Ben seni tehdide lüzum görmem. Bana kötülük edeceğine kanaat getirirsem o zaman başka türlü hareket ederim.
Gönül öyle serkeş,öyle acayip birşey ki,bazı sinekler gibi süprüntüden,çöplükten,gübreden hoşlanıyor.
Refi Cevad Ulunay
Sayfa 272 - Arba Yayınları
İstanbul'un eski kabadayılığı nedir?
Bunu size şu vaka ile anlatayım:
.... Kavga ettikleri zaman bellerindeki bıçağı çekip hasımlarına uzaktan atarak istedikleri noktaya saplamak melekesine sahip olan beş Kefalonyalı, Reyhan Ağayı, bir yerde sıkıştırırlar. Reyhan Ağa, abanoz bir ok gibi fırlar, fakat beş Kefalonyalı ile başa çıkmak bir mesele olduğu için, eline geçen bir iskemle ile bunları çil yavrusu gibi dağıtır.
Arap Reyhan'ın arkadaşları iki ay onunla dargın durmuşlar.
Sebep? Gayet basit:
-Senin, demişler, tokadın bu gavurlara yetmez miydi ki sandalye kullandın, ayıp değil mi? Sana yakışır mı?
Güzel kadın için yaş diye bir şey yoktur. Kadın, senelere hükmetmesini o kadar güzel bilir ki, onun kır düşmüş saçları bile ağaçların baharı müjdeleyen çiçeklerine benzer.
Dişlerin İngiliz çeliğinden kerpeten olsa burnumdan bir kıl koparmaz... Katalavis? Haydi şimdi çöz palamarı.
Cinayet mahkemesi reisi Hilmi Bey'in zanlının padişaha dua ile savunmasına başlamasına cevabı:

Burası mahkemedir, adalet dağıtır. Zât-ı hilâfetpenahiye dua, adaletin zâtında mündemiçtir. Mahkemeyi bu gibi sözlerle işgal etmeyin. Soracaklarıma cevap verin.
409 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap, ismi nedeniyle bazı okurlara itici gelecektir ve büyük ihtimalle avam kokacaktır.Ama kitabın içine girince capcanlı bir şey göreceksiniz.Eski İstanbulu ,adetlerini,kabadayıların kendine has dillerini müthiş bir incelikle hiç de avam kokmadan müthiş bir gözlem gücüyle sanki oradaymışsınız gibi yaşayacaksınız. Yazar, anlatılan kabadayıları bizzat tanımış onlarla hasbihal etmiş ,birçok dövüşlerine canlı şahit olmuş ,büyük bir araştırmacı.Hayranlıkla okudum bunca yıldır okumadığımada hayıflandım.Kitabı herkes bilmez bir büyüğün tavsiyesi olmadanda akla gelmez.Bende tam olarak bir tavsiye değilde kıymet verdiğim iki büyüğümün kıtabı konuşmaları sayesinde bildim.

Kitabın ismi aslında Sayılı Fırtınalar.Bende bu ismine şahit oldum ve bahsettiğim büyüklerim konuşurlarken gençliklerine kadar gittiler ben unutulmuştum artık ,sanki yanlarında değildim.

M.Reis-istanbulda gecenin bir vakti dolaşıyorum,o saatte dışarda ne aradığımı hatırlamiyorum.Vitrinlerin önünden geçerken ne göreyim. İstanbul Yayınlarından Sayılı Fırtınalar .Dükkan kapalı ,gardaş gençliğime kadar gittim geldim,camı çerçeveyi indirecektim, ramak kaldi.

H.baba-İndireydin reis kitabin parasiyla camin parasinida fazlasiyla birakirdin.

M.reis-He gardaş öylede gençlik gitmiş bizden ,bizimde serde fırtınalık olmasada hafif karayellik var sığdıramadık külhanbeylik davranışı olurdu bu dediğin.

Ben bu muhabbet başlarken masanın ortasındaydım,muhabbet derinleşince kenarında kaldım,iki adam Sayılı Fırtınaların adi geçince birden değiştiler gözleri başka hiçbir sey görmez oldu.

H.Baba-Reis bizim Sefil Tosyalıyı hatırlar mısın?

M.Reis-Şimdi lakabını kullanmıyor. Şahin ile geçen ay beraberdik.

H.Baba-İkizleri ne hale koydugunu bilirmisin ben ordaydım yardımına gittim diye bana küsmüştü.

M.Reis-Kendisi anlatmadı bir başkasından duydum.

H.baba-Ben gidene kadar fırtina kopmuştu ,o ne hızdı reis 10 saniye sürdü sürmedi kendine kıyasla dev olan iki babayiğiti çerçeveyle beraber indirdi.Ben yetişene kadar iş bitmişti bi tekmede ben attım yerdekine,ona bozulmuş
M.reis-Adamlar memleketten göç ettiler simdi Tokattalarmış,ikiside uslanmış ak saçlı dede olmuşlar.

H.baba-Gardaş ben kitabı Sefilden almıştım halen bendedir.Gidelim bir gün kaç km ise kitabı teslim edelim.

M.Reis-1200 km baba.Gidelim hatta yarın gidelim.

Ben kitaptan bu muhabbetle haberdar oldum.Merakım giderek arttı.60 lı yaşlarında bu iki adamın bir kitabin ismiyle gençliklerine gidip gelmeleri merakımi büsbutun arttirdi.Kitabı hemen o gün edindim,Ama dedikleri gibi Istanbul Yayınlarından olanı bulamadım.Bahsettikleti Sefil Tosyalıyı tanımıyorum,kitabı götürdüler mi,teslim edebildiler mi bilmiyorum.Sonra muhabbet edebiyat ile devam etti.H.baba,"reis geçen bir kitap okudum herif böcük oldu " derken ben müsade istedim,hesabı ödemek istedim az kalsın dayak yiyecektim.
476 syf.
·19 günde·10/10
Her haliyle muhteşem bir kitap. Kitap dönemin ünlü kabadayısı Arap Abdullah'ın karıştığı bir olay ile başlıyor. Bu olay sırasında farklı farklı kabadayıları, İstanbul halkını, o halkın yaşam tarzına ilişkin bilgilere ulaşıyorsunuz. Hikayeler bir karakterden diğer karaktere geçerek sonunda gene Arap'da bitiyor.

Kitap ayrıca Racon, Tulumbacılar, Rum Meyhaneler, Ramazan Eğlenceleri gibi döneme ve cemiyete özgü olguları da okuyucuya aktarıyor. Ne tam bir roman nede bir tarih kitabı. Eski Türkçe kelimeler çok olsa da sıkmayan akıcı bir tarzı var.
393 syf.
·11 günde·2/10
Açık söylemek gerekirse, kitabın dilinin eski türkçe ağırlıklı olması hasebi ile ağır geldi. Kitabın başlarında, madem yeni bir baskı, Türkçeleştirselermiş ya diye söylendim durdum ama sonra bunun hikayenin özünü kaybettireceğini farkettim. Ancak bu halinin sizi o dönemlere götürebileceğine kani oldum.
Çoğu kısımda söylenmek istenen şeyi tahmin ederek ilerledim.
Eski türkçeyi biraz anlayabiliyor, söylenenleri hiç olmazsa tahmin edebiliyorsanız ve tarihsel kitapları seviyorsanız geçmişe yolculuk edebilir, 100 yıl öncesi İstanbul insanını az buçuk tanıyabilirsiniz. Hiç eski türkçe birikimim yol diyorsanız ise 4-5 level üstünüzde ingilizce kitap okur gibi bol bol sözlük açmak zorunda kalabilirsiniz.
Kolay gelsin, iyi okumalar
388 syf.
Yazı dili yer yer eski olmasına rağmen anlaşılmayacak kadar değil.İçeriğine gelince gerçekten harika bir kitap şiddetle öneriyorum.Okumaya başlamadan önce iki kere düşündüğüm fakat okuduktan sonra keşke daha önceden okusaydım dediğim bir eser oldu. Öneriyorum herkese.
Kerem
Kerem Eski İstanbul Yosmaları'ı inceledi.
@SefaPezevengi·29 Ağu 13:21·Kitabı okumadı
BİZİM MARQUİS DE SADE'IMIZDAN İSTANBUL 'BELGESELİ'

Zamanının meşhur gazetecisi Refi’ Cevad Ulunay’ı (1890-1968), üstad Murat Bardakçı anlatsın: “Refi’ Cevad Ulunay,Türk basınının çok önemli bir ismiydi. Gençliğinde İttihad veTerakki Partisi'nin aleyhinde yazınca sürgüne yollandı. İstiklâl Savaşı yıllarında Milli Mücadele'ye karşı çıktı, 150'likler listesine konuldu ve yeniden sürgüne gitti. 1938 affıyla İstanbul'a ve eski mesleği olan gazeteciliğe döndü. Senelerce köşe yazarlığı yapıp kitaplar çıkarttı. Politikayla bir daha uğraşmamaya yemin etmişti ve hayatının sonuna kadar tek bir siyasî yazı bile yazmadı. Kıvrak kalemiyle ve son derece akıcı üslubuyla siyaset dışında kalan güncel konuları işledi. Dünyaya 1968'de veda ettiğinde, Türkiye'nin en çok okunan köşe yazarlarındandı.” [ “Eskiden koğuşta kadın bile oynatılırdı”, 27.02.2000, Hürriyet]  
     
Refi’ Cevad Ulunay, sıkıntılı ve renkli geçen gazetecilik hayatına, birkaç güzel roman da sığdırmıştır: Köle, Enkaz Arasında, Sayılı Fırtınalar, Eski İstanbul Yosmaları, Mermer Köşkün Sahibi, Dağlar Kralı… Selim İleri’nin, “Türk Romanından Altın Sayfalar” kitabında naklettiğine göre, “Gazeteciliğinden gelen akıcı bir anlatımla, eski İstanbul hayatına ilişkin romanlar yazmış Ulunay, bir yandan da Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem insanlarını, kabadayıları, yosmaları, eşkıyaları, tulumbacıları, varlıklı ama çizgidışı yaşayan hanımları canlandırmıştır.” Bu ayki yazımda, işte bu türden insanları o güzelim ve akıcı üslûbuyla romanlarında yaşatmış ve maalesef şimdinin çöp-kitaplar ‘saltanatında’ unutulmuş olan Refi’ Cevad Bey’in; her biri edebî şölen olan romanlarından birini; “Eski İstanbul Yosmaları”nı anacağım. 

Üstad Selim İleri’nin “belgesel çizgisi de olan bir roman” dediği “Eski İstanbul Yosmaları”, 1959’da neşredilmiş. (Bendeniz, maalesef ilk baskısından değil, Arma Yayınları’nın nüshasından okudum. Maalesef diyorum, çünkü yayınevi, bu güzel romanı basmakla çok iyi bir iş yapmış olmakla birlikte, basımdaki –hadi, hatâlar demeyeyim- fâhiş özensizlikler, bu güzel işe gölge düşürmüş! Bu özensizlik, daha künye sayfasından başlıyor: Kitabın hangi yılda yayımlandığını söyleyemeyeceğim, çünkü yayınevi yazma zahmetinde bulunmamış. Ayrıca, kitabın ilk kapağında, iş olsun diye bir ibâre: “Yayına Hazırlayan: Metin Martı”. Neden mi “iş olsun” diye? Romanı okumaya başlayınca karşımıza çıkan imlâ yanlışlarını gördüğümüz; anlamadığımız pek çok kavram ve âdetlere de, düşülmesi gereken açıklayıcı dipnot bilgilerinin es geçildiği için.) Selim İleri, 24 Nisan 2010’da yazdığı “Bir İstanbul Gezintisi” yazısında (Zaman), “Ulunay'ı kimseler romancıdan saymazdı.” diyor. Bunu okuyunca şaşırdım doğrusu. Akıcı ve güzel Türkçeyle merak uyandıran ve İstanbul’un unutulan yer, âdet ve insanlarına yer veren güzel romanlar yazmış bir yazarı romancı saymamak, acaba bir kıskançlık işareti miydi? Neyse, biz romana dönelim.

Roman, eski İstanbul’un yosmalarından iki meşhur kadın olan Ra’nâ ve Kel İpek’in hayatlarını ve o hayatları vâsıta kılarak, İstanbul’u anlatır. İki bölüme ayrılmıştır dört yüz sayfalık roman. İlk yüzde ellilik kısmında Ra’nâ’yı, son kısmında da Kel İpek nâmıyla mâruf İpek’i anlatır. Ra’nâ, Lokman Hekim’in ye dediği, cinsinden bir kadındır. Bir âfet-i devran. Aslında, istemediği bir evlilik yüzünden düşmüştür bu yola Ra’nâ. Meyvahoş’ta kantarcılık eden babası İsmail Ağa, kızına âşık olan yorgancılar kâhyası Feyzullah Ağa’nın oğlu Remzi’ye, epey altın karşılığında ‘vermek’ ister kızını. Alacağı bu fâhiş başlıkla, hem hayâlini kurduğu dükkânı alabilecek, hem de rahatça geçinecektir. Tabii o devirde (yirminci yüzyılın başları) değil kızın, erkeklerin dahi babalarına “gönlüm falancada” demeleri ‘hadlerine düşmemiş.’ Ra’nâ’ya da fikri sorulmaz. Babası bir kere yağlı kapı bulmuştur; kızını verecektir (yahut ‘satacaktır’) Ne ki, Ra’nâ Remzi’yi sevmez; dahası, evlilik fikri de ona uzaktır… Ra’nâ’ya ders veren Hoca Hanım vardır. Kız, meseleyi ona açar. Hoca Hanım, kaçma fikrini sokar kızın aklına. Kendisi kaçıracaktır. Kime? “Hâfız Hanım” denilen ablasına. Kızı, ablası istemiştir zaten. Hâfız Hanım da, ne hâfızdır ya! Meğer, piyasanın namlı kadın tacirlerinden değil miymiş! Velhâsıl, ‘o yolun yolcusu’ olur Ra’nâ. Zengin köşklerinde, yalılarında lüks bir hayat sürer. Hayır, pişman değildir. 

REFİ’ CEVAD DEĞİL, MARQUİS DE SADE!

Romanın ikinci kahramanı Kel İpek’tir. Çocukken bir hastalıktan ötürü saçlarını kazıttığı için verilmiştir bu lâkap. Sonrasında altın gibi parlak ve halat gibi sağlam saçları olsa da, o hep Kel İpek’tir. İnişli çıkışlı hayatını kendi ağzından, yaşlılık döneminde anlatır İpek. Romanın bu kısımlarında çok şaşırdım: İpek’in cinsel ihtirası, güdülme/tahakküm arzusu ve ‘hard’ sekse düşkünlüğü, bana, Sade’ın Juliette’ini okuyormuşum hissini verdi. Refi’ Cevad, âdeta Sade’laşmış bu satırlarda… Yazar, iki  kardeş paşazâdenin evlerinde İpek’le Ra’nâ’yı buluşturarak, birinci bölümü, ikincisine bağlamış olur.
     
Eski İstanbul, ‘yosmalık ve kapatmalık’ âdetleri, “vâsıtalık/muhabbet tellâllığı” müessesesinin türlerinin de anlatıldığı bu roman, her şeyden önce, sırf, temiz, kıvrak, akıcı Türkçesi ve pek duyulmadık deyimleri için bile okunmalıdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Refi Cevad Ulunay
Tam adı:
Refi Cevat Ulunay, Refii Cevad Ulunay
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Şam, Suriye, 1890
Ölüm:
4 Kasım 1968
 

1890'da Şam'da doğmuştur. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, aynı zamanda Galatasaray Lisesi'nden mezun olduğu yıl olan 1909 yılından itibaren Alemdar gazetesini yayınlamaya başlamıştır. Mahmut Şevket Paşa suikastinden sonra İttihat ve Terakki'ye karşı artan muhalefetinden dolayı 1914-1918 yılları arasında Sinop, Çorum veKonya'da sürgün hayatı yaşamıştır.

I. Dünya Savaşı sonrasında yeniden yayınlamaya başladığı Alemdar gazetesinde İngiliz Muhipleri Cemiyeti lehinde yazılar yazmış, İngiltere ile yakınlaşmayı savunmuş, bu arada Milli Mücadele'ye karşı çıkmıştır.

Cumhuriyet'in ilanı ile Yüzellilikler listesine dahil edilmiş ve 1924'de yurtdışına sürgüne gönderilmiştir. 1938'de Yüzellilikler'in affedilmesi üzerine Türkiye'ye dönüşündeYeni Sabah ve (1953 sonrasında) Milliyet gazetelerinde yazılar yazmıştır. 4 Kasım 1968'de ölmüş ve vasiyeti üzerine Konya'da Mevlana Türbesi'nin karşısındaki Üçler Mezarlığı'na gömülmüştür.

Romanlar
Köle (1945)
Dağlar Kralı: Balçıklı Edhem (1955)
Eski İstanbul Yosmaları/Mermer Köşkün Sahibi (1959)
Bir Başka Âlem (1964)


İncelemeler
Rıza Tevfik: Şiirleri ve Mektupları (1943)


Anılar
Enkaz Arasında (1945)
Eski İstanbul Kabadayıları/Sayılı Fırtınalar (1958)
Konuşan Kalemler (1968)
Sürgün Hatıraları/Menfâlar Menfiler (haz. Hüsnü Kılıç, 1994)
Bu Gözler Neler Gördü (2002)
Gezi yazıları[değiştir | kaynağı değiştir]
İhtişam Diyarı Hindistan (1962)

 

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 29 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.