Giriş Yap

Rıfat Ilgaz

Yazar
8.1
4.164 Kişi
Tam adı
Mehmet Rıfat Ilgaz
Unvan
Türk Şiir, Roman ve Öykü Yazarı
Doğum
Cide, Kastamonu, 7 Mayıs 1911
Ölüm
İstanbul, 7 Temmuz 1993
Yaşamı
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu. Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler. 1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.

İncelemeler

Tümünü Gör
260 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Aydınlatalım Geceleri!
Pablo Picasso'nun çok sevdiğim bir sözü var: "Sanatçı, her yandan gelen duyguları algılayan bir anten gibidir." Aslında bu söz bir "benzetme" değil, bir "tanım"dır. Hatta muazzam bir sanatçı tanımıdır... Mesleği, zanaatı veya uğraşı ne olursa olsun, bir insan kendisini yaşadığı toplumun şartlarına kapatmamalıdır. Çünkü kapatırsa, üç maymundan en az biri olur. Üç maymundan en az biri olmak da sıradan bir insan olmak demektir. Oysaki sanatçı ruhlu insanlar, isteseler de istemeseler de kendilerini sorumlu hissederler. Bu sorumluluk sanatçıdan sanatçıya değişir: Kimisi vatana, kimisi halka, kimisi ırkına, kimisi doğaya, kimisi insanlığa, kimisi ise en miniğinden evinden beslediği bir kediye karşı kendisini sorumlu hisseder. Hisseder de sonunda bir "anten"e dönüşür. Her yandan gelen duyguları, düşünceleri, sözleri algılar. Algıladıktan sonra ise, sorumluluk duyduğu şeye karşı uygun olmayan hiçbir duyguyu, düşünceyi, sözü kabul etmez. Kabul etmeyince de açar ağzını yumar gözünü ve elbette sakınmaz sözünü. İşte bir sanatçının içindeki eleştirel ruh da tam bu noktada ortaya çıkar. Bu nedenledir ki, biat eden ve eleştirmeyen insanlar günümüzde "sanatçı" olarak kabul edilmez... Neden sanatçı kavramını kendimce bu şekilde yorumladım? Çünkü Rıfat Ilgaz'ın Karartma Geceleri isimli bu eserinde bir öğretmen ve bir şair olmasına karşın 1940'lı yılların Türkiye'sine kayıtsız kalamayan Mustafa Ural ismindeki bir kişinin yaşadıkları anlatılmış. Peki kitapta anlatılan dönem nasıl bir dönemdir? İkinci Dünya Savaşı'nın kapımızda olduğu, daha Birinci Dünya Savaşı'nın tahribatını üzerimizden atamadığımız ve dolayısıyla İkinci Dünya Savaşı'na girmekten çekindiğimiz bir dönemdir. Hitler ısrarla bizi yanında savaşmaya davet eder. Böyle olunca Türkiye'deki ırkçıların sayısı da Hitler sempatizanlarının sayısı da günden güne artmaktadır. Ülkenin içi ise içler acısıdır. Karne ile alınan ekmekler, bitmeyen uzun kuyruklar, kışın yakacak odun-kömür bulunamaması, halkın her geçen gün yoksullaşması, kahvelerde içecek çayın bile bulunmadığı karanlık bir dönem... Tüm bunların yanında dışarıdan gelebilecek ani baskınları önlemek amacıyla geceleri her yerde karartma uygulaması vardır. Şimdilerdeki "kapatma" uygulaması ile benzerlik kurulabilir... Bu dönem aynı zamanda ülkenin aydınlarına baskı uygulanan bir dönemdir. Yazarımız Rıfat Ilgaz'ın amacı da işte bu dönemleri, bu karanlık günleri, bu sefaletle iç içe olan günleri bize olduğu gibi aktarmaktır. Bunu ise bir öğretmen ve şair olan Mustafa Ural ile gerçekleştirmiştir. Mustafa Ural, edebiyat öğretmeni iken bir şiir kitabı bastırır. Eser boyunca hangi şiirinden dolayı başı belaya girdiği okura açıklanmaz. Fakat şiir kitabının toplatıldığı ve Mustafa Ural'ın yargı makamı tarafından her yerde arandığı daha kitabın başlarında okura anlatılır. Edebiyat öğretmenimiz Mustafa Ural ister ki, halk bilinçlensin, kendi çektiklerini fark etsin, her şeye razı olmasın ve gücünün farkına varsın. Çünkü halkını sever, halkın parasıyla okumuş olduğu için ona karşı kendisini sorumlu hisseder. Öğretmenimizin tek bildiği şey, kısaca, ezilen halktan yana oluşudur... Mustafa Ural, ilk başlarda sağlık sorunlarını göz önünde bulundurarak hemen teslim olmak istemez. Çünkü teslim olduktan sonrası karanlık ve bilinmezdir. Bir süre İstanbul sokaklarında kaçmaya başlar. Karartılmış gecelerde bazen bir sokak köpeği, bazense bir fare gibi dolaşıp durur. Yeri gelir aç kalır yeri gelir susuz kalır, hatta yeri gelir sokakta sabahlar; ama yine de teslim olmaz. Ayrıca kimi zaman dostlarından, kimi zaman ise dost bildiklerinden yardım ister. Fakat nereye kadar kaçacaktır, yakalandığında veya teslim olduğunda şartlar nasıl olacaktır, bunları da okuyarak görmeniz gerekir. Rıfat Ilgaz, Mustafa Ural’ın kaçış öyküsünü anlatırken, savaşın etkisindeki ülkemizin 1940’lı yıllarına da ışık tutuyor. Aslında Mustafa Ural ile Rıfat Ilgaz'ın kitapta anlatılan dönemlerde yaşadıkları birbiri ile örtüşmekte. Birçok okur tarafından eserin bir anı eser veya yarı otobiyografik eser olduğu da söylenir. Rıfat Ilgaz'ın hayatını ve yaşadıklarını araştırdıktan sonra ben de bu şekilde düşünmeye başladım. Fakat kesin cümleler kurmak istemiyorum. Ayrıca kitapta dönemin edebi yapısı da önümüze sunulmuş. Sabahattin Ali, Nihal Atsız, Nazım Hikmet, Hasan Ali Yücel ve şu an hatırlayamadığım birçok isimden bahsedilmiş. En çok da Sabahattin Ali'nin haksız yere yaşadıklarına değinilmiş. Dolayısıyla cesur bir eser... Son olarak bu eseri okumama vesile olan
Büşra B.
arkadaşıma teşekkür ederim. Karartılmamış, aydınlık geleceklerde hep birlikte buluşmak dileğiyle, keyifli okumalar dilerim.
Karartma Geceleri
8.3/10 · 3.507 okunma
·
4 yorumun tümünü gör
Reklam
88 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Derdimiz her şey, kaygımız yarınlar geçmişte, şimdi de, gelecekte de.
Rıfat Ilgaz Beyimizin bütün kitap serisini buldum ama 1000K da kitap eksikliği çok , onu yaz yok bunu yaz yok bu şiir kitabını yazınca şükür hemen okuyum dedim . Yayın tarihi ve kapak resmi farklı da olsa da.Yolculukta 1 saat sürmedi bile keyifle okudum. O zaman bu zamana bir ırmağın yaprağı yüzdürdüğü gibi sürüklemiş her şeyi. Zaman ve insanlar farklı hayat, duygu yaşananlar aynı.. Ara ara paylaştım alıntıları. Kitabın içeriğindeki şiirler de görüş, düşünce, sevdiği arkadaşlarına yazdıklarini, hastalıkları okusakta içten, samimi bir okadar gerçek ve yaraya tuz basar cinsten. 1000K dan tek ricam uygulama düzenlemesine ayırdığınız değerli zamanınızı yazarlara ait kitapları listenize ekleyip düzenlemeniz. Eksik kitap çok..... Anlıyorum bize daha iyi hizmet için uğraşıyorsunuz emeğinize sağlık teşekkür ederiz lâkin kitap yönünde emeğinizi yogunlastirirsaniz bizi daha çok mutlu edersiniz. Son 3 haftadır, son zamanlarda en çok bu konuda rahatsız eden benim sanırım.
Devam - Şiirler 1953
7.5/10 · 48 okunma
529 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
"Al paçalıklı sırtı küfeli, Başı çifte çifte sarıyazmalı Siler gibi alın terini çevrene Bu kara yazıyı alnından silip Kendi özyazını, kendin yazmalı!" Rıfat Ilgaz Rıfat Ilgaz, Karadeniz'in emekçi kadınlarının simgesi olan "sarı yazma" adını verdiği bu otobiyografik romanda çocukluğunu, öğrencilik yıllarını, öğretmen olduktan sonra geçen zorlu günleri, ailesini, cezaevi ve sanatoryum arasında geçen zorlu hayatına rağmen devam ettirdiği yazarlık serüvenini anlatıyor. 1911 yılında dünyaya gelen yazar Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı olmak üzere üç büyük savaş görür. Cumhuriyetin ilk yıllarının tüm yoksulluk ve yoksunluğuna rağmen, eğitim ordusunun bir neferi olarak farklı illerde, farklı okullarda öğretmenlik yapar. Öğrencilik yıllarında yakasına yapışan ve bir türlü iflah olmayan, kronikleşen akciğer hastalığı nedeniyle ömrünün büyük kısmını sanatoryumlarda ya da muhalif kimliği sebebiyle cezaevlerinde geçirir. Yazıları, şiirleri yasaklanır, kitapları toplatılır. Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte çıkardıkları Marko Paşa'da yer alan muhalif yazıları nedeniyle defalarca hakkında dava açılır. Devlet için mimlenmiş bir sakıncalıdır o. En bilinen eserlerinden olan Hababam Sınıfı'nı bir eğitimci olarak kaleme aldığında amacı eğitim sisteminde gördüğü aksaklık ve yanlışları ortaya koymaktır aslında . Ancak Hababam Sınıfı'nın filme çekilmesi sırasında romanda olmayan bazı tiplemelerin ve olayların filme ilave edilmesini esere ve kendisine yapılmış bir saygısızlık olarak gören, hasılat rekorları kıran filmi çeken şirketi protesto amacı ile mahkemeye veren bir muhaliftir. Bu hayatta büyük bedeller ödemiş bir isimdir Rıfat Ilgaz. Tabii onunla birlikte ailesi de büyük bedeller ödemiş. Hem hastalığı hem de sık sık cezaevine girişleri nedeniyle çocuklarının çok yanında olamamış bir baba, eşine gereken desteği verememiş bir eştir ne yazık ki büyük usta. Sarı Yazma'da yaşadıklarının bir dönemini anlatan yazar, o esnada Türkiye’de yaşanan politik olayları, edebiyat dünyasını ve 40 kuşağı aydınlarının yaşadıklarını ve mücadelelerini de anlatır okuyucuya. "Bu ülkede muhalif olmak zor, hep zormuş arkadaş" dedim kendi kendime kitabı bitirdiğimde. Yine de güzel günlerin umuduyla mücadele etmek de bir o kadar güzel bence. Keyifle okunsun...
Sarı Yazma
8.7/10 · 499 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42