1000Kitap Logosu
Resim
Rızaeddin Bin Fahreddin

Rızaeddin Bin Fahreddin

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
24 Kişi
51
Okunma
15
Beğeni
751
Gösterim
Unvan
Islâm Alimi, Yazar
Doğum
31 Aralık 1858
Ölüm
12 Nisan 1936
Yaşamı
Tataristan Türklerinin fikri hayatında etkin bir isim olan Rizaeddin b. Fahreddin 31 Aralık 1858 yılında bir molla ailesinde beşinci çocuk olarak doğmuştu. Ailesi döneminin eğitimli kişileri arasında sayılmaktaydı. Annesi Mevhube Hanım köyün kız ve erkek çocuklarının ilk tahsilinden sorumlu biriydi. Babası Fahreddin b. Seyfeddin (1819-1891) ise nüfusuna kayıtlı bulunduğu köyün imamlığını yapmaktaydı. Küçük Rizaeddin ilk eğitimini annesinden almış, 1867 yılında ise medreseye kaydolmuştu. Çistay medresesinde aldığı bir yıllık eğitimin ardından, 1869 yılında Selçili köy medresesine yazıldı. Bu yıldan itibaren aralıksız olarak devam ettiği medrese eğitimine, 1879 yılında son noktayı koydu ve Astrahan medreselerinde eğitimine devam etmek için çabalamaya başladı. Bu süreç içinde 25 Ağustos 1873 tarihinde annesinin ölümü Rizaeddin Fahreddin’in hayatında yer edinmiş en üzücü olaydır . Astrahan’a gitmek arzusu hocası Abdülfettah Efendi tarafından engellenince bağlı bulunduğu medresede eğitim öğretimini sürdürdü. Ama bu defada Buhara’da okumak hevesine kapıldı. Lakin bu isteğinde de başarılı olamadı, çünkü bu kezde babasının engellemesine takılmıştı. Ardından İstanbul’a gitme hayalleri doğdu ise de maddi koşullar buna müsait değildi. Anlaşılan küçük Rizaeddin’in eğitim adına kurduğu bütün hayaller kaderin ağlarına takılarak başlamadan sönüp gitmişti. 1879’da tifoya yakalanınca bir sonraki yıl yapması gereken askerlik hizmetinden muaf tutulmuştu. 1884 yılında ise basını İsmail Gaspıralı’nın çıkardığı Tercüman gazetesiyle tanıdı. 1891 yılında Orenburg Müftülüğüne kadı olarak atandı. Daha medrese öğrencisi iken 1885 yılında evlendiği eşi Nurcamal Hanımla ömrünün sonuna kadar mutlu bir evlilik sürdürmüştü. Bu evliliği sonucunda ikisi kız, dördü erkek altı çocuğu oldu . Rizaeedin Fahreddin 14 Haziran 1883 yılnda Bügülme şehrinin İlbek köyüne ikinci imam olarak atandıktan sonra 12 Aralıktan itibaren medreselerde ders vermeye başladı. 1891-1893 yılları arasında kadı Maksudov’un yerine üç yıllığına Orenburg müftülüğüne seçildi. Böylece, aralıklarla, ama aksımadan 1891-1906, 1918-1923 yılları arasında kadı, 1923-1936 yılları arasında da molla olarak meslek hayatı başlamış oldu . Sovyet hükümetinin dine karşı açtığı yoğun-sert propaganda ve savaşa rağmen, Rizaeddin Fahreddin, Rusya’daki Müslümanların çoğunu başında bulunduğu Ufa Nezareti etrafında birleştirdi. Onbinlerce mescidin kapatılıp ekmek deposuna veya dinsizler klübüne dönüştürüldüğü bir zamanda, bölgesinde pekçok mescidin açık kalmasını, mescidlerde dini derslerin verilmesini, imam ve müezzin çocuklarının fen okullarına alınmasını, imamlardan alınan aşırı vergilerin kaldırılmasını, tüm Rusya, özellikle de bölge Müslümanlarının tarihleri için paha biçilmez bir hazine olan Diniye Nezareti arşivinin korunmasını ve müftülükçe İslam Mecellesi adında bir mecmua çıkarılmasını sağladı . Rizaeddin Fahreddin düşünce ve faaliyet anlamında her zaman eğitim olgusunun merkezi olarak hareket etmiştir. Çalışmalarında özet olarak sonuca yansıyacak ana fikir: çağın gelişimini yakalamak için eğitime ihtiyacımız vardır. Bu düşünce onun dini ve felsefi görüşlerinde de esas olmuştur. Mercani’nin İslam’ın doğasında bilimlere büyük değer vardır şiarını kendi eserlerinde birebir temel düşünce olarak yansıtmaya çalışmıştır. Pratik yaşamdaki faaliyetlerini de bu düşünce üzerinde sürdürmeye çalışmıştır. Rusya Müslümanlarının kurultay ve toplantılarında, katıldığı küçük çaplı siyasi çalışmalarda belirleyici tavrını bu düşünceden yana koymuştur. Kısacası, Rizaeddin rasyonel olgular alanında benimsenmiş etnik ve dini kimliği koruyarak gelişmiş bir toplum olmanın hayalini gerçeye yansıtma mücadelesini vermiştir . Özel ve genel anlamda hayata dair faaliyetleri yanında Rizaeddin Fahreddin bilimsel çalışmalar yapan ve bunları kitaplaştıran fikir adamlarındandı. Geniş kapsamlı olmasını göz önüne alırsak 16 büyük esere imzasını atmıştır. Toplam ilmi eser ve çalışmalarının sayısı 70’i bulmaktadır. Ciddi alanda bilgi dışında bulunan teknik ve aşırı siyasi görüş ve düşünceler dışında dini, felsefi, eğitim-öğretim, coğrafi ve tarihi konularda bugünde belli ölçülerde değerini muhafaza eden en önemlisi yaklaşık yüz yıl önceki Türk düşünce tarihinin alanlarını tespit ettirecek eserlere imzasını atmıştır. Rizaeddin amaçlı olarak eserlerini toplumun her ferdi tarafından anlaşılacak öğretici bir üslupla kaleme almıştır. Tarih alanında bu üslup kapsamında yazdığı en önemli eserlerinden biride çevrisini sunduğumuz “Altın Orda ve Kazan Hanları” başlığında toplanan makaleleridir. Rizaeddin Fahreddin, büyük maddi sıkıntılar içerisinde geçirdiği müftülük yıllarının ardından, 12 Nisan 1936 yılında, bu dünyadan ayrıldı.
183 syf.
İbn Teymiyye'nin kalbimde ve nazarımda çok farklı bir yeri vardır. Onun hakkında okuma yaptıkça, onun hakkında bir şeyler öğrendikçe ona daha çok hayran oluyorum. Bu kitabı yaklaşık bir sene evvel okudum. Ama hala kitabın kapağına bile baktığımda kalbimi aynı şekilde titretiyor. Biliyorsunuzdur, İbn Teymiyye hakkında çok fazla atıp tutanlar var. Ama inanın onun hayatını okudukça bu atıp tutanlara anlam veremiyor, düşman kesilecek duruma geliyorsunuz. Ve İbn Teymiyye'yi tanımak ile kimse hakkında peşin hüküm verilmemesi gerektiğini idrak ediyorsunuz, idrak etmekle kalmayıp hayatınıza geçiriyorsunuz. Rabbim ondan ebeden razı olsun, onunla beni Firdevsi Alâ'da buluştursun.
443 syf.
·
42 günde
·
8/10 puan
Dini Ve İctimai Meseleler
Tatar âlimlerinden olan Rızaeddin b. Fahreddin'in bu eseri birçok konuya dair yazılar içeriyor. Kitap toplam 12 bölüm ve ek kısmından oluşmaktadır. Bunlardan bazıları olarak şunlar zikredilebilir: Temel Kaideler, Kur'an, Sünnet, İctihad ve Müctehidler, Tebliğ, İman ve Küfür, İmamet ve Hilafet, Ehli Sünnet vel Cemaat. Birçok farklı konuda bilgi almanızı sağlayacak değerli bir kitap bu. Merakı olanların okumalarını tavsiye ederim. Merhum Rızaeddin'in bazı konulardaki görüşleri anılmaya değer. Bazılarını verelim : 1- Zannı kötüleyen ayetlerin kapsamı salt zann olsa gerektir. 2- Klasik Fıkıh kitaplarının içerdiği hükümlerin yarısı kanundur. Yani bir zaman ya da mekanın gereğine göre sırf rey ile düzenlenen nizamlardır 3- H. 4. Asırdan sonra yazılan Fıkıh kitapları birbirinin kopyasıdır. 4- Kuran'ın korunmuşluğu, yalnızca vahyin - Allah'tan peygambere - iniş süreci için geçerlidir. Ondan sonrası için bir tekeffül söz konusu değildir. 5- Peygamberler tıp, aritmetik, matematik gibi bilimleri öğretmek için gönderilmediler. 6- Şeriatın tebliğiyle ilgisi olmayan konularda Peygamberlerin yanılması ve bunları bilmemeleri onlar için bir ayıp değildir. 7- Uydurma rivayetler için kullanılan "Bu Hadis, isnad açısından sabit olmasa da, manası doğrudur" şeklindeki söz yanlış anlamaya yol açacağı için doğru değildir. Bir sözün Hadis olması için, manasının doğru olması yetmez, isnad bakımından da sabit olması şarttır. 8- Lafzı mütevatir de, maneviyat mütevatir de azdır. Muhaddisler bir konuda beş on tane Hadis görünce, isnadı ve metinlerin ortak noktasını araştırmasızın söz söylemeleri yanlıştır. 9- Mürtedin öldürülmesi meselesi, siyasi bir olaydır. Bunu fiili Sünnet saymak ve şartlar gerekmedikçe onla amel etmek caiz değildir. 10- Kıyamet alametleri hakkında, özellikle de Hz. İsa'nın nüzulu gibi meselelerde mütevatir Hadis kesinlikle yoktur. 11- Her dönem müctehidlerinin Fıkıh ge hukuk kitaplarını bizzat ve zamanın ihtiyaçlarına göre düzenlemeleri gerekir. 12- İman konularında ve yapıldığında sevap veya günah olan şeyler dinidir. Bunlara ilave yapma veya eksiltme yapmak bidattir. 13- Dinsiz : Kendi zenginliklerine, güçlerine güvenerek başkalarını hor görenlerdir. 14- Dilenciliğin bitirilmesi için sadakaların bilinçli şekilde verilmesi, fakirlerin çocuklarının okutulması, yoksullar için sanat okulları açılması, bakım evleri açılması ve yoksullar için ucuz maliyetli evlerin yapılması gerekir. 15- Kadınların camiye gitmeleri sünnettir. Kadınların mescide gitmelerinde fitne korkusu varsa, gitmemelerinde kesin fitne vardır. 16- Kadınları iş hayatından dışlamak, onları eve hapsetmek doğru değildir. 17- Allah'a has olan özelliklerin başkalarına verilmesi şirktir. Müşrikler bu vasıtalarını sanem ve ilah diye isimlendirirken, günümüzdekiler kendi vasıtalarını veli, hoca, Seyyid, şeyh, kabir, Peygamber, melek gibi isimlerle anarlar. 18- Ekonomik açıdan esir olan birinin siyasi bağımsızlığı olamaz. 19- "İmamlar Kureyştendir." sözünden asıl maksat nesep /soy değil, Kureyşin nüfuzlu ve kudretli olmasıdır. Bunu, her zaman için geçerli, daimi bir kaide haline getirmek gerekirse, "İmamları nüfuzlu, güçlü ve halifelik makamını iyi koruyacak kavimlerden - milletlerden- - Kureyş soyundan ya da başkasından - seçiniz!" denilebilir. 20- Halife seçimi dini değil, içtima-siyasidir. 21- Herhangi bir görüşü araştıracak olanlar, onu düşmanlarının eserlerinden, sözlerinden değil, kendi eserlerinden tanımalıdır. 22- Ebul Hasan el-Eşari 'yi ehli sünnetin imamı sanmak yanlıştır. Onun mutezileden ayrılma hikayesi olarak anlatılan 3 kardeş hikayesi uydurmadır. 23- İslam hafızları, Mutezililere nisbetle Haricilerden gelen hadislerin daha güvenilir olduğunu tasrih ederler. 24- Dini bir kıyafet söz konusu değildir. Şalvar, cübbe, sarık adettendir, dini değildir. 25- İçerisinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmez hadisindeki yasağın kastı din ile alakası olan ve şirke götürecek suretlere mahsustur. Bu kitaptan yaptığım alıntıları bir arada görmek için tıklayınız: medium.com/t%C3%BCrkiye/r%C4%B...
Okuyacaklarıma Ekle
80 syf.
·
2 günde
·
7/10 puan
İbn-i Rüşd'ü tanıtmak açısından gayet faydalı bir eser olduğunu düşünüyorum lâkin biraz daha objektif bir eser olsaydı ve daha uzun yazılmış bir eser olsaydı daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Yine de İbn-i Rüşd'ü tanımak isteyen, hakkında az da olsa fikir sahibi olmak isteyenler okuyabilir.
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.