Rumeysa Nur Ercan

Rumeysa Nur Ercan

Çevirmen
8.0/10
51 Kişi
·
145
Okunma
·
0
Beğeni
·
9
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
112 syf.
·Puan vermedi
"Gerçek zarar bir köprüyü yıkabilecek yahut ona benzer bir şeyi yapabilecek bir uygulama olmadıkça ortaya çıkmayacaktır."

Bilgisayar bilimcisi, kriptolog ve bilgisayar biliminin kurucusu sayılan Alan Turing, geliştirmiş olduğu Turing testi ile makinelerin ve bilgisayarların düşünme yetisine sahip olup olamayacakları konusunda tez ve kriterler öne sürerek modern bilgisayarın temellerini atan isim olmuştur.

Her iki dünya savaşında, özellikle Nazilere karşı verilen mücadelelerde kod kırma yöntemleriyle savaşın adeta gizli bir kahramanı olan Turing, Matematiksel biyoloji ve kaos gibi alanlarda oluşturduğu "Yalancı Paradoksu" ile öncülük eden çalışmalarını; onu laboratuvarın dışına çıkararak biyografisini kaleme alan David Boyle'un yalın anlatımıyla öğreniyoruz...


Yirmi Birinci Yüzyılın başlarında ortaya atılan insan doğası, yapay yaşam olasılıkları, insan gayretinin anlamı ve gelişimin ilerlediği yön gibi tartışmalarda ön plana çıkan Turing, Boyle'un da ifade ettiği üzere, şahsiyetini ve şahsi çıkarlarını geri plana atarak, tanınır olmaktan kaçınıp, Tesla gibi kendi reklamını önemsememiştir. Bir filmde söylenildiği gibidir: "Doğru ya da yanlış bir şey yok, çoğu zaman popüler fikirler var."

Bir meselede yeterince fikir ve malumat sahibi olmadan griyi mavi, karayı ak yapanları, görünür ve görünür olmayan desteklerin arka planlarını birçok alanda (Siyaset, spor, hukuk, medya vs) çok net olarak görüp tecrübe edebiliriz...

Nazilere karşı siperlerde hayatını ve beden gücünü feda edenler olduğu gibi, zihin gücünün sınırlarını zorlayan azınlık gruplar da mevcuttu. Bulduğu yöntemler ve kırdığı kodlarla Alan Turing, savaşın kaderini etkileyen bir isimdi kuşkusuz...

#32434368 Teknolojinin, insanoğlunu yerinden edeceğine inanan Turing, öğrenebilen, gelişen ve yol kat eden bir makinenin, bir gün insanlık için tehlike arz edeceğine şüphe duymazken, kendini makine ile özdeşleştirerek onlara "insani" bir kabiliyet verme düşüncesini yaşamı boyunca ideası haline getiren bir düşünce yapısına da sahipti. #34754335

1997'de Dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov'un bir bilgisayara yenilmiş olması, bir şeylerin değiştiğini ortaya koymakla birlikte, hayatın sayılara indirgendiğinin de apaçık göstergesiydi. Yalıtımıyla tüm hızıyla devam eden ve yaşamı kolaylaştıran sürecin aksine kendi algoritmalarımızı yavaş yavaş tembelleştireceğimizin sinyali (göz işaretiyle komuta edilecek akıllı cihazlar, insana yakın robotlar, yapay zekalar) çok uzak bir tarih olmasa gerek.

Turing'in hayatı, yaptıkları, gayesi ve teknik bilgilerin dahil edilmeyişiyle herkesin anlayabileceği etkileyici bir biyografi...

Keyifli okumalar herkese.
80 syf.
·6/10
Doksan dokuz kişi halinden memnun bir şekilde hayallerle doludur, dünyayı yenileştirme umudu ise , o hayalleri gerçekleştirmek için ısrarla çabalayacak yüzüncü adamdadır...
112 syf.
·6/10
Kitap tesadüfen elime geçti ve Turing’in filmini izlemiş hayran kalmış olduğum içim merak edip okudum. Yeterince kapsamlı olduğunu düşünmüyorum. Duygu dünyasına daha çok girilmesi ve bilimsel detayların arka planda verilmesi beni daha mutlu ederdi. Kısa bir bilgi kitabı.
80 syf.
·Beğendi·10/10
Karanlıktır İnsanın Ruhu kitabı Edgar Allan Poe tarafından yazılan bir kitap değil.İçinde yazan her şey ona ait ama farklı eserlerinden derlenmiş aforizmaların kitap halidir eser.Okurken kendinizi hapsolmuş gibi hissedebilirsiniz.Sonuçta bu cümlelerin sahibi kendi melankolisinde mahvolmuş bir deha.
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Alan Turing gibi bir dehanın hayatının bu kadar akıcı anlatılması şaşırtıcı doğrusu. Sıkmadan, yormadan, karmaşık şeylere dalmadan; cinsel tercihinden, savaş dönemi yaptıklarından, eğitim hayatından bahsedilmiş. Bir çırpıda okunacak bir şeyler katacak bir kitap.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kısaca bir inceleme paylaşayım; Poe'nun adını önceden duymuş olsam da, daha çok "The Following" dizisindeki atıflarla ilgimi çekti -evet James Purefoy yani Joe Carroll'ın karizması da bunda hayli etkili- ... Neyse, kitaba dönelim. Yazarın anlaşılır fikirleri var, dilimize iyi çevrilmiş, okuması fazla vakit almıyor, kafa yormuyor.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Alan Turing'in kısa bir biyografisi diyebiliriz. Hayatının ilk dönemleri, eğitimi, cinsel kimliğine kavuşması, meşhur Engima'nın şifresini çözmesi ve son olarak Turing tesliyle halen günümüzde konuşulmaya devam eden biri. Fazla detaya girmeden, yalun bir şekilde hayat hikayesi bizlerle paylaşılmış.
240 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Japon ve Katolik olan bir yazar: Şusaku Endo. Dini ile yaşadığı kültürü birbirine uydurmakta güçlük çeken bir insan ve onun yüzyıllar öncesinin tarihini araştırarak kendi yaşadığı çıkmazları hikayeleştirerek anlattığı kitabı: Sessizlik. Kitabın kahramanı Portekizli, dinine son derece bağlı bir rahip, bu dini Japonyadaki Hıristiyanlara anlatmak için yola çıkmış bir misyoner...

Kitabın önsözünde yönetmen Martin Scorsese şöyle diyor: " Sessizlik, Tanrı'nın sevgisinin sandığından daha gizemli olduğunu, insanoğlunun yöntemlerine sandığımızdan daha fazla müsaade ettiğini ve sessizlik içindeyken bile daima var olduğunu -çok acı bir şekilde- öğrenen bir adamın hikayesidir."

Kitabı bu sitede bile okuyan bir kaç kişi olduğunu göz önüne alırsak, bu incelemeyi yazmamdaki amaç 'belki birisi bu kitaba denk gelir de incelemelerine göz atmak isterse en azından bir tane yazılmış olsun' kaygısıydı. Çünkü bazen ben de merak ettiğim bazı kitapların hiç incelemesinin bulunmadığını görünce hayal kırıklığı yaşıyorum.

Gelelim kitabın içeriğine... Öncelikle dili çok sade ve akıcı, 2 günde okunacak bir kitabı 7 günde bitirmiş olmam ise benim yoğunluğumdan kaynaklıdır. Yoksa hiç de sıkıcı olmayan bir dille ve tatlı tatlı betimlemelerle yazılmış bir kitap.

Ana karakterimiz Rodrigues, Portekiz'den Japonya'ya türlü zorluklarla geçecek olan bir yolculuğa atılmaya karar verir ve bu yolculuk sonunda da orada az da olsa bulunan Hıristiyanlara dinlerini yaşamakta yardımcı olmayı, onların acılarına merhem olmayı ve kendisinden önce oraya gitmiş olan Ferreira isimli rahibin de neden dininden döndüğünü öğrenmeyi amaçlar.

"O dönemin Avrupası'nda, Ferreira'nın dünyanın kıyısında kalmış uzak bir ülkede inancını terk etmeye zorlanmış olması, yalnızca bireysel bir başarısızlık göstergesi değil aynı zamanda inancın kendisi ve tüm Avrupa adına utanç verici bir yenilgiydi.(syf 15)

Büyük bir şevkle diğer üç arkadaşıyla birlikte çıktığı yolculuğunun Japonya'dan önceki durakta sekteye uğraması ve Japonların ülkelerine giriş çıkışı sıkı bir denetim altında tutmasından dolayı gecikmesi Rodrigues'in hayal dünyasından sıyrılmasına neden olur.

"Biz rahipler, birçok yönden üzgün bir insan topluluğuyuz. İnsanlığa hizmet etmek için dünyaya gelen fakat görevini bir türlü yerine getiremeyen bir rahipten daha yalnız kimse yoktur şu dünyada." (Syf 29)

Pek çok talihsizlikten sonra -daha sonra Hıristiyan olduğu anlaşılan- Kiçijiro adında bir Japonla tanışırlar ve Japonya'ya dikkat çekmeden varmaları için ona güvenmek zorunda kalırlar. Gerçekten de onun yardımıyla Japon topraklarına varırlar ve başlarına gelen talihsizlikler peşlerini bırakmaz hatta katalanarak artar. Bu Kiçijiro adlı Japon kendisine pek çok kez ihanet eder ve Rodrigues onu Yahuda'ya benzetir, hatta İsa'nın nasıl olup da onu yanından ayırmadığına bir türlü anlam veremez.

Japonya'daki günleri çoğunlukla kaçarak ve saklanarak geçer Rodrigues'in, tanıştığı bir kaç Hıristiyan'a dini konuda yardımcı olması dışında hiç de hayal ettiği gibi olmaz. Hatta oradaki Hıristiyanlar'ın sefil bir durumda olduğunu gördüğünde hayretler içinde kalır: "Tanrı Hıristiyanlarımıza neden böyle bir yük taşıtıyor? Bunu anlamakta güçlük çekiyorum."(syf 47)

Pek çok kaçış ve saklanıştan sonra Kiçijiro'nun ihanetiyle muhafızlar tarafından yakalanır ve diğer Hıristiyanların da bulunduğu bir hapishaneye konur. Bu günlerde kendisine işkence edileceğini tıpkı seleflerine yapıldığı gibi kuyulara sarkıtılacağını düşünse de kendisine "iyi" davranılmaktadır. Düşünecek bol bol zamanı vardır ve ara ara kendi inancını da sorgular :

"Diyelim ki Tanrı yok... Bu, korkutucu bir tahayyüldü. Eğer Tanrı olmasaydı her şey ne kadar absürt bir hale gelirdi!"( syf 88)

"Eğer böyle söylemem küfre girmeyecekse Yahuda'nın, İsa'nın ölüm kalım savaşı olan dramın şanı için kullanılan talihsiz bir kukladan başka bir şey olmadığı hissi var içimde."(syf 97)

Daha sonra rahibin, Japon sulh hakimiyle aralarında geçen bir konuşmada, Hıristiyanlığın Japonya'da yayılıp yayılamayacağı ile ilgili yazarın bir tohum ve toprak metaforu var ki oldukça hoşuma gitti okurken:

"Tek bir toprak türünde büyüyen bir ağaç, toprağı değiştirilse kuruyabilir. Peder, topraktaki ve sudaki farklılıkları hiç düşünmediniz mi?"(syf 138)

"Eğer yapraklar gelişmiyor, çiçekler açmıyorsa bu yalnızca gübrelenmediği içindir." (Syf138)

Sonraki zamanlarda kendisinden önce gelen ve dinden döndüğü bilinen rahip Ferreira ile görüştürülür ve onlar gibi giyindiğini hatta bir Japon ismi aldığını görür. Ferreira'nın görevi Rodrigues'i de dinden döndürmektir ve şöyle der ilk karşılaşmalarında:

"Yirmi yıl boyunca bu amaca hizmet ettim. Bildiğim tek şey ise dinimizin bu ülkede kök salmadığıdır. Bu ülke bir bataklık. Zamanı gelince sen de göreceksin. Hıristiyanlık fidanını işte bu bataklığa diktik biz!"(syf 182)

Burdan sonra başına ne geldiği ve hikayenin nasıl bittiğini okuyacak olanlara bırakıyorum.

Son olarak, kitabın konusu ilgi çekiciydi benim için. 1500lerin Japonya'sına, dinine ve kültürüne hafif bir dokunuş yapmıştı bana göre yazar. Dokunuş diyorum çünkü din ve inanç konusunda dili yumuşaktı, karakterin sorgulaması bile yüzeyseldi. Çünkü nerdeyse inanan herkesin hayatının bir bölümünde de olsa sorguladığı cinstendi, daha fazla derine inmediğini düşünüyorum kendi adıma. Ama zaten bu kitap din eleştirisi olarak değil, bir insanın Tanrı'dan beklentileri, kendinden beklentileri ve bunları bulamamanın hayal kırıklığı ama yine de Tanrı'yı ve yaşamı sevmekten vazgeçemeyişi olarak okunmalıdır.


Denk gelir de bu kitabı elinize alırsanız, keyifli okumalar dilerim.
80 syf.
·Beğendi
Kalem, toka yada sakız gibi çantada olması gereken kitaplardan. Bir kahve içimlik ömrü var aslinda, incecik. Tabii çevirip çevirip okumak isterseniz başka.
112 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Dünya tarihinde ki en büyük dehalardan birini tanımak için bu kitap ve Turing' in hayatını anlatan birçok kitap okunmalı. Sadece kendi olduğu ve cesaretinden kaynaklı cezalandırılan ve siyanürlü elma yiyerek bu hayata veda eden biliminsanı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rumeysa Nur Ercan

Yazar istatistikleri

  • 145 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 127 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.