Sabah Kara

Sabah Kara

YazarÇevirmen
9.3/10
12 Kişi
·
19
Okunma
·
1
Beğeni
·
124
Gösterim
Adı:
Sabah Kara
Unvan:
Kürt Şair ve Çevirmen
Doğum:
Nusaybin, Mardin, Türkiye, 1960
Şair, çevirmen. 1960, Nusaybin / Mardin doğumlu. İlköğrenimini Nusaybin’de, ortaöğrenimini Diyarbakır ve Samsun’da okuyarak tamamladı. 1978 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini 1981’de, 1982’de girdiği ODTÜ Eğitim Fakültesini 1983 yılında terk etti. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunudur. Telif eserleri dışında Farsçadan çeviriler yaptı. Çalışmalarını Almanya’da sürdürdü.
Bir pencere yeter bana, bir tek pencere
Bilinç ve bakış ve suskunluk anlarına açılan
...
Sabah Kara
Sayfa 57 - Nûbihar (Furuğ Ferruhzad)
Bütün orman ağaçlarının gövdesine
Tırnaklarımla kazıdım adını
Şimdi seni bütün ağaçlar
Adınla tanıyor
...
Sabah Kara
Sayfa 81 - Nûbihar (Menuçehr Ateşi)
Ah, bunu kime söylemeli bilmem?
Düşmanıma sığınmak isterim
Sevdiğimden.
...
Sabah Kara
Sayfa 34 - Nûbihar (Mehdi İhvanisalis)
Ey zanîn, ey ava bi vexwarinê meriv tîtir dike
...
Ey bilmek, ey içildikçe susatan irinli su
Diyareke windayî ye bihara umr, mewsîm
(zivistan e cardin
...
Yitik bir beldedir ömrün baharı, mevsim yine kış
Kimileri yaşantılarındaki yetersizlikleri bazı kişilere sığınarak gidermeye çalışır. Ama bu yolla yetersizlik hiçbir zaman giderilmiş olmaz.
Sabah Kara
Sayfa 43 - Furuğ ferruhzad /Nûbihar
Şiirlerimin en temel mayası, Istıraplarımdır. İyi bir şairin bu tür bir mayaya sahip olması gerektiğine inanıyorum.
Evim buluttur, ama
Bu bulut, yağmur bulutu.
Çekip gitmiş aydınlık günlerimin hayaliyle
Güneşime dönüyorum
Denize çeviriyorum bakışlarımı.
Gördüğüm, bütün dünyanın rüzgarın pençesinde
(savrulduğunu
Ve yol,
Aralıksız ney çalan neyzen bu kara bulutlarla kaplı
(dünyada
Yürüyor kendi yolunu.
Her çıkan fırsatta laf olsun diye
Boş yere çığlık atılabilir
“Ah, bak ne kadar da mutluyum!” diye
Sabah Kara
Sayfa 57 - Furuğ ferruhzad /Nûbihar
102 syf.
·10/10
İlk inceleme kitabımın bu olmasını özenle seçtim diyebilirim. Bu kitapta " Var olan " larla " Gerekir" lerin birbirinden apayrı şeyler olduğunu, yani başka bir deyişle Allah ın var olup olmaması, Kader, Kıyamet, İnanç gibi olguların " Var olan " grubunda yer aldığını; Namaz kılmak, ibadet etmek, dünyaya dair ideolojilerin varlığı ise "Gerekir" grubunda yer aldığı belirtilmektedir. Yani modern çağda müslümanların düşmüş olduğu en temel problem hakikati anlatmaya çalışırken ölçülerini müslüman ölçülere göre koymayıp modern çağdaki ideolojilerin kendilerini ifade ederken yaptıkları yanlış olan
" Var olan " dan " Gerekir " maddelerini sıralamaya çalışmasıdır. Yani Yazar biz Müslümanların " Allah vardır dolayısıyla içki içmek günahtır " gibi bir olguyla dine yaklaşmanın yanlışından bahsetmektedir. Yani başka bir örnekle pekiştirmek gerekirse " Müslüman hanımlar, güzel oldukları için kapanmalıdırlar " sözünün doğru olmadığını, hiçbir zaman " Var olan " dan gerekirler in çıkarılamayacağını vurgulamaktadır. Nitekim verdiği örneklerle de Kuran ı Kerim in " Var olan " ve " Gerekir " leri yani Allahın varlığı, kıyamet, inanç esaslarıyla ilgili ayetler ile;
" Gerekir(İdeoloji) " yani ibadetler, günahlar, sevaplar, dinin prensipleri gibi kısımlarının birbirinden bağımsız olarak indirilmiş olduğunu vurgulamaktadır. Hitler, Karl Marx gibi insanların ideolojik düşüncelerine sığınak aradığı noktanın da "Var olan" lardan " Gerekir " ler oluşturmaya çalıştığını görüyoruz. Yani bu gibi kimseler Evrende bir doğal seçilim olduğunu, doğada güçlü olanın kazandığını, güçsüz olanın ise kaybettiğini vurgulayarak kendilerinin üstün ırk olduğunu, dolayısıyla doğa gereği diğer bütün ırkların kendilerinin kölesi olduğunu vurgulamıştır.( devamında Karl Marx ve diğer Akımların liderlerinin de buna benzer yöntemlerle kendi ideolojilerine insan kazandırdıklarını örneklerle açıklıyor).

Dolayısıyla demem o ki bir aralar benim de düşüncelerimin temelinde olan hümanizm, eşitlik, özgür düşünce gibi kavramların bir tuzak olduğunu; " Var olan " dan hiçbir ideoloji çıkarılamayacağını, dolayısıyla inancı reddeden bütün ideolojileri yok edebilecek kadar etkili, boşlukta olduğum zamanlarda bana tutunacak bir dal sağlayan kitap olduğunu söyleyebilirim. Bir anlamda dünyaya realist olarak bakan insanların inancı küçümseyici tavırlarına karşılık, yazarın hayatın kendisinin sadece inançtan oluştuğunu çok somut bir dille getiriyor oluşu, benim biz zamanlar içimi kemiren " Din, inançtan ibaretse, doğruluğundan nasıl her zaman emin olabileceğiz? " sorusunun cevabını veren ve bana inancın ışığını alabilmemi sağlayan çok değerli bir kitap olduğunu söyleyebilirim.Dücane Cündioğlunun da belirttiği gibi bir müslümanın çekinmeden " Hakikat Benim " diyebilmesi ve herkesin bilgin ve değerli yazılar yazdığını sandığı bu çağda Hz Ali'nin " İlim bir noktaydı, insanlar cahilliklerinden onu büyütmek zorunda kaldılar" sözüyle anlatmaya çalıştığı, herşeyin maddileştiği, betonlaştığı, ruhsuzlaştığı bir çağda dediklerimin Müslüman kardeşlerime bir ışık ve bir ömür yetecek diriliş ruhuna katkıda bulunmasını temenni ediyor, Felsefeci yazar Abdulkerim Süruş hocanın, diğer kitaplarının da çok kıymetli olduğunu belirterek, özellikle bu kitabının sizler tarafından okunmasını diliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sabah Kara
Unvan:
Kürt Şair ve Çevirmen
Doğum:
Nusaybin, Mardin, Türkiye, 1960
Şair, çevirmen. 1960, Nusaybin / Mardin doğumlu. İlköğrenimini Nusaybin’de, ortaöğrenimini Diyarbakır ve Samsun’da okuyarak tamamladı. 1978 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini 1981’de, 1982’de girdiği ODTÜ Eğitim Fakültesini 1983 yılında terk etti. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunudur. Telif eserleri dışında Farsçadan çeviriler yaptı. Çalışmalarını Almanya’da sürdürdü.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 19 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 18 okur okuyacak.