Sabahattin Çağın

Sabahattin Çağın

YazarDerleyenÇevirmenEditör
8.1/10
54 Kişi
·
199
Okunma
·
2
Beğeni
·
412
Gösterim
Adı:
Sabahattin Çağın
Unvan:
Yazar
Affedince yorulur insan, yalnız kaldığında bir de. Ama insanı en çok yoran şey hayal kurmaktır, olmayacağını bildiği halde… Aslında her insan bir romandır ve biraz kahramandır. Gün gelir anlar ki; harcadığı tek şey hayalleri değil, zamandır…
232 syf.
·7/10
Def'aten başladığım bu roman, toplumun üst kesimine matuf olarak müessir hicivler ihtiva ediyor :) Bu cümledeki gibi eski dilden bolca kelime var, bu insanı yoruyor ama aynı zamanda keyif de veriyor.

İlk realist roman olarak derslerde gördüğümüz bu kitap aslında Batı özentisi olan ve kendini aydın zanneden Bihruz Bey'in öyküsü. Fransızca kelimeleri cümle içinde kullanınca, kendi toplumuna sırt çevirince aydın olduğunu zanneden ama yeri gelince kayıkçı, yeri gelince sahaf, yeri gelince arkadaşı tarafından kandırılan bir "çakma alafranga"nın trajedisi.

Bihruz Bey ne kadar o dönemki Osmanlı veya şark toplumuna benziyorsa araba içinde görüp sevdalandığı Periver Hanım da sanki o dönem Avrupası'nı yansıtıyor. Derinine inmeden hayranlık duyulan, kulaktan dolma bilgilerle sevilen ama aslında zannedilenden farklı şekilde zuhur eden bir Periveş Hanım (Avrupa) görüyoruz. Periveş Hanım, blonde (sarışın) adıyla geçiyor tüm kitap boyunca. Tıpkı beyaz Avrupa gibi bir 'ten rengi' sıfatıyla görüyoruz onu.

Bihruz Bey ise elinde tüm imkanlar olmasına rağmen parayı har vurup harman savuran, entelektüel birikime değil de gösterişe para harcayan, içindeki cevheri keşfedememiş ve Keşif Bey gibi insanların elinde oyuncak olmuş birisi. Tıpkı elindeki gücü fark etmeyen ve özentilik içinde potansiyelini harcayan milletler gibi. Gönderdiği mektuplar Periveş Hanım'a hiç ulaşmasa da bundan habersizce kendi kendini yiyip bitiren bir karakter. Tıpkı Avrupa karşısında vakti zamanında elde ettiği üstünlüğü kaybedince aşağılık kompleksine yakalanıp, Avrupa tarafından ciddiye alınmadığını düşünerek bunu saplantı haline getiren ve tabiri caizse hastalanan uluslar gibi.

Aynı konak içindeki annesiyle bile iletişim kuramayan, Batılı olayım derken kendisi bile olamayan, öldüğünü zannettiği kadının mezarını ararken onu karşısında bulan fakat bu sefer de onunla arasında pek ortak nokta olamayacağını fark eden Bihruz Bey'in öyküsü okunmaya değer. Bu kitap sıkışmışlığın, biçareliğin kitabı.
130 syf.
·Puan vermedi
Benim için okuması zevkli idi. Bilmediğim kelimeler fazlaydı fakat yeni kelimeler ve öğütler öğrenmek benim için güzel oldu. Kıssalar sadeleştirilip çocuklara kısa hikaye şeklinde anlatılabilir.
232 syf.
·Puan vermedi
Recaizade Mahmut Ekrem’in ölümsüz eseri Araba sevdası ile devam edelim. Bu eser temelde yanlış batılılaşma üzerine kaleme alınmış bir mizahi eleştiri kitabıdır.Tanzimat döneminin yarı aydınları ile batılılaşmayı yanlış anlamış zengin kesim eleştirilmiştir.Türk edebiyatının ilk realist eseri olarak kabul edilen bu eserde yer alan Bihruz bey mirasyedi ve alafranga züppe tipindedir.Kitap özet olarak Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Kitabı okuduğunuzda Fransızca ve Osmanlıca sözcüklerin çokluğundan yakınmanız çok normal olacaktır ancak yine de kitap okunması gereken Türk edebiyatının temel kitapları arasındadır.
232 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Dilimiz kültürel,dini,ticari ilişkiler nedeniyle tarih boyunca başka dillerden çok etkilenmiştir,önce farsça,arapça ,sonra romanda olduğu gibi Fransızca ve günümüzde İngilizce. Yazarımız ana karakterimize ağır bir farsça/arapça dilin yanında bir de bolca fransızca kelimeleri kullandırtmış,bunu dipnotlar/kitap sonu notları olarak kitaba aktarmış.Okuyucu bu tarzda okurken önceleri kızıp kitaptan soğuyabilir,ama yazar burada o dil karmaşasını yaşamamız için akıllıca bir taktik uygulamış, bazı sayfalar oldukca sade anlatım olduğunda bir oh çekip nefes alıyorsunuz,diger sayfalarda konudaki karekterler gibi zorluk hissini bizzat yaşıyorsunuz. Batılılaşma meraklısı karekterimiz Bihruz Bey ,kendi kültürünü,kendi dilini, edebiyatını küçümser ve bu konuda aslında oldukça cahil oldugunu mektuba yazdığı şiirden anlayacaksınız,özenti duyduğu Fransızca konusunda da cahildir,bu dili bilmeyenlere karşı olur olmaz konuşmaya çalışmaktadır, Fransız diline ve edebiyatına da çok yabancıdır. Yazar sadece Türk klasiği değil,Dünya klasiği olabilecek bir eser yaratmış,bir çok çıkarım yapılacak bir kitap.Okullarda önerilmesi,sınavlarda bolca soru çıkması çok normal.Dönemin romantizm yazarlarını romanlarını karekter üzerinden alaycı bir üslupla eleştirmiş.Ve ilk realist roman olarak tarihe geçmiştir.Kendini bilgili zanneden aslında körkütük cahil olan Bihruz bey o kadar gercek ki , günümüzde halen yaşıyor,konuşma diline bolca ingilizce kelimeler ekleyen ,konuşma dili plaza dili diye bahsedilen bir kitle içinde halen yaşıyor.
851 syf.
·7/10
Kitap çeşitli zamanlarda geçen kısa olayların derlemesinden oluşuyor. İçinde çok güzel yazılar var. Zaten kitabı ders anlatırken öğrencilerin dikkatini çekmek ve dersi sıkıcılıktan kurtarmak amacıyla kısa hikâyeler anlatmak için aldım. Bu yönüyle tavsiye edebileceğim bir kitaptır fakat bazı hikâyeleri hiç beğenmedim keşke mütercim kitabı tercüme ederken o hikâyeleri almasaydı kitaba çünkü bu hikâyeler müstehcen ifadeler içermektedir. O nedenle çocuklara veya öğrencilere tavsiye edilecek türden değil.
Bence sonraki baskıda kitap bu hikayelerden arındırılarak yeniden basılsa on numara olur.
232 syf.
·33 günde·6/10
Yazar Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat döneminin kültürel karmaşasını mizahi bir üslup ile çok güzel bir şekilde aktarmış. Ancak kitabın size öncelikli olarak hissettirdiği şey tam olarak mizah da değil.

Yazarın kurguladığı Bihruz Bey karakteri, muhtemelen yazarın o yıllarda gözlemlediği ve eleştirmek istediği birçok "özenti" davranışa sahip kişilerin ortak bazı özelliklerinden oluşmuş gibi. Eski ile yeni arasında kalmış, kendi kültürel değerlerinden uzak, etrafında olup bitene pek de hakim olmayan, kendi algı dünyası içerisindeki fikirlerin doğruluğuna sonuna kadar inanan, irdelemeyen ve bu nedenle herkes tarafından kolaylıkla kandırılabilen zayıf bir kişilik. O nedenle bazen acıyor, bazen kızıyor ve bazen de gülüyoruz Bihruz Bey'e. İşin içine aşk da karışınca, zaten kendi dünyasında yaşamakta olan adam iyice kopuyor gerçeklerden. Yine de yaptığı onca saçmalığa rağmen aşkının saflığı bugün ile kıyaslanınca şapka çıkarılacak cinsten.

İlk okumaya başladığınızda Osmanlıca, Farsça ve Fransızca kelimelerin çokluğu biraz tedirgin ediyor ancak kolayca alışmak mümkün..

İyi okumalar...
851 syf.
·80 günde·Puan vermedi
Kimi hikayeler bizim coğrafyamızda kimisi de farklı coğrafyalarda geçiyor. Bazı hikayelerde merak, gerilim canlı tutulmuş, kimisi komik fakat birkaç hikayede de kurgu fazlasıyla zedelenmiş. Ahmet Mithat, her eserinde yeni bir şey denemek isteyen, kendini tekrardan kaçınan ve yine her anlatıda okuru eğitip yönlendirmeyi ilke edinmiş bir yazar. Modernist yazarlar kendisini eleştirse, anlatimini ve uyguladığı teknikleri kusurlu bulsa da Ahmet Mithat, onun yeniden hatirlanmasinda büyük katkısı olan Fazıl Gökçek'in (Letaif-i Rivayat'i Sabahattin Çağın ile birlikte yayına hazırlayan kişi aynı zamanda) ifadesiyle "Küllerinden Doğan Anka"dir.

Hikayeler, çoğu romanına göre dil açısından daha sade ve okunabilir nitelikte. Gerçekten bazı hikayeler ve ifadeler beni çok güldürdü. Özellikle Osmanlı coğrafyası dışındaki kişilerin ehl-i İslam olması :)

Türk edebiyatının ilk hikayeleridir bu eser. Yeri ayrıdır her zaman.
OmTm
OmTm Cengiz Aytmatov ve Gün Olur Asra Bedel Romanı'ı inceledi.
74 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Dakikalar aynı dakikalarsa güzel bir günü hızlandıran kötü bir günü ise yavaşlatan neydi? Birinin ölümüyle Güneş nasıl cüretkarca yeniden doğabiliyordu?
74 syf.
·8/10
Kitap bol bol geçmişi anlatmakla geçiyor ki bu benim aşırı hoşuma gitmişti. Bunu sevmeyen kişilerle de karşılaştım ama bence çok güzeldi belki başta okurken kafanız biraz karışabilir.Bence geçmişe dönük hikayeleri okumayı seviyorsanız alıp okumalısınız.
130 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Genel itibarıyla çocuklara ders vermek için kaleme alınan, ağırlıklı olarak Ezop, Fenelon, Voltaire gibi yazarlardan çevrilmiş kısa hikayelerden ve Ahmet Mithat Efendi'nin bu hikayelere yazmış olduğu "hisse"lerden oluşan sevimli bir anlatı.

Yazarın diğer eserleri göz önünde bulundurulduğunda dili de oldukça sade.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sabahattin Çağın
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 199 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 95 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.