Sabir Yücesoy

Sabir Yücesoy

DerleyenÇevirmen
8.5/10
3.967 Kişi
·
16.112
Okunma
·
3
Beğeni
·
998
Gösterim
Adı:
Sabir Yücesoy
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
1955
1955'de doğdu. Berlin Özgür Üniversitesinde felsefe ve sosyoloji, İstanbul Boğaziçi Üniversitesinde makine mühendisliği okudu. Sosyal bilimler, felsefe, teknik ve tıp alanında birçok çeviri yaptı. schritte-adımlar projesi için Hürlimann'ın "Bayan Stark" adlı kitabını çevirdi. Yücesoy Berlin'de ve İstanbul'da yaşıyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
576 syf.
·9/10
Dünyada satış rekorları kıran bir kitabın Türkiye de değerinin yeterince bilinmemiş olması ne kadar üzücü. Hele ki felsefe yapmaya bayılan bir milletken... Felsefeye ilgi duyan fakat nereden başlayacağını bilemeyenler için harika bir seçim.
576 syf.
Sofie gibi her sabah uyandığımızda posta kutusunda bulduğumuz notlarla kendimizi aramaya, gerçeği bulmaya çıktığımızda varacağımız nokta neresi olurdu ki acaba?
576 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
En başta söylemek istiyorum felsefeye ilgi duyan ve felsefeyi merak eden herkes mutlaka okusun, başkalarına okuttursun!! Felsefe hakkındaki tüm bilgilere bu kitap sayesinde ulaşabilirsiniz. Helenistik dönem, ilk çağ doğa filozofları, varoluşçuluk, materyalizm, Freud, Darwin, Karl Marx, Kierkegaard, Hegel, romantik çağ, Hume, Kant, Locke, Descartes ve daha niceleri... Bu saydığım kişiler ve terimler hakkında detaylı bilgiler bulunmakta kitapta. Kitabın kurgusuna yorum yapmıyorum bile. Kelimenin tam anlamıyla: MÜKEMMEL. Kısacası herkesin okumasını istediğim nadir kitaplardan. Bu arada kitabın sonunda çok şaşıracaksınız benden söylemesi.
576 syf.
·10/10
Okumaya yeni başladım bu iki kitap duygu ve düşünceleri pekiştiren en iyi iki eserdir.
Tarihin eski dönemlerine iz süren felsefe günümüzdeki yeri herkes aynı söz hakkına sahiptir cümlesiyle farkını korumaktadır. Eski dönemlerde bildiğiniz üzere akla gelen her fikir paylaşılmıyordu ya da insanların kendilerini savunmak gibi bir lüksü yoktu. Kendini savunmaya çalışan her vatandaş acı bir şekilde idam ediliyordu. Şimdiki dönemde fikrimizi belirtmek bir o kadar kolay ama hiç bir etki altında olmadan duru ve sade düşüncelerimizle. İstiklal mahkemelerinden sonra yerini adalet adlı hüküme bırakan idamın en dayanılabilir tarafıydı felsefe.

Eski dönemle şimdiki dönem arasındaki en önemli ayraç insanlar ve ruhsal baskıdır. Eski dönemde insanlar sözlerinin sonunun ölüm olacağını bilselerde felsefi düşüncesini dile getirmekten çekinmiyordu; şimdi ne oluyor peki? Kendi düşüncelerimizin felsefi olarak ifade edilmesinin sonunda özgürlük olsa bile buna yeltenmiyoruz. Ruhsal baskı bence daha çok korkuya maruz kalındığında kendini belli eden üzücü bir durum oluyor.

Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Sizce de tarihdeki olaylar ve insanlar daha özgüvenli değiller miydi? Eskiden olan özgüven kötü amellere kullanılıyordu belki ama elbette ele alınabilen doğru tarafları da vardır. İki duvar hayal edin biri önünüzde, biri arkanızda; birinde bir anlık ucu ölüm olan konuşma, diğeri ömür boyu haksız yere susup yaşamayı renklendiriyor. Hangisini seçerdiniz?

Bu, bir ay önce aklıma yazıp ele geçirme fırsatı kolladığım kitabı hangi yoldan anlatsam da beni anlayıp kendilerini sorgulasalar dediğim eser yerini en iyi tarihe adalet felsefesine yazdırmıştır. Benim bu saatten sonra incelemeden anladığım şey okuduklarımın özetini fikirsiz ve felsefesiz dile getirmek yerine sadece çarpıcı sahnesinden girip fikir ve duygularıma yön vermektir. Şimdi dersiniz bazılarınız; bir kitap okuyarak nasıl bu kadar değişip, yazabiliyor, diye ama ben okuduğum kitaplarda psikolojimi inceleyip, kendimi özete değil incelemeye; yani kendime verdim. İnsan kendini değiştiremez ama düşünce, fikir ve karalarını değiştirebilir bu da eşittir olgunluk demektir.

Kitaba yeni başladım, okuduktan sonra ve okumadan önce yazdığın incelemede dağlar kadar fark oluyor; bunun en iyi ve yaralı nedeni yaralı olanı değil uygun olanı belirlemek ve yolun sonunu görene kadar adım atmakt olacak.

Son 430 yılın en iyi deneme ve deneyimlerini veren bu iki kitap benim kendimi keşfetmeme yettiyse size neden yetmesin? Önce Montaigne' ni tercih ettim, düşünceleri ve fikirleri okudum daha sonra Sofie' yi tercih ettim bu da konum başlığından sonra kısa bir ders hikayesiydi benim için. İnsan en iyi kendi kendine örnek olur ve yaptıklarıyla alabildiği en iyi tecrübeye sahipti. Üzerinde durmak istedim çünkü biriyle fikirlerinizi köpürtüp diğeriyle duygularınızı durulayacaksınız.

Umarım kelimelerim sizi sıkamamıştır ve biliyorum benden daha olgun da düşünebilirsiniz. Kendimde edindiğim bu örnekler kendini keşfedemeyen insanlar için yaralı olabilir belki. İyi okumalar diliyorum.
576 syf.
·10/10
Merhabalar Hayata farklı bakmak gerekir.Acaba her şeyi biliyor muyum ? Bilmiyorsam neleri bilmiyorum ? Gerçekten yaşıyor muyum ? Yaşıyorsam özgür mü yaşıyorum ?Yani insan bakmalı pencereden dışarıya değil,Dışardaki pencereden kendine.Bu gibi ve daha fazla sorunun cevabını bulabileceğiniz bir kitap.Felsefeyi en iyi anlatan ve sevdiren kitaplardan biri olan Sofienin Dünyası 15. doğum gününde Sofie’ye posta kutusundan mektuplar gelir.Bir gün posta kutusunda Kimsin ? Kendini bilmek kendini bulmak kavramlarının en önemli farkındalık olduğunu belirtir.Kitapta bu soru ile başlayıp Felsefenin doğuşundan başlayıp günümüze kadar olan süreçleri anlatılmaktadır.Helenistik dönem,ilk çağdaki filozoflar,Sokrates,Platon,Aristoteles,Freud,Hegel,Darwin,Descartes ve Kant gibi nicelerine yer verilmiştir.Felsefe hakkında kısacası tüm bilgilere bu eser sayesinde ulaşabilirsiniz.Kitabın kurgusu,üslubu tam anlamıyla mükemmel.Kitabın amacı düşündürmeyi ve eleştiri yapabilmesi sevdirmeye çalışılıyor.Bu kitabı bitirdikten sonra keşke bizim okullarda da ezber değil de bu tarz yöntemler kullanılsaydı demiştim.
İyi ki okudum dediğim kitaplardan biridir.
Keyifli Okumalar Dilerim
576 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi diyebilirim.
Kitabın iki güzel tarafı var. Birincisi Felsefe gibi zor bir alanı insanlara yalin ve anlaşılır bir dil ile anlatması...
Yani kitapta felsefenin doğduğu yillardan gunumuze kadarki tarihsel gelişimi anlatılıyor ama hiç de sıkıcı ve yorucu değil.
İkincisi de kitap felsefeyi anlatırken Sofie adlı genç bir kizin hikayesini de anlatıyor. Felsefeyi anlatırken bu kadar güzel bir de olay örgüsü oluşturmak yazarın kalitesini ortaya koymuş.
Çok güzel bir kitapti
Kitap için söylemek istediğim son şey de
Kesinlikle HERKES OKUMALI!
Herkese iyi okumalar dilerim :)
576 syf.
"Felsefe hayatın ta kendisidir."
Nasıl ki hayatımız ilk dönemlerinden bu yana giderek karmaşık hale geldiyse felsefe tarihi de aynı süreci yaşadı fikri sabitlenir. Her yeni gelen zaat fikir üstüne fikir üretir, fikirleri değiştirir, düşünceler üzerinde toplama çıkarma yapar... Neticede düşünme eylemi durmaksızın devam ettirilir ki bu akıl sahibi canlılar için bir zorunluluktur.
Kitabı bitirebilecek miyim acaba? düşüncesiyle zaman zaman karamsarlığa kapılsam da bir şekilde kitap bitiverdi. Bittiğinde ise fark ettiğim şey odanın zeminini inceliyor olduğum. Pek çok bilgi aklınızda gelip gider, düşünecek çok şeyiniz olduğunu anlayıp yeniden ve yeniden sorgulama işine girersiniz
küçük Sofie' miz gibi.
Kılıktan kılığa bürünen Sayın Filozof' tan gelmiş birçok felsefe dersi mektubuyla yolunu bulmaya çalışır Sofie. Olaylar olayları, düşünceler düşünceleri izler. Öğrencimizin hayatı da giderek gerçek anlamını bulmaya başlar.
# Biz de yıldız tozuyuz. Tekrar boşluğa karışmadan yaşamımızın amacını ve ne kadar anlamlı olduğunu bilme umuduyla...
591 syf.
·Beğendi·8/10
"Sofie'nin Dünyası" adlı kitapta beni en çok etkileyen filozoftan bahsetmek istiyorum. Yazımın esin kaynağı Hume' dan.
O zamana kadar aklın ön planda olduğu rasyonalist filozofların dışında Hume'un "mantığımızdan çok duygularımızın bizi etkilediğini" savunması takdire şayan. Çünkü insan sadece aklıyla hareket etseydi vicdan, merhamet gibi konulardan söz edemezdik.
Spinoza kendimizi duygularımız ve izlenimlerimizden kurtarmalıyız, diyordu ancak bu şekilde mutlu olabiliriz. Lakin Hume bu sözlere karşılık şöyle diyebilirdi; duygularından kurtulamazsın, onlar seni etkiler, sevincini de üzüntünü de hissedersin. Ve eklerdi, izlenimler dış dünyanın doğrudan duyumsanmasıdır.
Hume' a göre insan bileşik tasavuurlar oluşturur. Tasavvurlar, izlenimlerin hatırlanmasıdır. Bir zinciri halkaları gibidir. Bu halkalar "peş peşe sahneye çıkan, görünüp kaybolan sonsuz bir çeşitlilik gösteren tiyatro gibidir." Zincir gibi tutunan -bileşik olan her şey- dağılmaya mahkumdur. Çok perdeli tiyatro oyununun kısacık bir repliğidir insan.
Doğa küçük bir çocuk için alışkanlık durumuna gelmediğinden uçan fillere şaşırmaz. Alışkanlık haline gelen doğa insanı köleleştirir. Hayal dünyasını gerçeklere açar.
576 syf.
·10/10
Soffie mi Hilde mi,Alberto Knox mu Alberto Knag mi?Hikayenin sonunda cevabı siz bulacaksınız :)Yazar kurgu içinde kurguyla felsefenin temel prensiplerinden söz etmiş bize.Kronolojik olarak felsefenin önde gelenlerinden ve her dönem değişen felsefe akımlarından bahsetmiş.
Kitapta ilgimi çeken pek çok şey oldu aslında ama bunlardan iki tanesi en çok ilgimi çekenlerdi.Biri,Aristoteles'in kadına bakış açısı diğeri de Darwinizm(Kendi alanımla ilgili olduğundan belki)
Aristoteles kadını bir tür eksik kalmış erkek gibi görüyordu.Çocuklara sadece babanın özellikleri geçerdi Aristoteles'e göre.Tabi yaşadığı dönem itibariyle böyle düşünmesi normaldi belkide.Günümüzde bilimsel olarak(en azından )böyle olmadığı biliniyor.Bilakis anne çocuğa embriyo bölünmesi sırasında mitokondrisiyle ve mevcut stoplazamadaki besiniyle enerji sağlar.
Darwin muhteşem bir adam bana göre;Aynı dönemlerde yaşamış olan Marx' a göre de öyleymiş belli ki büyük yapıtı 'Das Kapital'i Darwin'e adamak istemiş ancak Darwin bunu kabul etmemiş.
Darwin 'Evrim Teorisi'ni öne süren bilim adamıdır ki 'Evrim Teorisi' ne der;
Değişen çevre koşullarına uyum sağlayan canlılar ayakta kalır,diğerleri elimine olur.(diğer türleri kast ediyor)Değişim canlıların kodlarının yer aldığı genlerdeki mutasyonlarla olur.Buna 'Doğal Seleksiyon'denir.
Yine Freud'un 'Bilinçdışı Yaklaşım'ı ortaya atması ve hastalarını bu şekilde tedavi ederek yeni bir tedavi yöntemi geliştirmesi çok güzeldi.
Ohoooo bunun gibi pek çok düşünür(filozof) ve ortaya attıkları muhteşem fikirler...
Şöyle bir çıkarımda bulunabilirim;Hangi filozof olursa olsun bulunduğu dönemde ortaya attıkları fikirlerle inanılmaz tepkiler çekmişlerdi.Fikirler temelde varoluşu sorgulama şeklinde olduğundan tepkiler de tabi kilise ve çevresi ya da kökleşmiş,kalıplaşmış düşüncelere sahip çevreler tarafından gerçekeleşmiştir.
Anlatım akıcı ve ilgi uyandırıcı..Felsefeciler bilir bu kitap sıradan okuyucular için 'basic felsefe' niteliğindedir.Ben koyu bir felsefe okuyucusu değilim ancak bu kitaptan büyük keyif aldığımı söyleyebilirim
Tavsiye ederim..
576 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitap felsefenin genel bilgilerinden başlayarak, sırasıyla doğa filozoflarının helenizm, ortaçağ Rönesansı, barok ve aydınlanma çağı ve romantizm dönemleri şeklinde bölümlere ayırarak günümüze kadar gelerek felse hakkında bilgiler vermiştir. Bunları okurken dönemin en önemli filozofları Sokrates, Platon, Descartes, Spıonza Locke, Kant, Max, Freud tanımış ve bilgi edinmiş olduk.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sabir Yücesoy
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
1955
1955'de doğdu. Berlin Özgür Üniversitesinde felsefe ve sosyoloji, İstanbul Boğaziçi Üniversitesinde makine mühendisliği okudu. Sosyal bilimler, felsefe, teknik ve tıp alanında birçok çeviri yaptı. schritte-adımlar projesi için Hürlimann'ın "Bayan Stark" adlı kitabını çevirdi. Yücesoy Berlin'de ve İstanbul'da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 16.112 okur okudu.
  • 1.091 okur okuyor.
  • 10.903 okur okuyacak.
  • 1.807 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları