Şafak Birol

Şafak Birol

Çevirmen
8.2/10
5 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Ne desem az gelecek müthiş bir kitap. Distopya tarzında yazılmış olan bu kitabın distopya olduğunu 160. sayfada anladım. Çünkü dönemin siyasetine ve toplumsal olaylarına o kadar hakim, o kadar ön görülü ki yaşanacak her şeyi ve hatta 1.Dünya Savaşı'nı 7 yıl önce bilmiş Jack London. Elimizin altında internet var olduğu halde 2 gün sonrasını bilemezken o dönem hakim sınıfın söylemlerine kanmayan ve olayları doğru analiz eden bu insana hayran olmamak elde değil. Kitaptaki Ernest karakteri konuşurken aslında yazarın fikirlerini söylüyor.

Kitabı okurken aklıma 301 işçiyi kaybettiğimiz Soma maden olayı geldi. Siyasiler, sessiz kalan din adamları, hukuk, kolluk kuvvetleri el ele vermişti. Yerde yatan madenciye tekme atan kişi de Demir Ökçe'nin vücut bulmuş haliydi.

Kitabın baş karakteri Ernest'in düzene karşı yaptığı analizlerin üzerinden 100 seneden fazla geçmesine rağmen değişen bir şey yok. Az sayıda olmasına rağmen pastanın en büyük dilimini yiyen burjuvazi, onların propagandası ile ürken ve proletaryaya destek vermeyen ve zamanla kazanımlarını yitiren orta sınıf ve kimsesiz işçi sınıfı...

Basın sadece muktedirlerin istediğini yazıyor, muhalif gazeteler kapatılıyor, nereden geldiği belli olmayan paramiliter kuvvetler emekçilere saldırıyor, hukuk ise güçlüden yana. Ses eden deli ilan ediliyor.

Güçlü olan, muktedir olan kazanmak için her yolu deniyor. Jose Saramago'nın Görmek adlı kitabında da iktidarını sağlamlaştırmak isteyenlerin metro durağına bomba koyması gibi burada da gerekirse mecliste bir patlama ile karşı tarafı sindiren bir iktidar görüyoruz. O kitapta bunu yapan seçimi kaybeden parti iken burada partiler üstü konumdaki oligarşi.

Jack London, Martin Eden kitabında da alt sınıftan birinin sürekli mücadelesini ve acıklı sonunu anlatıyordu. Bu kitabında da işçilerin sürekli mücadelesini ve acılarına rağmen yıkılmayışlarını anlatıyor. Tıpkı emek sermaye çelişkisi gibi bu kitap da bitmiyor. Sonuna 3 nokta konmuş bir kitap. Kazanan kim olursa olsun nasılsa yeniden mücadele olacak.


Ben bugüne kadar böyle bir kitabı nasıl okumadım bilmiyorum ama soran olursa önereceğim kitaplardan birisi mutlaka Demir Ökçe olacak.
İsmini çok kez duymuş olduğumdan okuma listeme eklemiştim. İçeriği hakkında ayrı bir öngörüye sahipken aslının böyle olmadığını okuyunca anlıyorum.

Hemen okunuverecek bir kitap değil. İçeriğinin doğru yerlere temas ederek ilerlemesi sindirerek okuma ihtiyacını ortaya çıkarıyor.

Kitabın güncelliği aşikâr. Ne yazık ki günümüzde de sermaye-emek-inanç kaynaklarının çatışması sürüp gidiyor. Yakın geçmişimizde sağ-sol muhafazakâr-sosyalist ayrımının çıkması ve halen izlerinin devam etmesi, en başta sermaye sahipleri tarafından kullanılagelmektedir.

Sermaye olmadan emek, emek olmadan da sermaye olmayacağı herkes tarafından kabul ediliyor. Asıl sorun emeğin kapitâl tarafından ezilmesinin engellenememesi.

Gücün parayla direkt bağlantısı olduğundan, sermayeyi yönetme gücüne sahip olan zümrenin el uzattığı unsurları da -siyaset, medya, din gibi- kullanarak bu hezimeti arttırmalarına neden oluyor.


Asıl adalet kaynağının din olduğu dünyada, bu adaletsizliği dini zümrenin de engelleyememesi, muhafazakâr kesimin kaderci anlayışa ve oradan da üretememesine sebep oluyor. Fakat emeğin hakkını vermek için de tamamen maddesel bakış sergilenmesi de kabul edilemez tabi ki. "İşçinin hakkını alın teri kurumadan veriniz" diyen bir hassasiyeti uygulama dışında görmek abesle iştigalden başka bir şey olmamalı.


Kitapta kahramanın emek ve emekçinin hakkını savunması, bazı hakikatleri göz önüne sermesi ve her ortamda bunu ifade etmesi, eşi tarafından anlatılıyor. Asıl sorun ise, kaos ortamından başka bir sonuca varılamaması. Bu durum kafadaki soru işaretlerini arttırıyor.Haklı hakkını elde etmek isteyince yıkılamaz bir demir ökçenin altında ezilmekten öteye geçemez mi? Örgütlenmiş aynı şekilde, kararlı ve kan kaybetmeden hareket eden bir toplumla neden olmasın. Demir ökçe gücünü çıkar odaklı ve zayıf karakterli insanları kullanmaktan aldığından, bu oluşumun ne derece büyük ve sağlıklı olacağının zorluğu da aşikâr.


Uygulaması zor ve birçok noktada doğru bilgilerle, fikirlerle, dolu kitap buna benzer kitaplara ilham kaynağı da olmuş.


Farkındalık ortaya çıkaran, bilmeden haksızın tarafına geçdiğimiz ortamları görmemizi sağlayan Jack London, diğer kitaplarını da okumamı sağlayacak anlaşılan.