Sakıp Sabancı

Sakıp Sabancı

Yazar
8.6/10
14 Kişi
·
41
Okunma
·
8
Beğeni
·
768
Gösterim
Adı:
Sakıp Sabancı
Unvan:
Türk iş adamı
Doğum:
Kayseri, 7 Nisan 1933
Ölüm:
10 Nisan 2004
Sakıp Sabancı, 7 Nisan 1933 tarihinde Kayseri’nin Akçakaya köyünde dünyaya geldi. Altı çocuklu Hacı Ömer Sabancı ve Sadıka Sabancı’nın ikinci çocuğudur. Sabancı ailesi 1921 yılında içinde Arap, Kürt, Yahudi, Bulgar, Tunuslu gibi birçok etnik ve dini kökenden topluluğu barındıran Sadun Tanju’nun Babil Kulesi olarak tanımladığı Adana’ya göç etti.

Baba Hacı Ömer, pamuk ticareti ile uğraşarak ailesini 3 gözlü, toprak damlı bir Adana evinde barındırıp geçindirirdi. Sakıp Sabancı, 1942 yılında aynı cadde üzerindeki “Pembe Ev” ya da “Aslanlı Ev” diye bilinen eve taşınana kadar anne- babası, kardeşleri Ihsan, Hacı, Şevket, Erol ve Özdemir, babaannesi, dedesi ve yardımcı kadın Gülnaz ile birlikte bu evde yaşadı.

Sakıp Sabancı, Adana’daki bu kerpiç evi herkesin telaş içinde kalkıp, kahvaltı bile etmeden ya işe ya okula koştuğu sabahlarla özdeşleştirerek anlatır İşte Hayatım isimli kitabında.

1944 yılında mahalledeki İsmet İnönü İlk Okul’unda eğitimini tamamlayan Sakıp Sabancı, hemen sonrasında Adana’da o zamanlar İkinci Orta Okul diye bilinen okulda eğitimine devam etti. Adana Erkek Lisesi’nden 3 yıl boyunca yakasını bırakmayan zatürre hastalığı nedeniyle ayrıldı. Bu aynı zamanda iş hayatına erken atılmasına neden oldu.

1957’de, 24 yaşındayken teyzesinin Adana BOSSA fabrikasının bahçesinde bir düğünle, 22 yaşındaki teyzekızı Türkan Civelek ile evlendi. Sakıp – Türkan Sabancı çiftinin 47 yıl süren mutlu evliliği, 1964 yılında Dilek Sabancı, 1970 yılında Metin Sabancı ve 1973’de Sevil Sabancı’nın doğumuyla perçinlendi. Sakıp Sabancı, teyzesinin kızı Türkan Civelek Sabancı ile evlenmesini “Babam Hacı Ömer Sabancı’nın “Bildiğin ayranı, bilmediğin yoğurda değişme” nasihatinden etkilendiğim muhakkak…”diye açıklardı. Türkan Hanım ise röportajlarında eşi Sakıp Sabancı’yı hem evinin hem işinin patronu, hem ailesine çok önem veren hem de çok çalışkan biri olarak anlatır:

“Bana “Türko” ya da “Türkoş” derdi. Ben de ona “patron” derdim. Çünkü hem evinin hem de işinin patronuydu. Her gün eve geldiğinde onu karşılamamdan çok hoşlanırdı. Kapıyı bir gün ben açmasam “Hanım yok mu?” diye sorardı.” (13.12.2013Hayatta en değerli şeyi ailesi olan Sakıp Sabancı’nın en büyük kayıpları 1966 yılında babası Hacı Ömer Sabancı`nın ve 1979 yılında annesi Sadıka Sabancı’nın vefatı ile 1996 yılında kardeşi Özdemir Sabancı’nın Sabancı Holding’de suikast sonucu hayatını kaybetmesi ve 1998 yılında kardeşi Hacı Sabancı’nın akciğer kanserine yenik düşmesi oldu. Yetmiş bir yaşında hayata gözlerini yuman Sabancı yaşamı boyunca birçok başarıya imza attı. 1974’de Sabancı Holding’i o dönemler Sabancı Holding Genel Koordinatörü olarak görev yapan Türkiye Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ısrarı üzerine İstanbul’a taşıyan Sakıp Sabancı, 1967 – 2004 yılları arasında Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptı. Bu dönemde Sabancı Topluluğu, çoğunlukla yüzde 50-50 ortaklık kurduğu, aralarında Bridgestone, DuPont, Toyota, Philip Morris, Kraft Foods International, Danone, IBM, Carrefour gibi dünya devlerinin bulunduğu şirketlerle ismini birleştirerek Sabancı logosunu dünyaya tanıttı.

1964 yılından itibaren, 25 yıl süreyle Adana ve Kocaeli Sanayi Odaları, Türkiye Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği üyeliği ve başkanlığı yaptı. Muhtelif vakıflarda çeşitli zamanlarda görevler üstlendi.1986 yılında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı üstlenen Sakıp Sabancı, 1987-1990 yılları arasında Yüksek İstişare Konseyi Başkanlığı’nı yaptı.

Çeşitli üniversitelerden toplam 15 onursal doktora derecesi olan Sabancı, 1993 ve 2001’de Yılın İş Adamı unvanını aldı. Ayrıca Japon, Belçika ve Fransa hükümetlerinden bu ülkelerle Türkiye arasındaki dostlukları geliştirici çeşitli nişan ve taltifler almasının yanı sıra sosyal, kültür, sanat ve eğitim alanlarında yaptığı hizmetlerden dolayı “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” sahibi oldu. Türk işadamı 2004 yılında vefat ettiğinde, Amerikan iş dergisi Forbes’in milyarderler listesinde 147. sırada yer aldı.

Renkli ve enerjik kişiliği ile de tanınan ve halkın sevgisini “Sakıp Ağa” diyerek gösterdiği Sakıp Sabancı 71 yıllık hayatına birçok başarı sığdırdı. 1981’de ilk kez ve 1989 da ise ikinci kez Houston’da (Amerika) kalp kapakçığı ameliyatı olan Sabancı 10 Nisan 2004 tarihinde sabah saat 05.55 civarında tedavi gördüğü Amerikan hastanesinde şiddetli akciğer iltihabından vefat etti. 12 Nisan 2004 tarihinde Sabancı Holding’de düzenlenen devlet töreninin ardından yaklaşık 100.000 kişinin katıldığı cenaze töreniyle Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kendi dünyamızı kendimiz yaratıp, hayal aleminde ızdırap çekmekten ve dünyayı yeniden keşfetme iddialarından kurtulmanın zamanı gelmiştir.
Çağın buluşlarını gördükçe, hep yüreğimde titreşimler olur...Gönlüm çoşar, gözlerim yaşarır. "Vay anasını, elin oğlu neler de yapmış" derim...
Rusların müzik kadar meraklı oldukları bir başka konu "Okumak". Her yerde kitap satılıyor. Her Rus'un elinde bir kitap. Moskova'da birkaç kitapçı dükkanına girdik. Bu dükkanlar da kocaman, kütüphane gibi düzenlenmiş, tavanlara kadar kitapla dolu...
Mutluluk nerede?
Dini bayramlarda büyüklerin elini öpmek, eli öpülenin mendil veya yüz gram şeker vermesi mutluluk kaynağı idi.
Bugünün "mutluluklar" ları tamamen farklı...
Bugün insanlar mutluluk yerine mutsuzluk için bahane arıyor.
Ortalık günlük güneşlik değildir.
Ama kapkara da değildir.
Üst üste koyarsak işler iyidir.

Moralimizi yüksek tutalım, İnşallah yakın gelecekte daha da iyi olacaktır.
265 syf.
Memlekete sözde değil özde hizmette bulunan bu tarz ADAM'ların hayat hikayesine bayılıyorum...
Bir İş Adamı'nın hayatından para kazanmanın yolları dışında insan ne öğrenebilir ki?
Bu İş İnsanı Sakıp Sabancı ise çok şey öğrenir.
Hem ekonomiye,
Hem insanlığa,
Hem de hayata dair çok şey...
Bugün memleketin bu halde olmasının sebebini öğrenir...
Memleketin dünden bugüne değişmeyen kötü yazgısını öğrenir.
Hangi parti hangi iktidar olursa olsun Liyakat, Adalet, Özgürlüklerden uzaklaşanların memleketi ne hale getirdiğini öğrenir...
Rahmetli Sabancı bu kitabı taaa 1988 'de yazmış,
2004'te de vefat etti...
Eeee kitap yazıldığı günden bu yana onca zaman geçmiş,
Ne partiler,
Ne liderler gelmiş geçmiş ama pek de değişen birşey olmamış Ülke de...
Çünkü zihniyetler değişmiyor...
Üretmek yerine tüketmek...
Şu güzelim Ülke enerjisi o kadar boş şeylere harcıyor ki,
İnsan şaşırıp kalıyor.
Şaşırsak neyse...
Üzülüyor,
Üzülüyor,
Üzülüyoruz...
Milyonlar üzülürken sevinen, keyfine keyf katan bir avuç azınlık...

Eee bu devran hep böyle mi gidecek?
Peki yarınlar nasıl olacak?
Seni bilmem ama benim tabi kendi düşüncem :
Yarınlar karanlık,
Yarınlardan yakın olan zaman dilimi ise daha da karanlık...
312 syf.
Bu memlekete hayrı dokunan kim olursa olsun çok seviyorum. Rahmetli Sakıp Sabancı da bunlardan biri...Aslan gibiydi...

Gidip gezip, yaşayıp gördükleri yerlerde memleketin hayrına doğru bildiği şeyleri kendine saklamak yerine not alıp, o güzelim faydalı deneyimlerini kitaplar yazarak bizlerle paylaşmış ya helal olsun ADAM'a...

Benim için harika bilgilerle dolu bir kitaptı...
443 syf.
·Beğendi·5/10
Sakıp Sabancı kitabında çocukluğundan itibaren bugünlere kadar ki hayat macerasını bize detaylarıyla anlatıyor özellikle babasının yoğun çalışma sevgisinin tüm çocuklarına da sirayet ettiğini kitapta görüyoruz.

Sabancı ailesinin hikayesi açıkçası beni çok da etkilemedi.

Ailenin Koç ailesinden çok fazla etkilendiğini ve koç ailesini çok fazla taklit ettiğini gözlemledim.
Yine Sabancı'nın kitapta bahsettiği iş anlayışında büyük boşluklar olduğunu düşünüyorum. Kurulan ortaklıklar Sabancı ailesini hep büyütmüş fakat ortaklık kurduğu şirketler ve şahıslar bu ortaklıklardan hep zarar görmüş.
Kitapta çok fazla ben başardım vurgusu var bu da insanı açıkçası rahatsız ediyor.
443 syf.
·6862 günde·10/10
Kitap değerlendirmesini yazılı olarak not almak için yapıyorum.
Öncelikle çok merak ettiğim iş hayatına başlama ve büyüyerek gelişme evrelerinden bahsettiği için kayda değer bir kitap.
Sakıp Sabancı babası Hacı Ömer Sabancıdan başlayarak küçük bir köyden çıkıp Fortune 500 a giren bir şirket olmayı başardığını anlatıyor. Özellikle babasının iş, antika ve devlet adamları ile kurduğu ilişkiler beni oldukça etkiledi. Ayrıca anlıyoruz ki Hacı Ömer Sabancı Adanada tüm iş çevreleri özellikle de Gayrimüslim iş adamları ile arayı sıkı tutmuş(1).
Hacı Ömer ölümünden sonra kardeşler bir baş seçmişler ve dağılmadan yollarına devam etmişler. (2).
Ortakları ya kendileri bırakmış ya da bazı yönetimsel sebebler ile iş dışı kalmışlar (3).
Yatırım yapmaya gelince gerek devletten gerek yabancı fonlardan gerekse yabancı yatırımcı bularak yatırım yapmışlardır.
Burada Sabancıların Antika tutkusuna ve yaptırdıkları okul, hastane ve bezeri vakıf işlerine bir parantez açmak gerekir.Belki bilerek belkide bilmeyerek giriştikleri bu yol tanınırlıklarını arttırmış ve iş dünyasındaki ilişkilerini güçlendirmiştir. Ayrıca sanata yaptıkları katkıyıda göz ardı etmemek gerekir.
Sanırım bu kadarı bana neyi düşünmem gerektiğini hatırlatmaya yeterli.

Ayrıca bana sanki her sözcüğün altı daha büyük düşünmeyi öğrenmeliyiz diyerek altı çizilmiş gibi geldi.

Son olarak 1938- den sonraki devlet anlayışı ile ilgili getirdiği eleştiride günümüzde liberal ekonomiye geçişle düzeltilemeyeceğini göstermiş sanki. Solcu da olsa Sağcıda olsa insanlar devlet yönetiminde bazı noktaları kendilerine mihenk taşı edinmedikçe bu işler asla düzelmeyecek.
204 syf.
·Beğendi·10/10
Sakıp Ağa gerçekten vizyonermiş. Kitabın sonunda yazdıklarının dönemin şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini söyleyebilecek kadar vizyoner. İşe yarayacak ölümsüz, 6 şapka gibi tekniklerle beraber, birçok tavsiye bulunuyor. Hatta her sayfa bir başlık ve bir öğüt başlı başına. Muhakkak ki bu kurallar önemli ve günümüzde de değerli ancak Z jenerasyonu için neredeyse hiç bir şey anlamayacakları öğütler. Kitap bitince bir an öyle hissettim. Okuması kolay ama üzerinde düşünmesi zor bir eser olmuş. Başarı tanımı bile değisti. İşin enteresanı Ağa, önceki kitabımda ‘Para başarıydı, değisti, şimdi aslanın midesinde’ diyor. Aslında rekabeti anlatıyor ve bu küresel sistemle alakalı. Günümüze gelirsek başarının tanımı yine değişti, söylememe bile gerek yok. Genel tabiriyle iyi bir yaşam, dengeli, ruhsal açıdan besleyici bir yaşam başarı oldu. Maddiyat kısmı ise almak yerine kiralamak oldu. Bir de jenerasyonun bakış açısını katınca işler iyice karıştı. İncelememi okuyanlara hitap ediyorum; siz yine de bu kitabı okuyun. Cok keyifli ve Ağay saygınızı arttıracak bir kitap.
Not: Vehbi Koç Beyfendinin kitabını daha çok tavsiye ederim. Tam bir asilzade!

Yazarın biyografisi

Adı:
Sakıp Sabancı
Unvan:
Türk iş adamı
Doğum:
Kayseri, 7 Nisan 1933
Ölüm:
10 Nisan 2004
Sakıp Sabancı, 7 Nisan 1933 tarihinde Kayseri’nin Akçakaya köyünde dünyaya geldi. Altı çocuklu Hacı Ömer Sabancı ve Sadıka Sabancı’nın ikinci çocuğudur. Sabancı ailesi 1921 yılında içinde Arap, Kürt, Yahudi, Bulgar, Tunuslu gibi birçok etnik ve dini kökenden topluluğu barındıran Sadun Tanju’nun Babil Kulesi olarak tanımladığı Adana’ya göç etti.

Baba Hacı Ömer, pamuk ticareti ile uğraşarak ailesini 3 gözlü, toprak damlı bir Adana evinde barındırıp geçindirirdi. Sakıp Sabancı, 1942 yılında aynı cadde üzerindeki “Pembe Ev” ya da “Aslanlı Ev” diye bilinen eve taşınana kadar anne- babası, kardeşleri Ihsan, Hacı, Şevket, Erol ve Özdemir, babaannesi, dedesi ve yardımcı kadın Gülnaz ile birlikte bu evde yaşadı.

Sakıp Sabancı, Adana’daki bu kerpiç evi herkesin telaş içinde kalkıp, kahvaltı bile etmeden ya işe ya okula koştuğu sabahlarla özdeşleştirerek anlatır İşte Hayatım isimli kitabında.

1944 yılında mahalledeki İsmet İnönü İlk Okul’unda eğitimini tamamlayan Sakıp Sabancı, hemen sonrasında Adana’da o zamanlar İkinci Orta Okul diye bilinen okulda eğitimine devam etti. Adana Erkek Lisesi’nden 3 yıl boyunca yakasını bırakmayan zatürre hastalığı nedeniyle ayrıldı. Bu aynı zamanda iş hayatına erken atılmasına neden oldu.

1957’de, 24 yaşındayken teyzesinin Adana BOSSA fabrikasının bahçesinde bir düğünle, 22 yaşındaki teyzekızı Türkan Civelek ile evlendi. Sakıp – Türkan Sabancı çiftinin 47 yıl süren mutlu evliliği, 1964 yılında Dilek Sabancı, 1970 yılında Metin Sabancı ve 1973’de Sevil Sabancı’nın doğumuyla perçinlendi. Sakıp Sabancı, teyzesinin kızı Türkan Civelek Sabancı ile evlenmesini “Babam Hacı Ömer Sabancı’nın “Bildiğin ayranı, bilmediğin yoğurda değişme” nasihatinden etkilendiğim muhakkak…”diye açıklardı. Türkan Hanım ise röportajlarında eşi Sakıp Sabancı’yı hem evinin hem işinin patronu, hem ailesine çok önem veren hem de çok çalışkan biri olarak anlatır:

“Bana “Türko” ya da “Türkoş” derdi. Ben de ona “patron” derdim. Çünkü hem evinin hem de işinin patronuydu. Her gün eve geldiğinde onu karşılamamdan çok hoşlanırdı. Kapıyı bir gün ben açmasam “Hanım yok mu?” diye sorardı.” (13.12.2013Hayatta en değerli şeyi ailesi olan Sakıp Sabancı’nın en büyük kayıpları 1966 yılında babası Hacı Ömer Sabancı`nın ve 1979 yılında annesi Sadıka Sabancı’nın vefatı ile 1996 yılında kardeşi Özdemir Sabancı’nın Sabancı Holding’de suikast sonucu hayatını kaybetmesi ve 1998 yılında kardeşi Hacı Sabancı’nın akciğer kanserine yenik düşmesi oldu. Yetmiş bir yaşında hayata gözlerini yuman Sabancı yaşamı boyunca birçok başarıya imza attı. 1974’de Sabancı Holding’i o dönemler Sabancı Holding Genel Koordinatörü olarak görev yapan Türkiye Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ısrarı üzerine İstanbul’a taşıyan Sakıp Sabancı, 1967 – 2004 yılları arasında Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptı. Bu dönemde Sabancı Topluluğu, çoğunlukla yüzde 50-50 ortaklık kurduğu, aralarında Bridgestone, DuPont, Toyota, Philip Morris, Kraft Foods International, Danone, IBM, Carrefour gibi dünya devlerinin bulunduğu şirketlerle ismini birleştirerek Sabancı logosunu dünyaya tanıttı.

1964 yılından itibaren, 25 yıl süreyle Adana ve Kocaeli Sanayi Odaları, Türkiye Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği üyeliği ve başkanlığı yaptı. Muhtelif vakıflarda çeşitli zamanlarda görevler üstlendi.1986 yılında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı üstlenen Sakıp Sabancı, 1987-1990 yılları arasında Yüksek İstişare Konseyi Başkanlığı’nı yaptı.

Çeşitli üniversitelerden toplam 15 onursal doktora derecesi olan Sabancı, 1993 ve 2001’de Yılın İş Adamı unvanını aldı. Ayrıca Japon, Belçika ve Fransa hükümetlerinden bu ülkelerle Türkiye arasındaki dostlukları geliştirici çeşitli nişan ve taltifler almasının yanı sıra sosyal, kültür, sanat ve eğitim alanlarında yaptığı hizmetlerden dolayı “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” sahibi oldu. Türk işadamı 2004 yılında vefat ettiğinde, Amerikan iş dergisi Forbes’in milyarderler listesinde 147. sırada yer aldı.

Renkli ve enerjik kişiliği ile de tanınan ve halkın sevgisini “Sakıp Ağa” diyerek gösterdiği Sakıp Sabancı 71 yıllık hayatına birçok başarı sığdırdı. 1981’de ilk kez ve 1989 da ise ikinci kez Houston’da (Amerika) kalp kapakçığı ameliyatı olan Sabancı 10 Nisan 2004 tarihinde sabah saat 05.55 civarında tedavi gördüğü Amerikan hastanesinde şiddetli akciğer iltihabından vefat etti. 12 Nisan 2004 tarihinde Sabancı Holding’de düzenlenen devlet töreninin ardından yaklaşık 100.000 kişinin katıldığı cenaze töreniyle Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 41 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 63 okur okuyacak.