Samuel Henry Hooke

Samuel Henry Hooke

Yazar
8.0/10
8 Kişi
·
18
Okunma
·
2
Beğeni
·
122
Gösterim
Adı:
Samuel Henry Hooke
Unvan:
Yazar
Doğum:
Cirencester, Birleşik Krallık, 21 Ocak 1874
Ölüm:
1968
Doğum tarihi: 21 Ocak 1874, Cirencester, Birleşik Krallık
Ölüm tarihi ve yeri: 1968
Eğitim: Jesus College
Tarihin işlevi, geçmiş toplulukların davranışlarını olabildiğince doğrulukla ortaya çıkarıp, yazıya geçirilmesidir; yani belli bir tür bilgiyi bulup, onu öteki bilgilerden ayırmaktır. Mitosun işlevi ise, bilgi değil eylem, topluluğun doğrudan doğruya varlığını sürdürmesi için asal önem taşıyan bir eylemdi.
Mitos, belli bir durumun yarattığı insan düşgücünün (imgelemin) ürünü olup, belli bir şey yapma niyetini gösterir. Böyle anlaşıldığında, mitos hakkında sorulması gereken doğru soru, onun "gerçek olup olmadığı" değil, "onunla ne yapmak niyetinde olunduğu" sorusudur.
Eski Yakındoğu'nun bıraktığı son derece çeşitli mitolojik malzemenin incelenmesiyle ve ölçüt olarak "işlev" kavramının kullanılmasıyla, mitos türleri: ritüel mitosları, orijin mitosları, kült mitosları, prestij mitosları, eskatalogya mitosları olarak sınıflandırılabilir.
"Mitos hakkında sorulması gereken doğru soru, onun gerçek olup-olmadığı değil; onunla ne yapılmak niyetinde olunduğu sorusudur."
"sığır-tanrı Lahar ve tahıl-tanrıca Aşanan'ı tanrılara yiyecek ve giyecek sağlamaları amacıyla yaratı, Mitosta bunların yeryüzünde yarattıkları bolluk anlatılır; ne var ki şarap içip sarhoş olan bu iki tanrı, tartışmaya kavgaya başlayarak görevlerini unuturlar; öyleki tanrılar gereksinimleri olan şeyleri elde edemez olurlar. İnsan, işte bu duruma bir çare bulmak için yaratılır."
"Tekvin (yaratılış) kitabı, Yakub'un seher sükünceye kadar iri bir adamla güreçtiği, güreşte uyruk başının incindiğini, güreştiği yabancıyı " beni mübarek kılmadıkça seni bırakmam" değişi, yabancının "artık sana yakub değil, israil [Allah'la uğraşan] denilecek; çünkü Allah ile insanlarla uğraşıp yendin" dediği; Yakubun "Allahı yüz yüze gördüm ve canım sağ kaldı" diye o yere Penueli [Allahın yüzü] adının koyulduğu yazılıdır. İbranilerin bir koluna israiloğulları denilmesi bu ad değiştirmeye dayandığı gibi, Musevilerin ettin uyluk başının yemeyişleride bu kaynağa dayandırılır."
"Zerdüşlüğe göre bu dünya iyilik ve kötülük tanrıları(ahura mazda ile ahriman'ın)... İnsanların görevi bu savaşda iylik güçlerinin yanında yer almaktır. Bu savaş son yargı gününde (mahşerde) Ahura mazda'nın ergimiş metal selinin dünyayı kötülük güçlerinden tümüyle arındıracağı zamana dek sürecektir"
267 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Ortadoğu mitolojisine ve tarihine ilgi duyan kişiler için harika bir kitap. Kitap, hem insanlığın hem de Ortadoğunun ilk uygarlığı olan Sümer uygarlığının oluşturmuş olduğu mitoslardan başlayarak Babil, Mısır, Ugarit, Hitit ve İbrani mitoslarına ışık tutuyor. Mitoloji bugün bizim için bir şey ifade etmiyor gibi gözükebilir ama eski çağlarda yaşamış insanların hayal güçlerinin sınırlarını görmek için başvurulması gereken ilk kaynaklardan biri bence. Aynı zamanda kitap, günümüzdeki semavi dinlerin kaynağına ışık tutması bakımından da önem taşıyor.
Kitap, ilk olarak mitosun tanımından ve türlerinden bahsediyor. Mitos için kısa ve öz bir tanım yapacak olursak; insanların doğada meydana gelen olayları ve anlam veremedikleri olayları kendi düş güçleriyle masalsı anlatımına denir. Mitoslar, ritüel, kült, orijin, prestij ve eskatalogya gibi türlere ayrılıyor. Kitapta daha çok kaynağı din olan ritüel mitosları yer alıyor. Sonra, Mezopotomya mitoslarına geçmeden önce bölgenin nasıl bir coğrafyaya sahip olduğuyla ilgili bilgiler veriliyor ve mitos anlatımına geçiliyor. Mitoslarda dikkat çekici özelliklerden biri farklı uygarlıkların birbirleriyle benzer mitoslar oluşturması. Mesela Tufan mitosu ufak farklılıklar olsa da Sümer, Babil, İbrani mitoslarında yer alıyor. Bu hikâyenin Babil versiyonundaki Ziusudra'nın İbrani mitolojisine Nuh diye geçtiği açıkça görülüyor. Sami bir toplum olan Babiller'de, Sami olmayan Sümerliler ile benzer hikâyelere rastlanması da ilgi çekici diğer bir şey. Antik Mısır'da ise dünyayı etkileyen büyük çapta bir yok oluşu anlatan Tufan öyküsüne rastlanmıyor. Mitoslar, özellikle de Sümerlerin yazmış olduğu mitoslar hem kelimelerin eksik oluşu hem de eski bir yazı sistemi olduğu için anlaşılmakta zorluklar yaratıyor. Farklı uygarlıkların neredeyse aynı tanrılara sahip olduklarını sadece isimlerini değiştirdiği açıkça görülüyor. Sümer'de yer alan Dumuzi ve İnanna(tanrı ve tanrıça) mitosu ile Babil'deki İştar ve Tammuz mitosu hem tanrıların işlevi olarak hem de hikâye olarak benzerlikler taşıyor. Yazar farklı farklı mitosları anlatırken çevirmen de sayfanın aşağı kısmında not olarak günümüzdeki kutsal kitaplar(özellikle de Kur'an) ile burada anlatılan mitoslardaki benzerlikleri gösteriyor. Sümerler'de ölüler diyarındaki 7 kapı ile İslam kültüründe geçen Cehennem'in 7 kapısı olması bu benzerliklerden biri. Günümüzde kutsal kitaplardan bildğimiz evrenin 7 günde yaratıldığı mitosu da yine eski Mezopotomya kaynaklı hikâyelerden geliyor. Tufan öyküsü de az önce bahsettiğim gibi Ortadoğu'daki bir çok toplumda yer alıyor. Bazı insanlar bu hikâyelerin, günümüzdeki tek tanrılı dinlerin kitaplarında yer alan hikâyeler ile benzerlik taşımasını onlara da bir peygamber gitmiş diye yorumlayabilir ama bu eski Mezopotamya uygarlıklarında tek tanrılı dine rastlanmıyor.
Son olarak İbrani mitolojisine yer veriliyor ki kitabın en uzun kısmı bu bölümden oluşuyor. Bu bölümde İbraniler'in kutsal kitabı olan Eski Ahit'in(Tevrat) farklı zamanlarda yazıldığı vurgulanıyor. Tevrat, Kur'an gibi sistemli bir şekilde yazılmış bir kitap değil, yüzyıllara yayılan derlemenin bir ürünü. Bilinen yazım olarak Yahudiler'in Babil Sürgünü'ndeyken yazdıkları hikâyeler, Tevrat'ın bir bölümünü oluşturuyor diyebiliriz. Bu bölümde de İbraniler'in yazmış olduğu bizim de yakından bildiğimiz olaylar anlatılıyor.
Bu kitapta gördüğüm kadarıyla günümüzdeki bildiğimiz dini hikâyelerin çoğu Sümerlere kadar gidiyor. Burada hikâyeleri anlatılan toplumların hepsinin Ortadoğu toplumları olması insanı bazı konular hakkında şüpheye ve şaşkınlığa götüren bir şey. İskandinavya'da Güneydoğu Asya'da, Avustralya'da, Amerika yerlilerinde, Polinezya haklarında bu tarz hikâyeler en azından benim bildiğim kadarıyla yok. Bu da beni beni şu sonuca götürüyor; günümüzdeki monoteist dinlerin(tek tanrılı) kitaplarında anlatılan hikâyeler, eski çok tanrılı Mezopotamya uygarlıklarının oluşturdukları hikâyelerden kaynak aldığına işaret ediyor. Bir başka deyişle kutsal kitaplardaki masalsı hikâyeler de mitostan başka bir şey değil.

Yazarın biyografisi

Adı:
Samuel Henry Hooke
Unvan:
Yazar
Doğum:
Cirencester, Birleşik Krallık, 21 Ocak 1874
Ölüm:
1968
Doğum tarihi: 21 Ocak 1874, Cirencester, Birleşik Krallık
Ölüm tarihi ve yeri: 1968
Eğitim: Jesus College

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 18 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 27 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.