Sedat R. Demir

Sedat R. Demir

Çevirmen
8.7/10
247 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
86
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
104 syf.
·2 günde
Kişilerin hayvanlar olduğu bir roman...
Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirmelerini konu alıyor..
..Amaçları da bir nebze toplumsal eşitlik...
Aralarında en akıllı olan domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar...
Ne yazık ki insanlardan daha da diktatör oldukları ise bir gerçek...Kitabın en güzel yanı tek bir argo olmamasıydı. Kitap tavsiyemdir...
136 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Simon iyi kalpli bir ayakkabı tamircisidir. Yabancı birisini soğukta donmak üzereyken eve getirir ve yabancı onlarla yaşamaya başlar. Adı Mikael olan yabancı işleri hemen kavrar ve işinde çok başarılı bir ayakkabı tamircisi olur. Artık yüzleri para görmeye başlamıştır.
İnsan ne ile yaşar? Tabiki parayla değil. Hiç tanımadığı birini eve almış onu sevmişlerdir Simon ve karısı.
İnsanın kalbinde yaşayan sevgi dışarıya yansırsa, birbirinin ihtiyaçlarını tamamlayabilirlerse insanlar bir de bunu sevgiyle yaparlarsa öyle yaşamış olurlar. Evet tüm insanlar kendi başlarına nasıl mutlu olabileceklerini düşünüp kafa yormakla değil,sadece insanın özünde var olan sevgiyle yaşarlar demiştir Tolstoy.
Bence de yaşamak nefes almak yemek yemek değil, yaşamak farkında olmak,yaşamak sevgiyi iliklerine kadar hissetmek,yaşamak mutlu olabileceğin insanlarla olmaktır.
Anlatımı akıcı olan tasvirlerin çok iyi yapıldığı bu hikayeyi okumanızı tavsiye ediyorum. :)
104 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Orwell, bu kitabı yayımlatmak için fazlaca uğraşmış, tam basılmak üzereyken yaptığı küçük bir cümle değişikliğiyle büyük sıkıntılardan kurtulmuştur. Peki "bir peri masalı" nasıl bu kadar etki oluşturabilir, sonuçta bu bir "masal" öyle değil mi? Yani çocuklar için yazıldı, ama çocuklar için yazılmasına rağmen Stalin bile okudu? Nasıl oldu bu?

Hayvan Çiftliği, Bir Peri Masalı adı altında politikaya yapılan bir eleştiri, kötülemedir. Soyvet devrimini oluşturduğu hayvanlar metaforunda gerçeğe yakın ve yerinde anlatmıştır Orwell. Tüm politik eleştiriyi bir kenara koyarsak kitap gerçekten çocuklar için yazılmış, çocukların sıkılmayacağı kadar sade anlatılmıştır. Konusuna gelirsek: Beylik Çiftliğinde yaşayan hayvanların Çiftçi Jones’un kendilerini köle gibi çalıştırmasından bıkıp ayaklanmasıyla başlar romanımız. Ve hayvanların kendi cumhuriyetlerini ilan etmesine kadar ilerler. 

Hayvanlar da kendi içlerinde ayrılmışlardır: Domuzlar en zekileri, atlar en çevikleri, koyun ve kuzular en aptalları gibi birçok hayvanın kendine has ayırt edici özellikleri var ve bu da hayvanlar içinde belli gruplaşmalara yol açıyor. Geçmişi değiştirmek ve çiftlikten atılan hayvanlara yapılan asılsız suçlamalar… Aslında bu kitabın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’e hazırlık niteliğinde olduğunu rahatça söyleyebilirim, eğer ikisini de okumadıysanız önce Hayvan Çifliği’nden başlamanızı öneririm.

BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR AMA BAZI HAYVANLAR  ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR
128 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Çok olan şey az da saklı olan şeydir.
Çok acı olmasın diye dünyada sadelik deniz fenerimiz olmalı insanın. Dünyadaki yolumuzda sade ve başkalarının mutluluğu üzerine kurulu olsa dünya daha sevimli olacak.
Insan sevgi ile yaşar...
Insan insan ile yaşar...
Insan Allah ile yaşar..
213 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Eser 4 tane öyküden oluşmaktadır. Ve hepsi de insana dair insanca yaşamak için yazılmış farkındalık oluşturmak amacı gütmektedir. Bilmediğimiz birşey anlatılmazken sadece farkına varmamız sağlanır. Ve beni en çok etkileyen öyküsü de "efendi ile uşak" oldu. Okuması kolay, yormayan bir kitap.
104 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Açıkçası George ORWELL'ın "1984"ü okuyup beğendiğim ve adını sık sık duyduğum icin başlamıştım bu kitaba fakat sayfaları cevirdikce okumakta neden bu kadar geciktiğimi sordum kendime hep. Çok beğendiğim, ününü kesinlikle hak eden bir kitap...
128 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitabı okuduktan sonra gerçekten kendimi ve hayatı sorgulamaya başladım. Biz hangi yoldayız, nereye gidiyoruz biz? Bu kadar çamura batmış toplum, nasıl kurtulacak bu durumdan? Sanırım bunun cevabı insanın kalbine hükmeden şeyle ilgili. Bizi sevgi kurtaracak. Fakat bu taşlaşmış kalplerde ne arar ki sevgi?
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
İçerisinde kısa hikayelerin bulunduğu, bu hikayelerden ders çıkarabileceğiniz bir kitap. Her hikayede bir iyiliğe yöneltme, bu doğrultuda ders çıkarma amacı var. Dili ve üslubu sade olduğu için okurken zorlanmaz ve sıkılmazsınız.

Okumanızı önerir ve çıkaracağınız derslerin kalıcı olmasını dilerim.
104 syf.
·9 günde·Puan vermedi
İnsanın, bir kitabı okurken sayfa sayfa ruh hali değişebilir fakat genel bir kanısı, ruh hali olur. Bu kitap boyunca hissettiğim duygunun tam karşılığı; teessür, oldu. Çiftlikteki zavallı hayvanlara mı üzüleyim, saflıklarına, güçsüzlüklerine mi üzüleyim, yoksa halihazırda kendi domuzlarımıza kanmaktan, inanmaktan, kendi domuzlarımızı kendi ellerimizle, kendi başımıza musallat ettiğimize mi yanayım, bilemedim. Bütün bunlar bende teessüre yol açtı. Napoleon denilen domuzu da illa ki herkes birisine benzetmiştir, ben de benzettim ama ismi şimdilik herkesçe tahmin edilmiş olmasına karşın, bende mahfuzdur.

Fakat Napoleon değil esas tehlikeli olan, kesinlikle; Squealer. Yani Gobbels. Yani, bugünkü x kişi, y kişi. Propaganda bakanı. Yazmak istediğim o kadar şey var ki, özet geçmeye gönlüm el vermiyor. "Keşke hayvanlar biraz uyanık olabilselerdi" diye kızarken buldum kendimi ama, kim bilir hangi domuza sesimi çıkaramadım bugüne kadar. Bu, beni kendime karşı susturan şey oldu.

Boxer, seni hayatımın sonuna kadar özleyeceğim.