Şehrin Delikanlısı

Şehrin Delikanlısı

8.1/10
37 Kişi
·
61
Okunma
·
21
Beğeni
·
4.066
Gösterim
Adı:
Şehrin Delikanlısı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul Türkiye, 17 Şubat 1988
Her çocuk güzeldir. Ben de güzel bir çocuktum. Altın sarısı kıvırcık saçlarımla şirin, sevimli bir çocuktum. O günlerden kalan fotoğraflara baktığımda civcive benzediğimi kabul ediyorum. Mahallenin bakkalından tutun da en nemrut teyzesine kadar herkes sevmek, kucağına almak isterdi beni. Tanımadığım insanlar tarafından sevilmeyi, onların kucağında olmayı istemez, karşı koyardım. Annem, “Seviyorlar oğlum işte seni,” derdi. Hatırladıkça hâlâ midem bulanıyor bu ıslak öpücüklerden, ısırmalardan ve kucaklarında olmaktan. Ama gücüm yetmezdi işte.
İstisnalar kaideyi asla bozmaz.
Kaideyi bozup ta geldim.
İnsan ömrü bir mum yakıp onu izlemek gibidir. yavaş yavaş biter. Yavaş yavaş söner. Mum ışığının en kuvvetli anı ilk yakıldığı zamandır. Sonrasında ise yavaştan sönmeye başlar. İşte insanoğlunun ömrü de tıpkı bu kadardır.


Ne bir eksik...
Ne bir fazla...
Köprüyü geçene kadar ayiya dayı demek benim tarzım değil . Köprüsünden geçiyorum diye ayı beni sırtında tasisin , teşekkür etsin .
Ben buyum. Tarzım bu . Bir halkalı şeker için insanları kandiracak değilim.
İnsanlara aşık gibi takılacak değilim.
İnsanlara duymak istedikleri sözleri soyleyebilecek kadar yetenekliyim ama insanlara umut verip , sonra da o umutlarını kıracak kadar cesur değilim

#SEHRİN #DELİKANLİSİ
Yüreğimden , aklımdan geçenleri yazmak istiyorum aslında fakat sıcağı sıcağına pek Bir şey yazilmiyor hele ki ağır kanamalı bir hastaysan...
Hayatın bana gülüşüne, orospunun sikişine aldanan biriydim belki de. Saf mıyım neyim, bilmiyorum ki.
Ben kendimi biliyorum. Hayır, öyle değilsin, demeyin boşuna.
Ben, herkesin söylemek istediği ama içine attığı sözlerim.
Ben, hilekârım, yalancıyım, düzenbazım.
Ben kimsenin duymak istemediği ama gece olunca kendilerine itiraf ettiği sözlerim.
Ben, hepinizin boşa harcadığı zamanım. Boşa geçen zamana dönüp baktığınızda, genç olmak istediğiniz o pişmanlık dolu anım.
Ben, sizlerin gizlediğiniz, sakladığınız, üstüne duvar örüp arkanızda bıraktığınızım.
Ben, bir tartışmada aklınıza gelmeyen sözleri, gece kendinize söylediğiniz zekânızım.
Ben, yarın size ne olacağını gösteren gelecek zamanım.
Ben, sizin yapmak istediğiniz ama yapamadıklarınızım.
Ben, sizin aynadaki aksinizim.
İçiniz kan ağlarken, dudaklarınızdaki sahte gülüşüm.
Ben, sizin yalanınızım.
Ben, içinizde kanayan yarayım.
Ben, sevişirken, bir başkasını hayal eden tarafınızım.
Ben, ilgilenmiyor gibi yaptığınız ama kıskandığınızım.
Kıskançlıkla, acımasızca başkasına attığınız çamurum ben.
Ben, geleceğiniz için, bugününüzü sattığınız her şeyim.
Ben sizin her şeyinizim,
Ben sizin hiçbir şeyinizim…
beyaz gömleğin altına giyilen, siyah sutyen gibi uyandım bugün. öylesine yabancı, öylesine saçmayım. çok sırıtıyorum.
susarak özlüyorum. karanlık bir kaderdeyim. gündüzlerim kalmamış karanlık yarınlarda. paramparçayım. gönlüme yenilmişim sevdama yenilmişim özlemime yenilmişim.
susarak özlüyorum. 
beni kimsenin tanımadığı hiç kimsenin benimle konuşmak bile istemediği bir yerdeyim. acıdan ölmeyi bekleyen bir hasta misali fena halde ölümümü beklemekteyim..
hiç bir şey yemeden kalktığım kaçıncı sofra bu.

fena halde aldanmaktayım..

günlerdir arabanın içinde yatıp kalkmaktayım. burnumdan ağzımdan akan koyu renkteki kan ciğerlerimin selamı çok iyi farkındayım. 


karanlık bir azaptayım. sigaranın dumanı gibi savrulmaktayım. 


aklımda kalbimde beynimde zihnimde birini piç gibi bırakıp diğerine doğru koşan her defasında sevilmediğini sanan ama çok sevilen .. sürekli sevildiğini duymak isteyen ve bundan hoşlanan ince uzun kız çocuğu. 
gözlerine görülmemiş şiirler yazdığım gözlerindeki o sonsuz buğu
içimde sürekli yaşayan o kalp ağrısı
burnumda sürekli kokusu
gözlerimde oturması kalkması konuşması bana sarılması öpmesi ellerimi tutması
kulağımın duyduğu tek ses onun sesi.
üzerimde bir matem bir ölü toprağı kaybettikçe kazanmaktayım. ölüm kadar gerçek , aşk hayat kadar yalanım. sahte gülüşümle güldükçe ağlamaktayım.
. İster güzel bir eğlence olsun, ister mutsuz bir gece. Hayatta her şeyin bir bedeli, bir karşılığı vardı. Babam küçük yaşta bana bunu öğretti.
Daha önce yazarın ilk kitabı Kutudaki Son Kibrit Çöpünü yorumlamıştım. İlk kitaptan çok fazla etkilenmiştim. İkinci kitap Emrahın üniversite yıllarını okuyoruz artık. Daha aklı başında daha az isyankar bir görüntü çiziyor ayakları daha sağlam basıyor. Çok daha eğlenceli ve çok daha komik bir şekilde yaşamına devam ediyor ve kendi doğruları üzerine. Annesine duyduğu özlemi iliklerime kadar hissettim. Tabi iki kitapta anneye ithaf.

Kitabın içindeki “... uyandım bugün” benzetmeleri efsaneydi. Çok yerinde tespitleri vardı. Bazı göndermeleri ise ayakta alkışlanırken birazda meydan okuyordu herkese.

Tek başına istanbul gibi bir yerde okuyabilmek için yapmadığı iş kalmadı. Bir çok işe girip çıktı ve bu işlerin zorluklarını iyi aktardı. Sonunda fal bakmaya başladı ki çok yerinde ve çok eğlenceliydi.

Eve kedi alırsın kuş alırsın köpek veya balık alırsın ama yavru maymun almak tamda Emrah’ ın orjinalliğine yakışırdı.

Kitabın ortalarında Emrah’ ın hayatına giren yavru maymun Şeytanla daha çok renklendi Mustafa ile gittiği tatilde kahkahalarıma hakim olamadım. fakat kitabın sonu çok etkileyici bitiyor.

Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.

İlk kitaptaki özlü sözlere taş çıkardığı argolar ikinci kitapta maalesef yok. Fakat kitap yine Emrah'ın aşk hayatından kesitler sunuyor.

Kitap cinsel içerikli fakat diğer cinsel içerikli kitaplar gibi abuk subuk şeyleri görmüyorsunuz.

Tavsiyemdir efendim okuyunuz elinizden düşmeyecek , haftalarca konuşacağınız bir kitap olacak.
Kitabı sonunda bitirdim şükürler olsun iş güç derken neyse .. 2 aydır bekledigim bir kitaptı ilk kitabını çok severek okudum ve ikinci kitabı da enfes olmuş Emrah abimin ( en sevdiğim yazar hayraniyim ) kitabın içeriğine gelirsek eğer akıcı bir anlatıma sahip olayları okurken yaşıyormuşsun hissi veriyor, kitabın en büyük özelliği seninle konusurmus gibi hissettirmesi insan her cümlesinde kendinden bir parça aramaya çalışıyor , çok kendine has bir tarzı var kitabın , sürükleyici , akıcı , insanı bunaltmiyor okurken . Çok betimleme ye girmemiş olması da çok güzel bir hava katmış :)
bu sadece bir kitap değil bu .hayatın gerçekleri sadece tanıtımını okuyarak bile anladım bunu .Emrah hayatın gerçekliğini daha küçük yaştayken kavramış ve hayata bakış açısını değiştirmiş çok sert bir kişiliğinin olmasına rağmen sevdiği kız için ölesiye savaşıyor acı çekiyor babasından dayak yiyor ama genede kızdan vaz geçmiyor
Özellikle ebeveynlere daha yararlı bir kitap olduğunu düşündüğüm bir kitap. 'Baba' rolünün ne kadar etkili olduğunu çok yalın bir dille anlatmış. Bu kitapla çocuk psikolojisi, ergenlik ne demek daha açık bir şekilde görülebileceğine inanıyorum. Samimi, sade, doğal ve içten bir anlatım.
Kitaba güzel bir başlangıç yaptım ancak Bahar'ın hayatına girdiği bölümlere kadar biraz zor ilerledim. Bunun nedeninin çocukluğunda uğradığı cinsel taciz olayıyla başlayarak, okuldaki kız arkadaşlarıyla ve hatta evli bayanlarla girdiği ilişkilerin arka arkaya ayrıntılı bir şekilde anlatılmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu aşamada Emrah'ın duygularını odaklanarak okunmalı. Altında yatan nedenler iyi gözlemlenmeli. Bahar'ın hayatına girmesinden sonra hayatında, düşüncelerinde ve değerlerindeki değişikliklerin okunmaya değer olduğunu göreceksiniz.

https://kitapgunesim.blogspot.com.tr/...daki-son-kibrit.html
Bir kitap düşünün ki; bütün hayatı içinde barındıran, her çevirdiğiniz sayfada nefes alan, her satırda hayatın gerçeklerini size gösteren, her cümlede sizinle sohbet eden bir kitap.

İşte o düşündüğünüz kitap; KUTUDAKİ SON KİBRİT ÇÖPÜ

Kutudaki Son Kibrit Çöpü'nü bir gecede sabahlayarak bitirdim. Wattpad'de ilk okuduğum halinin adı Şehrin Delikanlısı'ydı. Okuduğum o kitap ile şu an baş ucumda duran kitap arasında dağlar kadar fark var. Beklentilerimi karşılayacağını biliyordum ama bu kadar da farklı efsane bir kitap beklemiyordum. Emrah kitabın üstüne koydukça koymuş. Yazar çıtayı aşmakla kalmamış gökdelen dikmiş resmen.

Okurken sanki geçekten sohbet ediyordum Şehrin Delikanlısı ile. O anlatıyordu ben onu dinliyordum. Bazı yerlerde çok kızdım, bazı yerlerde sinir oldum, bazı yerlerde onunla mutlu oldum, üzüldüm ağladım. Her duyguyu yaşadım. O kadar samimi ve içten bir şekilde anlatmış ki kendi hayatını 'Kim bu kadar şeffaf ve objektif olabilir?' diye düşündüm. Ben olamazdım en azından..

O kadar inci gibi değerli dersler var ki kitapta. 'Beni okumak anlamak için okuma yazma bilmek yetmez.' Diye boşuna demiyormuş. Mesela ben Wattpad de okurken anlam veremediğim bazı olayları kitapta okuduğumda 'Aaa evet şimdi anladım.' Dedim ve hak verdim. İşte o zaman anlamamışım. Belki de yine tam olarak anlamadım. Bilemiyorum.

Beni kitapta en çok etkileyen cümleler ile bitirmek istiyorum yorumumu ve her şeyin onun için gönlünce olmasını diliyorum.

'..İnancını hiç yitirme, hayata pozitif bak. Bak ki her şey mükemmel olsun. Bazı sevgiler azalır, bazı sevgiler biter. Bir tek bir annenin evladına olan sevgisi hiç bitmez..'
'Kutudaki son kibrit çöpü' kitabının devamı niteliğinde olan 'ikiden az birden fazla' günlük tutar gibi yazılmış şekliyle samimi bir kitap olmuş. Daha çok aile ve aşk üzerine olan 1. kitaptan sonra bu kitapta Emrah'ın üniversite hayatı ve kendi ayakları üzerinde durmaya çabalaması yeri geldiğinde düşmesi ve tekrar kalkmasını, yaşam mücadelesini görüyoruz. Yazarımız ilk kitapta olduğu gibi düşüncelerini hiçbir kalıba sığdırmaya, kelimelerini süslemeye gerek duymadan ve hatta edebi bir kaygı gütmeden tüm hissettiklerini kağıda dökmüş diyebilirim. Kimilerine bir hayli açık gelebilecek sahnelerden tutun da yüreğini cız ettirecek dram sahnelerine kadar hayatın içinde insanın başına ne gelebilecekse o var bu kitapta. Okurken edebi olarak da beslenmem gerek diyenler için çok doyurucu bir kitap olmayacağını belirtmek isterim. Eğer okuduğunuz o ağır kitaplara bir solukluk ara vermek isterseniz bir şans verebileceğiniz bir kitap diyebilirim.
Net bir sözle, ben kitabi begenmedim. Sayfadaki yorumlari okudum. Aldim ve pisman oldum. Eger bana bir seyler katsın istiyorsanız aradığınız durak bu kitap degil. Iyi okumalar.
Sade,içten ve duygu yüklü. Bazı yerlerde gözlerim dolarak okudum.
Ancak bazı bölümlerde yazar, fazla tekrar ettigi icin ben biraz sıkıldım. Yine de okunması gereken bir kitap, yazarın başarılı olacağını düşünüyorum, yolu açık olsun!
Ya kitapla ilgili yazmak istediğim çok şey var ama sanki nerden başlayıp nerde sonlandırabilirim toparlamakta zorlanıyorum.Kitabı öneren ve okumama vesile olan arkadaşım Duru’ya teşekkür ederim :)Kitabı okuyun ve okutun.Herkes kendinden bir bölüm bulacak.Kavuşamadığınız aşk olabilir.Huzursuz aile olabilir.Annesinin bir tanecik kuzusu iseniz yine size hitap ediyor.Daldan dala konan biriyseniz de size hitap ediyor.Küfür ve argo seviyorsanız,şiir seviyorsanız,biraz karamsarlık seviyorsanız,bu hayatta ‘Ben de varım’ ispatındaysanız siz de varsınız.Neyse ,konumuz bu değil...Okumanızı tavsiye ediyorum .Konumuz şuan Şehrin Delikanlısı ve Kutudaki Son Kibrit Çöpü...Keyifli okumalar,su gibi ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Şehrin Delikanlısı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul Türkiye, 17 Şubat 1988

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 61 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 157 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları