Selahattin Karaduman

Selahattin Karaduman

Çevirmen
8.1/10
27 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
28
Gösterim
Adı:
Selahattin Karaduman
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
1808 syf.
Bu uzun kitabı niye bu kadar sona sakladım şimdi anlıyorum, gerçekten uzun ve yer yer zorlayıcı bir kitaptı. Ama Tolstoy’um ne yazmış be. İnsan okurken yoruluyor adam yazarken yorulmamış. Sonlara doğru biraz Brezilya dizisindeki tadı verdi. Herkes bi döndü falan, dönmekten kastım durumlar değişti anlamında okuyunca anlarsınız. Ama dürüst olmak gerekirse hani Türk dizilerinde karakterler hiç düşünmediğiniz insanlarla birlikte olurlar vs. ve bu durum canınızı sıkıp bırakırsınız. Bu kitap öyle kaliteli yazışmışki bu durumda bile bırakmıyorsunuz hatta merak edip diğer bölümü de okuyorsunuz. Ayrıca Napolyon zamanı Fransa ve diğer devletlerin durumunu merak edenlerde okuyabilir çok değinmiş çünkü. Genelde insanların Rus edebiyatından bıktığı o isimlerden baya bir mevcut dürüst olacağım ama benim özel bi ilgim olduğu için hoşuma gidiyor o yüzden hepsi aklımda olduğu için rahat okudum. Bu tatilde güya Suç ve Ceza’yı da bitirecektim ama yok anam yetişmez yani o yüzden başka tatile artık.
96 syf.
·2 günde·9/10
Ilk kez bu tarz bir kitap okudum ama bana mukemmel geldi. Cok da guzelmis.sizlere de tavsiye ediyorum. Baslarda yazilar bir senaryo gibi oldugu icin farkli gelse de insan okudukca alisiyor. Basarili bir yapit.
168 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Yüzbaşının Kızı, Aleksandr Puşkin'in 1833-1836 yılları arasında yazdığı ve Yemelyan Pugaçov Ayaklanması sırasında Rus bir subay olan Pyotr Andreyich Grinyov'un görev yaptığı kale komutanının kızı taşralı Maşa ile arasındaki duygusal ilişkileri anlatıyor. Ana karakterin yolu, yaptığı her eylem ve tanıştığı kişiyle bir şekilde gelecekte tekrar kesişiyor. Kitabı okurken, insanlara karşı olan tutumunuz ve eylemlerinizin size ne şekilde geri dönebileceğine dair düşünceler denizine dalıyorsunuz. Ben kitabı çok sürükleyici buldum ve bir solukta okudum. Bunda hem olay akışının yarattığı merak duygusu hem de dilin duruluğu ve akıcılığı büyük rol oynuyor. Sıradan bir yapıt olmadığı çok açık olan bu eseri herkese öneririm.
736 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
"Savaş ve barış"
Tarihin  nefes kesici bir incelemesi...

19.yy başlarında Çarlık Rusyası ile 1789 Fransız devriminden sonra kurulan Napolyon Bonapart Fransası  ilişkilerini, daha çok Napolyon 'un, ortalığı kasıp kavurdugu yılları ve devamında gelişen olayları anlatan, benimse dönemin siyasi tarihi hakkında  azımsanmayacak derecede bilgi sahibi olmami sağlayan,  karakterleri ve kurgusu ile neredeyse tum okuyuculari gibi beni kendine hayran  bırakan  kült eser.

Evet ,Tolstoy kaleminin ne denli güçlü olduğunu, hatta Tolstoy'un  niçin Tolstoy olduğunu bana bir kez daha hatırlatan ve  belkide hayatım boyunca,  okuyupta çok az eşine rastlayabilecegim bu kitapta, harika bir kurgunun yanı sıra,  cok fazla kişi ve  çevrenin  anlatılması ve bazı  kişilerin birden çok  isminin  olmasi,  açık söylemeliyim ki  başlarda beni biraz  zorlasa da akabinde aldığım küçük notlar  hikayeyi  kisa zamanda  özümsememde büyük katki sağladı.

Ve yine okumaya başlamamın, kitabın içerisine  çekildiğimi daha ilk sayfalarda bile hissettiğim, savaşın acılarını ve yıkımlarını ,barışın güzelliğini, bir nevi iyi ve kötü kavramını , değişik bir doku ile anlatan bu  kitabın azımsanmayacak bir kismini okuduğumda ise "keşke" dedim."Keske  1808  sayfalık Iş Bankasi Yayınlarından okusaydım" Çünkü hikaye bitsin hic istemedim...
Evet iyi ve güzel her seyi yok eden savaş bitsin ama hikaye hiç  bitmesin istedim :)

Tarihi roman seven okuyucuların biran bile  hiç sıkılmadan okuyacağını; icerisinde yer alan aşk ,ihanet,  iyi ve kotu kavramlarının ise  diger okuyucular uzerinde de ilgi uyandıracağını düşündüğüm bu eseri insan, hayatinda mutlaka bir kez yaşamalı .Okumali değil yaşamalı diyorum.
Düşünün ki bir savaş sahnesi;Öyle sıradışı öyle betimleyici öyle  guzel anlatıyor ki sanki sadece yazmakla kalmıyor da tüm yönleri ile adeta gözleriniz önüne çizip,ardından birer birer  can veriyor! Size de bir köşeye geçip  ,yüreğiniz ağzınızda olan biteni izlemek kaliyor.
Ve son olarak,Barış ve Kardeşliğin egemen olduğu aydınlık günlerde buluşabilmek ümidi ile...


 
168 syf.
Ne yaparsam yapayım, Rus edebiyatından vazgeçemiyorum ilk olarak kitabın sahibi olan beyfendi hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum. Kendisi bilindik Rus yazarlara göre biraz daha yaşlı. Dili daha sade ve diğerlerine nazaran daha az betimleme yapmış. Bu eserden başka hiçbir eserini okumadım. Beni üzen asıl şey ise yazarımız, karısı yüzünden düelloya çağrılıyor ve orada karnından yaralanarak ölüyor :( yanlış evliliğin sonucu. Kitaba gelirsek anlaşılır, tatlı bir kurgusu var. Aşkından vazgeçmeyen bir adam var. Karakterlerin isimleri de çok karışık değil. Klasik askerli komutanlı asilzadeli bi kitap ben bir günde bitirdim. Okuyabilirsiniz.
168 syf.
·2 günde·9/10
Babasi taninmis bir general olan ve soylu aileden gelen Pyotr, babasinin onu orduya katilmasi ve ailesine yakisir sekilde Carice'sine hizmet etmesi icin komutanini tanidigi bir kaleye gondermesiyle baslar tum hikaye.
Genc Pyotr ve onun ihtiyar ama sadik hizmetkariyla yola duser. Yolculugu, onlerini kesen ayyaslar, ondan bir sekilde para koparmak isteyen uckagitcilar disinda herhangi bir zorlukla karsilasmamislardir. Vardiklari kalenin komutasinda yuzbasi mironov vardir; evli ve bir kizi olan babadir ayni zamanda. Ufak bir kale oldugu ve kaleyi mironov'un sadik esinin yonetmesi ve baris ortami olmasi nedeniyle bizim genc Pyotr pek bir zorluk cekmez. Ve yavas yavas yuzbasinin kizina karsi duygular beslemeye baslar
Ta ki Carice'ye baskaldiran ve yollarina cikan tum kaleleri yakip yikan ve kendisini gercek Çar olarak kabul ettirmeye zorlayan Pugacev ve yandaslari bu huzurlu ortami bozmaya hizla kaleye yaklasincaya dek...
Bizim genc Pyotr, bu duzmece Çar Pugacev'in yolculuk sirasinda aciyip kendisine tavsan kurkunu verdigi ayyas oldugunu gorunce isler iyice degisir...
Konu ve kurgu olarak nefessiz okunan bir eser.. her bir karakteri muthis sekilde betimlemis Puskin; oyle ki kotu karakterle bile aranizda bag olusturabilmis. Ancak kitabin sonunda bulunan yayimcinin notu kismindan anladigim kadariyla gercek bir hikaye sanirim
168 syf.
·Beğendi·6/10
#kitapyorumu
Aleksandr Puşkin ~ Yüzbaşının Kızı
Herkese merhaba
Yüzbaşının kızını bir yorumda görüp beğenmiştim fakat sanırım kitap alırken bu yayinevi tesaduf eseri elime gelip almıştım.
Diğer yayın evlerinde sanırım kısaltma olmayıp ekleme gibi şeyler varmış mektuplar vs gibi  tam bende bilmiyorum (bilen arkadaş bir benide aydınlatsın lütfen) ama benim okuduğum basım da resmen hayat film şeridi gibi gözünüzün önünden akıp gider ya, heh benimde öyle kitap gözümün önünden akıp gitti.Kitap cidden öyle hızlı bir şekilde giriş gelişme sonuç şeklinde ilerliyor ki anlatamam yada bu basım da fena halde kısaltma var. 🤷‍️ Olaya girmemiz ile çıkmamız bir oldu çünkü
Konusu genç soylu bir aileden gelen çocuk aşırılıkları yüzünden babası herhangi bir askeri bölgeye subay olması için yolluyor. Orada Yüzbaşının kızına aşık oluyor. Ama üsleri sahte Çar yüzünden basılıyor ve asılma ile burun buruna geliyor.
Bir takım olaylarla olayı atlatıyor ama bir şekilde suçlu bulunup yargılanıyor. (spoiler mi verdim )

Konusu bu şekilde, güzel miydi? Evet beğendim ama işte kıza aşık olması felan böyle üç satırda oldu ne bilim. Kitaptan mi değil mi çözemedim. Daha önce okuyan arkadaşları yoruma davet ediyorum beni biraz aydınlatın.
Kısacası beğendim çabucak bitti ama şerit gibi de geçti gözlerimden . Belki yinede diğer yayınlardan almak isterseniz hoşunuza gidebileceğine eminim.