Selim Gündüzalp

Selim Gündüzalp

YazarDerleyenÇevirmen
8.5/10
741 Kişi
·
1.860
Okunma
·
100
Beğeni
·
7bin
Gösterim
Adı:
Selim Gündüzalp
Unvan:
Türk Çevirmen, Yazar
Doğum:
Sakarya, Türkiye, 1951
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 13 Eylül 2017
1951 yılında Adapazarı’nda dünyaya geldi. Sırasıyla Adapazarı Kurtuluş İlkokulu’nu, Adapazarı Merkez Ortaokulu’nu ve Adapazarı Lisesi’ni okudu. 1979 yılında, Marmara Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun oldu. 1968 yılında, ortaokul öğrencisiyken, günlük bir gazetenin tertip ettiği, bir şiir yarışmasıyla yazı hayatına başladı. Bir müddet basketbol ile ilgilendi. Zafer Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1977 yılının ilk aylarında ilk sayısı çıkan Zafer Dergisi’nde çalıştı.

“Ölüm ve Ötesi” adlı ilk kitabı 1985’de Cihan Yayınları’nda neşroldu. 1986’da Zafer Yayınları’nda, aile serisinde “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı çıktı. 1991 yılında “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı, küçük cep kitabı olarak basıldı. Ölüm Son Değildir 1, 2 ve 3 adlı kitapları, sırasıyla 1999, 2001 ve 2002 yıllarında basıldı. 1991 yılında Zafer Yayınları’nın da kurucusu olan Selim Gündüzalp, 2002’den itibaren toplamı 15 adet olan öykü dizisi kitaplarını çıkarmaya başladı.

2003 yılında “Deyimler ve Öyküleri” dizisini oluşturmaya başladı. 2003 yılında Zafer Yayınları’nın bir alt kuruluşu olan Uğurböceği Yayınları’nın kuruculuğunda da bulundu. Uğurböceği Yayınları’nda birçok kitabın yayına hazırlanmasında katkıda bulunmuştur. Ayrıca bu yayınevinde başka bir müstear isimle, çocuklara yönelik çalışmalar da yapmıştır. “Allah ve Dua”, “Allah ve Ümit” ve “Allah ve Aşk” isimli tefekkür kitaplarının, “Serap” isimli bir romanın da yazarıdır. Ayrıca “Asr-ı Saadetten Öyküler” adıyla bilinen bir diğer öykü dizisine ve daha birçok telif ve derleme kitaba da imza atmıştır.
Mesela şimdiye kadar hiç bir zambağın içine, derinliğine doğru baktınız mı? Ya da küp şeklinde bir buz parçasının ortasındaki parıltıları seyrettiniz mi?
William Blake, "Bir kum tanesinde bir dünya ve yabani bir çiçekte kâinatı görmek mümkündür." dediği zaman abartmamıștı.
Selim Gündüzalp
Sayfa 17 - Zafer Yayınları
HELEN KELLER'e, insanın başına gelebilecek en büyük felaketin ne olduğunu sormuşlar. Cevabı şu olmuş:
"Gözleri olduğu halde görememek."
Selim Gündüzalp
Sayfa 15 - Zafer Yayınları
Yolcu insandır, seyahat hayattır, kaya ise her adımda yolunda rastladığı zorluklardır.

Hiçbir insan yalnız başına bu kayayı kaldıramaz. Fakat Allah, kayanın ağırlığını, beraber seyahat edenleri durduramayacak surette hesaplamıştır.
Selim Gündüzalp
Sayfa 66 - Zafer Yayınları
"Sizin için en önemli ânın içinde bulunduğunuz an olduğunu hiçbir zaman unutmayın.
Çünkü yalnızca o an, elimizden bir şey gelebilir!

Sizin için en önemli kişi ise, o an birlikte olduğunuz kişidir…
Çünkü hiç kimse, bir başka kişiyle bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez!

Ve sizin için en önemli iş iyilik yapmaktır…
Çünkü, kişinin bu dünyaya gelmesinin bir hikmeti budur."

- Tolstoy
Selim Gündüzalp
Sayfa 139 - Zafer Yayınları
75 syf.
Uzun zaman sonra keyif alarak okuduğum bir kitap. Petrov bu eserinde sadece ideal öğretmeni değil aynı zamanda çarlığın nasıl yıkıldığını açıklamıştır. Hangi yönden baksan o yönden mana çıkarabileceğin çok yönlü bir eser.
Temel olarak çarlığın yıkılmasını 3 şeye bağlamıştır;
1-Ekonomi 2-Sağlık 3-Din 4-Halkın yok sayılması
Bunlar rejim tarafından ihmal edilince yıkılması kaçınılmaz olmuştur. Ayrıca Petrov halka da göndermeler de bulunmuştur. İyi veya kötü farketmeksizin her şeyde kötü bir şey aramasını halkın cahilliğine bağlamıştır. Ayrıca bie öğretmen olarak "İDEAL ÖĞRETMEN" fikirlerini çok değerli buldum. Öncelikle öğretmenlerin sonrada herkesin okuması gereken bir eser. Bitirince mutlu olursunuz...
75 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kütahya-Eskişehir savaşları sırasında Mustafa Kemal Maarif Kongresi’ni topladı. Acaba kaybedeceği bir savaşta olduklarının farkında değil miydi? Yoksa kafasında çoktan kazandığı Milli Mücadele sonrasını mı düşünüyordu? Kendisini gerçek bir öğretmen olarak tanımlayan,bu tutkusu için yollara düşen ve bilginin ışığını patladığı zaman göğü aydınlatan bombaların ışığından üstün gören bir öğretmendi. “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.” derken farkındaydı bu gücün. Bir başka deha daha biliyordu eğitimin kutsallığını : “Bizi ilgilendiren konu yalnız barışı kurmanın ve korumanın teknik çareleri değil, aynı zamanda kafaları eğitmenin, aydınlatmanın yoludur.”

Yazarın ilk kitabını hatırlayalım. Eğitim sayesinde bataklıklar üstüne kurulmuş bir Anka Kuşu oldu Finlandiya. Sadece görevi öğretmen olan kişiye düşmez bu oluşturma süreci. Çünkü bir annedir ilk öğretmen, babadır. Komşulardan da öğrenir insan, sokakta karşılaştığı herhangi birisinden bile öğrenir çoğu zaman. Doğadan öğrenir insan; Uçmayı , gizlenmeyi doğadan alır hep. Düşünmeyi, sorgulamayı öğrenip bununla ilgili her şeyi desteklemek ve gözlemlemekle oldu , insanın doğaya kurduğu hâkimiyet. Her canlının bir süper gücü var. İnsanınsa bir buçuk kiloluk bir et parçası. Çevirmişiz bunu milyonlarca yıldıza ulaşabilecek bilgiye.

Biz bilgiye değil, biliyorum demeye aç olmuşuz. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” yazar Kur-an’da. Bir miyiz acaba? Bilmenin ve bilgiden daha önemlisi onu etrafa yaymanın nasıl bir zevki olduğunun bilincinde miyiz? Hepimiz üzerine düşen öğretmenlik görevini yerine getiriyor mu? Peki “hayal güçlerini mi süslüyoruz eğitim dediğimiz şeyle yoksa ezbere bilgilerle propaganda mı yapıyoruz” aydınlık bulaştırmaya çalıştığımız insanların biricik benliklerine? Bulaşıcı bir hastalıktır öğrenmeye karşı duyulan açlık; ama kulaktan duyma sözleri tekrarlamak daha kolaydır.

İçinde bulunduğumuz eğitim durumu “Okula başladığım için eğitimime bir süre ara verdim.” diyen Bernard Shaw’ı destekler nitelikte mi? Yoksa “Kendi içinde bir şeyler keşfetmesine yardımcı olan” Galileo’nun bakış açısında mı?

Biraz kitap hakkında konuşalım:
19.yüzyıl Çarlık Rusya’nın sonlarına yaklaşıyor. Sonu gelen bir sistemse çökerken sadece sarayın içindekileri zevkin kollarına götürür. Halkın içinde en ağır şekilde: Ekonomik yokluk, hastalık, açlık.. En kötüsüyse hiçbir şey düzelmeyecek deyip her yaştan insanın sahip olduğu alkol bağımlılığı. Değiştiremiyorsan, acıyı bastırırsın. “İnsan her şeye alışır.” diyor Dostoyevski yakın tarihlerde. Peki karanlıktan ziyade, aydınlığa alıştırmak ne kadar zor?

Profesör Raçinski, Fakir Baykurt kitaplarındaki kahramanlar gibi, gerçek bir kahraman. Eşekli Kütüphaneci ‘deki Mustafa Güzelgöz kadar biricik; dünyaya hem ana hem baba olacak bir kahraman. Rusya’da tanınan ünlü bir matematikçi. Kendi yöntemleri ve bilimsel katkılar yapmış. Sahip olduğu bütün maddiyatı bırakar, doğduğu köye yerleşmek ister. Tabi çevresi söylenir durur: “sana mı kaldı memleket hemşerim, ne işin var köyde? Rahat mı battı?” Raçinski kararlıdır. Hangi kesimden olursa olsun, insanların yeteneklerinin olduğunu ve yeterli sevgi,ilgiyle hepsinin özel olabileceğine inanır. Tembelliğe alışmış insan, üretemez ve geliştiremez. “Güneşli günler göreceğiz çocuklar!” diye yollara düşer. İnancını gerçekleştirir Raçinski.

Kitapla ilgili daha fazla ayrıntı vermeye gerek yok. Herkesin okuyup,düşünüp,sindirip, hayata geçirmesi gereken bir manevi güçtür bu kitap.

Kısa süre yanan bir kibrit olmak yerine bir deniz feneri olmak isteyen Raçinski gibi: Hanginiz zihnimizi pırıl pırıl aydınlatacak ve çevresini yaşatacak Prometheus ateşine sahip? Bu ateşe sahip olanlar bir adım öne çıksında tanıyalım birbirimizi :)

Son olarak 3000 sene önce ne söylenmişti onu hatırlayalım:
Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek,
Ağaç dik on yıl sonrası ise tasarladığın,
Ama yüz yıl sonrası ise düşündüğün, halkı eğit.
Bir kez ürün verir ekersen tohum,
Bir kez ağaç dikersen on kez ürün verir
Yüz kez olur bu ürün eğitirsen halkı.
Balık verirsen bir kez doyurursun halkı,
Öğretirsen balık tutmasını hep doyar karnı.
88 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Prof. Raçinski’nin, Rusya’da 1880’li yıllarda ülkenin en iyi üniversitelerin birinde genç ve gözde bir Matematik profesörü iken, üniversitedeki görevinden istifa ederek doğduğu köye bir ilkokul öğretmeni olarak gitmesini konu alıyor. Meslektaşları gitmesinin uygun olmadığını ve vazgeçirmek istemelerine rağmen Profesör kendinden emin, kararlı bir duruş sergileyerek doğduğu köye öğretmenlik yapmaya gidiyor.
Profesör köyde de pek çok sıkıntı yaşıyor. Ancak idealini vazgeçmiyor. Köydeki öğrencilerin yeteneklerini ortaya çıkarmak ve bunları geliştirmeyi temel hedef edinen idealist öğretmen, kısa sürede dünya çapında bir ressam, kimya profesörü ve din adamı yetiştiriyor.
Bu başarılarından sonra, onu suçlayan, yadırgayan ve anlamayan eski üniversitedeki arkadaşları onu takdir ediyorlar.
Bir öğretmen olarak mutlaka okumanızı öneririm.
75 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Normalde hiç yapmadığım bir şeyi yaparak ( seri kitap olmadıkça) aynı yazarın iki farklı eserini art arda okudum. Petrov'un ışığı ve ideolojisi beni çok büyüledi.Heykelini dikmeye kalksam beynine ve insanlığına beton yetiştiremem. Okuduğum iki kitabında da (Beyaz Zambaklar Ülkesinde ve İdeal Öğretmen) kendi düşünce ve ideolijisiyle ortak olan insanların hikayesini yazmış.Aynı düşünceleri benimsediği için çok da güzel ve anlaşılır yazmış ama kitap kısa olmuş.Bir solukta bitti.Kısa ve etkili ancak Dr. S. A. Raçinski'nin öğretmen ve öğrencilere örnek olacak gerçek hayat hikayesini daha çok işleyip detaylara inerek 1500 sayfa yazsa da okunurdu.Canı sağ olsun ! :)

1880 yılında Moskova üniversitesinde matematik Profesörü olan Dr. S. A. Raçinski,diğer Profesör arkadaşlarının bütün itiraz,muhalefet ve dalgalarını hiçe sayarak,kariyerini elinin tersiyle iterek görevinden istifa edip doğduğu köy olan Tatevo'ya ''sen yanmazsan,ben yanmazsam,biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa'' düsturuyla (sanki Nazım o zamanlar bu sözü söylemiş gibi) köy öğretmenliği yapmak için döner.Kitap gerçek bir hayat hikayesi.İdeal ve idealist bir matematik Profesörü olan Raçinski,Çarlık Rusyasının çarkları arasında sefalet,yoksulluk ve cahillikle boğuşan halkın,özellikle de köylülerin eğitilip işe yarar insanlar olması ütopyasını gerçekleştirişinin aydınlık ve umut verici hikayesi.

Hani Petrov'un heykelini diksem beynine,insanlığına ve ideolijisine beton yetiştiremem demiştim ya,bu çok bilinen karikatürü de (https://i.hizliresim.com/Z500pk.jpg ) Raçinski ve aynı ütopyaları gerçekleştiren eğitimcilere yetiştiremem.Bankamatik memuru olan eğitimciler! in okuyup feyz almasını çok isterdim.Ergenmatik öğrencilerin de aynı dersi almasını isterdim.
75 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10 puan
Raçinski'nin öğretmen ve öğrencilere örnek olacak gerçek hayat hikayesi.
Sadece öğretmenler değil herkese tavsiye edebileceğim muhteşem bir eser...

İdeallerin insanı olmak önce kendini tanımakla ve ötekileştirme hastalığından kurtulmakla başlar.
75 syf.
Beynimin içinde şimşekler çaktıran bir eser...
İdeal öğretmen Raçinski..

İki model öğretmen vardır. Biri sistemin; biri ideallerinin adamı. Sistemin adamı olan 'ogretmen', belli prosedüre göre hareket eden, fikir üretmekten geri duran, öğretim izlencesine göre ders veren (!)
ezberlediklerini ezberleterek papağan edebiyatı yapan ve tüm bunların yanında da empatiyle uzaktan yakından alakası olmayan, öğrenciye müşteri, eğitime ticaret gözüyle bakan ve aldığı maaşın hesabını yapan külfet insanıdır.
Ancak ideallerinin adamı olan öğretmen öyle değildir. O ideal bir öğretmendir. Öğrencisine tohum gözüyle bakar;eker, sular, bakar, sever ve çiçeklenmesine vesile olur. Matematik öğretirken, iyilikleri toplamayı, kötülükleri çıkarmayı öğretir. İnsanlığı,insanlara bolmemeyi ve daima kalplerinin sevgiyle çarpmasını öğretir. Yanıcı ve yakıcı maddenin birleşerek sofralarımıza (su) hayat olduğunu, bı patlayıcı ve bı zehirin birleşerek sofralarımıza (tuz) tat olduğunu örnek vererek, kötünün hiç bir zaman kötü kalmayacağını öğretir kimya ile. Sonra sanat içinde sanatçıyı aramaya koyulur öğrencileri ile. Her nesnede nedir ne değildir demeden bir özneye ulaşır. Ve ardından düşündürür muhatabını, verdiği cevaplara sorular aratir. Ufku aydınlatır gecenin; güneş gibi doğar yarınlarına çiçeklerinin...
O çiçeklerin meyvelerinin..

Gerçek öğretmen, meslek olarak değil, ideallerinin rotası olarak görmeli bu kutsal görevi.
Raçinski de böyle bir öğretmendir;tohumda fidanı gören ufku geniş idealist bir aydın.
Moskova'da çok ünlü bir profesörken, verdiği ani bir kararla üniversitedeki görevinden istifa ederek kendi köyüne öğretmen olarak giden yüce ruhlu bir adam..
Üniversite'deki meslektaşları, bu kararından dolayı onun delirmiş olabileceğini düşünseler de, Raçinski'nin ektiği tohumların fidanlarını görünce onun nasıl idealist biri olduğunu anlarlar sonradan.

Okurken, her satırına ince ince nakşedilmiş meslek aşkına şahit oldum. Öğretmen olmanın nasıl büyük bir şeref olduğunu bir daha pekiştirmiş oldum.

İncelememe son vermeden önce Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretmen arkadaşlarım için söylediği bazı sözleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

Arkadaşlar! yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarınızla pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür “nesiller ister. (1924, Ankara) 


Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir. Ona basit bir kütle denir, millet denmez. (1925 , İzmir)

Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Eserin kıymeti , sizin beceriniz ve fedakarlığınız derecesiyle orantılı olacaktır.


Kitapla kalın, keyifli okumalar
75 syf.
·2 günde
Grigory Petrov yoksul bir aileden gelmiş, Rusya Yamburg'da doğmuş. Küçüklüğünden beri insanlar nasıl daha iyi, güzel yaşamalı diye dert edinmiş, hayaller kurmuş. İlerleyen yıllarda papaz olmuş ve ''İncil Yaşamın Değerindedir'' eseriyle ünlenmiş. Bu ün kiliseyi rahatsız etmiş bunun üzerine Petrov oradan ayrılmış. Edebi ve felsefi çalışmalara ağırlık vermiş. Uzun süre Finlanya'da kalarak Beyaz Zambaklar Ülkesi'nde kitabını yazmış. ( hala okumadım üzülerek.s ) Küçük yoksul bir Finlandiya'nın gayretle, eğitim ve kültürle nasıl yükseldiğini belirtmiş bu eserinde. https://www.e-kutuphane.com.tr/grigory-petrov-kimdir/ (buradan özetini yazdıım ^_^ ( kitapta yazara dair bilgi yoktu maalesef. )

Girişte Ömer Baldık ( bir psikolog ) 'ın ön sözü var, kitabın içeriğine yön verecek şekilde yazmış, sevdim.
İdealizm kavramı üzerine dair yorumu da etkileyici geldi. ''İrademizin önüne konmuş toplumsal sınırlamaları yeri geldiğinde tam tersi yönde hareket ederek kırabilmeyi sağlayacak vicdani temel üzerine kurulmuş bir hayal gücü inşasıdır '' diyor.

İdeal Öğretmen kime denir, nasıl davranır, ne için idealdir, neye göre ideal deriz soruları ile yoğunlaştım kitaba. Öğretmenliğin insanlıktan geçtiğini, insanlığın da zorlukları fark edip düşünerek, sevgiyle, vicdanla yol aldığını söyleyebiliriz.

Eserde Raçinski, genç bir matematik profesörü . Başarılı, anlatımı canlı, ruhu dinç bir sanatkar. Derinden araştırmaları, merakı yanında bir de ‘’adam yetiştirme’’ gaylesi yüreğini sarar . İdeal öğretmen tanımını sindire sindire ulaşma yolunda hissediyor insan Raçinski’yi öğrendikçe. Bir anda üniversiteden istifasını ister, köy okulunda öğretmen olmak için . Meslektaşları düşüncelerini keskin bir bıçak gibi dile getiriyor pek tabi. ‘’... büyük yeteneklerini dipsiz bir uçurumdan aşağıya atıyorsun ‘’ gibi cümleleri ile.. Lakin bizim öğretmenimiz kararlı ve mücadeleci bu uğurda.

Aydın kişilerin eğitimsiz, zor şartlarda olan yerlere ulaşmasını, bilgilerini aktarıp öğrencilerdeki ışığı görmeleri, milleti için üretken , faydalı olmalarını desteklemesini düşünüyor ve bunu sözle değil eylemle gerçekleştirmeye uğraşıyor Raçinski öğretmen . O dönemde Rusya’nın çöküntü de olması ve bunun için hiç kimsenin elini taşın altına koymaması ile (hele hele de aydın kişilerin) sorgulanmayı artırıyor.

Raçinski öğretmenimizin öğrencileriyle iletişimi, onların yeteneklerini fark etmesi, ahlaki değere, insanlığa önem vermesi oldukça tesir ediyor insana.
Köy okulunda yetiştirdiği öğrencilerin başarıları ve onların da hayata tuttukları ışığın anlatılması ayrı bir ümidvari idi. Kitapta fotoğraflar ve bu fotoğrafların anlamının olması da duygu yüklü.

Bir de ''Şeytan şişede gizli'' bölümüne ayrı dikkat kesildim. . Öğretmenin alkol bağımlılığı konusunu dert edinip düşünmesi, gözlem yapması, verdiği zararları, üretim için kullanılan arpa, buğday gibi ham maddelerin ne için kullanıldığı gibi vs farkındalık içeren cümleler epey etkiledi.

Hayata etki eden, gerçek hayat hikayesi olması ile daha bir etki eden kitap oldu benim için. Tavsiye ederim. ^_^

Pink Floyd https://www.youtube.com/watch?v=5IpYOF4Hi6Q
75 syf.
·2 günde
İdeal öğretmen kimdir?
İdeal öğretmen Rus Matematik Profesörü Raçinskidir.

Raçinski ani bir kararla profesörlük yaptığı üniversiteden istifa ederek köyde öğretmenlik yapmaya karar verir. Zorlu şartlara ve çevresendekilerin büyük tepkilerine rağmen köy öğretmenliği yapmaya başlar ve büyük hayalini gerçekleştirir. Ülkesi ve insanlık için birçok bilim insanı, ressam ve din adamları yetiştirir.

Bir solukta okuyacağınız, okurken ülkemizin eğitim ile ilgil bazı gerçekleri ile karşılacağınız bir kitap. İdeal bir öğretmen olmak isteyen eğitimcilerin okuması gerektiğini düşünüyorum.

Keyifli ve iyi okumalar :)
75 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Hayatın çalkantılı sularından ve hayal dünyasından ruhumuzu çekip aldığımızda, yani özümüze döndüğümüzde, yani öğretmenler kendi özlerine döndüğünde iş liriklikten çıkıp didaktikliğe doğru yol alıyor.
Atama muhabbetlerinin yapıldığı günümüz Türkiyesinde HER öğretmen 1 saatini ayırıp okuyabilmeli bu kitabı. Ve anlamalı öğretmenliğin kutsallığını.
Çünkü bu meslek mühendislik değil eksik parçaları yerine koyunca tamamlansın, masa başında da çalışmıyorsun işlerini 1 saat sonraya erteleyebilesin. Ya da bir işçi de değilsin komple badana yapacak. Öğretmensin, öğretensin. Sen ağaca değil yüreğe dokunansın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Selim Gündüzalp
Unvan:
Türk Çevirmen, Yazar
Doğum:
Sakarya, Türkiye, 1951
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 13 Eylül 2017
1951 yılında Adapazarı’nda dünyaya geldi. Sırasıyla Adapazarı Kurtuluş İlkokulu’nu, Adapazarı Merkez Ortaokulu’nu ve Adapazarı Lisesi’ni okudu. 1979 yılında, Marmara Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun oldu. 1968 yılında, ortaokul öğrencisiyken, günlük bir gazetenin tertip ettiği, bir şiir yarışmasıyla yazı hayatına başladı. Bir müddet basketbol ile ilgilendi. Zafer Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1977 yılının ilk aylarında ilk sayısı çıkan Zafer Dergisi’nde çalıştı.

“Ölüm ve Ötesi” adlı ilk kitabı 1985’de Cihan Yayınları’nda neşroldu. 1986’da Zafer Yayınları’nda, aile serisinde “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı çıktı. 1991 yılında “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı, küçük cep kitabı olarak basıldı. Ölüm Son Değildir 1, 2 ve 3 adlı kitapları, sırasıyla 1999, 2001 ve 2002 yıllarında basıldı. 1991 yılında Zafer Yayınları’nın da kurucusu olan Selim Gündüzalp, 2002’den itibaren toplamı 15 adet olan öykü dizisi kitaplarını çıkarmaya başladı.

2003 yılında “Deyimler ve Öyküleri” dizisini oluşturmaya başladı. 2003 yılında Zafer Yayınları’nın bir alt kuruluşu olan Uğurböceği Yayınları’nın kuruculuğunda da bulundu. Uğurböceği Yayınları’nda birçok kitabın yayına hazırlanmasında katkıda bulunmuştur. Ayrıca bu yayınevinde başka bir müstear isimle, çocuklara yönelik çalışmalar da yapmıştır. “Allah ve Dua”, “Allah ve Ümit” ve “Allah ve Aşk” isimli tefekkür kitaplarının, “Serap” isimli bir romanın da yazarıdır. Ayrıca “Asr-ı Saadetten Öyküler” adıyla bilinen bir diğer öykü dizisine ve daha birçok telif ve derleme kitaba da imza atmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 100 okur beğendi.
  • 1.860 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 448 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları