Sema Baykal

Sema Baykal

Çevirmen
6.6/10
5 Kişi
·
13
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
224 syf.
·6 günde·7/10
Gerçeküstü anlatımı ve mübalağa sanatının kullanıldığı eserleri sevmemden mütevellit bu kitabı büyük beklentilerle okumaya başladım. Arka kapak yazısı dahi oku beni diye haykırıyordu. Fakat umduğumla bulduğumun dengesi tam istediğim gibi olmadı.

Kitap kötü değil, ama çoğunluğun sevebileceği tarzda bir kitap olduğunu da düşünmüyorum. Sen sevdin mi diye sorarsanız; ben sevdim.

Kitap bir öykü kitabı şeklinde kaleme alınmış. Tanıtım yazısında öykülerin birbirleri ile bağlantılı olduğu söylense de bir iki ufak detay dışında çok da birbirleri ile ilişkili olduklarını söyleyemem. "Sur Kenti Hikayeleri" de bir öykü kitabı ve öyküler ayrı ayrı anlamlı olsa da karakterlere birbirlerinin öykülerinde rastlayabiliyorsunuz. Bu kitapta da iki üç karaktere farklı yerlerde rastlasam da çok da göze batan bir unsur olduğunu düşünmüyorum, yani çok da birbiri ile bağlantılı öyküler değillerdi kısaca.

Yazarın tarzı daha ilk sayfalardan farklı olduğunu haykırmaya başlıyor. Mübalağa sanatı had safhada, fakat yazar bunu öylesine doğal bir şekilde gerçekleştirmiş ki sanki anlatılanlar normalmiş gibi yüzümde bir tebessüm ile okudum. Mesela; "Artık hiç kimse evden çıkmıyor, on bin desibellik bir uğultu kulakları tırmalayıp duruyordu. Kırlangıçlar gittikten sonra leylekler geldi. Altmış Çinli bebeği aşağı bırakıp geri döndüler." (sayfa 5).
Başka bir örnek; "Ettore ise yirmi sarımsağı silip süpürmüş, üstüne de bir damacana sirkeleşmiş şarap içmişti. Belediye Başkanı, başlama işareti verince insanlar yere yapıştı.
İlk olarak Ettore soluğunu üfledi.
Olay Mercalli ölçeğinde sekiz şiddetinde bir yer sarsıntısı olarak kaydedildi. Ve altmış kilometre uzaklıktaki evlerde bile hasara yol açtı. (...) " (sayfa 60).

En sevdiğim öyküler;" Marslı Aşık" ve "Splendor'da Cumartesi Pornosu" oldu. "Marslı Aşık" ufak, tadımlık bir bilimkurgu öyküsünü andırırken "Splendor'da Cumartesi Pornosu" da oldukça eğlenceli bir öyküydü.

Öykülerin tarzları ve konuları birbirinden çok farklıydı. Mesela "Oleron" korku öyküsü tarzındaydı. "San Lorenzo Adası'ndaki Kader" yine hoşuma giden bir öyküydü. "Shimize" hiç anlayamadığım bir öykü oldu.

Sevdiğim, hoşuma giden öyküler de var, pek hoşlanmadıklarım da. Ama kitabı genel olarak beğendim. Biraz zaman geçtikten sonra ara ara yine öykülere bakabilirim. İyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 13 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.