Şerafettin Turan

Şerafettin Turan

9.2/10
11 Kişi
·
55
Okunma
·
7
Beğeni
·
505
Gösterim
Adı:
Şerafettin Turan
Unvan:
Türk bilim insanı, tarihçi, yazar, Dil Derneği Onursal Başkanı, Atatürk'ün Türk Dil Kurumu'nun son başkanı.
Doğum:
1925 Erciş, Van
Ölüm:
15 Ekim 2015
İlkokulu Bitlis'te, ortaokulu Muş'ta, liseyi Erzurum'da okudu. Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi (1946). Enstitüde (1946-1948) ve Ankara Etnoğrafya Müzesi'nde (1948-1952) asistan olarak çalıştı. Bu arada Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ndeki öğrenimini sürdürerek, 1951'de bitirdi. 1952'de Türk Tarihi asistanlığına atandı. 1954'de tez ile doktor oldu. 1956'da doçent ve 1964'de, profesör oldu. 1969-1972 arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi dekanlığı yaptı. 1973'te "Yakın Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı" Başkanlığı'na getirildi.

1972-1978 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. 1978-1979'da Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı. Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu üyesi olan Turan, 1977'de Türk Dil Kurumu Başkanlığı'na seçildi. 1983 yılında Türk Dil Kurumu kapatılıp devletleştirilinceye dek görevini sürdürdü.

1983'te Cunta yönetiminin TDK Başkanlığı görevinden istifa etmesini ve yönetimi devretmesini istemesi üzerine şu tarihsel sözleri söylemiştir: "Türk Dil Kurumu’nu size devretmiyoruz, siz teslim alıyorsunuz!"

1987 yılında eski TDK üyeleri ile beraber Dil Derneği'nin kurucu üyeleri arasında, '80 dönemi dernek yasakları nedeniyle yer alamamıştır ancak daha sonradan üye olmuş ve yönetim kuruluna seçilmiştir. Dilbilimci olmadan Türk Dil Kurumuna Başkan olan tek kişidir.

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Tarih Araştırmaları, Türk tarih Kurumu Belleteni, Türk Tarih Kurumu Belgeler, Türk Dili dergilerinde ve İslâm Ansiklopedisi’nde Türk Tarihi ve kültürü üzerine bilim yazıları yayınladı.
... Bu sırada Kütahya taraflarında karışıklıklar çıkaran “ ehl-i gurbet” denilen gezginci dilenciler de bunlar arasında idi. Doğu taraflarından gelen 20-30 kişilik bir “ ehl-i gurbet” kafilesi, Sakalar köyündeki cami’i soymuşlar ve Bursa’dan gelen bir kervanı basıp para ve kumaşlarını yağma etmişlerdi."
Nideyim zâyi idüb bu tûl-i emelle nefesi?
Kalmadı zerre kadar dilde bu dünya hevesi.
Iztırabı kogul ey mürg'i revân sabreyle
Eskiyüb işde haraba varıyor ten kafesi.
Kârban-ı reh-i iklim-i adem-menzilinün
Dokunur oldu dilâ sem'ime bank-i ceresi.
"Bilindiği gibi, Osmanoğulları ailesinden gelen padişahlar içinde ülkenin genişliği, hâzinenin zenginliği ve görkemlilik yönünden doruğa ulaşan ilki, rahmetli Süleyman Han olup, yine düzenin bozulmasına (ihtilal-i âleme) neden olan durumlar da onun zamanında meydana çıkmış olup, devlet çok güçlü olduğu için etkisi ol zamanda duyulmayıp birkaç yıldır artık belirgin oldu."
Evvel-baharda ben bunda turmak yokdur, varacağum ya Kütahya'dır, ya Ankara'dır. Bunlar dahi olmaz ise, beş-altı kişi ile ilgayub Üsküdâr'a varuram, Pâdişâhın gazabına karşu... Ne hakareti varsa anda ide; il ta'nı beni helâk itmekden, kendü elinde helâk yeğdür, eylerem
Ey demâdem, mazhar-ı tuğyân u isyânum oğul!
Takmıyan boynuna hergiz tavk-ı fermânum oğul,
Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezid Hân'um oğul,
Bi-gûnâhım dime bâri, tevbe kıl cânum oğul.

Enbiyâ vû evliyâ ervâh-ı a'zam hakkiyçûn,
Nûh u İbrâhim ü Mûsâ İbn Meryem hakkiyçûn,
Hatem-i âsâr-ı nübüvvet Fahr-i 'Âlem hakkiyçûn,
Bî-gûnâhım dime bâri. tevbe kıl cânum oğul.

Âdem adın itmiyen Mecnûna sahrâlar durak,
Kurb-i ta'atden kaçanlar dâimâ düşer ırak,
Ta'n değildür dir isen "Vâ hasretâ dâdü'l-fırak",
Bî-gûnâhım dime bâri, tevbe kıl cânum oğul.

Neş'et-i Hakdur ûbûvvet, râm olan olur kerîm,
"Lâ-tekul üf" kavlini inkâr iden kaluryetîm,
Ta'ate isyâna 'alimdir hudavend-i kerîm,
Bî-gûnâhım dime bâri, tevbe kıl cânum oğul.

Rahm û şefkat zîb-i imân olduğun bilmez misin?
Ya, dem-i ma'sûmu dökmekden hazer kılmaz mısın?
'Abd-i âzâd ile Hak dergâhına varmaz mısın?
Bî-gûnâhım dime bâri, tevbe kıl cânum oğul.

Hak, reâyây-i mu'tie râ'î itmişdür beni
İsterüm mağlûb idem ağnâma zi'eb-i düşmeni,
Hâşâ'llâh öldürürsem bî-günâh nâgâh seni,
Bî-günâhım dime bâri, tevbe kıl cânum oğul.

Tutalum iki elün başdan başa kanda ola.
Çünki istiğfâr idersün, bizde ’afv itsek n'ola?
Bâyezidüm, suçunu bağuşlarum gelsen yola,
Bî-günâhım dime bâri, tevbe kıl cânum oğul.
"MUHİBBİ"
Ey serâser 'âleme sultân Süleymânum baba,
Tende cânum cinim in içinde cânânum baba,
Bâyezidına kıyar mısın benim cânum baba?
Bî-günânım, Hak bilûr, devletlü sultânum baba.

Enbiyâ-! ser-defter, ya'ni ki Âdem hakkiyçûn
Hem dahi Musâ ile İsâ ü Meryem hakkiyçûn,
Kâinatun serveri, ol rûh-i a'zâm hakkiyçûn,
Bî-günâhım, Hak bilûr, devletlû sultânum baba.

Sanki Mecnunam, bana dağlar başı oldu durak,
Ayniub bi'l-cûmle mâl û mülkden düşdüm ırak,
Dökerüm göz yaşunu "Vâ-hasretâ dâdû'l-fırak"
Bî-günâhım, Hak bilûr, devletlû sultânum baba.

Kim sana arzeyleye hâlim eyâ Şâh-ı kerîm?
Anadan, kardaşlarumdan ayrılub kaldum yetîm,
Yok benûm bir zerre isyânum, sana Hakdur ‘alîm,
Bî-gûnâhım, Hak bilûr, devletlû sultânum baba.

Bir nice ma'sûmum olduğun şehâ bilmez misin?
Anlarun kanuna girmekden hazer kılmaz mısın?
Yoksa ben kulunla Hak dergâhına varmaz mısın?
Bi-gûnâhım, Hak bilûr, devletlü sultânum baba.

Hak-te'âlâ kim cihânun Şâhı itmüşdûr seni,
Öldûrûb ben kulunu, güldürme şâhım düşmeni.
Gözlerûm nûru oğullarumdan ayırma beni,
Bî-günâhım, Hak bilür, devletlü sultânum baba.

Tutalum, iki elûm başdan başa kanda ola.
Bu meseldûr söylenûr kim, "Kulgünâh itse n'ola"?
Bâyezid'ün suçunu bağışla, kıyma bu kula,
Bî-günâhım, Hak bilür, devletlû sultânum baba.

"ŞÂHÎ"
Mustafa Kemal Atatürk'ün düşünce sistemini oluştururken yararlandığı isimleri anlatan şahane bir eser. Şerafettin Turan sadece bu isimleri verip geçmiyor. Karşılaştırıyor, Mustafa Kemal Atatürk'ün de olaylardaki bakışını, okuduğu kitapları yazarları olduğu gibi kabul etmeyip ne şekilde kabul ettiğini anlatıyor.
Atatürk'ün ilk öğretiminden son dönemlerine kadar etkilendiği yazarlar ve düşünce yapılarını ele alan bir solukta okunacak tadımlık bir eser. Mustafa Kemal'i Mustafa Kemal yapan zaman dilimlerini ele alıp, bu dilimlerde kimlerin ya da hangi yazıların etkili olduğunu anlatıyor. Bazı yerlerde ise yaşamış olduğu olayların etkisi altınada kalarak Cumhuriyeti kurduktan sonra, onun üzerinde büyük etkiler bırakmış yanlış olayların silinmesini sağlamak adına bazı devrimleri yapıyor. Bunlardan biri de Şapka Kanunu'dur. 1910'da Picardie manevralarına giderken, başında kırmızı fes bulunan arkadaşı Bnb. Selahattin'le Belgrad istasyonunda alay edilmesi, M. Kemal'de, ulusal hiçbir yönü olmayıp II. Mahmut döneminde zorla giydirilmiş olan fes'e karşı olumsuz bir tutum yaratmış ve Cumhuriyet döneminde şapka giyilmesinin psikolojik temelini oluşturmuştur. Bir başka olayda, Şam'daki garnizonda basit bir nedenle kavga eden biri Türk diğeri Arab kökenli iki eri karşısına alan nöbetçi subayın, kimin haksız olduğunu bile araştırmadan, " Sen kim oluyorsun da, kavm-i necibden olan birisine hakaret ediyorsun ?" Diye Türk erini suçlaması ve aşağılaması, Mustafa Kemal'de, İmparatorluk içersindeki üstün kavim anlayışına karşı büyük bir tepki doğurmuş, Türklük duygularını kamçılamıştır...
enver ç.
enver ç., Atatürk'ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, Kitaplar'ı inceledi.
@revne·05 Nis 15:32·Kitabı okudu·Beğendi·Puan vermedi
Her Türk gencinin kendi yarari için bu kitabi okumasi gerektiğini düşunuyorum.Atatürk'ün hangi yazar veya düşünürlerden etkilendiğini bilmek ve istenirse bunun üzerine okumalar yapmak için oldukça önemli bir kaynak.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şerafettin Turan
Unvan:
Türk bilim insanı, tarihçi, yazar, Dil Derneği Onursal Başkanı, Atatürk'ün Türk Dil Kurumu'nun son başkanı.
Doğum:
1925 Erciş, Van
Ölüm:
15 Ekim 2015
İlkokulu Bitlis'te, ortaokulu Muş'ta, liseyi Erzurum'da okudu. Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi (1946). Enstitüde (1946-1948) ve Ankara Etnoğrafya Müzesi'nde (1948-1952) asistan olarak çalıştı. Bu arada Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ndeki öğrenimini sürdürerek, 1951'de bitirdi. 1952'de Türk Tarihi asistanlığına atandı. 1954'de tez ile doktor oldu. 1956'da doçent ve 1964'de, profesör oldu. 1969-1972 arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi dekanlığı yaptı. 1973'te "Yakın Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı" Başkanlığı'na getirildi.

1972-1978 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. 1978-1979'da Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı. Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu üyesi olan Turan, 1977'de Türk Dil Kurumu Başkanlığı'na seçildi. 1983 yılında Türk Dil Kurumu kapatılıp devletleştirilinceye dek görevini sürdürdü.

1983'te Cunta yönetiminin TDK Başkanlığı görevinden istifa etmesini ve yönetimi devretmesini istemesi üzerine şu tarihsel sözleri söylemiştir: "Türk Dil Kurumu’nu size devretmiyoruz, siz teslim alıyorsunuz!"

1987 yılında eski TDK üyeleri ile beraber Dil Derneği'nin kurucu üyeleri arasında, '80 dönemi dernek yasakları nedeniyle yer alamamıştır ancak daha sonradan üye olmuş ve yönetim kuruluna seçilmiştir. Dilbilimci olmadan Türk Dil Kurumuna Başkan olan tek kişidir.

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Tarih Araştırmaları, Türk tarih Kurumu Belleteni, Türk Tarih Kurumu Belgeler, Türk Dili dergilerinde ve İslâm Ansiklopedisi’nde Türk Tarihi ve kültürü üzerine bilim yazıları yayınladı.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 55 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 40 okur okuyacak.