Serpil Sancar Üşür

Serpil Sancar Üşür

YazarDerleyen
8.7/10
19 Kişi
·
72
Okunma
·
14
Beğeni
·
695
Gösterim
Adı:
Serpil Sancar Üşür
Tam adı:
Prof. Dr. Serpil Sancar
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde siyaset bilimi doktorası yaptı. Halen bu fakültede siyaset bilimi ve kadın çalışmaları alanlarında profesör olarak dersler veriyor. 1990'lı yıllardan itibaren siyaset kuramı ve sosyal bilimlerde metodoloji alanları yanı sıra kadın çalışmaları alanında da akademik çalışmalarını sürdürdü. Ankara Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi'nin, Kadın Çalışmaları yüksek lisans ve doktora programlarının kuruculuğunu yaptı. Halen Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde yeni kurulmuş olan Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları bilim dalının başkanlığını da yürütüyor. Siyaset Sosyolojisi, Küresel Siyasal Hareketler, Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti, Toplumsal Cinsiyet ve Siyaset, Toplumsal Araştırmalarda Araştırma Yöntemleri verdiği derslerden bazıları. Son dönem yayınları arasında Birkaç Arpa Boyu... 21. Yüzyıla Girerken Türkiye'de Feminist Eleştirinin Birikimi / Prof. Dr. Nermin Abadan Unat'a Armağan (derleme, Koç Üniversitesi Yayınları, 2011), Erkeklik: İmkânsız İktidar! Ailede, Piyasada ve Sokakta Erkekler (Metis Yayınları, 2. baskı 2011), İdeolojinin Serüveni: Yanlış Bilinç ve Hegemonyadan Söyleme (İmge Yayınevi, 2. baskı 2011) sayılabilir. Halen Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinde karşılaştırmalı kadın hareketleri üzerine çalışan Serpil Sancar bir süredir George Washington Üniversitesi'nde bu konudaki araştırmasını yürütüyor.
“Erkeklik deyince erkeklerin davranışlarını mı, kimlik olarak kurulmuş erkekliği mi, ilişkisel olarak temsil edilen erkekliği mi, imge olarak sunulan erkeklikleri mi, söylem olarak kurulmuş bir ‘erkekliği’ mi kastettiğimiz ya da doğrudan yaşanan, gözlenen ve pratik olarak icra edilen erkeklikten mi bahsedildiği açık değildir.”
Erkeklik inşasının temel stratejilerinden biri olan "kadınlara mesafeli durma" stratejisini aşabilen erkekler erkeklik ve kadınlık rollerini daha dengeli kılmayı başararak daha "demokrat erkek" olabiliyorlar.
Eşcinselliğin doğrudan erkekliği tehdit ettiğini ve bu nedenle bireysel eğilim olmaktan çok toplumsal ahlaki bir ‘sorun’ olduğunu iddia eden bu egemen erkeklik değerleri, çoğu erkek tarafından sorgusuzca benimsenmektedir.
Erkekler için evlilik dışı cinsel ilişki bir ‘deneyim’ olarak algılanırken, bunun kadınlar için tehlikeli bir biçimde ‘erkeğin yasasını ihlal’ anlamı taşır.
''Militarizm, hegemonik erkekliğin mikro kültürel pratiklerinin devletin ‘makro’ iktidar ve siyaset mekanizmalarına eklemlenmesi ile yaratılır.''
''Erkek, kimliğinin idealleştirilmiş biçimini temsil eder. Üzerinde büyük ölçüde uzlaşılan hegemonik erkeklik özellikleri; güç, hakimiyet, otorite, duygusallıktan uzaklık, homofobik olma, yarışmacılık, iş-güç sahipliği ve risk alabilmedir.''
"...erkekler için işsizliğin sadece güven yitimi ve bağımsızlığı kaydı değil, aynı zamanda "erkeklik kaybı" anlamına da geldiğini görmek gerekir."
Ortaçağda erkeklik onurunun ve cesaretinin kanıtlanmasıa dayalı erkeklik pratikleri sadece sınıfsal olarak aristokratlara ve onların şövalyelerine askerlik yapma ayrıcalığı sunarken, modernlikle birlikte, bütün erkeklere övünme olanağı sunan vatandaş-ordularının gelişimi sıradan erkekleri de devlete bağlantılı bir erkeklik kimliğine "kavuştudu."
342 syf.
Bir fikri beyan eden kişi, karşı olduğu şey hakkında tam anlamıyla bilgi sahibi olmalıdır ki, neden karşı olduğu sorulduğunda tam anlamıyla cevabını verebilsin. Aksi halde savunulan fikir geçersizlik kazanıyor -ki bu geçersizliği ilk önce fikri beyan eden kişi yaşıyor. Kişisel bazda durum bu iken toplumsal bazda beyan edilen fikirler de öyle olmalıdır. Feminizm özelinde konuşacak olursak neye, ne için karşı çıkmaktadır? sorusunu çok doğru şekilde ifade etmelidir. Dolayısıyla feminizmin kendini tanımladığı kadar karşıtı olduğunun ne olduğunu da çok iyi analiz etmesi gerekmektedir. İşte bu eser ''neye, ne için karşı çıkıldığını'' detaylarıyla anlatan bir eser. Kapitalist hegemonyanın dayanağı ataerkil zihniyet ve örfi, dini öğretilerden gelen eril söylemleri detaylı bir şekilde irdeliyor Serpil Sancar Üşür bu eserinde. Bir yandan dünya genelinde tartışılagelen ''Erkeklik'' üzerine ortaya atılan düşünceleri baz alırken diğer yandan Türkiye özelinde yurdum erkeğine doğuştan atfedilen erkeklik imajının altyapısını ele alarak Türkiye'deki feminist düşüncenin mücadele şeklinin yol haritasını çizmiş.

Hem farklı toplumsal sınıflar bağlamında, hem kültürel yozlaşma bağlamında, hem örgütlenmiş eril söylemin şekline, hem de ekonomi-politik bir niteliğe büründürülmüş olan ataerkinin nasıl bir ''erkeklik'' üzerinden sürdürüldüğünü her yönüyle ele alıyor yazarımız.

Kitabın kilit sözcüğü ''piyasa'' bence. Çünkü sürekli değişip duran erkeklik olgusunun piyasanın değişen koşullarına göre belirleniyor oluşu reel hayatta da öyle net bir şekilde karşımızda ki, kapitalizmin, ataerkil iktidarlığının varolma çabasının psikososyal açıdan şiddet ve sığlık noktasında üretilmiş* insanlar yaratmış olması buna en net kanıt. Keza bu üretilmişliğin, sokakta ''delikanlı Türk erkeği'' olarak karşımıza çıkıyor oluşu bir diğer husus.

Yaklaşık 200 erkek üzerinde yapılan sosyal araştırmaya da yer verilmiş. Bu yönüyle de oldukça dikkat çekici bir kitap. Araştırmaya katılan erkeklerin eril söylemi kendi söylemiymiş gibi prim vermiş olması içler acısı. Malesef hemcinsimizin fikri dahi yok toplumsal eşitlik konusunda.

Oldukça dolu bir kitap, özellikle erkeklerin mutlaka okunmasını salık veriyorum. İçine düşürüldüğümüz ve kadın kadar erkeği de ezip bitiren bu sistemi daha net fark edin diye. Eğer bir öfke ortaya çıkıyorsa yanlış yöne kanalize etmeyin diye!! Suçlusu kadınlar değil üstleriniz. Hani şu önünde ceket iliklediğiniz...
342 syf.
·4 günde·10/10
Sosyolojik bir araştırma kapsamında ülkemizdeki her sosyoekonomik ve kültürel düzeyden erkeğe sorular sorulmuş.
Genel olarak kadının çalışması ve aile içindeki rolü hakkındaki görüşler merkeze alınmış.
339 syf.
·2 günde
Sancar’a göre, Türkiye’nin erken modernleşmesi, ülkenin modernleşmesini sağlayacak bir ulus devlet kurarak, yeni devletin ilkelerinin öğretilmesi ve uygulanmasını sağlamak üzere modern aileler aracılığıyla rol modelleri oluşturmaya dayanır. Zira milliyetçi muhayyilede ülke, erkeğin reis olduğu bir ailedir ve kadınlar da ulusun anneleri olarak doğal/biyolojik mekanizmalarla ele alınır. Vatan ana ile özdeşleştirilir, vatanın kaybı şeref ve saygınlığın kaybı anlamına gelir. Bu düşüncede kadının rolü vatana hayırlı/yararlı evlatlar yetiştirmekle sınırlanır. Sancar, Türkiye tarihinde kadınların yeri ve önemine dair araştırmaların 1930’larda sona erdiğini ve elimizde erken modernleşmenin tamamlandığı 1940 ve 1960’lı yıllara dair güvenilir verilerin bulunmadığını belirtiyor. Onun amacı, anılan dönemde Türkiye’de kadınların modernleşme arzuları ve kadın-erkek eşitliği anlayışının nasıl bir gelişme gösterdiğini açıklamaktır.
200 syf.
·39 günde·5/10
Kitabı derleyen Dr. Serpil (Üşür) Sancar'ın giriş yazısındaki tanımlamasına göre; "İran'da yaşanan süreç Pehlevi'nin monarşik diktatörlüğünün yerini mollaların teokratik "popülist" diktatörlüğünün alması sürecidir."... "Teokratik Şii İslamcılığı, kapitalizmin ekonomik işleyişine dokunmadan, ona yerel özelliklere uygun bir siyasal ve ideolojik üst-yapı getirmiştir..."

"Bu derleme, İran Devriminin bazı yönlerini kavramayı kolaylaştıracağı umulan çalışmalardan bir seçme olarak oluşturulmuştur."

Kitapta bulunan makaleler;

İram devrimi: Eşitsiz gelişme ve dinci popülizm. Fred Halliday.
Rantiye devlet ve İran devriminde Şii İslam. Thoda Skocpol
Skocpol üzerine yorumlar, Eqbal Ahmad
Scocpol üzerine yorumlar. Nikki R. Keddie
Anti Emperyalizm mi, Sosyalizm mi? İran'da devrim ve sol. Val Moghadam.
İran'da Şii ulema ve devlet. Mansur Muaddel.
339 syf.
·Puan vermedi
Türkiye'nin yakın siyasal ve sosyolojik tarihine ışık tutan bu kitap sayesinde kadın hakları için mücadele eden nice kenarda kalmış daha doğrusu itilmiş kadını öğrendim.
Türkiye Cumhuriyetinde kurulan ilk siyasal partinin Türk Kadınlar Birliği olduğunu öğrendim.
Cumhuriyette kadına ve aileye karşı bakışın ve politik planların temelinin Osmanlı'nın son dönem aydınlarına dayandığını özelikle de Ziya Gökalp'ın Türkçülüğün Esasları'nda bunu ne kadar temellendirdiğini öğrenerek şaşırdım.
Muhafazarlık ve modernliğin birleştirilerek kadına bakışın nasıl değiştiğini devletin bekası ya da başka herhangi bir sorun patlak verince ilk gözden çıkarılanın kadın hakları olduğunu üzüntüyle okudum.
Fakat artık gözüm ayrımcılığı daha net seçiyor ,politik çıkarlar uğruna göz ardı edilen kadını daha net görüyor.
339 syf.
Kitap "Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti" başlığıyla, "Erkekler Devlet, Kadınlar Aile Kurar" alt başlığıyla yayınlanmış.. 1945-1965 yılları arasındaki günlük gazetelerdeki haberlerin tarandığı çalışmada önemli sonuçlar elde edilmiş şüphesiz.. Fakat bir bütün olarak incelendiğinde günümüz feminist düşünce üzerinden geçmişe doğru bir okuma ve sonuca gitme görülüyor. Değerlendirme; toplumun örfleri üzerinden değil ideal olarak görülen doğrular üzerinden yapılmış.. Bu durum kişisel olarak sosyolojinin esasına aykırı gibi geldi bana...
284 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Iran devrimi, islam ve siyasi otorite üzerinde oluşan kitap sadece şii ve sünni başlıkları altında ele almıyor . Iran ulemaları ve sol cenah ve dinin etkisini bilgi sunar. Sahdan sonra evrilen iran islam cumhuriyeti sahin sınıflara ve siyasi akımları bakışı ve humeynin etkileri. Kadının rolü sahla ve sahdan sonra. Protestolar tütün protestoları hepsini ele alıyor. "Doğuda isler farklı olur derdi" Hermann hess bence çok doğru söz kitabı okuduktan sonra daha iyi anladım. Aslında isin özü sanki halifelerden sonra oluşan kavga halen devam etmesi acı olan bu galibaa.

Yazarın biyografisi

Adı:
Serpil Sancar Üşür
Tam adı:
Prof. Dr. Serpil Sancar
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde siyaset bilimi doktorası yaptı. Halen bu fakültede siyaset bilimi ve kadın çalışmaları alanlarında profesör olarak dersler veriyor. 1990'lı yıllardan itibaren siyaset kuramı ve sosyal bilimlerde metodoloji alanları yanı sıra kadın çalışmaları alanında da akademik çalışmalarını sürdürdü. Ankara Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi'nin, Kadın Çalışmaları yüksek lisans ve doktora programlarının kuruculuğunu yaptı. Halen Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde yeni kurulmuş olan Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları bilim dalının başkanlığını da yürütüyor. Siyaset Sosyolojisi, Küresel Siyasal Hareketler, Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti, Toplumsal Cinsiyet ve Siyaset, Toplumsal Araştırmalarda Araştırma Yöntemleri verdiği derslerden bazıları. Son dönem yayınları arasında Birkaç Arpa Boyu... 21. Yüzyıla Girerken Türkiye'de Feminist Eleştirinin Birikimi / Prof. Dr. Nermin Abadan Unat'a Armağan (derleme, Koç Üniversitesi Yayınları, 2011), Erkeklik: İmkânsız İktidar! Ailede, Piyasada ve Sokakta Erkekler (Metis Yayınları, 2. baskı 2011), İdeolojinin Serüveni: Yanlış Bilinç ve Hegemonyadan Söyleme (İmge Yayınevi, 2. baskı 2011) sayılabilir. Halen Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinde karşılaştırmalı kadın hareketleri üzerine çalışan Serpil Sancar bir süredir George Washington Üniversitesi'nde bu konudaki araştırmasını yürütüyor.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 72 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 122 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.