Sertaç Timur Demir

Sertaç Timur Demir

Yazar
6.0/10
2 Kişi
·
4
Okunma
·
0
Beğeni
·
45
Gösterim
Adı:
Sertaç Timur Demir
Unvan:
Doktor Öğretim Üyesi
GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ, İLETİŞİM FAKÜLTESİ / RADYO, TELEVİZYON VE SİNEMA BÖLÜMÜ / SİNEMA ANABİLİM DALI
Yıne de ekranın cazibesi, maziyi silikleştiren hızından gelir. Şöyle ki, ekran karşısındaki beden-izleyici kasıtlı bellek yitimine uğrar. Alain de Botton, bu bellek yitimi hakkında hastaneler ile televizyon arasındaki analojiye dikkat çeker: “Hastanelerin kaza ve acil servis bölümlerindeki kurumsal bellek yitimi, haber merkezlerinde de vardır: Her gece kan lekeleri silinir ve Ölenlerin anısı kaybolur gider”.(2)

Kesin ve kalıcı iyileşmeye yer olmayan bu ortamda her ses ve görüntü izleyicinin üstüne alındığı birer mesaj formatında yeniden üretilir. Herkes kendi bedeniyle ilgili en radikal kararları almaya, en ağır hapları yutmaya ya da gerekirse bazı organlarının belli bölgelerini aldırmaya razı gelir. Bedene dair her çözüm arayışı ve girişiminin çare aradığı sorunlardan daha büyüklerini doğurabiliyor olması bu kontrolsüz tutkuyla alakahdır.

Sağlık dahi böylesi bir kontrol-dışılığın gölgesinde ve sektörel beden politikaları içinde ticarileşmekte ve iyi beden mitiyle birleştirilmektedir. Böylece hayatın anlamına dönüşen beden ve beden sağlığı, -hayatın anlamı yapılan her kazançlı şey gibi,(3) kârlı bir endüstri halini alır. Modern kapitalist toplumda iyi bir beden için yapılan tüm harcamalar, bunun sonucu olarak, gider kaleminden muaf tutulur..."
Modernitenin belki de sabit tek normu yerleşik bir norma ve omurgalaşmış bir değer yargıya sahip olmamasıdır. Her şey ve herkes sürekli ve düzensizce değişen koşullara evrilebilir bir akışkanlık içindedir. Moda kavramı bu bağlamda yalnızca bir sektörü değil; modern kültürün doyumsuz karakteristiğini gösterileştirir. Best3 olmak, bu nedenle bir dönemselliktir. Akışkan modernitede kolektif düşüncenin ürünü olan beden, her an yer değiştiren bir maceranın merkezsiz ve istikametsiz mecrasıdır.

Hemen herkes tarafından içselleştirildiği için normalleşen mutluluk vaatlerine iliştirilmiş beden temayülleri, modernitenin hem bitmeyen sermayesi hem de her an kırılmaya hazır açmazıdır. Tüketimciliği sürdürülebilir yaşam tarzıyla bağdaştıran modernite, her tatmin girişimini kendi küllerinden er ya da geç doğacak yeni bir huzursuzluk olarak planlar.

Beden üzerinden anlaşıldığı üzere, modernitenin akışkanlık niteliğine zıt gibi görünse de kırılganlık taşıması bundandır. Beden politikaları ideale ulaşmanın hem yüceltilip kışkırtıldığı; aynı zamanda hem de imkânsız kılındığı sonsuz bir arayış formudur.Beden mülkiyettir; ancak bu, kalıcı konumu ve yerleşik duruşu olmayan sürekli hareket halinde, zemini kaygan ve devamlı yüzey değiştiren bir mülkiyet şemasıdır...
Ekran kültürü, bir yandan uyulduğu takdirde elde edilecek büyük ödülün baş döndürücülüğünü, diğer yandan da ihmal edildiğinde gerçekleşecek lanetin kaçınılmazlığını fısıldar. Buna göre gündelik yaşamın her an tedbir almayı gerektirecek ölümcül semptomlarla dolu olduğu söylemleştirilir. Öyle ki her an yeni bulgular, teşhisler ve uyarılar yapılır ve böylece modern toplum hedefi belli ve mutlak olmayan formüllere göre yaşamaya zorlanır. Ekran objesi olarak beden bir türlü tamamlanamayan ve dahi gücünü de tam da bu tamamlanamamazlıktan alan bir yapbozu andırır. Ekran, bilginin tümüyle bedensel/dünyevi amaçlara koşulduğu anlamdan yoksun ironik bir aydınlanmayı ifade eder.

Bireyleri kitlelaştiren ve onları ortak bir yıkımın eşiğine getiren ekran, bugün beden rejiminin kamusal alana ait bir değer olduğu fikrini de üretir. Günün her saati, mekân ayrımı gözetmeksizin, radyodan televizyona, internetten sinemaya kadar her köşede küresel beden politikaları, sağlıklı ve güzel olmanın toplumsal işbirliği halinde kazanılması gereken bir hak olduğunu düşündürür. Bir yandan çılgınca koşuşturan, diğer yandan boş zaman aktiviteleriyle kuşatılan modern birey, bu haliyle beden-için beden-terbiyesini gerçekleştirebileceği zihinsel hazırlığa tabi tutulur. Sonlu yaşam içinde sonsuzluğa ulaşma arzusunu coşkuyla ve gönüllüce duyumsayan bu bireyler için ekrandan yansıyan her beden figürü, kendisi ile yaşadığı dünya arasındaki ontolojik değiş-tokuşun vazgeçilmez gerekliliği olarak okunur.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sertaç Timur Demir
Unvan:
Doktor Öğretim Üyesi
GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ, İLETİŞİM FAKÜLTESİ / RADYO, TELEVİZYON VE SİNEMA BÖLÜMÜ / SİNEMA ANABİLİM DALI

Yazar istatistikleri

  • 4 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.