Sevgi Can Aysevener

Sevgi Can Aysevener

Çevirmen
7.6/10
32 Kişi
·
89
Okunma
·
0
Beğeni
·
85
Gösterim
Adı:
Sevgi Can Aysevener
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
86 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Mart Ayı
Kısa öyküleri ve tiyatro oyunları ile tanınan Macar asıllı István Örkény, ilk başarısını Macaristan'ın ilk absürd tiyatro örneği olan Tóték ile yaşamış.Yaşamı boyunca çok az sayıda eser vermesine karşın, oyunları ve kısa öyküleri pek çok dile çevrilmiş.Sevgi Can Aysevener tarafından Macarca aslından Türkçe'ye çevrilen kitapta 51 kısa öykü bulunuyor.Sevgi Can Aysevener, Macar kültürüne ait yergi ve espirilerle dolu olan bazı öyküleri Türkçe'ye aktarmada güçlük çekeceğini düşündüğünden kitap dışı bırakmak zorunda kalmış.Bireysel ve toplumsal sorunları, yaşama dair her ayrıntıyı, absürdlüğü kısacık öykülerle anlatmayı başaran István Örkény Macar grotesk ve absürd edebiyatının önemli bir temsilcisidir.Kitabın ilk öyküsü de olan Kullanım Kılavuzu, oldukça ilginç.️ Kullanım Kılavuzu
Öyküler kısa olmalarına karşın oldukça değerlidir. Öncelikle okura zaman kazandırdıkları için.Öyküleri okumak öyle haftalarca, aylarca dikkat harcamayı gerektirmez.

Bir dakikalık öyküler rafadan yumurta kaynarken ya da aradığımız kişi telefona yanıt verene dek (eğer telefon meşgulse değilse tabii) okunabilir.

Moral bozuklukları, kaygılı ruh halleri, öykülerin okunmasına kesinlikle engel değildir.

Öyküler oturarak ya da ayakta, rüzgârda, yağmurda, karda, balık istifi bir otobüste, hatta yolda yürürken bile okunabilir.

Öykülerin başlıklarına lütfen dikkat edelim. Yazar kısa ve öz olmalarına özen göstermiş, gelişigüzel adlar seçmemiştir. Tramvaya bineceğimiz zaman önce numarasını okuruz değil mi? İşte öykülerden önce de aynı dikkatle başlıkları okumak gerekir. Ancak yalnız başlıkların okunması elbette yeterli olmayacaktır. Önce başlık, sonra öykü.Önerilen tek okuma yöntemi budur.

Dikkat! Anlayamadığınız öyküyü tekrar okuyun lütfen! Hâlâ anlamıyorsanız sorun okurda değil öyküdedir. Okur aptal olamaz, olsa olsa öyküler kötüdür!.. syf 15
112 syf.
·3 günde·8/10 puan
Okuduğum en sıradışı kitaplardan birisi.
Çocuklar için hazırlanmış fantastik ve müthiş yaratıcı eserleri düşünün. Bu, onun yetişkin versiyonu. Fantastik ve realist. Fazlasıyla realist.
86 syf.
·6 günde·8/10 puan
Yaklaşık iki senedir kısa öykü yazma konusunda düşüncelerim vardı. Fakat tekniği açısından zihnimde soru işaretleri vardı. Nitekim bu düşüncelerimin yoğunlaştığı bir zamanda, tesadüfen bu kitapla karşılaşmıştım. Okuduğumda ise, " Neyse ki Okumuyorsunuz " isimli yeni öykü kitabıma ilham kaynağı oldu. Umarım sizlere de yenilikler getiren bir eser olur, keyifli okumalar...
86 syf.
Bir Dakikalık Öyküler: Okuması bir dakika, hayal dünyanızda gezintisi dakikalarca sürebilen öyküler.

Önceleri öykü okumayı neredeyse sevmezdim. Hele ki bir öykü kitabına para verip almak oldukça gereksizdi benim için. Sonuna gelince “Eee, yani sonuç?” diye bitirdiğim öykülerle ilişkimi ise hiç sormayın. Belki de öykü okumayı sonlarındaki bu belirsizlik vurgusu sebebiyle sevmiyordum, ta ki bu yıla kadar. İnsan tanımadığının düşmanıdır ya da insan bilmediğinin cahilidir derler ya, sanırım benim öykülerle ilişkim bu ikinci kategoriye giriyor. Bu yıl öykü okuma konusunda epey eksik olduğumu ve iyi bir öykü yazmanın, az lafla çok şey anlatmanın belki bir roman kurgulamaktan daha zor olduğunu kavrayabildim sanırım. Değişik bir öykü sevgisi başladı içimde. Öykü kitabına para vermeye kıyamayan ben, şimdi kendimi bir öykü kitabı incelemesi yazarken buluyorum.

Bir Dakikalık Öyküler Macar asıllı Istvan Örkeny’nin dilimize çevrilmiş şu an için tek kitabı. Kitabın başında çevirmenin süreci anlattığı önsözü, yazarı net bir şekilde tanımamıza yardımcı olacak doyurucu bir biyografisi var. Yazarı tanıyınca öykülerin hangi dönemde, hangi şartlar altında, hangi düşünce yoğunluğu içinde yazıldığını az çok kavrayabiliyorsunuz. Öykülere başlamadan önce yazar, benim çok samimi bulduğum, yüzümde gülücükler bırakan bir kullanım kılavuzu hazırlamış bize ve şu notu düşmüş: Dikkat! Anlayamadığınız öyküyü tekrar okuyunuz lütfen! Hala anlayamıyorsanız sorun okurda değil öyküdedir. Okur aptal olamaz, olsa olsa öyküler kötüdür!..

Gelelim içeriğe;
Kitap birbirinden bağımsız, çoğunlukla karşılıklı diyaloglardan oluşan, gün içinde başımıza gelen durumların absürt yanı öne çıkarılarak oluşturulmuş; sizi güldürürken düşündüren ve bazen yüzünüze acı bir tebessüm konduran minimal öykülerden oluşuyor. Yazar bize anlatmak istediği durumları öyle farklı yönden bakarak sunmuş ki bize hikayelerdeki meseleyi anlamak için birkaç kez okuma isteği hissediyorsunuz. Kimi öyküleri okuduktan sonra epey kafa kurcalamanız gerekiyor. Buna rağmen birkaç öyküyü hiç anlayamadım diyebilirim. (“Okur aptal olamaz, öykü kötüdür” demiş yazar. Ben bu durumda onun yalancısıyım :) ) Ve tabi ki kullanım kılavuzuna uymak lazım. Önce başlık sonra öykü. Bazı öykülerin derdini ancak başlıktan kavrayabiliyorsunuz.

Ben kitabı okumaktan çok keyif aldım. Ara ara açıp tekrar okumak isteyebileceğim hayata farklı açılardan bakmamı sağlayacak, sahip olduklarımın kıymetini hatırlatacak öyküler barındırıyor. Kasım, Her Zaman Umut Vardır, Bodrumdaki Düşünceler, Evde Olmak, Kendini Gerçekleştirme Üzerine Denemeler, Sürücü, Sözleşme ve Sanatçı Kaderi benim kitapta en çok beğendiğim öyküler oldu.

Hani İsmet Özel “Kafa karışıklığı iyidir, insan bir kafası olduğunu anlar.” diyor ya, öykülerin sizde bıraktığı etki tam olarak öyle işte. Itiraf etmeliyim ki Örkény sayesinde, bitirdiğim her öykü sonunda “Eee, yani?” demeyi sevmeye başladım sanırım.

Niyetlisine bol bol “Eee, yani?” li keyifli okumalar. :)
111 syf.
"Bir Dakikalık Öyküler" adlı bu kitap toplamda 111 sayfa olmasına rağmen, içinde 62 adet öykü barındırıyor. (Sel Yayıncılık Şubat 2017 tarihli genişletilmiş 3.baskısında, öykülere ilave yapmıştır.Dolayısıyla platformda görünen sayfa sayısı artmıştır.)
Çevirmen Sevgi Can Yağcı Aksel'in önsözde belirttiği üzere,bunlar; insanlık hallerini, düşleri, mutluluk sandığımız sıradanlıkları, bireysel ve toplumsal yıkımları, yaşama ilişkin her türlü absürdlüğü kısacık satırlara sığdıran şaşırtıcı öyküler.
Yazarı Istvan Örkeny ise, 1912-1979 yılları arasında yaşamış, 2.Dünya Savaşı yıllarını esir kamplarında geçirmiş, Macar grotesk edebiyatının radikal kalemlerinden biri. Roman, öykü, oyun ve inceleme alanlarında çok sayıda esere sahip olmasına karşın, dilimize bunlardan sadece iki tanesi çevrilebilmiş. Türkçe'ye çevrilen ikinci kitabı ise kendi edebi hayat hikayesini kaleme aldığı "Anlatsana Pişta!"

Kendini ve meslektaşlarının hayatını kısaca şöyle özetliyor Örkeny:
"Yazarın varı yoğu yazdıklarıdır. Serveti, kaderi, namusu, pul koleksiyonu, evi barkı yazılarıdır. Böylece, yazdıklarının kaymağını toplamaya başlarken aslında hayatı boyunca elde ettiklerinin envanterini çıkarmış olur. Böyle bir seçme bir özyaşamöyküsü gibidir; üstelik bu türden bir özyaşamöyküsünde olaylar ne inkar edilebilir ne hasıraltı edilebilir ne güzelleştirilebilir. Polis haberlerinde, 'Suçlu pişmanlıkla itirafta bulundu.' derler, fakat ben neyi itiraf edeyim?"..
Sanırım yazarın hayatı rahip hayatıdır. En azından benim idealim, her zaman hücre yalnızlığı ve kendime odaklanabilmekti. Ne yazık ki hiçbir zaman istediğim gibi yaşayamadım. Daima başka meşguliyetlerim çıktı: Seyahatler, aşklar, devrimler, savaşa gitmek, savaştan dönmek... Durmadan yeni hayata başlıyor, sonra oturup bu yeniden başlamaları kaleme alıyordum."

Bu kitapta çok fazla kısa öykü mevcut olduğu için tek tek değinmem elbette olanaksız ve anlamsız. İyisi mi ben kitabın prospektüs mahiyetindeki açılışını size takdim edeyim, okuyup okumamaya bunun üzerine kendiniz karar verin.

KULLANIM KILAVUZU

İlişikteki öyküler, kısa olmalarına karşın oldukça değerlidir. Öncelikle okura zaman kazandırdıkları için. Öyküleri okumak öyle haftalarca, aylarca dikkat harcamayı gerektirmez.

Bir Dakikalık Öyküler rafadan yumurta kaynarken ya da aradığımız kişi telefona yanıt verene dek (eğer telefon meşgulse tabii) okunabilir.

Moral bozuklukları, kaygılı ruh halleri, öykülerin okunmasına kesinlikle engel değildir.

Öyküler oturarak ya da ayakta; rüzgarda, yağmurda, karda, balık istifi bir otobüste, hatta yolda yürürken bile okunabilir.

Öykülerin başlıklarına lütfen dikkat edelim. Yazar kısa ve öz olmalarına özen göstermiş, gelişigüzel adlar seçmemiştir. Tramvaya bineceğimiz zaman önce numarasını okuruz değil mi? İşte öykülerden önce de aynı dikkatle başlıkları okumak gerekir. Ancak yalnızca başlıkların okunması elbette yeterli olmayacaktır. Önce başlık, sonra öykü. Önerilen tek okuma yöntemi budur.

Dikkat! Anlayamadığınız öyküyü tekrar okuyun lütfen! Hâlâ anlamıyorsanız sorun okurda değil öyküdedir. Okur aptal olamaz, olsa olsa öyküler kötüdür!.
112 syf.
·1 günde·6/10 puan
“Bir Dakikalık Öyküler” yüzlerce okuduğum kitaplar içinde ilk defa gözlemlediğim “Kullanım Kılavuzu” adlı bir başlıkla okurlarını karşılıyor ve bu başlık altında yazılanlar onca sayfa arasında öne çıkan en belirgin, en güzel kısım diyebilirim. Öykülere gelince Macar edebiyatını, kültürünü, yaşanmışlıklarını, şahsiyetlerini barındırıyor. Her kitaptan öğrenilecek, altı çizilecek güzellikler, bilgiler, deneyimler, yaşantılar olduğunu bilerek okumaya devam edilmeli.
112 syf.
·3 günde·8/10 puan
Kitap, 112 sayfa, 62 öyküden oluşuyor. Bir cümleden, 2 sayfaya uzanan öyküler mevcut. Kafka ve Aziz Nesin birleşse böyle şeyler yazardı diye düşünmeden edemedim. Düşünün; iyi bir ölüme imrenen adamın öyküsü de var içeriğinde, intihar eden saksı lalesinin öyküsü de. Zaten yazar ''kullanma kılavuzu''nda, öyküleri isterseniz oturarak ya da ayakta, yumurta kaynarken hatta yolda yürürken bile okunabileceğini belirtmiş. Kısa sürede okunan, insanı sıkmayan bir kitap. Tavsiye edilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sevgi Can Aysevener
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 89 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 33 okur okuyacak.