Sevil İnan Sönmez

Sevil İnan Sönmez

Çevirmen
8.1/10
649 Kişi
·
441
Okunma
·
0
Beğeni
·
187
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
190 syf.
·3 günde
Kazanmak... Yarı yarıya....

Seviyorum numarasıyla kumar oynadı insan ve helak oldu.

Aşk adına sınanmaktan bıktık... Vesselam...

Aşk ve para insana herşey yaptırabilir sözü, çoğu zaman doğru çıkmıştır. Sevdiği için şebek de oluyor insan, köçekte. Para için vezir de oluyor insan, rezilde...

Rabbim kimseyi şu üç şeyle sınamasın...
Evlat acısı,
Aşk,
Ve para...

Kumar demek, bir rulet masasında zar sallamak değildir sadece. Dünya öyle bir dönüyor ki; hayatımızın çoğu anı, dünyanın en mutlu karesine tutunmak çabasıyla geçiyor. Ya tutunursak..! Diye.

Son olarak...
Herkes bir kumarın içinde. Bu bir gerçek. Kumarınızı helalinden oynamanız dileğiyle...

Okunması ve birçok ders alınması gereken bir kitap. Tavsiye ederim...
382 syf.
Başarının, azmin öyküsü  eser her bakımdan tüm zamanların en güçlü sınıfsal sorgulamaların kapısını aralamakta.
Üne kavuşmak, para kazanmak gerçek manada mutlu olmaya yeter mi ?

Beni ben olduğum için mi yoksa kabul gördüğüm için mi seviyorlar?"

Kitabı okurken İbni Rüşd'ün bir sözü geldi aklıma: "Kimseden daha iyi olmadığınızı anlayacak kadar mütevazi, herkesten farklı olduğunuzu kavrayacak kadar bilge olun"

Yazar Martinde ise  azmi, başarıyı ve başarma tutkusunu çok güzel işlemiş..
293 syf.
·4 günde·Puan vermedi
rus edebiyatının nihilist eserlerinden bir tanesi olan bu eser oldukca etkileyici tasvirlere sahip. Öte yandan turgenyev nihilist olan baş karakteri öldürerek aslında nihilizmin insan doğasına aykırı olduğunu anlatmak istemiştir bana göre.
157 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Maksim Gorkinin bu eseri;
-Yol Arkadaşım
-Bir zamanlar insan olan yaratıklar
-Çelkaş

3 ayrı öyküden oluşmaktadır. Bu 3 öyküde birbirine benzer ama kesişim noktaları var elbette. Bu öyküler şahsına münhasır tipleri başarılı bir şekilde birleştiriyor. Ama yazar, bu tipleri tek bir öyküde birleştiriyor.

Bu kitabın öyküleri arkadaşlığın ve yolculuğun uzun soluklu maceraları, dostluğu, paylaşmayı, zorluğu, zorbalığı, açlığı ve sefaleti anlatan bir eser olmuş. Okunası bir eser olmuş...
167 syf.
Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsanciklar, genç bir kadın ile ondan hayli büyük bir adamın mektuplaşmalarindan oluşuyor. İki karakterin önceden birbirlerini tanıyor olduklarını anlayabiliyoruz. Adamın genç kadına karşı duyduğu aşk kendisini mektuplarda hissettiriyor. Lakin buraya kadar sıradan bir aşk kitabı mi elimdeki diye düşünürken, Dostoyevski mektuplasmalarin arka planında verdiği toplumda alt tabakaları oluşturan; bir çay parası bulamayan, çaresizce karinlarini doyurmak için çocuklarını dilendirmek zorunda kalan, ufak bir memuriyet bulup hayatının sonuna kadar tekduze hayata hapsolup buna karşın çürüyene kadar palto giymek, düğmesi iş yerinde düşüp rezil etmesin diye uğraşmak zorunda kalan ... insanların içine bizi âdeta fırlatır. Bunların anlatıldığı satırlardaki samimiyet ve anlatımın dozunun acıların çocuğu Emrah moduna yükselmeden kıvamında seyretmesi sayesinde İnsanciklar'dan birisi oluyorsunuz.

Adam'ın duyduğu aşk demişken, aslında bunun yalnızlıktan dolayi bir insana tutunma eylemi olduğunu görüyoruz. Nitekim kitabın sonlarına doğru, Genç kızın evleneceği haberini alması üzerine adamın endişesinin asıl sebebinin, aşkını kaybetmesi değil, mektup arkadaşını kaybetmesi olduğunu hissettim. Ayrıca bunda etkili olan bir husus da adamın yazar olma isteği ve mektuplar sayesinde edebi yönünü geliştirdiğini düşünmesidir. Bu arada adamın mesleği yazıları temize çekmek ve düzgün yazarak koplamak diyebiliriz. Yani senelerce yazarların yazdıklarını temize çekmenin kendisini değersiz hissettirmesi ve kendisinin de yazilanlari temize çekmekten daha fazlası olabileceği düşüncesine kapılmış olabilir.

Bu noktada, genç kızın kendisine yolladığı Gogol'un Palto kitabını okuyunca adam oldukça sinirlenir. Çünkü Gogol bu eserinde bir memuru ayan beyan olabildiğince gerçekçi bir şekilde ortaya koymuştur. Karakterimiz de adeta Palto'daki memurda kendisini görmüş ve adeta çıplak hissetmistir. O anda yazarlara sinirlenisi çok hoşuma gitti diyebilirim.

Kitabın diğer tarafındaki Genç kızın psikolojisini anlamakta daha zorlandım. Yani adamla mektuplasmasinda temel etken neydi, emin değilim. Yalnızlık mi, para ihtiyacı mi emin değilim. Aşk olmadığını çok açık şekilde kendisi ifade ediyor zaten.

Keyifli okumalar.
429 syf.
·10/10
Sefiller...
Öncelikle bu kitabı henüz okumadıysanız mutlaka en kısa zamanda okuyun...


Babam hangi kitabı okuyorsun diye sordu, "Sefiller" dediğimde bana söylediği söz şuydu;
Sefiller kitabını oku ki onur neymiş, haysiyet neymiş gör kızım" ... Bunu söylediğinde henüz kitabın ilk sayfalarındaydım. Artık kitap bitti ancak etkisinden uzun zaman çıkamayacağım bi etki bıraktı...

Benim sürekli dile getirdiğimiz ancak şimdi daha cok farkına vardığım bisey farkettim; vicdan. İnsan kendi vicdanının bekçisi, kendi hayatının hakimi,savcısı,yargıcı olup adaleti icinde saģlaması ne kadar da önemliymiş. İlk mahkemeyi içinde kurmak lazımmış.

Herkesin dilinde bi söz vardir, "hayata yeni bir sayfadan baslamak" diye. Bu ne kadar mümkün... Bu kitapla anlıyorum ki geçmişi unutmak mümkün değil, herkes unutsa kendi vicdanın unutamıyor.

Kitapta hayran kaldığım olay şu ki; Piskopos'un bi insana yapmış olduğu ufacık bi iyilik, bir çok insanın hayatını iyi yönde değistirmişti. Ne mutlu böyle iyi insanlara, böyle insanlarla karşılaşanlara...

...
157 syf.
Maksim Gorki'nin "Arkadaş" adlı eseri...
Kitap 3 ayrı hikayeden(öyküden) oluşmaktadır.
-"Yol Arkadaşım"
-"Bir zamanlar insan olan yaratıklar"
-"Çelkaş"

Her üç öyküyü birbirleriyle kıyaslayacak olursak.. hemen hemen üçü de birbirine benzer öyküler ama farklı kesişim noktaları da var elbette..

En çok "Yol Arkadaşım" öyküsünü sevdim. Şakro ve Maksim. Birbirlerini tanıdıkları günden itibaren, birlikte her yeri dolaşmaları... Hayatta kalmak için verdikleri hayat mücadeleleri... Bazen Şakro'nun huysuzlaşması... Bazen de aralarında geçen tatsız tartışmalar...
Her şeye rağmen beğenerek okuduğum bir kitap.
Bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap. Tavsiye ederim..
160 syf.
·Puan vermedi
İnsanların akıl almaz fakirliğini adeta sizi suçlarcasına yüzünüze vuruyor kitap. Çaresizlik ve yoksulluk... Daha fazla ne kadar olabilir derken topuğu çıkmış çizmeyi başka çaresi olmadığı için onu sürüyerek giyip işine giden memurdan, ceketinin düğmeleri insanların içinde koptuğu an utançtan yerin dibine girenlerden bahsediyor. Ve tabii kendisinde bahsettiğim insanlarla sırf bu yüzden dalga geçme hakkını bulan insan(!)lardan. Dünyanın neresinde olursak olalım, bu hakir görülme, tepeden bakma, alay etme kesilmeyecek. Onlar ayakkabıdan, ceketten, ödenememiş kiralardan ve sürekli azar yemekten utanmamalı efendim! Biz utanmalıyız. Yerin dibine girip sonsuza dek oradan çıkmamalıyız.
293 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Evet BABALAR VE OĞULLAR benim yıllardır hep kulak aşina olduğum bir kitaptı ve sonunda okuma fırsatını kendimde gördüm. Kitapa başta biraz önyargılı davransam da sonrasında kitap beni etkisine almayı başardı.Roman da nihilist olan bazarovun duygusal ve inanç arasındaki zıtlıklar dan bahsettiyor.Kuşaklar arası bir çatışma. Çok gerçekçi ve halkçılık bir dil.

Ben kitabı çok beğendim. Sizlerinde okumasını tavsiye ederim. :-)

Yazarın biyografisi

Adı:
Sevil İnan Sönmez

Yazar istatistikleri

  • 441 okur okudu.
  • 19 okur okuyor.
  • 259 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.