Giriş Yap

Seyyid Kutub

Yazar
8.9
2.009 Kişi
9,6bin
Okunma
1.385
Beğeni
31,7bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

Profesör Seyyid Kutub (Arapça: سيد قطب), (d. 1906, Mısır – ö. 29 Ağustos 1966). Mısırlı yazar, müfessir ve düşünce adamıdır. Hayatı 1906 yılında Mısır'ın Asyut kasabasısında, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher de bitirdi. Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum fakültesine girdi. 1933 yılında mezun oldugu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin oldu. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yöneldi. 1946'da Konum Dersleri isimli makalesini yayımladı. Çoğuna göre bu makalesi onun İslami düşünceye girişini temsil eder. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, Mısır'ın o dönemki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu. 1949 yılında ABD'ye gitmiştir. Bu dönem boyunca Amerikan yaşam tarzını ve toplumunu, tanık olduğu ırkçılığı eleştirmiş ve Amerikan medeniyetini primitif olarak görmüş ve reddetmiştir. Ayrıca, 1949 yılında, o yurtdışındayken, İslam'da Sosyal Adalet isimli eseri yayımlanmıştır. Bu eserinde gerçek sosyal adaletin İslam'da olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca yine ABD'deki yıllarında, daha önce kaleme almış olduğu edebi makale ve eserleri eleştiriyor, o dönemlerde sahip olduğu daha seküler olarak tanımlanabilecek edebiyat anlayışından ziyade edebiyatın da kaynak olarak en başta İslam'ı alması gerektiğini savunuyordu. Kitaplarında, genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirdi. Mısır'a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler teşkilatına katılmıştır. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, teşkilatın genel düşüncesiyle kendi fikirleri arasındaki bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Müslüman Kardeşler ile olan ilşkisi devam etti. Cemal Abdül Nasır'a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub'a onbeş yıl ağır hapis cezası verilmiştir. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur'an tefsiri Fi zilâl-il-Kur'an ve Kutub'un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretler`i kaleme almıştır. 1964'te serbest bırakıldıktan sonra, 1965'te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 22 Ağustos 1966'da hakkında idam cezası verildi. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerdeki birçok dini otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır'ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966'da idam edildi.
Tam adı:
Sayyid Qutb Ibrahim Husayn Shadhili
Unvan:
Mısırlı Yazar ve Fikir Adamı
Doğum:
Muşa, Mısır, 9 Ekim 1906
Ölüm:
Kahire, Mısır, 29 Ağustos 1966
Reklam
·
Reklamlar hakkında

İncelemeler

Tümünü Gör
222 syf.
·
7 günde okudu
9 Ekim 1906 Mısır doğumlu olan Seyyid Kutub'un hayatını biraz olsun araştırınca tüm hayatını İslam'a adamış olduğunu öğrenebilirsiniz. 11 yaşında hafız olan kutup, müfessir ve düşünce adamıdır. Seyyid Kutup çeşitli kitaplarında komünizme ihtiyaç olmadığını, eşitlik ve adalet ilkelerinin İslâm'da en güzel haliyle var olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Yoldaki İşaretler kitabı sebebiyle 1965 yılında tutuklanarak çeşitli işkencelere maruz kalmış ve 1966 yılında idam edilmiştir. Yoldaki İşaretler Seyyid Kutub'un en değerli eseridir. Yazarı tanımak isteyenlerin bu kitabını okumaları yeterli olacaktır. Gelelim kitap içeriğine: Yazara göre şeriat ile hükmedilmeyen toplumlar cahiliye toplumudur. Yazar buna günümüzde Müslüman olduğunu söyleyen toplumların da dahil olduğunu belirtmektedir. Günümüz dünyası yaşamı düzenleyen dinamikler ve sistemlerin dayandığı kaynak açısından tam bir cahiliyeyi yaşamaktadır. Buna çözüm olarak; yeni bir dünya düzeni sunan, İslâm'la ve İslami metotlarla hiçbir alakası olmayan fosil haline gelmiş nesiller, düşünceler, tutum ve davranışlar, düzenler tarafından yok edilen ümmet kavramının yeniden dirilmesi gerekmektedir. Nitekim İslam nizamı dışında kalan diğer tüm nizamlarda insan insana tapmaktadır. Yazar yeni bir dünya düzeni için dirilmesi gereken İslam toplumunu "öncü toplum" olarak tanımlamaktadır. Öncü toplumun dirilmesi için ise istikamet edinilen yoldaki işaretleri kararlılıkla klavuz edinmelidir.Nedir bu yoldaki işaretler: Kur'an'i Kerim ile bize bildirilenlerdir. Yazar farklı bir konuda eşsiz bir kur'an neslinin nasıl olması gerektiğinden bahsetmektedir. İlk neslin beslendiği tek kaynak Kur'an'dır. Peygamber efendimizin (sav) ahlakı kur'an'dır. Tarihteki neslimizin eşsizliği susuzluğunu Kur'an'dan gideriyor olmasıydı. Peki sonrasında ne mi oldu? Sonra safiyet bozuldu, bu eşsiz neslin peşinden gelen nesillerin beslenme kaynakları değişti, düşüncesi değişti, yahudi hurafeleri, Hristiyan mistizmi ve diğer kültürlerin tortuları karıştı. Daha sonra bu tortular Kur'an tefsirlerine fıkıh ve fıkıh usulüne bulaştırıldı. Böylelikle gelen bütün nesiller bu bulanık kaynaklardan beslendiler. Peki o eşsiz ilk Kur'an nesli gibi olmak için ne yapmak gerekiyor? İbni Mesut'un aktardığı bir hadiste diyor ki: "Onlardan her birisi, sadece on ayet alıp pratiğe geçirmekle yetinirdi." Yani yapmamız gereken yalnız uygulamak için bilgi edinme bilincinden başka bir şey değil. Bu bilinç ve salt bilgi için Kur'an'i Kerim'i araştırıp incelemeliyiz. "Şüphesiz bu Kur'an en doğruya götürür." (İsra 17/9) Yazarın değindiği bir başka konu olan cihat hakkındaki ifadelerinde ise cihadın, kula kulluk eden insanları bu zilletten kurtarıp, Allah'a kulluk etme izzetine yüceltmek olduğudur. Dolayısıyla akılca ve ruhca bir ümitsizliğe düşen ve İslâm'ı asıl amacından saptırıp onu başkalarına (karşıtlarına) şirin göstermek isteyenlerin kullandıkları "İslam yalnız savunma amacıyla cihat eder" cümlesinin de yanlış olduğunu göstermektedir. Son söz olarak: bu din ilk indirildiği gün nasıl ise bugün de öyledir, hep öyle kalacaktır. İslâm toplumu " La ilahe illallah Muhammedun rasulallah" ilkesini baz alarak organik bir toplum olarak mevcudiyetini sürdürmek durumundadır. "Dinden, erdemden, yüksek değerlerden, önemli gayelerden kısaca temiz ve estetik her şeyden uzaklaşmış bir toplumda inanan kimse imanını ve dinini kor ateşi elinde tutar gibi tutmak ve öylece korumak durumundadır." Allah'ın öğrettiği bir dua ile incelemeyi bitireyim. " Rabbimiz, bizi doğru yola hidayet ettikten sonra kalplerimizi eğriltme; bize katından bir rahmet ver. Kuşkusuz sen çok bağış verensin." Amin...
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17