Seyyid Kutub

Seyyid Kutub

Yazar
8.9/10
1.168 Kişi
·
4.888
Okunma
·
967
Beğeni
·
21,1bin
Gösterim
Adı:
Seyyid Kutub
Tam adı:
Sayyid Qutb Ibrahim Husayn Shadhili
Unvan:
Mısırlı Yazar ve Fikir Adamı
Doğum:
Muşa, Mısır, 9 Ekim 1906
Ölüm:
Kahire, Mısır, 29 Ağustos 1966
Profesör Seyyid Kutub (Arapça: سيد قطب), (d. 1906, Mısır – ö. 29 Ağustos 1966). Mısırlı yazar, müfessir ve düşünce adamıdır.

Hayatı
1906 yılında Mısır'ın Asyut kasabasısında, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher de bitirdi. Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum fakültesine girdi. 1933 yılında mezun oldugu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin oldu. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yöneldi. 1946'da Konum Dersleri isimli makalesini yayımladı. Çoğuna göre bu makalesi onun İslami düşünceye girişini temsil eder. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, Mısır'ın o dönemki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu.

1949 yılında ABD'ye gitmiştir. Bu dönem boyunca Amerikan yaşam tarzını ve toplumunu, tanık olduğu ırkçılığı eleştirmiş ve Amerikan medeniyetini primitif olarak görmüş ve reddetmiştir. Ayrıca, 1949 yılında, o yurtdışındayken, İslam'da Sosyal Adalet isimli eseri yayımlanmıştır. Bu eserinde gerçek sosyal adaletin İslam'da olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca yine ABD'deki yıllarında, daha önce kaleme almış olduğu edebi makale ve eserleri eleştiriyor, o dönemlerde sahip olduğu daha seküler olarak tanımlanabilecek edebiyat anlayışından ziyade edebiyatın da kaynak olarak en başta İslam'ı alması gerektiğini savunuyordu.

Kitaplarında, genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirdi. Mısır'a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler teşkilatına katılmıştır. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, teşkilatın genel düşüncesiyle kendi fikirleri arasındaki bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Müslüman Kardeşler ile olan ilşkisi devam etti.

Cemal Abdül Nasır'a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub'a onbeş yıl ağır hapis cezası verilmiştir. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur'an tefsiri Fi zilâl-il-Kur'an ve Kutub'un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretler`i kaleme almıştır. 1964'te serbest bırakıldıktan sonra, 1965'te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 22 Ağustos 1966'da hakkında idam cezası verildi. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerdeki birçok dini otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır'ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966'da idam edildi.
"...ırk, milliyet, renk, toprak parçası vb. olguların insanın üstün özelliklerinin temsilcisi olamayacağı apaçık ortadadır."
245 syf.
·33 günde·10/10
Dikkat! Bu kitap insanı fena sarsar!

Seyyid Kutup'u genel olarak düşünce yazılarında bulursunuz, İslamca, Müslümanca düşünce.. İşte bu alandaki en başarılı kitabı..

Kendisi Hakkı bildiği kadar batılı da iyi bilen bir Şehid. Bir zamanlar Amerika'da yaşamış ve onların ciğerini bilen bir Müslüman.

Yaşadığınızı, İslâm zannetmeden önce, bu kitabı okumanızda büyük fayda var.

Müslümansanız nasıl bi dairede (İslâm'da) olduğunuzu,

Müslüman değilseniz, nasıl bi İslâm'ı reddettiğinizi bilmeniz açısından güzel bir kaynak, Yoldaki İşaretler.

Sorgulattırır!

Ilımlılıktan kurtuluşun yolunu göstermiş bizlere yazar: Vasatlıktan değil. Vasat (orta yol) Müslüman başkadır, Ilımlı Müslüman bambaşka..

Genel olarak Seyyid Kutup minvalinde insanları okuduğum için beni çok çarpmadı kitap. Ama ne kadar gaflete daldığımı, nereye saptığımı hatırlattı, Allah kendisinden razı olsun..

İlk kez bu kaynaklardan yararlanacak olanların sindirmesi zor olabilir, O yüzden anlaya anlaya okumanız tavsiyemdir.

Şayet bir gün İslâm davasıyla uğraşmaktan yorulursanız, Müslüman olmayanların yolu daha sempatik görünmeye başlarsa bu kitabı okuyun. İlaç gibi gelir. Benzin yüklemiş olursunuz kendinize.

Yazarın bahsi geçtiği için şunu da şuraya bırakıyorum, dileyen alsın: https://youtu.be/L3n_H0Xt1cw

Ek olarak: Bu kitap Pınar Yayınları'nda neden 206 sayfa görünüyor? Beka Yayınları'nda 245 sayfa. Bu ciddi bir fark. Kuşkulanmamak elde değil.
206 syf.
·6 günde
Kur'an-ı Kerim'le -gerçek anlamda- tanıştıktan sonra, İslam dini hakkında araştırmalar yapmaya başladım ve yaptığım araştırmalar neticesinde birçok kitap okudum. Okuduğum ilk kitaplar tasavvufiydi, zamanla yelpazemi genişlettim ve ilerledim. Yani bu kitaba gelene kadar uzun bir yol katettim, pek çok araştırmamın neticesine ulaştım.
İslam'da bana en karışık gelen ve çevremdekiler tarafından çok fazla soruya tutulduğum konu 'cihad'tı. Bu kitapla o eksiğimi de giderdim. Kitabı genel olarak zaten çok dikkatli okuyun, ama siz de cihad kavramında sıkıntı yaşıyorsanız kitaptaki "Allah Yolunda Cihad" kısmını özellikle daha dikkatli okuyun.
Bu kitabıyla, Seyyid Kutup'u anlamak için öncelikle açık bir kalbe sahip olunmalı, Kur'an hakkında bilgi sahibi olunmalı, en azami şartla Kur'an üslubuna aşina olunmalı.
Peygamberlerin hayatı ve özellikle Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatı, İslami çağrısı ve bu çağrıyı yapış şekli vb. hakkında tarihi bilgiden önce Kurani bilgiye ihtiyaç vardır. (Lütfen kalbinizdeki kilitleri kırmadan bu kitabı okuyup yargılamayınız.)
Bu kitap sayesinde Seyyid Kutup'la tanıştım. Hakkında olumlu olumsuz birçok şey okudum. Kitabını okuduğumdaysa iyi ki olumsuz yazılara bakıp okumamazlık etmemişim dedim.
Allah'tan başkasına boyun eğmediği için asılan bir insan... Doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu dünya...
206 syf.
·4 günde
Daha ilk sayfasında 3 cümlenin altını çizdim. Unuttuğumuz İslam ve ümmet şuurunu zihnimize adeta çakıyor Kutub. Ne zamandır yaşadığım 'light' islam bana yetmiyordu. Bende eksik olan nedir diye düşünürken; ihtiyacım olanın yeniden diriliş ve dinimi üzerime hakim kılmam olduğunu anladım. Müslümanların mevcut durumlarından muzdarip olduğunu dile getiriyor müellif. "Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" ayeti celilesi insanın yaratılış gayesini açıklayan en güzel düstur. Yeryüzünün halifesi olan insan yüzyıllardır ithal sistemlerle oyalanmakta. Oysa ki hala adından söz edilen 'İslam dünyası' için en güzel sistem İslam'a dönmektir. 13 yıl süren tebliğin Mekke dönemi bizlere ispatlıyor ki, aksiyonun temeli akidedir. Muhakkak okuyun. Kitabın olumsuz yanlarına gelecek olursak belli başlı düşüncelerin mükerrerinden müteşekkil bir metin var sanki elimde. Aynı fikirler farklı kelimelerle dile getirilmiş. Bu okumayı sıkıcılaştırıyor. Hızlı aktığını söyleyemeyeceğim. Sanki yazarın farklı konuşmalarından derlenmiş gibi. Bu hususu da göz önünde bulundurmakta fayda var. Bir de son 30 sayfayı resmen bitsin diye okudum. Hep aynı şeyleri okudum gibi geliyor. En sevmediğim şey bir kitabı işkence gibi bir an önce bitirmeye çalışmak. Ilk 100 sayfa güzel ve okunabilirdi ama sonrası bitsin diye okunuyor maalesef.
206 syf.
·4 günde·10/10
Ne ilginç Seyyid kutup sırf bu kitabı yüzünden idam edilmiş. Sanırım fikir ve düşünceleri onları aşırı derecede tedirgin etti ki bunu yaptılar, oysa bu onun şehadetinin, uğruna öldüğü düşüncelerinin ve onun yansıması olan eserlerinin daha çok duyulmasına ve okunmasına neden oldu. Malcolm'un bir sözü var ya hani ''bazı ölüler yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur' diye Seyyid Kutupta bunu görüyoruz.

Peki 'Yoldaki İşaretlerin' ana teması nedir dersek, bunun cevabı şüphesiz; İslami Mücadelenin nasıl olması gerektiğidir.

kitabın son sayfasında ve son pasajda şöyle yazmış Kutup;

O halde: ''Mü'minler sırf aziz ve hamid olan Allah'a inandıkları için o zalimler onlardan öç aldılar...''

son pasaj Seyyid Kutub'un neden asıldığının cevabını da veriyor..

Seyyid Kutup ölümünden hemen önce bile dersini verip gidiyor, bununla da ilgili küçük bir ek ilave edeyim incelemeye.

Asılmadan önce kendisinin yanına hoca gönderiyorlar, hoca gelip: “Eşhedu ellâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah de!” diyor.
Bunun üzerine Seyyid Kutup adama: “Sen de bu tiyatroda ki son bölümsün, sen bana “lâ ilahe illallah de” mi diyorsun? Ben ki bu kelime uğruna idam ediliyorum” der..

Rahmetle anıyorum..
111 syf.
·9/10
İnsanlık yeniden bir cahiliye dönemi yaşıyor; ilim olarak değil, bilim olarak değil, ahlaki ve ruhi olarak bir cahiliye devri... İnsana; insanlığını kazandıran ruhtur, maneviyatır, ahlaktır. Necip Fazıl kısakürek'in de "Para" adlı tiyatro eserinde dediği gibi: "~ Söyle, ne yüzden batacak bu memleket?..
~ah... lâk... sız... lık... tan!!!"
Yoksa ilim ve bilim tek başına mutluluk ve huzur getirmez. Ruh ve vicdan varsa bir toplumda, o toplum insanlığı hakkıyla yaşıyor demektir.
Şuan dünya, bilim ve ilim olarak insanlık tarihinin zirvesinde ama ne yazık ki, her tarafta ; kargaşa, kaos, kin, nefret ve ötekileştirme hüküm sürüyor. Demek ki: Bilimin ve pozitif ilmin gelişmesi insanlığı kurtuluşa götürmüyor.
Ruh ve vicdanın himayesinde olan ilim ve bilim insanlığa huzur ve mutluluk getirebilir. İşte bu ruh ve vicdanın mayası din(islam) dır.
İşte bu din nasıl bir dindir ve nasıl yeniden dirilir ve yeryüzünde hüküm sürerin cevabı bu kitapta:
İslam dini dünyaya kendini nasıl kabul ettirdi, o cahiliye döneminde bir güneş gibi doğup yeryüzünün nasıl aydınlattığını ve biz Müslümanların neyi unuttuğunu, nerelerde hata yaptığını açıklıyor Seyyid Kutup.
212 syf.
Seyyid Kutub'un islamî mücadele manifestosu olan Yoldaki İşaretler yıllardır olduğu gibi bugün de "tevhid" başlığı altında bir araya gelmiş birçok cemaatin alfabesi niteliğinde bir kitap.

Üstad kitabı ile tüm nizamlara karşı islâm nizamını metodu ile birlikte ortaya koyuyor. Kapitalizm ve sosyalizm gibi dünya düzenlerine meydan okuyor.

Değinilen iki ana başlık var:

İslam toplumu ve cahiliye toplumu. Kutub'a göre İslam toplumu dışındaki tüm toplumlar cahiliye toplumlarıdır. Hepsi kula kulluk ettirir ve tevhidi arka plana iterler.

Kitabın amacı ise bu cahiliye toplumlarını ardında bırakmak üzere yola çıkan ümmete yoldaki işaretleri göstermektir. Her bölüm yoldaki başka bir işarete dikkat çekmekle mü'min kimseyi menzile ulaştırmayı amaçlamaktadır.

Yoldaki işaretler okuyucusuna yeryüzündeki tüm savaşların "akide" savaşı olduğunu birkez daha hatırlatmakta ve insanlığı İslam Birliğinin o ihtişamlı kubbesi altına davet etmektedir.

Bu kutlu amaç için rehberlik yapmış ve davasına canını şâhit tutmuş Üstad Seyyid Kutub'u rahmetle anıyoruz...
246 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Şehid Seyyid Kutub'un yazdığı bu kitap nedeniyle idam edilmesi tüyler ürpertici... İslam'ı anlatmak için canla başla çalışan bir alimin emek dolu bu kitabı okunmaya değer. Kutub İslam'ı kelime-i tevhid vasıtasıyla La İlahe illallah ile Allah'ın varlığına ve birliğine ve Allah’tan başka kimseye kul olunmayacağına, İslam'ın insanı kula kulluktan kurtadığına; Muhammedür Resulullah ile de hak peygambere inilen dinin İslam olduğu ve onun sünnetine uyulmasıyla Müslümanlığın aslında zor olmadığını güzel bir şekilde dile getirmiştir.
İyi okumalar.
102 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabı eğer normal bir şekilde okursanız eminim sıkılrısınız. Ama yazar bize bilgi vermiyor. Sadece İstikbal İslamındır diyor ve bizi buna tam bir şekilde inandırıyor. Bu kitabı okuduktan sonra net bir şekilde ve inanmış olarak "İstikbal İslamdır" diyebiliyorsunuz.
212 syf.
·4 günde·7/10
Selamun aleykum arkadaşlar bugün biraz buruk bir inceleme yapacağım. Puanımdan fark edeceğiniz üzere kitap beklentimi karşılamadı. Hemen puanım düşük diye yargılamayın beni. gelin neden düşük verdiğimi biraz tartışalım. Bu arada sadece kitabı inceleyeceğimi söyleyeyim.Yazarı öncelikle kutlamam lazım. bu kadar bilgiyi bu kadar temiz, herkesin anlayacağı dilde sade yazması takdire şayan. Gerçekten bilgili ve bildiğini aktarabilme konusunda çok sağlam temelleri var. Evet yeri geldi sıkıldım,yoruldum, tekrara düştü üzüldüm ama bitirmekten çekinmedim :) Neyse Yazarımız bir sosyolog ve kitap toplum okuma üzerine gidiyor. bu benim çok beklemediğim bir şeydi açıkçası. Çok fazla toplumsallık üzerine gidiyor. Çünkü bir hareket istiyor. Müslümanların bulunduğu noktadan memnum değil. Ve haklıymış ki, şu dönemde onu görebiliyoruz. o zamandan bu zamana baş aşağı gitmişiz. "Uçurumun kenarında ki bu müslümanlık" için bir şeyler yapmaya çalışmış. Lakin olmamış. İzin verilmemiş. Müslüman toplumsal olarak ele almak yanlış değil ama şunu da unutmayalım: toplumlar bireysellerden oluşur. ve bu kitap bireyselliğe neredeyse hiç inmiyor. çok çok az iniyor. Cihad kavramını güzel açıklamış bence. Evet çoğu kitapta cihad'ın sadece savaştan ibaret olmadığını okuyoruz ama asıl cihadı da unutuyoruz. Bu kitap güzelce cihadtan bahsetmiş ama akılımda şu sorun var : hangi toplumla bunu yapacaksın? Uçuruma gitmiş bir müslüman topluluğuyla cihadı yapamazsın. (sadece savaş olarka değil insanlara dini yaymak konusunda da bunu başaramazsın maalesef.) Sözde müslümanlarla hiçbir şey yapamazsın hatta seni arkandan bıçaklar, sana zarar verir. o yüzden bireyselliğe inip önce o toplumu düzeltmek gerekiyordu. Kitabın iyi yönleri tabii ki var. dediğim gibi toplumsal okuması gayet iyi(çok fazla çözüm odaklı olmasa bile sorunları dile getiriyor) Bunun dışında cahiliye döneminde nikahlanma kısmını okuyunca, beynimden vurulmuşa döndüm. Cidden o nasıl bir pisliktir ? Müslümanlığı geçtim normal insanların kabul etmeyeceği şekilde nikahlanmalar varmış. (yazılanın doğru olduğunu varsayıyorum) Dönüyoruz topluma, özellikle Üretime sağlam vurgu yapıyor. Üretim yapmalıyız ki başkalarına muhtaç kalmayalım. Lakin üretimde müslümanlık olarak çok uzağız. maalesef gerçek bu. Emrah Safa Gürkan: " Biz geri kalmadık, diğerleri çok hızlı gitti." ee üretim yok, müslümanlık geride kalıyor, hem ahlaken hem de yaşam standartları kötüleşiyor. öncelikle bunu düzeltmek lazım. toplumsal olarak güzel bahsetse de önce bu toplumu düzeltmek lazım. Bunu da bireysele inerek yapmalıyız. Kitap şeriatı övmüş ama şuan dayatılan şeriat şeklinde yönetilen ülkelerin hali ortada. (onun kafasında ki nedir tam olarak bilemiyorum.) Teori' kelimesinin gereksiz olduğunu ve olayları basitleştirdiğini söylemiş. kesinlikle katılmıyorum. Allah'ın yarattığı sistemde Yaprak yere düştüğü için biz bunun adına yer çekimi diyoruz. biz yerçekimi dediğimiz için yere düşmüyor. sadece isimlendiriyoruz. Ki kitabın sonlarında fizik astornonmi vb yönelim olmasının gerektiğini savunuyor gayet doğru söylüyor. Çünkü evreni okuyarak çok gelişebiliriz. hem ahlaken hem üretim olarak. Sonlara doğru öğüt sayısı artsa da çok yetersiz kalmış. keşke verilen ayetlerin üzerine daha fazla örnek verseydi yorumlasaydı. çünkü herkes ayetleri güzel yorumlayamaz. başkasına ihtiyaç duyar. Bu arada yayın evini de tebrik edeyim. bende 99 basımı kitap var. dili şahane kitap tertemiz basılmış. Ayet hadis dipnot hepsi iyi. neyse kitaba dönelim. Kitab belki kendi dönemini yansıtıyor olabilir, emin değilim. lakin bizim dönemimizi kesinlikle yansıtmıyor. Çünkü dediği toplumsal hareketi bu toplumla yapamazsın. Onun cümlesiyle Müslüman olmayanlara "hastalıklı olarak bakılıyormuş". lakin şimdi hastalıklı olan bizleriz. etrafınıza bi bakın. Her gün cinayetler(özellikle kadın), her gün tecavüz(özellikle çocuk ve hayvan), hırsızlık,ahlaksızlık,yalan dolan hepsi bizim toplumumuzda var. Artık kafa olarak midemiz ve aklımız almıyor bu toplumu. şeriatla yönetilenlerde daha beterleri var.eee bu toplumla nasıl bir hareket yapılabilir ki? önce bu toplumu düzeltmek lazım. toplumsal hareketler için sağlam bireyler gerekiyor. bu kitap güzel eleştirilerde bulunsa da kafasında ki hareket ve amaç için, hele ki bizim dönem için hiç uygun değil. Halifelik ve önceki müslüman toplumlar için olabilir. ama ondan sonra müslümanlık baş aşağı gitti. artık maalesef hastalıklı olan bizleriz. ve bu toplumun düzeltilmesi gerekiyor. Aliye izzet begovic : "Müslümanların islamlaştırılması hedefim."
Yusuf İslam : "Ben Kuran'ı Kerim'i okudum Müslüman oldum. İlk önce müslümanları tanısaydım asla Müslüman olmazdım. Kusursuz olan İslam'dır Müslümanlar değil. "
İncelemenin sonuna geldiyseniz Allah razı olsun. umarım beğenmişsinizdir ve verdiğim puanın nedenini birazcık anlatabilmişimdir. hayırlı günler :) incelemeyi eklemeyi unutmuşum darulselam kısımları güzeldi ve yazar haklıydı. Akrabadan ziyade gerçek Müslüman kardeşliği gerek bize. Ufak ufak kurılur sonra yayılır darulsselamlar

Yazarın biyografisi

Adı:
Seyyid Kutub
Tam adı:
Sayyid Qutb Ibrahim Husayn Shadhili
Unvan:
Mısırlı Yazar ve Fikir Adamı
Doğum:
Muşa, Mısır, 9 Ekim 1906
Ölüm:
Kahire, Mısır, 29 Ağustos 1966
Profesör Seyyid Kutub (Arapça: سيد قطب), (d. 1906, Mısır – ö. 29 Ağustos 1966). Mısırlı yazar, müfessir ve düşünce adamıdır.

Hayatı
1906 yılında Mısır'ın Asyut kasabasısında, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher de bitirdi. Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum fakültesine girdi. 1933 yılında mezun oldugu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin oldu. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yöneldi. 1946'da Konum Dersleri isimli makalesini yayımladı. Çoğuna göre bu makalesi onun İslami düşünceye girişini temsil eder. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, Mısır'ın o dönemki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu.

1949 yılında ABD'ye gitmiştir. Bu dönem boyunca Amerikan yaşam tarzını ve toplumunu, tanık olduğu ırkçılığı eleştirmiş ve Amerikan medeniyetini primitif olarak görmüş ve reddetmiştir. Ayrıca, 1949 yılında, o yurtdışındayken, İslam'da Sosyal Adalet isimli eseri yayımlanmıştır. Bu eserinde gerçek sosyal adaletin İslam'da olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca yine ABD'deki yıllarında, daha önce kaleme almış olduğu edebi makale ve eserleri eleştiriyor, o dönemlerde sahip olduğu daha seküler olarak tanımlanabilecek edebiyat anlayışından ziyade edebiyatın da kaynak olarak en başta İslam'ı alması gerektiğini savunuyordu.

Kitaplarında, genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirdi. Mısır'a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler teşkilatına katılmıştır. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, teşkilatın genel düşüncesiyle kendi fikirleri arasındaki bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Müslüman Kardeşler ile olan ilşkisi devam etti.

Cemal Abdül Nasır'a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub'a onbeş yıl ağır hapis cezası verilmiştir. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur'an tefsiri Fi zilâl-il-Kur'an ve Kutub'un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretler`i kaleme almıştır. 1964'te serbest bırakıldıktan sonra, 1965'te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 22 Ağustos 1966'da hakkında idam cezası verildi. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerdeki birçok dini otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır'ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966'da idam edildi.

Yazar istatistikleri

  • 967 okur beğendi.
  • 4.888 okur okudu.
  • 309 okur okuyor.
  • 3.574 okur okuyacak.
  • 131 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları