Sibel Yurt

Sibel Yurt

Tasarımcı
9.4/10
5 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
5
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
336 syf.
Oyunculuk üzerine çalışan herkesin eline geçmiştir bu kitap. Henüz geçmediyse de geçmek üzeredir. Stanislavski'nin oyunculuk tekniğini en ince ayrıntısına kadar ders işler gibi gün gün işliyor. Ben okurken önemli gördüğüm yerlerin altını çizip onları 10 sayfalık bi özette topladım. Ders kitabı niteliğinde bir kitap, bu sebeple ders çalışır gibi okunması ve özümsenmesi şart.
336 syf.
·Beğendi·8/10
Sahne sanatlarına ilgim ve saygım bitmez. Sahnedeki o heyecan ve gururun tarifi olamaz bence. Spot ışıklarının ve seyircilerin seni takip ettiği bir yerde, bambaşka bir rolle, bir karakterle var olmak.. anlatılmaz yaşanır denilen cinsten bir olay..

Hem bir kitapsever hem de bir sanatsever olarak bu kitabın tam benlik bir kitap olduğunu düşündüm alırken. Bana çok şey katacak, bana yok gösterecek bir yol arkadaşı bir nevi. Okudukça keşke oyun sergilemeden önce okusaydım dedim kaç defa, belki daha çok konsantre olurdum ve daha başarılı olurdum dedim. Her neyse, başka roller ve karakterler için kılavuzum elimde artık..:))


“Bir Aktör Hazırlanıyor” gerçekten ders kitabı niteliğinde. Anlatım pratik ve teorik olarak güçlendirilmiş. Biraz derinlere inilmiş, bilinçaltıyla ilişkilendirilmiş.

Birkaç(!) tane de not aldım tabi, arada bakıp hatırlamak maksadıyla..:) :


- Sahnede meydana gelen her şey bir amaca hizmet etmelidir.
- Sahnedeyken oynamak şarttır, ya dışa ya da içe doğru.
- Sahnedeyken hiçbir koşulda, rol olsun diye içinizde hemen bir his uyandıracak bir eylem olamaz. Herhangi bir eylemi seçerken, hisleri de tinsel içeriği de bir tarafa bırakın. İçinizde doğan bu hislerin hepsi, daha önce meydana gelmiş bir şeyin sonucudur. Bütün dikkatinizi, daha önce meydana gelmiş olan şeyde yoğunlaştırın. Gerisi nasılsa kendiliğinden gelir.
- Tiyatroda her türlü eylemin mutlaka bir içsel gerekçeye; mantıklı, tutarlı ve gerçek bir gerekçeye dayanması gerekir.
- Eğer eylemleriniz bir kaldıraç vazifesi görürse, bizi gündelik dünyadan çıkartıp, hayaller alemine götürecektir.
- Eğer kelimesinde içsel ve gerçeğe dayalı bir canlılık söz konusudur ve bu etkinin de doğal yolla gerçekleştiği gözlenir.
- Eğer kalıbı bunun dışında, sanatın başka bir temel prensibini hayata geçirmemize katkıda bulunur: ‘bilinçli teknik vasıtasıyla bilinçdışı yaratıcılık.’
- Puşkin’in bir metninde yazan bir cümle: Duyguların içtenliği, belirli koşullarda doğru görünen hisler.(verili koşullar: oyunun hikâyesi, oyunda geçen olaylar, oyunun dönemi, eylemlerin zamanı ve yeri, hayat koşulları, oyuncuların ve yönetmenin yorumları, mizansen, yapım, setler, kostümler, donatım, ışıklandırma ve ses efektleri. Bir oyuncunun rolünü yaratırken dikkate alması gereken etkenlerin tümüdür.)
- Oyuncu eyleme geçme dürtüsünü hem fiziksel hem de zihinsel düzlemde içinde hissetmelidir.
- Canlı bir amaç ve gerçek bir eylem (oyuncunun hakikaten inanıyor olabileceği belirli koşullara temellendiği müddetçe gerçek ya da hayali olabilecek bu eylemler), doğayı doğal olarak ve bilinçdışının etkisiyle harekete geçirir. Kaslarımızı tam anlamıyla kontrol edip, onları düzgün biçimde gerdirecek ya da gevşetecek şey sadece ve sadece doğadır.
- Sıradan hayatın içerisinde pek umursamadığımız kusurlar, sahne ışıklarının aydınlığında hemen gözle görülür hale geliyor ve seyircinin zihnine işliyorlar.
- Hiçbir zaman bir oyunu gereksiz yere fazla bölümlemeyin, detayları rehber edinmeyin. Üzerinde iyi çalışılmış ve en ufak detaylarına kadar içi doldurulmuş büyük dilimler oluşturmak suretiyle rotanızı belirleyin.
- Her amaç kendi bağrında eylem tohumu barındırmalıdır.
- 1) Amaçlarınız sahne ışıklarının kendi tarafınınızda olmalıdır. Seyircilerde değil, diğer oyunculara yönelik olmalıdır.
- 2) Amaçlarınız şahsî nitelik taşımalı, ama buna rağmen portresini çizmekte olduğunuz karakterin amaçlarına benzemelidir.
- 3) Amaçlarınız yaratıcı ve sanatsal nitelikte olmalıdır, çünkü onların işlevi sanatımızın esas amacını (bir insan ruhunu yaratmak ve onu sanatsal bir form içerisinde yorumlamak) yerine getirmektir.
- 4) Amaçlarınız ölü, yapmacık ya da teatral değil, gerçek, canlı ve insani nitelikte olmalıdır.
- 5) Amaçlarınız gerçeğe o kadar uygun olmalıdır ki, siz kendiniz, sizinle beraber sahnede bulunan oyuncular ve salondaki seyirciler topluluğu da onlara inanabilmelisiniz.
- 6) Amaçlarınız kendinizin de ilgisini çekecek ve sizi heyecanlandıracak nitelik taşımalıdır.
- 7) Amaçlarınız, temsil ettiğiniz rol açısından etik olmalı, kesin bir nitelik taşımalıdır. Amaçlarınızda hiçbir belirsizliğe meydan verilmemeli, rolünüzün dokusuyla tam bir uyuşma içinde olmalıdır.
- 8) Amaçlarınız, rolünüzün içsel yapısına uygun bir değer ve içerik taşımalıdır. Sığ olmamalı ya da yüzeyde kalmamalıdır.
- 9) Amaçlarınız aktif olmalı, rolünüzü durağanlığa itmeyip, bilakis, ileriye götürmelidir.
- Kendiliğinden duygu patlamalarının beklenmedik olma özelliği, karşı konulamaz ve etkileyici bir gücü temsil eder. Bu meselenin en talihsiz tarafı, kendiliğinden duyguları kontrol edemeyişimizdir.
- Yaygın olan izlenim, bir yönetmenim dekor, aydınlatma, ses efektleri ve diğer aksesuarlar gibi maddi araçlarının hepsini, seyirciyi etkilemek amacıyla kullandığı şeklindedir. Oysa gerçek bunun tam tersidir. Biz bu araçları daha ziyade, oyuncular üzerindeki etkilerinden dolayı kullanırız. Biz yönetmenler, oyuncuların sahnede dikkatlerini yoğunlaştırmalarını kolaylaştırmak için akla gelebilecek her yol ve yönteme başvururuz.
- Oyuncu , yalnızca büyük şehirlerdeki hayatın nasıl sürdüğünü değil, taşra kasabalarında, ücra köşelerde, fabrikalarda ve dünyanın başka kültürel merkezlerinde neler olup bittiğini de iyi takip etmelidir. Etrafını kuşatan insanların, hem ülke içindeki hem de ülke dışındaki başka toplulukların çeşitli kesimlerinin hayatları ve psikolojilerini iyi incelemelidir.
- Bir oyuncu yalnızca kendi çağının hayatını değil, geçmiş ve gelecek çağların hayatlarını da yaratır.
- Oyuncunun tek amacı, repliklerinin anlaşılmasını sağlamak olmamalıdır. Oyuncunun asıl yapması gereken, seyircilerin kendisinin söyledikleriyle içsel bir ilişki kurmuş olduğunu hissetmeleridir. Seyirciler oyuncunun kendi yaratıcı iradesi ve arzularını takip etmelidirler.
- Hisleri zekâlarına üstün gelen oyuncular, Romeo ya da Othello’yu oynarken doğal olarak duygusal yanı vurgularlar. En güçlü yanları irade olan oyuncularsa Macbeth’i ya da Brand’ı oynadıklarında hırsı ya da fanatizmi gereğince öne çıkaramazlar. Üçüncü tip oyuncularsa, Hamlet ya da Nathan der Weise gibi bir rolün zihinsel yönlerini bilinçsizce, gerekli olandan daha fazla vurgularlar.
- Seyircilerin oluşturduğu kalabalık oyuncuyu ezer ve korkutur, ancak aynı zamanda gerçek yaratıcı enerjisini açığa çıkarır. Kalabalıklar büyük bir duygusal sıcaklık yayarken, oyuncunun kendisine ve eserine inanmasını sağlar.
- Salvini şöyle demiş:’Bir oyuncu sahnede yaşar, ağlar ve güler; bu hareketleri yaparken, kendi gözyaşları ve gülümsemelerini de takip ediyordur. İşte, oyuncunun asıl sanatını oluşturan şey, hayat işe oyunculuk arasındaki bu denge, bu ikili işlevdir.’
- “Dostoyevski ömrü boyunca Tanrı’yı aramasının sonucunda Karamazov Kardeşler’i kaleme almak zorunda kaldı. Tolstoy bütün ömrünü kendini kusursuzlaştırma mücadelesine adadı. Anton Çehov burjuva hayatının bayağılıyla boğuştu ve bu konu onun edebi eserlerinin büyük çoğunluğunun leitmotifi oldu.”
- Üstün amacınızı ve bütünsel eylem akışınızı her şeyin üstünde tutun. Ana tamaya yabancı kalan bütün dışsal eğilimlerle amaçlardan uzak durun.
- Sahnedeyken bizler gerçekliklerin duygusal hafızalarımızda kalan izlerine göre hareket ederiz.

Sahne sanatları ile ilgilenen okurlara tavsiyemdir. Keyifli okumalar:)

Not: Okuyacak olanların not almalarını da tavsiye ederim, gerçekten çok işe yarayacak bilgiler çünkü.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.